Bir bağımlılık ve rant mekanizması: Hükümet – Sermaye – Alt sınıflar


Karavan konseptli yeni Citroën Jumper şimdi çok daha konforlu 100 yılı aşkın geçmişi ile otomotiv dünyasının en köklü markalarından olan Citroën , zahmetsizce karavana dönüştürülebilen Jumper modeliyle müşterilerine yeni bir konfor deneyimi sunuyor. Nedir? Üst düzey konforu, geniş iç hacmi ve yüksek yükleme kapasitesiyle dikkat çeken Citroën Jumper , kusursuz boyutları sayesinde kolaylıkla karavana dönüşerek karavan tutkunlarının dikkatini çekmeye hazırlanıyor. Neler var? Sınıfında fark yaratan konforu ve 17 m³’e varan yükleme kapasitesiyle rakiplerinden ayrılan Jumper , aynı zamanda mobil ofis ortamı yaratan aksesuar seçenekleri de sunuyor. 4 farklı uzunluk, 3 farklı dingil mesafesi ve 3 farklı yükseklikle Citroën Jumper, en uygun olan boyutun seçilmesine olanak tanıyor. Dahası: 96° veya 180° açılma açısıyla kolay bir yükleme sunan iki kanatlı bagaj kapıları akıllı bir bağlantı sistemi tarafından açıldığı açıda sabit tutuluyor. Yakıt tüketimi ve CO2 emisyon salım değerleriyle yüksek verimlilik seviyesi sunan yeni nesil motorlar güç aralıkları 120 HP ile 165 HP arasında değişen üç farklı motor seçeneğiyle tercih edilebiliyor. Her koşulda ev konforunda bir seyahat sağlayan Citroën Jumper ’ı daha yakından tanımak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
AK Parti hükümetinin, seçmenler nezdindeki en büyük başarılarından biri sosyal yardımların artırılması ve özellikle kayıt dışı ekonomide istihdam edilen kesimlerin de sosyal güvenlik sistemine entegre edilmesidir. Yapılan nakdi yardımların yanı sıra alt-gelir grubundaki vatandaşlara verilen “yeşil kartın” kapsamının genişletilmesi, belediyeler ve vakıflar üzerinden yapılan maddi ve temel ihtiyaç yardımlarının artırılması ve TOKİ üzerinden vatandaşların konut sahibi olabilme imkanının artırılması AK Parti dönemindeki temel sosyal yardım mekanizmaları olarak sıralanabilir.
Madalyonun diğer yüzüne bakıldığında ise sosyal yardım mekanizmalarının arkasında yaratılan bir rant sistemi ve hayatını idame edebilmek için hükümet yardımlarına bağımlı hale getirilmiş milyonlarca insan olduğunu görüyoruz. Neoliberal popülizm olarak tanımlanan bu sistem, bir yandan iktidara yakın sermaye gruplarını partizan kaynak dağıtımı yoluyla zenginleştirirken diğer yandan da ücretli çalışanları güvencesiz bir hale getirerek artan siyasi baskının maliyetini azaltıyor.
Aşağıdaki grafikte, 2002-2017 yılları arasında yapılan sosyal yardım miktarının istikrarlı bir şekilde arttığını görebiliyoruz.

Aynı dönemde, işçi sendikalarının siyasi ve toplumsal güçleri yapılan kanuni düzenlemelerle azaltılarak hem işçi sınıfının gücü kırıldı hem de işgücü piyasası güvencesiz ve esnek bir hale getirildi. Bu politikadan en çok faydalanan kesim ise daha ucuz ve sigortasız işgücünü kayıtlı veya kayıt dışı olarak istihdam eden küçük ve orta ölçekli işletmeler oldu.
Örnek vermek gerekirse, AK Parti döneminde yapılan yasal düzenlemeler ile güvencesiz çalışan taşeron işçi sayısı 2002’de 358 bin iken 2011 yılında 1,5 milyona ulaşmış. Türkiye’de MÜSİAD tarafından temsil edilen küçük ve orta ölçekli işletmeler iktidar için de hem bir oy deposu hem de partinin seçim çalışmaları için bir finansman kaynağı olarak kullanılıyor. İşçi sendikalarının gücünün kırılması ise bu işletmelerde çalışan işçileri hem işverenine hem de sosyal yardımlar nedeniyle iktidara bağımlı hale getirerek hükümet-sermaye-alt sınıflar arasında üçlü bir bağımlılık mekanizması yaratıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Hükümetin sosyal yardımlarla kendisine bağımlı bir seçmen kitlesi yarattığı, otoriter politikaların temelinde kurulan rant rejiminin olduğu tezini ele alıyoruz.
16 Haz 2022

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




