Bankacılık krizine en basit çözüm


Tedarik zinciri ve satın alma yönetimi için işinizin yanında: Zer Önceliklerin her gün değiştiği, riskleri yönetmenin zorlaştığı iş dünyasında şirketlerin en önemli önceliği her tür belirsizliğe karşı kendilerini hazırlıklı ve donanımlı hâle getirmek. Satın alma ve tedarik zinciri yönetimi bu hazırlığın başında geliyor. Koç Topluluğu ’nun kurumsal satın alma ve tedarik zinciri yönetiminde uzmanlaşan şirketi Zer ’in stratejik iş ortaklığıyla işlerinizi daha dayanıklı ve esnek hâle getirebilirsiniz. Zer ’in strateji, uzmanlık ve teknolojiyi buluşturan iş modeliyle faaliyetlerinizi, maliyetlerinizi ve riskleri etkin şekilde yönetebilirsiniz. Ne yapıyor? Zer , 20 yıla uzanan satın alma ve tedarik zinciri yönetimi deneyimi, farklı sektörlere hâkimiyeti, alanında yetkin uzman kadrosu ve geliştirdiği teknoloji çözümleriyle binlerce şirketin satın alma ve tedarik zinciri yönetimi sürecini yürüterek iş süreçlerini hızlandırıyor, kolaylaştırıyor ve değişken ticari koşullarda dahi tasarruf etmelerini sağlıyor. Zer , satın alma ve tedarik zinciri süreçlerinin tüm aşamalarında, sektör ve tedarikçi dinamiklerini analiz eden ve sektörlere özel uzmanlık sunan yapısıyla iş ortaklarının belirsiz piyasa koşullarında dahi öngörülü ve hazırlıklı olmalarını sağlıyor. Stratejik satın alma çözümü Promena ile dünyanın pek çok ülkesinden müşterisine stratejik satın alma hizmeti veren, kurumsal sipariş kanalı ZerOnline ’ın yanı sıra lojistik, hizmet, malzeme satın alma ve online/offline medya hizmetleri sunan Zer, çoklu sektör uzmanlığıyla ticaretin nabzını tutan bir şirket kimliği taşıyor. Zer’i yakından incelemek ve sunduğu stratejik çözümlerle tanışmak için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Geçtiğimiz yıl Nobel Ekonomi Ödülü, banka batışlarının dinamiklerini inceleyen iki ekonomistin yanı sıra, merkez bankalarının 1930'lardaki Büyük Buhran gibi tarihin en kötü bankacılık krizlerinden bazılarıyla nasıl başa çıktıklarını analiz eden çalışmaları nedeniyle eski ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke'ye verildi. Altı ay kadar sonra, bulaşıcı etkileri ekonomileri istikrarsızlaştırabilecek, resesyonları tetikleyebilecek ve vergi mükelleflerine yüksek maliyetler yükleyebilecek bir başka ‘bankaya hücum’a (İng. bank run) tanık oluyoruz.
Bankalar ekonomide çifte rol oynarlar; kısa vadeli mevduat ve tasarrufları alırlar ve daha sonra bu tasarrufları ipotek, işletme kredileri ve diğer yatırımlar şeklinde uzun vadede borç para vermek için kullanırlar. Yeterli sayıda mevduat sahibi bir bankanın iflas ederek tasarruflarını da beraberinde götüreceğinden korkmaya başladığındaysa bir hücum meydana gelir. Hepsi fonlarını çekmek için bankaya koşar, ancak banka bu fonları sağladığı diğer hizmetlere dağıttığı için iflas eder. Bu tür hücumlara tanık olan ABD Başkanı Franklin Roosevelt'in yönetimi (ardından dünyadaki diğerleri), mevduat sahiplerinin bir hücumun ardından paralarının en azından bir kısmını geri alamayacaklarına dair korkularını hafifletmek için sigorta planları oluşturdu.
Ancak artık banka batışlarını sonsuza dek sona erdirebilecek teknolojik bir çözümümüz var. Bir ülkenin parasal otoritesi olan merkez bankası dijital bir para birimi (CBDC) oluşturabilir ve tüm mevduat sahiplerine (vergi mükellefleri) merkez bankasında faiz getiren hesaplar sağlayabilir. Böyle bir sistem, daha geniş ödeme sistemini daha akıcı hâle getirerek finansal işlemlerin önündeki birçok engeli ortadan kaldıracaktır.
Bu sistem, son yıllarda ortaya çıkan kripto paraların ve spekülatif saadet zincirlerinin Vahşi Batısı gibi bir şey olmayacağı gibi, sosyalleştirilmiş bankacılık da olmayacaktır. Rakip operatörlerle bankacılık yapan diğer kullanıcılara anında akıllı telefon ödemeleri yapılmasını sağlayan şık uygulamalar ve yenilikçi hizmetler sunan çok sayıda fintech şirketi (Revolut, Wise, N26) zaten var. Aynı finansal operatörler, merkez bankası tarafından tutulan CBDC bakiyelerine erişebilir ve işlem maliyetlerini en aza indirerek müşteriler için rekabet edebilir.
Elbette geleneksel bankalar da rekabet ediyor; ancak bunu daha kötü biçimde ve müşteriler açısında skandal maliyetlerle yapıyorlar. Merkez bankası tarafından uygulanan bankalar arası faiz oranı %3 ise, geleneksel bankanız size mevduat üzerinden en iyi ihtimalle %1 teklif eder ve diğer iki yüzde puanı kâr olarak alır. Geleneksel bankalar tekel gücü uygulayabilir çünkü ödemeler için anında takas yoktur. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir para transferinin banka hesabınıza girmesi genellikle en az iki iş günü sürer. Daha da kötüsü, geleneksel bankaların aşırı risk alması, banka para çekme talebinizi karşılayamadığında risksiz mevduatınızı riskli bir yatırıma dönüştürür.
Faiz getiren bir CBDC ile bir bankaya hücum imkansızdır. Son çare mercii olarak merkez bankası, mevduat sahiplerinin paralarını aynı anda çekmek istemeleri hâlinde gerektiği kadar para basabilir. Ve kullanıcılar arasındaki akıcı, anlık transferler sayesinde rekabet bu mevduatlara %3 getiri sağlayacaktır. Geleneksel bankalar dışında bu çözüme kim karşı çıkabilir ki?
Elbette geleneksel bankalar finansal sistem için çok önemlidir çünkü kredi vererek değer yaratırlar. Mortgage için başvuran hane halklarının ödeme gücüne sahip olup olmadıklarını ve işletme kredilerinin kârlı yatırımlar için kullanılıp kullanılmayacağını izlerler. Kredi vermek her zaman riskli olduğundan, en rekabetçi banka bile verdiği her kredide belli bir kâr oranı talep edecektir. Bankanın bugün fon sağlayabildiği %3'lük bankalar arası faiz oranı, bir ipotek için %5'lik bir faiz oranına ya da bir teknoloji girişiminin riskli bir yatırımı için %9'luk bir orana neden olabilir. Bu riskleri değerlendirmek ve fiyatlandırmak için banka gibi bir kuruma ihtiyaç vardır.
Ancak bankalar mevduat sahiplerinin parasıyla oynayarak ve hükümetin kendilerini kurtarmasına güvenerek kâr edebildikleri için çok fazla risk üstlenme eğilimindedirler. Bu nedenle akademisyenler ve regülatörler uzun zamandır bankaların daha yüksek sermaye gerekliliklerine tabi olması gerektiğini savunmaktadır. Riskli yatırımları finanse etmek için hane halkının tasarruflarını kullanamadıklarında ya da hükümet kurtarmalarına bel bağlayamadıklarında, risk almaları keskin bir şekilde azalacaktır.
Bir CBDC, bankacılık sektörüne piyasa disiplini getirecektir. Geleneksel bankalar kârlı kredileri seçmeye odaklanmak zorunda kalacak ve perakende şube ağlarının çoğunu kapatacaklardır. Aynı şekilde, kredisiz ödeme sistemimizi ele geçiren kredi kartı oligopolü güneşte kar gibi eriyecektir. Onun yerine, CBDC hesabınıza erişim sunan bir rakipler ağı tarafından işletilen akışkan bir ödeme sistemine sahip olurduk. Günümüz ekonomisinde hane halkları, bankaların batmasına karşı güvenli bir şekilde korunan mevduatları üzerinden %3 alacaklardır.
Yine de bir CBDC yakın değil. Merkez bankacıları, bankacılık sektörünün çöküşüne yol açacağı bahanesiyle geleneksel bankaların nakit ineğini kesmekten korkuyor. Özel banka lobisi dijital inovasyona şiddetle karşı çıkacak ve finansal sistemin istikrarı pahasına hakim konumunu korumaya çalışacaktır.
Yine de CBDC'lerin beklenenden daha erken uygulamaya konulduğunu görebiliriz. Eğer büyük ekonomilerden biri bu yola girerse, diğerleri de aynı yolu izlemek zorunda kalacak ya da para birimlerinin gölgede kaldığını görme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle Kanada Merkez Bankası, ABD'nin kendi CBDC'sini kurmaya karar vermesi hâlinde bunu uygulamaya hazır olduğunun sinyalini verdi bile. Çin, dijital renminbi ile uluslararası işlemlere hâkim olmaya çalışırsa, diğer merkez bankaları da kesinlikle aynı şeyi yapmaya teşvik edilecektir.
Bankacılık sektörünü sekteye uğratacak ilk büyük adımı kim atarsa atsın, bu adım yeterince yakın bir zamanda gelmeyecektir. Banka batışlarını sona erdirecek ve finansal istikrarı sağlayacak araçlara zaten sahibiz. İhtiyacımız olan tek şey bunları kullanma iradesi.
Jan Eeckhout, UPF Barcelona'da Ekonomi Profesörü ve “The Profit Paradox: How Thriving Firms Threaten the Future of Work” (Princeton University Press, 2021) kitabının yazarıdır.
© Project Syndicate, 2023.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
YSK Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın adaylıklarını onayladı. Lübnan güne iki farklı saat dilimiyle başladı. Putin Belarus’a taktik nükleer silah yerleştireceklerini açıkladı. Bugünün bülteni Zer ile birlikte ulaşıyor.
27 Mar 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


