Bir İnceleme: Elvis

Ve Baz Luhrmann sinemayı geri getirdi.
Bir İnceleme: Elvis

Ön not: Bu bildiğiniz gibi bir inceleme olmayacak. Zira film incelemelerinin sadece teknik açılarıyla değil, seyirciye filmin katmaya çalıştığı ve katabildiği şeyler ile ilgileniyorum.

Yine bir açık hava sineması gecesi... Mekanımız, Akmerkez'in terası. Saat 21.30'u gösteriyor. Hava hafif serin, filmi heyecanla bekliyoruz. Etrafta patlamış mısır kokuları yükselmiş, herkes yazlık sandalyelerde oturuyor ve birlikte geldiği arkadaşıyla sohbet ediyor. Sinema ekranı rüzgar ile birlikte dalgalanıyor, ama sorun değil. İşin büyüsü de biraz bundan geliyor. Na-mükemmellik!

İçim kıpır kıpır; çünkü Baz Luhrmann benim en sevdiğim ilk üç yönetmen arasında ve senelerdir film yapmadı. Bilmeyenler için Luhrmann'ın diğer filmleri arasında The Great Gatsby ve "En İyi Film" dalında Oscar adayı olan Moulin Rouge! yer alıyor. Tiyatral anlatımı ve zengin set tasarımıyla nefes kesen ve eşsiz bir anlatım yeteneği olan bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.

Ve Filmimiz Başlar...

Elvis Presley ile ilgili bilgim çok sınırlı. Memphis'ten çıkma ve country müzik ile blues karışımı bir tarzı rock & roll'a evirdiğini biliyorum. Film, Tom Hanks'in canlandırdığı Presley'nin menajeri olan Albay Tom Parker'ın sözleriyle başlıyor. Aslında Elvis'in hayat hikayesini anlatıyor; ancak bunu çoğunlukla kendi gözünden yapıyor. İşte burada Luhrmann'ın büyülü anlatımı devreye giriyor.

Fotoğraf: Movie Chant | Elvis'in ilahilerle tanıştığı an

Elvis'in çocukluğuna iniyoruz. Beyaz bir aileye doğmuş olmasına rağmen, babası hapse girdiği için ailenin finansal durumu çöküyor ve genelde siyahi insanların yaşadığı bir mahalleye taşınmak zorunda kalıyorlar. Bahsettiğim dönem de ABD'de ırk ayrımının en yoğun noktası ve bu mahalleler genellikle epey yoksul oluyor. Bir gün arkadaşlarıyla oynarken Elvis yakındaki çadırdan bozma bir kilise toplantısındaki ilahileri duyuyor. Burada siyahi sesin kudretli enerjisini ilk defa hissediyor ve kendini müziğin içinde kaybediyor. Sürekli dönen bir kamera, boğuklaşan, ama yine de hipnotize eden sesler ve tınılar, kalabalığın sarhoş edici etkisi ile biz de Elvis ile beraber ilahilerin içine giriyoruz. Arkadan bir rahibin kurduğu cümleyi duyuyoruz: "Eğer bir şeyi söylemek çok tehlikeliyse, şarkı söyle." Bu noktada filmin ve Elvis'in hayatının teması da ortaya çıkıyor. Ne tamamen idealist ve politik bir sanatçı, ne de bundan tamamen bağımsız.

Fotoğraf: Movie Chant | Elvis'in ilk sahneye çıkışı

Ardından Elvis'in ilk plağının çıktığı ve sahne aldığı dönemlere geliyoruz. Menajeri olmak için Albay Tom Parker isimli bir adam çıkageliyor ve ona çeşitli gösteriler ayarlamaya başlıyor. Elvis ise renkli kıyafetler giyen, uzun ve dağınık saçlı ve vücudunu fazlasıyla kullanarak dans eden bir sanatçı olarak seyirci karşısına çıkıyor. Dönemi göz önünde bulundurduğumuzda toplumun hoşgörüyle karşıladığı bir figür, kesinlikle değil. Öte yandan, kasıklarını ve bacaklarını kullanarak ettiği dans ile şarkılarının mükemmel uyumu, özellikle kadın seyircilerini çıldırtıyor. Bu da  "toplumu sapkınlığa yönlendirme" olarak karşılanıp New Yorklu elit kitle tarafından hor görülüyor. Lakin Elvis yine Güney'de hayranlıkla karşılanıyor. New Yorklu elit kitlenin tepki göstermesinin bir diğer sebebi ise siyahi kültürünü tanıttığı düşüncesi, ki bu düşüncede de haklılar. Çünkü Elvis siyahi çocuklarla büyüyüp, onların kültürüyle beslenen birisi. Bu sırada Albay ise Elvis'i bir para makinesi olarak gördüğünden yer yer New Yorklu elit kitlenin isteklerine de uymaya çalışıyor. Ancak Albay'ın bir gizemi var ve film bunu bize hissettirmeden arada çaktırıyor.

Film Arası ve Düşüncelere Dalma

Öte yandan film, dönemin ünlü olaylarına da dokunuyor. Martin Luther King'in suikasti, B.B. King gibi blues müziğin öncülerinin sahneleri, Beale Sokağı, Bobby Kennedy'nin suikasti gibi pek çok konuyu ve mekanı da gözler önüne sunuyor.

Her büyük müzik akımı gibi, rock & roll da bir isyan ile ortaya çıktı. Blues müziği siyahilerin acılarını anlattıkları, ama bir yandan da acıyla gülmeyi sürdürdükleri bir akımın ürünü. Rock & roll ise herkesin belli şekilde giyinmesi, belli zümrelere mensup olması gerektiğini dikte eden tutucu kesime karşı bir isyan ile ortaya çıktı. Kısa saç tıraşı yerine uzun saçlar, erkekler için sadece siyah takımlar yerine renkli ve bakımsız kıyafetler... Rock & roll, müziğin sorgulayıcı ve bir yandan da dinleyicisini azdıran tınılarıyla, sınırların dışında taşmak isteyen gençliği harekete geçiren türde nitelik taşıyordu. Elvis aslında tam rock & roll ile yola çıkmamış olsa da, hem blues, hem country hem de rock müzik ögelerini kullanarak dönemin insanına derinden dokunmuş oldu. Baz Luhrmann da bunu 2 buçuk saatlik bir anlatıda seyirciye vermeyi başarıyor.

Fotoğraf: Rotten Tomatoes

İkinci Yarı ve Kapanış

Filmin ikinci yarısı, tipik bir Baz Luhrmann filmi gibi bir trajedi ile sonlandı. Hayır, bu bir spoiler değil! Bu büyük finalin de bahsettiğim anlatıya ve bunun sunuluşuna etkisi büyük. Neden mi?

Filmi izlerken gözlerimin parladığını hissettim. Eksik yanlarına da birazdan geleceğim; ama şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim ki Baz Luhrmann sinemayı geri getirdi. Sinema bana göre şatafatın yeri ve bahsettiğim şatafat, klasik Hollywood şatafatı değil. Yani aksiyon olsun diye aksiyon yapmak değil. Halen günümüzde en çok plak satan sanatçı olarak anılan birinin hayatını tüm iniş ve çıkışlarını çeşitli grafikler, çekim teknikleri, renkler ve ses efektleriyle verebilmekten bahsediyorum. Bu da beni filmde kullanılan geçişlere ulaştırıyor. Baz Luhrmann'ın geçişleri neredeyse bir çizgi roman gibi. Örneğin Las Vegas tabelasını görüyoruz ve ansızın o tabela Elvis'in sahnesinin üzerindeki aynı yazıyla birleşiyor ve bir anda sahnedeyiz! Bize bir an bile durup sıkılma alanı bırakmıyor, öte yandan Elvis Presley'nin yaşadığı inanılmaz hızı da hissettiriyor. Yukarıda bahsettiğim trajik sonun etkisi de burada oluşuyor. Bütün film, Luhrmann bizi bitişteki trajik finale hazırlıyor. Bizi de Elvis ile birlikte tüketiyor ve sonuyla baş başa bırakıyor.

Dönüş Yolu Sohbeti

Dönüş yolunda gidiyoruz ve "Yahu bu filmin hiç kötü bir yanı yok muydu?" diye soruyor arkadaşım. Üzerine sohbet etmeye başlıyoruz.

Albay Tom Parker'ın gözünden izlememize rağmen, Albay'a dair filmin sonunda bile çok az şey biliyoruz. Yani tam olarak da Albay'ın gözünden izliyoruz denemez. Ancak bu teknik biraz riskli; çünkü Elvis'in tecrübesini de biraz bölmüş oluyor. Parçalanan bir evliliği ve gitgide artan bir uyuşturucu problemi var. Ancak 2 buçuk saatin içerisinde bütün bunları sığdırmak elbette ki güç. Bu da ana karakter ile kurduğumuz bağın biraz önüne geçiyor.

Fotoğraf: Movie Chant | Elvis'in ilahilerle tanıştığı sahneye gönderme

Öte yandan son yıllarda çıkan diğer müzisyen filmlerini düşünüyoruz. Queen'i işleyen Bohemian Rhapsody ve David Bowie'nin hayatını konu alan Stardust akla geliyor. Bohemian Rhapsody tarz olarak Elvis'e daha yakın; ancak burada da İngiliz bir rock grubunun anlatılması farkı yaratıyor. Öte yandan Freddy Mercury'nin AIDS ile yaşadığı problemi işlese de Elvis'in yaşadığı tükenmişlik kadar epik bir şekilde bize sunulmuyor. Öte yandan Stardust, Bowie'nin yaşadığı psikiyatrik sıkıntıları işliyor ama bu filmin de sinematik olma kaygısı bulunmuyor. Yani özetinde Luhrmann bize hem sinematik bir tecrübe sunuyor, hem de karakterin yaşadığı derin ruhsal çıkmazları... Bu sebepten dolayı da filmin adı "Elvis"; çünkü aslında sadece Elvis'in kim olduğuyla ilgileniyor.

Her şeyi birlikte düşündüğümde her ne kadar Akmerkez ayazında baya üşümüş olsam da film beni o kadar doyurdu ki çıktığımda pek çok şeyi düşündüm. Dönemin politikaları, bu dönemde sanatçı olmanın zorlukları, ve sahnenin sarhoş edici etkisi...

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Show BusinessShow Business

BÜLTEN SAYISI

🥇💯 Üstün Yetenekliler Kulübü

"Elvis" incelemesi, Sinema'nın İsabetli Tesadüfleri, HBO Max'in sonu, Ölümlü Dünya 2, haberler, öneriler ve daha fazlası...

10 Ağu 2022

Anadolu Ajansı

YAZARLAR

Show Business

Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR