Barınma, Güvenlik Hakkı ve Eşitsizlik Parametresi

Bilen, bilmeyen ve bilip de görmezden gelenler için gerçekler
Barınma, Güvenlik Hakkı ve Eşitsizlik Parametresi

Yazı: Ceren Kurt

 “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.”

Ben demiyorum, anayasa diyor! Eşitsizlik dediğimiz kavramı, hele ki cinsiyet eşitsizliği kavramı her karşıma çıktığında bu maddeyi hatırlıyorum. Kısa ve net bir madde. Üstelik kanunda, yönetmelikte vs. değil Anayasa 10.maddede yazıyor. 

Elbette bu maddenin sonunda kadın erkek eşitliğinden bahsedilmesi de kadın sivil toplum örgütlerinin çabası ile gerçekleşti, bu nedenle yine de varlığıyla mutluluk duyuyoruz. Bence sebebi şu: Kanun önünde eşit sayılmakla eşit haklara sahip olmak arasında ciddi bir fark var. Özellikle hak eşitliğinin önemini anlayamamış ülkelerde bu konuyu sık sık vurgulamak gerekiyor. 

Esasında ilk okunduğunda çok basit bir konu gibi geliyor. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Evet diyor insan refleks olarak, eşitiz. Tabii gerçekte durum çok farklı. Bu farklılığın beni en şaşırtan yönü ise hayatın her alanında karşıma çıkıyor oluşu. Arkadaşlarımla dışarı çıkarken, meslek seçerken, yemek yaparken, giyinirken, gülerken, konuşurken, bazen öylece dururken… Her seferinde maruz kalınan toplumsal cinsiyet kalıp yargıları beni düşünmeye daha çok sevk ediyor. Eskiden üstüne daha az düşündüğüm ama son zamanlarda kafamı çok kurcalayan konu ise “ barınma hakkı”. 

Yetersiz yurt kapasitesi ve yüksek fiyatlar sebebiyle öğrencileri barınma konusunda zor durumda bırakan günlerden geçiyoruz. Bu içler acısı durumun bir de her zamanki gibi cinsiyet boyutu var. Kadınların barınması dediğimizde işin içerisine yine pek çok eşitsizlik parametresi giriyor. Bunlardan biri güvenlik hakkı. Genel olarak erkek arkadaşlarımla ev güvenliği hakkında konuşurken hepsinin kaygısının maddi olduğunu duyuyorum. Kadınlar da ise maddiyat hiç göze gelmiyor. 

Bir hırsız evime girebilir, ne istiyorsa alsın çıksın yeter ki bana bir şey yapmasın.” Kadınlardan duyduğum en yaygın cevap bu. Tuhaftır ki hiçbir erkek arkadaşımda bunu duymadım. Belki bu kaygıyı güdenler de “erkeklik baskısı” sebebiyle bunu ifade etmekte zorlanarak bir başka kalıp yargının daha kurbanı oluyorlar -orası ayrı. 

Yıllar önce Ankara’da üniversite kazandığımda ailemin beni yolcu edişini hatırlıyorum. Kenimde ÇOK dikkat etmem gerektiğine dair onlarca cümle söylemişlerdi. Çok sık aranıyor ve tembihleniyordum. Hatta eve çıkmak istediğimi söylediğimde yüzlerce felaket senaryosuyla korkutulmaya çalışıldım. Tabii ki bunların hiçbirine kulak asmadan eve çıktım. Bu senaryoların bazıları gerçekleşmedi değil. En azından ben yaşamasam da çevremdeki kadın arkadaşlarım maruz kaldı. Tüm bu şok edici senaryolara geçmeden evvel şunu da söyleyeceğim; Abim üniversiteyi kazandığında ona tek bir şey söylenmişti: “Seni özleyeceğiz, kendine dikkat et.

Bu yaşadıklarımın ve duyduğum kaygıların bana özgü olmadığını biliyordum. Şimdi dönüp baktığımda bildiğimi sandığımdan çok daha fazlasıyla karşılaştığımı görüyorum. Benim ve arkadaşlarımın tecrübelerine dayanarak kadınların barınması üzerine 10 adımlık bir rehberden bahsedebiliriz. 

Türkiye'deki Kadınların Barınma Rehberi

Bilen, bilmeyen ve bilip de görmezden gelenler için gerçekler:

Yurt Bulmak: Özellikle öğrencilerin ilk senelerinde vazgeçilmez mekanı olan yurtlar konusunda birçok eşitsizlik mevcut. Üniversiteye yakın yurtların fiyatları çok daha yüksek. Toplu taşıma ile gelinebilecek uzak yurtlar ise daha makul fiyatlandırılıyor. Ekonomik olarak uzaktakini tercih etmek durumundaysanız gece geç vakitte yurda gitmek konusunda yaşanılan kaygılar bu eşitsizlik örneklerinden sadece biri. Sanayi bölgesinin yanında bir yurtta 1 yıl geçirmiş biri olarak sözlü tacize uğramadığım ve hızlı adımlarla yürümediğim tek bir gün olmamıştı. 

Ev Deneyimleri: Durumunuz el verdiyse — ki genelde kiranın yüksekliği nedeniyle tek başına ev çıkmak güçtür ve ev arkadaşı, memur kefil bulunarak zar zor çıkılır — artık evde yaşamaya başlayabilirsiniz! Ama hemen heyecanlanmayın... Sizi çok farklı deneyimler bekliyor. Öncelikle evinizi taşıması, bozulan aletleri onarması ya da tesisat işi yapması için ustalar ve nakliyecilerle anlaşmanız gerekiyor. Bu meslek kolları genelde erkeklerin hakimiyetinde olduğu için tek başınıza evde yalnız kalmak istemiyorsunuz ve arkadaşlarınızı size eşlik etmek için çağırıyorsunuz. (Tek başınayken eve usta çağırmak istemeyen bir arkadaşım 1 ay evde susuz kalmıştı.) 

Komşuluk Deneyimleri: Her şeyin sorunsuz gittiği bir ev hayatı senaryosunda da sizi bekleyen bazı problemler olabilir. Komşular bunun en tipik örneğidir. Evinize giren ve çıkan kişilerin bekçisi olup, balkona hangi kıyafetle çıktığınıza kadar karışabilir ve hatta size söz söyleme hakkını kendilerinde bulabilirler. Bu kişileri tüm makul cevaplarınızla def edebilir ya da görmezden gelebilirsiniz. Ancak ailenizin yaşantınız hakkında fikir sahibi olması sizin için bir problemse, sorun burada başlıyor. Size ve yaşayışınıza dair detaylar hakkında problemi olan komşular, sorunu siz yerine ailenizi arayarak çözmek isteyebilirler. Bu durum da pek çok şiddete ve cinayete sebebiyet veren bir niteliğe bürünebiliyor. 

Ev-lenmek: Aile hayatı içerisinde özgür olamayan kadınların, sırf sevdiği kişiyle istediği gibi yaşayabilmesi için evliliği tercih etmesi de mümkün olabiliyor. Kelimenin kendisi bile bir eve sahip olma vurgusu yaparken, günümüzde pek çok kadın ev sahibi olmadığı için boşanamıyor ya da aile evine dönmek istemediği için şiddete göz yumuyor. 

Evlenmemek/ “Evlenememek”: Evlenmeyi tercih etmemiş ya da evlenmek istemesine rağmen kendisine uygun bir partner bulamamış kadınlar da ekonomik gücü el vermezse aile evinde kalmaya devam ediyor. Aile evinde yaşı büyümüş ama hala “yuvadan uçamamış” kadınlar sürekli olarak yoğun bir ev içi emek gösteriyorlar. Toplumun yüklediği bu görevi yerine getirememenin suçluluğunu, ev işlerini aksatmadan yaparak gidermeye çalışıyor. 

Paranoyak(?) Korkular: Kadınların evde yalnızken duyduğu her sesten ya da gördüğünü zannettiği her şeyden korkması da yaygın bir durum. Genelde bu korkular dile getirildiğinde erkekler tarafından paranoyak olmakla, abartmakla suçlanıyorlar. Esasında bu yerli ya da yersiz tüm korkuların sebebi yaşadıkları ya da öğrendikleri hikayelere dayanıyor. Bir kadın size bu korkularından bahsettiğinde eğer desteğe ihtiyacı varsa nasıl yanında olabileceğinizi düşünmek, korkularını paranoyak olarak adlandırmaktan daha verimli olacaktır.

Korkularla Baş Etme Yolları: Her geçen gün daha da orijinallerini duyduğum bir kategori bu: kadınların ev hayatında ya da eve varış yolculuklarında yaşadıkları korkularla nasıl baş ettiği. Öncelikle en sık kullanılanı: Telefonla ilgilenmek. Bak benim elimde telefonum var, istesem bir tıkla herkesi arayabilirim hissi. Telefonla konuşuyormuş gibi yapmak ya da gerçekten o sırada yakın bir arkadaşını vs. aramak. “Eve yürürken korktum o yüzden seni aradım” herkes tarafından benimsenmiş bir arama biçimi oldu. Eve sipariş geldiğinde ve cüzdan vs. almak için içeri geçildiğinde sanki içerde biri varmışçasına sesli konuşmalar yapmak. Işıklar ya da televizyon açık bir şekilde yatmak. Kapıyı ve pencereleri ne kadar kilit ve sürgü varsa hepsini kullanarak kapatmak... 

Duygusal İlişkiler ve Arkadaşlık İlişkileri: Her gün karşımıza çıkan onlarca haber ve deneyim sebebiyle özellikle yeni tanıştığımız kişilere olan güvenimiz günden güne azalıyor. Üstelik bu sadece yeni tanıştığımız kişilerle de sınırlı kalmıyor. Bu yüzden belki tüm koşullar uygunken bile arkadaşınızı ya da flörtünüzü eve davet etmekte zorlanıyorsunuz. Evinizde kalacaksa oda kapınızı kilitleyerek uyuyorsunuz. Hiçbir şey olmasa bile pek de huzurlu bir uykudan uyanmamış olarak güne başlıyorsunuz. 

Toplum Baskısı: Bazen tüm bu maddelere dair bir sorununuz yokken bile toplum baskısına maruz kalabiliyorsunuz. Özellikle öğrenci olmayan, tek yaşayan bir kadın olarak sürekli olarak mesleğiniz sorgulanıyor. Aile büyükleri yalnız yaşayan bir kadın olarak eve gelen gideninizin çok olacağı, bunun da hoş karşılanan bir durum olmayacağı yönünde telkinlerde bulunuyor.

Dayanışmalar Güven Verir: Belki tüm bu bahsettiğim konular akla gelmeyen kaygıları dürtüklemiş olsa da, her geçen gün duyduğum bir deneyimden besleniyorum. Mücadelemizi nasıl örebiliriz, hiç korkmadan kafamı yastığa koyup nasıl uyanabilirim, başıma bir şey gelirse ne yapabilirim? Hiç aklımda olmamasına rağmen öğrenince korktuğum konular da oldu, hiç aklıma gelmediği için öğrenip ders çıkardığım konular da. Kız kardeşliğimiz, birbirimize verdiğimiz desteğimiz bizi yaşatıyor ve yaşatmaya devam edecek. Ayrıca kadınların yaşadığı kaygıları ve baskıları anlayan erkeklerin, eşit hak mücadelemize destek olmasıyla güzel günler yaklaşacak. Buna inanıyorum çünkü eskiden güvenlik, barınma gibi konular kadınların birbirine açmaktan korktuğu konulardı. Kendilerini güvende hissetmenin yolu genelde yanında abisi, babası ya da kocası olmasıydı. Şimdi ise bu konuyu 20’likte irdeleyebiliyoruz ve özgür kadınlar olarak hayatımıza devam ediyoruz! 

Elbette ekonomik, sosyal, psikolojik vb. birçok yönden ele alındığında herkes için farklı sonuçlar doğurabilecek bir konu olsa da, barınma hakkının da diğer tüm haklar gibi kadın ve erkeğe eşit tanındığını hatırlamak gerekiyor. Hak, kişiye borçlu olunanı vermektir. Hem kadınlara hem de erkeklere borçlu olunan güvenli bir yerde barınma hakkının hiçbir ayrımcılığa yer vermeden var olduğu günler diliyorum! 

20’lik yazarı Ceren Kurt aynı zamanda 20’liğin Alıp Başını Gidenlerinden. Onunla ilgili yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Barınmalı Bülten

İklim, Öğrenci, Kadın, Barınma

21 Eki 2021

alison zai

YAZARLAR

Ceren Kurt

Ceren Kurt, feminist aktivist avukattır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Hacettepe Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmalarında yüksek lisansa devam etmektedir. Uçan Süpürge Vakfı'nın genel koordinatörü ve yönetim kurulu üyesidir.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR