bir kuşağın hikâyesi: Euphoria

Cinsellikle yeni tanışan bir kuşağın güven duygusuna dair akıllarından geçeni, bildiklerini, bilmediklerini birbirlerinin rehberliğinde keşfettikleri bir dönemi görüyoruz dizi boyunca. İkili cinsiyet sisteminin sınır koyuculuğundan uzakta konumlanan, kuir karakterlerine alan açan, ahlakçılığı ve ötekileştirmeyi kapı dışarı eden bir yapısı var Euphoria’nın.
bir kuşağın hikâyesi: Euphoria

Geçtiğimiz beş yılın gençlik dizilerini düşünürsek sanırım dünyadaki yankısı sebebiyle Euphoria ilk sıralarda yerini alır. Çünkü Euphoria’nın etkisi kuşaklarına yaklaşımda, televizyona dair normları ters yüz eden yapısında, günümüze bakışında ve klasik gençlik dizilerinin canlı renklerinin -ve dünyalarının- ötesine geçen gerçekçiliğinde ortaya çıkıyor. Z kuşağının dünyası yargılayıcı bakışlardan uzak bir anlatıyla ve oldukça ayrıntılı tasarlanmış karakter yapılarıyla karşımıza çıkıyor bu dizide. Sam Levinson’ın tasarladığı bu dizi için problematik olmaktan tamamen uzak diyemem. Senaryosunda cinsellikten hayallere, bağımlılıktan sırlara uzanan bir yelpazede lise çağındaki gençlerin diline ayak uydururken bir taraftan da günümüzün sosyo-ekonomik tablosundan bakarak oldukça politik bir üslup da ortaya koyması diziyi benzerlerinden ayırıyor diyebilirim şimdilik.

Öncelikle bu dizideki her karakterin gittikleri liseden önce kendi hayatlarında hem öğretmen hem de öğrenci olduklarını söyleyebilirim. Biraz klişe gelebilecek bu cümleyi şöyle tarif edebilirim. Kahramanlarımızın çoğunu okul çatısı altında görsek de öğretmenlerle çok sık karşılaşamadığımız bir yapısı var Euphoria’nın. Çünkü iletişim kurulması, anlaşılması ya da kulak kabartılması için belki de pek çaba sarf edilmeyen ama yargıların odağında olan bir kuşağın kahramanlarını merkeze alıyor. Bu yüzden de gereksiz yere parmak sallayan didaktik bir yapıdan olabildiğince uzak duruyor dizi. Böylelikle dizinin esas kahramanları hayatın öğrettiklerini deneyimleyen karakterler olarak bize yansıyorlar. Bunun en net örneği de dizinin hem ana kahramanı hem de anlatıcısı olan Rue Bennett. Doğduğu günden başlıyor anlatmaya. 11 Eylül’ün ertesinde dünyaya gelmiş ve aslında gözlerini haberlere açmış Rue. Ebeveynlerinin hangi dünyaya, nasıl hazırlayacaklarını bilemediği bir on yıla gözlerini açmış. Güvensizliğin hüküm sürdüğü, kameraların telefonlardan önce güvenlik gerekçesiyle her yeri kuşattığı, sürekli izlenilen, sürekli izole edilen insanların arasında yeni dünyaya alışmak zorunda bırakılmış bir dönem ve bir kuşak. X kuşağının sonu Y kuşağının başı gibi görebileceğimiz ebeveynler dünyası da neyi nasıl yapacaklarını bilemez bir hâlde boşluğa düşmüş gibiler. Rue her şeyin farkında, her şeyi biliyor ve anlatıyor. Dizi boyunca da Rue’nun ağzından teker teker arkadaşlarının, lisesinin, günlük hayatın hikâyelerini dinliyoruz. Onların East Highland’daki ve liselerindeki hayatlarına bakıyoruz.

Euphoria, psikolojideki bir terim olan adı itibariyle yoğun bir mutluluğu ve neşeyi referans alıyor. Ki zaten dizinin dikkat çektiği nokta ve ironi de burada yatıyor. Gerçeğinin ne olduğu ya da nasıl ulaşıldığı unutulmuş bir mutluluk arayışından bahsedebiliriz bunu konuşurken. “Kendini iyi hisset” tarzı bir mutluluk arayışı değil bu. Güven hissettirebilecek bir cinsellik eğitimi, duyulmanın ön planda olduğu bir anlayış hâli, geleceğin planlanabildiği bir ortam, hatta yasın tüm evreleriyle yaşanabileceği bir yıl… Hepsi günün sonunda belirecek mutluluğun bir parçası. Ne çok fazla ne de görünmeyecek kadar az. Ama bunun belirsizliği içinde yokluğu yoksunluk gibi hissedilen mutluluk kavramı dizinin bel kemiği oluyor. Kahramanların kendilerinin hem öğrenci hem de öğretmen olarak konumlanması da bu noktaya ışık tutuyor. Cinsellik, Euphoria’da ana temalardan biri. Hem kuşağın sosyal yaşantısıyla bağlantı kurmak hem de karakterleri tanıyabilmek için önemli akslardan biri. Cinselliği temel ve yaşamsal bir ihtiyaç olarak ele alırsak Euphoria’da bu kavramı hem yaşama dair içgüdünün hem de bireyin kendine dair keşfinin bir yansıması olarak inceleyebiliriz. Bunu senaryosuna yansıtırken karakterlerinin güvenli alanlarına yeteri kadar özenli yaklaşıyor mu derseniz ona biraz kuşkuyla bakıyorum. Çünkü senaryo henüz yeni yetişkinliğe geçen karakterlerine üst perdeden yaklaşabiliyor zaman zaman. Kendilerini keşfediş alanında karakterlerin dünyasına yetişkinlerin penceresinden laflar sarf edip gençlerin güvenli alanlarına kendi yargısıyla dahil olmuş hissi yaratabiliyor. 

Dizi her ne kadar başta da bahsettiğim gibi yargılayıcı bir tutumdan uzak olsa da karakterlerin düşüncelerine yaklaşımda zaman zaman problematik bir tutum gösterebiliyor. Bununla beraber dizide kahramanlarımızı tanımaya ayrılan zamanlarda onların birbirleriyle iletişimlerini kendi bakış açılarından ve kendilerinin deneyimleyerek isteklerini, hazlarını, kaçındıklarını ve cevaplayamadıkları sorularını keşfettikleri bir alan gibi görebiliriz. Çünkü Euphoria’da çoğu karakter aslında onlara yol gösterecek bir rehber olmadan ilerlemek zorunda kaldıkları bir dünyanın parçası. Bu sadece cinsellik konusu için de geçerli değil. Okul, gündem, dünya, ilişkiler, güven duygusu, sosyalleşme, dertleşme… Hepsi bu rehbersiz dünyanın içinde cevaplanmayı bekleyen sorular gibi. Çünkü o soruların cevabını henüz bulamamış X ve Y kuşağı ebeveynleri kendi kafalarındaki bambaşka soru işaretleriyle dünyaya bakmaya devam ediyorlar. Bazı karakterlerde bu yorgunluğun bir yansıması olarak devinimsizlik göze çarparken bazı karakterlerde de suç örüntüleriyle belirginleşen kötücül sırları ortaya çıkıyor. Tüm bunların ortasında Rue, Jules, Maddy, Cassie, Lexi, Kat, Nate, Fezco bir nevi yalnız bırakıldıkları yollarda, o yolun nereye gideceğinin ve nasıl gideceklerinin belirsizliğinde hem istekleriyle hem korkularıyla yüzleşiyorlar. Dizinin yönetmenliğine ek olarak görüntü ve sanat yönetmenliği de bu belirsizlik içinde onların hâlâ ışık saçmaya devam eden dünyasının altını çizen bir çalışmaya imza atıyorlar. Neon ışıklar altında aydınlatılamayan kareler, ışıltılarla beraber yansımaların göze çarptığı planlar… Karakterlerimizin cinselliklerini keşfi gibi hem onların merak ettiği ve heyecanlandıkları hem de hayata, kendilerine ve insanlara dair akıllarında endişeleri yansıtan bir görüntü yönetmenliği var Euphoria’nın. Bu da onların dünyasıyla empati yapmamızı oldukça kolaylaştıran bir yapı sunuyor önümüze.

Çözümsüzlük getiren yargılamaların, empatiden yoksun didaktizmin bu dizide yeri yok. Kahramanlarımızın okulu bir anlamda onları kendi çağdaşlarıyla buluşturacak bir toplanma yeri olarak karşımıza çıkıyor. O yüzden birbirlerinin bazen yanında bazen de karşısında duran karakterler kendi doğruları ve yanlışlarını öğrenmeye çalışırlarken birbirlerinin rehberi oluyorlar. Yukarıda da bahsettiğim cinsellik konusu gibi. Cinsellikle yeni tanışan bir kuşağın güven duygusuna dair akıllarından geçeni, bildiklerini, bilmediklerini birbirlerinin rehberliğinde keşfettikleri bir dönemi de görüyoruz dizi boyunca. İkili cinsiyet sisteminin sınır koyuculuğundan uzakta konumlanan, kuir karakterlerine alan açan, ahlakçılığı ve ötekileştirmeyi kapı dışarı eden bir yapısı da var Euphoria’nın. Gençlik dizileri arasında daha gerçekçi ve daha kapsayıcı bir yerde durması da buradan kaynaklanıyor.

Euphoria kuşağına klişelerle değil, onları dinleyerek seslenmeye çalışıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

müstehcen mecmuamüstehcen mecmua

BÜLTEN SAYISI

cinsellik eğitimi ve erişim

sen cinsellik eğitimini nereden aldın?

14 Haz 2023

Beril Ateş

YAZARLAR

Sezen Sayınalp

Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun olmasının ardından sinema yazarlığıyla ilgili çalışmalara ağırlık verdi. Sinema ve psikoloji içerikli çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Sinema içeriği olan çevrimiçi ve basılı mecralarda yazmaya devam ediyor. Sinema ve psikoloji tutkusunun birleştiği kariyerine Bahçeşehir Üniversitesi'nde Sinema ve Televizyon yüksek lisans programı ile devam etti. 2019 yılında film eleştirmeni olarak başvurduğu 25. Saraybosna Film Festivali’nin Talent bölümüne seçildi. 2019 yılında SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi oldu.

müstehcen mecmua

ayıpsız, tarafsız, tuzaksız, bilime dayalı, yeni nesil cinsellik rehberiniz.

İLGİLİ OKUMALAR