Beklentileri Karşılayamayan 126 Milyon Euroluk Yetenek

2011 ile 2019 yılları arasında Atletico Madrid, Avrupa futbolunda hatırı sayılır bir mesafe katetti. Real Madrid ve Barcelona ile uzun süredir 'iki büyüklü' olan İspanya’da üçüncü bir büyük olarak ortaya çıkan Atletico, 2013/14 sezonunda La Liga’yı kazanıp Şampiyonlar Ligi’ni ise finalde -saniyelerle- kaybetmişti. Colchoneros, o sezondan bugüne kadar Real Madrid ve Barcelona’yla rekabet ederek bu başarılarının tek sezonluk bir durum olmadığını gösterdi.
Diego Simeone’nin takımı o yıllarda her takımla rekabet edebilecek konumdaydı. Fakat yıllar geçtikçe Simeone’nin, rakipleriyle aralarındaki yetenek farkını kapatmak için uyguladığı, sezona “maç maç” bakma felsefesi etkisini kaybetti ve Atletico’nun gelişimi yatay seyretmeye başladı. Bu durumu değiştirmek isteyen Atletico, onlara sahip oldukları her şeyi kazandıran menajerini görevden alamayacağı için çareyi transfer pazarında aradı.

Görsel: Football Espana
3 Temmuz 2019’da Avrupa devlerinin gölgesinden çıkan Atletico, artık devlerden arta kalanlarla yetinmeyeceğini gösterdi.
“Bazı insanlar, genç yaşlardan itibaren gösterdikleri doğuştan gelen bir yetenekle doğarlar. Yazarlar, ressamlar, heykeltraşlar, sporcular…” dedi kulüp başkanı Enrique Cerezo.
“João'yu en iyi tanımlayan kelime 'yetenek'. 19 yaşında, önünde harika bir kariyer var ve Kırmızı Beyaz'ı seçmesinden gurur duyuyoruz. Atletico Madrid'e hoş geldin João." Enrique Cerezo
Antoine Griezmann’ın farklı tarz futbol oynama ve daha çok kupa kazanma isteğiyle Barcelona’ya gitmesinin ardından Atletico bütün kredisini João Felix’e yatırdı. Bu hamle, kendilerine karşı oynadıkları maçlarda bireysel olarak fark yaratan Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi’ye adeta cevap niteliğindeydi. Daha önce bu kadar dikkat çeken ve Ballon d’Or kazanma ihtimali olan bir oyuncuları olmamıştı.
126 milyon euroluk bonservis bedeliyle Felix, Diaro AS gazetesi tarafından tarihin en pahalı üçüncü futbolcusu olarak gösterildi. Marca gazetesine göre dördüncü, Forbes’a göre beşinci gösterilen genç Portekizli için kesin olan şey, '100 milyon euroluk oyuncular' kulübüne dahil olduğuydu, ki bu kulübe dahil olan oyuncuların kupa garanti eden, global anlamda forma satışlarını patlatan büyük yıldızlar olması beklenir.
Transferin üzerinden iki buçuk yıl geçtikten sonra Atletico’nun yaptığı bu yatırımın yanlış olduğu ortaya çıkıyor ki bunun tek sebebi João Felix’in bekledikleri kadar iyi olmaması değil. Ödenen ücretin yarattığı beklenti, gençlik, yeni bir çevre ve sık sık yaşadığı sakatlıklar Atletico-Felix evliliğine zarar veren faktörler arasında gösterilebilir. Fakat João Felix’in ve kulübün üzerindeki asıl kara bulut, Diego Simeone’nin oyunuyla Felix’in beklentileri arasındaki uyuşmazlık denebilir.

Görsel: ESPN
Aslında Felix’in 2019’daki transferinden sonra Atletico’da, Simeone döneminin en büyük taktiksel değişiklikleri görüldü. Şampiyon tamamladıkları 2020/21 sezonunda Arjantinli hocayla birlikte ilk kez %50’nin üzerinde topa sahip olma ortalaması yakaladılar. Kendi sahalarında yaptıkları pas sayısının maç başı ortalaması 225’ti ki bu, bir önce şampiyon oldukları 2013/14 sezonundaki ortalamadan %47 daha fazlaydı.
2011/12 ve 2019/20 arasında çoğunlukla 4-4-2’yi kullandıktan sonra 3-5-2 ve türevi dizilişler kullanmaya başlayan Simeone’nin amacı savunma gücünü kaybetmeden taktiksel esneklik sağlayabilmekti. Bu taktiksel değişiklikler, kadro kalitesinin artmasıyla -ki en önemlisi 126 milyon euroluk Felix’in gelişiydi- Simeone’nin üzerindeki oyun tarzının geliştirilmesine yönelik baskıya bir karşılıktı. Bu noktadan sonra eski oyunlarına dönemezlerdi ama asıl soru bu oyun tarzının ne kadar ötesine geçebilecekleriydi.
Bu değişikliklerle birlikte geçici bir başarı sağlandı. 2020/21’de La Liga kazanıldı. Fakat maç başına yakaladıkları gol beklentisi farkı sadece 0.36’ydı -ki bu ligdeki en yüksek beşinci farktı. Buna ek olarak eski Barcelonalı Luis Suarez’in attığı 21 gol, Marcus Llorente’nin 3.4 gol beklentisinden 12 gol çıkarması ve Jan Oblak’ın Opta verilerine göre 8.6 golü engelleyerek bu alanda ligin en iyi kalecisi olmasıyla birlikte şampiyonluğun oyundan ziyade bireysel becerilerle geldiği şüpheleri de arttı.
2020/21 sezonunun ilk yarısındaki başarılarının ardından Simeone, eski ve yeni oyunları arasında gitti geldi ve bu durum Atletico’yu bir oyun kimliği krizine soktu. Çünkü Atletico ne eskisi kadar iyi bir savunma takımıydı ne de iyi bir hücum takımı olabilmişti. Ortaya çıkan bu krizden hiç kimse João Felix kadar çok etkilenmedi.
Atletico’nun takım hâlinde savunmaya çekilme güdüsü, oyuncuların topla yaptıkları teması azaltıp onları kendi yarı sahalarına kadar dönmeye zorluyor. İşin hücum yönünde ise yavaş pozisyon oyunundan ziyade hızlı geçişleri kovalayan anlayış Felix’in hücum katkısını sınırlıyor. Bu geçişleri bulamadığı zamanlarda ise kapalı savunmalara karşı zorlanan bir Atletico görüyoruz.
Skor olarak öne geçtiğinde topa hükmetmekten vazgeçmeyen Manchester City hatta Napoli ve Borussia Dortmund gibi takımların aksine Atletico, tıpkı geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi yine korumacı içgüdüsüne kapılarak toptan vazgeçiyor. Atletico, CIES Football Observatory’e göre Avrupa’nın en pahalı 10 kadrosundan birine sahip olmasına rağmen hâlâ Simeone’nin geçtiğimiz yıllarda tercih ettiği 'underdog' oyununu oynuyor.
Bu durum ayağında top ve çevresinde fazla sayıda takım arkadaşıyla hücum etmek isteyen Felix’le hızlı geçiş hücumları isteyen Simeone arasında bir çatışma yarattı. 2010’ların ortasında Griezmann’la yaşadığı sorunu, oyununu ona göre adapte ederek çözen Simeone bunun bir benzerini João Felix için yapamıyor.
Felix, Atletico kariyerinin çoğunluğunda ön ikilinin bir parçası olarak oynamış olsa da aslında forvet ile orta saha arası bir oyuncu diyebiliriz. Portekizli, 2021’de El Espanol gazetesine verdiği röportajda idolünün Kaka olduğunu ve bir başka röportajda ise kendisinin golcü olmadığını söylüyordu.

Görsel: O Jogo
Felix için ideal rol, servis bekleyen bir forvetten ziyade üçüncü bölgede gol pozisyonlarına da girebilecek yaratıcı bir oyun kurucu gibi duruyor.
Atletico’nun yeni yapısında Felix topla çoğunlukla merkezden ziyade sol koridorda buluşuyor. Rakip stoperlerin kucağında olmaktansa sol koridora deplase olmak, Felix’in topla daha rahat buluşmasını sağlıyor. Bu doğrultuda genç oyuncunun, güçlü bir pas akışının olmamasından dolayı üçüncü bölgede yeterince topla buluşamadığını da eklemek gerek. Top rakibe geçtiğinde Atletico’nun ön alan presi yapmak yerine kendi yarı sahasına çekilip savunma şeklini alması ise hem atak sürekliliğini sağlayamamasına sebep oluyor hem de Felix’i geri koşturuyor.
Kontra presten ve topa sahip olma oyunundan yoksun bu anlayış, Felix’in oyuna katılımını olumsuz yönde etkiliyor. Avrupa’nın en iyi hücum olanaklarına sahip olmasına rağmen Simeone’nin takımı atak sürekliliğini sağlamaktansa savunmaya çekilmeyi tercih ediyor.
Atletico’nun oyun anlayışı Felix gibi topu talep eden bir oyuncu için her ne kadar ideal olmasa da genç Portekizliden etkileyici performanslar görmedik değil. Örneğin sezon başındaki Barcelona maçında aldığı 22 pasın sadece ikisi 3. bölgedeydi. Yine de sahanın en kararlı oyuncusuydu ki ilk yarıda attığı üç önemli pasla Barcelona’ya tamiri mümkün olmayan hasarlar verdi. İlk golden önce Ronald Araujo’ya karşı yaptığı dönüşle yeteneklerinin ne seviyede olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.
Nitekim bu yeteneklerinin farkında olan rakipler de Felix’i cezasız bırakmıyor. 22 yaşındaki oyuncu Avrupa’nın beş büyük liginde istatistiksel olarak en çok faule maruz kalan oyuncu konumunda. 90 dakika başına maruz kaldığı 4.8 faul, en azından 500 dakika oynamış olan oyuncular arasında en yüksek faul sayısı durumunda. Takımının içindeyse Atleticolu oyunculara yapılan faullerin %29’u João Felix’e yapılıyor. Bu alanda en yüksek oran ise %32 ile PSG’den Neymar’a ait.
Felix’i, Simeone’nin takımındaki diğer oyunculardan ayıran asıl özelliği topla yapabilecekleri. Bu kategorilerin hiçbirisinde en iyisi olmasa da onun için hem golcü hem yaratıcı hem top taşıyıcı hem de oyun kurucu denebilir. Simeone’nin yönetiminde birçok forvet oyuncusu bu kategorilerde Felix’ten daha çok katkı verdi ama hiçbirisi bu kategorilerin hepsinde verimli olamadı. Felix’in en büyük eksiği ise top rakipteyken menajerinin isteklerini karşılamaması ki bu, menajer ve oyuncu arasındaki çatışmanın en önemli sebeplerinden birisi.
Felix’le ilgili cevabı merak edilen esas soru, 126 milyon euroluk böyle bir yeteneğin topa sahip olup oyunu çoğunlukla rakip yarı sahada oynayan ve topu hızlı bir şekilde geri kazanarak atak sürekliliği sağlayan bir takımda neler yapabileceği. Barcelona ve Manchester City gibi takımların genç oyuncuyu yakından takip ediyor olmasının bir sebebi var.
Görsel: GOAL
22 yaşındaki Portekizlinin tamamıyla Simeone’nin taktiklerinin bir kurbanı olduğunu söylemek de doğru olmaz. Çünkü performansı dalgalanıyor, topsuz oyunda çok az şey vadediyor, fizik olarak yetersiz ve tavrı da biraz olumsuz görünüyor. Fakat en azından tavır açısından durum her zaman böyle değildi. Felix kulüpteki ilk günlerinde oldukça iyi niyetli ve istekliydi. Fakat yıllar geçtikçe inancını yitirmiş gibi görünüyor. An itibarıyla ise Atletico’da geçirdiği günlerin zaman kaybı olduğunu düşünüyor.
İç sahadaki Valencia maçında dakikalar 55’i gösterdiğinde Atletico 2-0 gerideydi ve işleri çevirmek için bir ilhama ihtiyaçları vardı. Fakat iki dakika sonra Felix oyundan alındı ve ıslıklar eşliğinde yedek kulübesine gitti. Yarım saat sonra bitiş düdüğü geldiğinde ise skor Atletico lehine 3-2’lik sonucu gösteriyordu. Takımın en yaratıcı iki oyuncusu olan Felix ve Thomas Lemar’ı oyundan alıp klasik 4-4-2’sine dönüp direkt oyunla maçı kazanan Simeone ise maçtan sonra bu galibiyeti, “daha az sayıda daha net paslar” ile açıklıyordu.
Bütün bunların genç Felix’i ne duruma soktuğunu tahmin etmek kolay değil. Yeteneklerini göstermek ve geliştirmek için şu anki takımının oynadığı oyunun tam tersi bir anlayışa ihtiyaç duyan bir futbolcu denebilir Felix için. Maçtan sonra takımının futbol olarak daha ne kadar iyi oynayabileceği sorulduğunda Simeone şu cevabı verdi: “Ne futbolu? İyi futbol nedir ki?"
João Felix’in bu soruya farklı bir cevabı olurdu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Tarık Şarapçıoğlu
Yazar @ This Is England

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR





