Bir Küçük Howe Meselesi

Eddie Howe, Newcastle United için ateşten gömleği giydi. Bu onun ateşle ilk tanışması değildi. Koltuğa otururken, oluşan beklentilerin büyüklüğünün de farkındaydı. Fakat vahşi bir hayvanla muhatap olmaya çalışan, dişler ile pençelerin neler yapabileceğini bilmeli. Biraz Hippie felsefesi olsa da, adaşı Eddie Vedder’ın da Society’de dediği gibi: “Her şeye sahip olana kadar özgür olamazsın”. İşte Howe, buraya her şeye sahip olmaya geliyor.
Yenilikçi ve geliştirme odaklı bir futbol anlayışını benimseyen İngiliz teknik adam, daha önce Bournemouth’ta epik bir başarı hikayesine imza atmıştı. 30’lu yaşlarının başında, 2. Lig’den -17 puanla devraldığı kulübü Premier Lig’e taşıyıp; orada 5 senelik bir peri masalının parçası olduktan sonra, işlerin kötüye gitmesiyle birlikte görevinden ayrıldı.
Bu dönemde oynatmaya çalıştığı pozitif futbolla hafızalara kazınırken, medyada da gelecekteki İngiltere Milli Takımı’nın menajeri olarak görülüyordu. Transferlerdeki başarısı, var olan oyuncuların üstüne koyarak ilerlemesi ve her şeyden önemlisi hastalık derecesindeki işkolikliğiyle hala kendi jenerasyonundaki antrenörler arasında en çok umut vaat eden isimlerden.
Geçtiğimiz günlerde Kieran Devlin & Peter Rutzler ikilisi, The Athletic’te onun hakkında bir makale yayınladı. Bu makalede az önce bahsettiğim özellikleriyle ilgili de pek çok done bulunuyor. Oyuncularının söylediğine göre, Howe her sabah idman sahasına sabah 06:30’da girer ve hava kararmadan çıkmazmış. Yapacak hiçbir şey bulamayınca da, vaktini gelecekteki rakipleri ya da kendi oyuncularına özel hazırlattığı kasetleri izleyerek geçiriyormuş.
Tabii ki bu kadar sıkı çalışmanın ve metodolojinin karşılığını da 2012-2020 arası döneminde seyretmiş olduk. Callum Wilson, Joshua King, Nathan Ake ve Aaron Ramsdale kariyerlerine dokunduğu, onun tedrisatından çıkan isimlerden sadece birkaçı. Daha çok bir “Ağabey” figürü.
Peki Newcastle’da ondan ne beklemeliyiz? Yazıya oturmadan, son senelerin küme düşme hattını inceledim. Gördüğüm şu ki; sınır aşağı yukarı hep 34-35 puan aralığında. Newcastle’ın ilk 11 haftada sadece 5 puan topladığını hesaba katarsak, kalan 27 maçta minimum 30 puana ihtiyaçları var. Bu 30 puanı toplamak için de, Howe’ın akışkan oyununa uyum sağlayabilecek, en az 4-5 tane gözümüz kapalı kadroya yazabileceğimiz transfer lazım. Sermayeden yana bir sıkıntıları olmadığı için bu transferler gerçekleşecektir.

Görsel: Football365
Devre arasına kadar olan süreci sallantılı bir şekilde geçirmeleri kuvvetle muhtemel. Önemli olan burada yıkılmayıp, ilk hedefi bu sene ligde kalmak olarak belirlemek bence. Hiçbir şey yapmayıp, sadece kulübede dursa bile Bruce sonrası camiaya hareket getirecek gibi duruyor zaten. Ortaya keyif veren bir şey sunulduğunda da, puanların gelmesi gecikse bile taraftarın gözünde kredisi artacaktır. Belli ki yönetim de ona çok güveniyor. İmzalar atılmadan önce yapılan sunumda onları çok etkilediği, Celtic’in tüm yaz kapısında yattığı, ama onun Newcastle’ı seçtiği haberleri basına sızdırılmıştı.
Şimdilik Howe hakkında kötü bir şey okumak da, söylemek de zor. Onun her şeyiyle iyi bir PR ürünü olduğunu düşünüyorum ve açıkçası buradaki sınavı nasıl vereceğini merak ediyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Görkem Alkan
Author @This is England.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




