Beklenmedik Mucize: Cumhuriyet

Söyleyebiliriz ki, cumhuriyet beklenmediktir. Tarihte çok az insan bireysel olarak tarihin akışına müdahale edebilmiş, onu değiştirebilmiştir. Bunların en büyüğü şüphesiz Atatürk.
Beklenmedik Mucize: Cumhuriyet

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Bahadırhan Dinçaslan
Yazar, Kongre Derneği Genel Başkanı

Cumhuriyet kadroları, hele kurucu babalar, cumhuriyeti pekiştirmek ve benimsetmek için -hâliyle- epey propaganda yaptı. Cumhuriyetin bizim irsi yönelimlerimize epey uygun düştüğü, Türklerin bu yönetim şeklini hak ettiği gibi mesajlar durmadan tekrarlandı. Bu anlaşılabilir bir şey, zira bizler 100 yıl sonra cumhuriyeti normal kabul etsek de 100 yıl önce hiç normal değildi. Cumhuriyeti kuran kadroların hepsi, mezuniyetlerinde padişah efendilerine yemin etmiş insanlardı. 600 yılı aşkın süredir Osmanoğlu soyundan biri devletin sahibiydi. Bu kadar köklü bir alışkanlık bir gecede ortadan kalkmaz. Ağırlık dengesi olsun diye yapılan propaganda da bu yüzden anlaşılabilirdir.

Fakat kurucu babalar masum bir yalan söyledi. Cumhuriyet bizim genetiğimize pek uygun değildi, milletin talebi de değildi. Kültürlerin sınıflandırılmasında en çok kullanılan araçlardan biri olan Geert Hofstede sınıflandırmasına şöyle bir bakalım. Bireycilik, Güç Aralığı, Belirsizlikten Kaçınma, Uzun Vadelilik gibi farklı boyutlarda kültürleri sınıflandıran Hofstede’nin bu metodu, hemen her zaman isabetli bir şekilde bir toplumun yaşayışına ve dolayısıyla rejim tipine dair tespitler yapmamızı sağlar. Hofstede’nin ülkeler haritasını açtığınızda, Türkiye’nin İran, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, Türkmenistan gibi bir ülke olmasını beklersiniz. Fakat Türkiye Hofstede değerlendirmesinde aşağı yukarı aynı puan alan ülkelerden ayrışır. Düzenli şekilde seçim yapar, -şu sıralar ortadan kalkmış olsa bile- güçler ayrılığı vardır, işleyen bir bürokrasisi vardır, yolsuzluk yaşansa bile bakanları, başbakanları yargıladığı ve ceza verdiği vakidir. 

Böyle bir manzarada söyleyebiliriz ki, cumhuriyet beklenmediktir. Tarihte çok az insan bireysel olarak tarihin akışına müdahale edebilmiş, onu değiştirebilmiştir. Bunların en büyüğü şüphesiz Atatürk: Yalnız bir bilimsel disiplinin yahut teknolojinin değil, bütün bir ülkenin akıbetini beklenmedik bir oluğa yöneltmeyi başarmış bir kişi. 

Tam olarak bu yüzden, Türkiye bölünmüş bir ülkedir; hatta diyebiliriz ki Türkiye’de iki çeşit Türk yaşar. Birinci çeşit, hiçbir rol modeli, tecrübesi, kültürel birikimi olmamasına rağmen cumhuriyeti (ve/yani laikliği, üniter devleti, vatandaş esaslı hukuku vb.) tesis eden Atatürk’ün yarattığı Türk’tür. Bu Türk için cumhuriyet ve onun kazanımları artık kültürel hâle gelmiştir, benimsenmiştir. Hatta, biraz ileri gitsek diyebiliriz ki Hofstede’nin (ve yüksek-düşük bağlamlı kültür kuramının mimarı Edward Hall’un) ölçümleri, Türkiye’de bu iki tip Türk’ü ayıracak şekilde yapılsa, bu birinci grup Orta Avrupa’nın skorlarıyla aşağı yukarı aynı sonuçlar verecektir. İkinci grupsa geleneksel olarak bu beklenmedik atılıma direnen ve “Yeni Türk” olmayı reddeden grup. Bu grup 80 yıl boyunca direnen, isyan eden, merkezle arasına mesafe koyan bir grup özelliği arz etmişti, artık iktidarda ve hâlâ kültürel iktidar tesis edememiş olsa da, birinci tip Türklerin çoğalmasını imam-hatipler, yasaklanan medya içerikleri ve eğitim müfredatıyla engellemeye çalışıyor.

Yanı başımızda yaşanan İsrail-Hamas çatışması, bu bakımdan düşündürücüdür. Hamas olur da kazanırsa, Filistin’i daha güzel bir yer yapacak mı? Bu soruya evet demek imkansız. 

Tam olarak bu yüzden durmaksızın kaybediyor, kendi insanlarını kurban ederek statükoyu bir süre daha uzatmaya çalışmak ve bir avuç savaş lordunu zengin etmek müstesna. Ulusal direniş hareketlerinde Atatürk’ünki gibi bir vizyon olmazsa, direniş radikalize oluyor ki bu genelde işgalcinin yahut zalimin arzu ettiği şeydir. Bir benzerini Çeçenistan’da gördük: Dudayev gibi vizyoner liderler ortadan kaldırıldıktan sonra gitgide radikal ve iyiye, güzele, doğruya dair hiçbir olumlu vaat vermeyen figürler Çeçen direnişinin liderliğini üstlendi. Sonuç malum: Menfur saldırılar ve bunu “haklı gerekçe” olarak takdim edip katliamlar yapan Rusya.

Şu hâlde cumhuriyetçilerin kurucu babaların dilini terk edip gerçekçi ve rasyonel olması gerekiyor: Cumhuriyet hepimizin değil. Zira cumhuriyet her şeyden evvel “mülk”ün milletin manevi şahsına teslim edilmesidir. Bu makamları geçici ve arızi yapar: Makam milletindir, milletin atadıkları geçici sürelerde vekalet ederler. Fakat bu manzara artık Türkiye için geçerli değil, yetkiyle gelen sorumluluğu üstlenip hata yaptığında istifa eden hemen hiçbir bürokrat, vekil yahut bakan olmaması bunun bir işaretidir. 

Cumhuriyet düşmanları uzun yıllar boyunca direnen ve reaksiyon veren kesim olduktan sonra iktidarı elde etti ve bir bir cumhuriyeti ayakta tutan sütunları dinamitliyor. Artık millî bayramlar dahi birleşme vesilesi değil, tartışma meselesi. Bunun sürdürülebilir olmayacağı aşikar – Türkiye Ortadoğu’nun en beklenmedik cumhuriyeti olmaya devam mı edecek, Hamas’ın yönettiği bir Filistin mi olacak, bunun kararını Renan’ın günlük plebisiti gibi her gün gündemi işgal eden her tartışmada oylamaya sunuyoruz. Çoğunlukla kaybediyoruz. 

“Cumhuriyet hepimizin değil” kabulünden sonra, cumhuriyeti sahiplenenlerin sayısını artırmak hedefi aşikardır. Bu hedef de, küçük dünyaların büyük insanı olmak gayesinden başka bir ülkü bilmeyen siyasilerle ulaşılabilecek bir yerde değil. Cumhuriyetçi muhalefetin bağrından yeni liderler yaratmadığı bir Türkiye’nin ufku çok karanlık.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🇹🇷 İlelebet Payidar: Cumhuriyetimiz 100 Yaşında

Değerli kalemler Umur Talu, Canan Güllü, Bahadırhan Dinçaslan, Ulaş Tol ve Evren Balta, cumhuriyetin 100. yılında, değerini, önemini ve geleceğini anlatan yazılar kaleme aldı.

29 Eki 2023

Fotoğraf: Pinterest/

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak