Bir yumurta-tavuk denklemi: Erkeklik krizi ve otoriter rejimler

Trump'ın ABD Başkanı seçilmesinden bu yana içinde yaşadığımız yumurta-tavuk denklemi iyice su yüzüne çıktı. Peki erkeklik krizi mi otoriter rejimleri tırmandırıyor yoksa otoriterlik mi toksik erkeklik krizini meşrulaştırıyor?
Bir yumurta-tavuk denklemi: Erkeklik krizi ve otoriter rejimler

14 Aralık - Sneaks Up - Gündem
Sneaks Up ile birlikte

10 yılın hikayesi: sokağın ritmiyle dönüşen bir deneyim Sokak kültürünü ve deneyimini, spordan sanata uzanan ilham verici bir yaşam tarzıyla birleştiren Sneaks Up , 10. yılını kutluyor. Basketbolu ve dansı sahiplenerek yola çıkan marka, bugün farklı spor branşlarını desteklemeye devam ederken adımlarınıza özgürlük ve dinamizm katıyor. Neler oluyor? Sneaks Up, 2014 yılında alışverişi sıradan olmaktan çıkarıp sokağın ruhunu da taşıyan bir deneyime dönüştürme hedefiyle yola koyuldu. Bugün 40’a yakın marka işbirliğiyle, 60'ın üzerinde mağazasında , web sitesi ve mobil uygulamasında spor modasının ikonik ürünlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle Türkiye’de sneaker kültürünü yeniden şekillendiriyor. Birbirinden özgün koleksiyonları, Türkiye genelindeki mağazalar ve dijital kanallar üzerinden yılda 75 milyonun üzerinde ziyaretçiyle buluşturan Sneaks Up, trend giyim ve aksesuarlarla da yaşam tarzınızı tamamlıyor. Basketbol sahasından sokaklara uzanan bu hikâye, özgün tasarımlar ve dinamik bir ruhla harmanlanarak koleksiyonlara yansıyor. Alışveriş yeniden tanımlanıyor: İstanbul ve İzmir’de olmak üzere Türkiye’de toplam 3 adet olan “Campus” mağaza konseptiyle müşterilerine geniş bir alanda alışveriş deneyimi sunan marka, mağazalarında müşterilerine kahve içebilecekleri, basketbol ve Playstation oynayabilecekleri alanlar sağlarken, mini kaykay rampası ve DJ performans alanı gibi yenilikleriyle de Sneaks Up ürün seçkisini, bu seçkiye hitap eden hayat tarzıyla bir araya getiriyor. Sneaks Up ile buradan tanışabilir, yaşamın dinamik ruhunu stilinize yansıtabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Geçen günlerde The New York Times’ta art arda iki makale yayımlandı. İlki Sarah Bernstein imzası taşıyan “Berbat Flört Kültürümüz Nasıl Yalnızlığa, Öfkeye ve Donald Trump’a Yol Açıyor?” başlıklı yazı. Yazıda özetle kadınların yükselişinin özellikle genç erkeklerde bir çeşit “erkekliği yitirme” paniğine sebep olduğu ve kırılgan hisseden bu erkeklerin Elon Musk, Joe Rogan, Donald Trump gibi “bro kültürünün” temsilcilerini desteklediği anlatılıyor. 

Kadınlar, eşitlik mücadelesinde güç kazandıkça ve kadınların iş yaşamı ile kamusal hayata katılımı arttıkça, zengin erkeklerle evlenmek suretiyle “yırtan” fakir kız konulu hikayeler artık anlamını yitiriyor ve bu durum erkeklere güç kaybı hissi ve öfke olarak dönüyor. Bu da kadın düşmanlığının artmasına sebep olarak manosfere yakıt sağlayan ve nefreti körükleyen devasa bir yarık açıyor. Bunların yanı sıra artan yalnızlık ve azalan doğum oranları Trump gibi kadın düşmanı söylemlerle öne çıkan politikacıların desteklenmesine sebebiyet veriyor.

  • Manosfer: Kadınların güçlendirilmesine karşı çıkan, feminizm karşıtı, cinsiyetçi inançları destekleyen çevrimiçi erkek topluluklarının ağı. Erküre.

Genç kadınlar ve erkekler arasındaki uçurum

Pew Research’ün araştırmasına göre ABD’de son yıllarda kadınların üniversitelerde sayıca erkeklerden daha fazla olduğu tespit edildi. 2022 yılı rakamlarına göre, 18-24 yaş arası öğrencilerin yalnızca %42’si erkek ve mezuniyet oranları da kadın öğrencilerden düşük. 2019 yılından bu yana iş gücünde de erkeklerden daha fazla sayıda üniversite eğitimli kadın var. 

Kadınlar ekonomik bağımsızlığa kavuştukça "ancak bir erkekle evlenerek güvende olabilecekleri" miti de hâliyle yıkılıyor. Öte yandan, erkekler eşleri kendilerinden daha fazla kazandığında pek de mutlu olmuyor. Nitekim 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre, eşleri aile gelirinin %40’ından fazla gelir elde ediyorsa erkeklerin endişelerinin arttığı tespit edilmiş. Bu da bize kadınların hayata katılımı gelişse de ataerkil kodların halen yerinde durduğunu gösteriyor.

Gelinen noktadaysa erkekler, hem romantik anlamdaki karamsarlıkları hem de hegemonilerini yitirmiş hissetmeleri nedeniyle kadınların güvenilmez olduğu düşüncesine kapılmış durumda. Artık en özgürlükçü-eşitlikçi görünen erkeklerde bile gizli bir kadın düşmanlığı sezmek mümkün. Şiddet vakalarında kadınlar hakkında “Acaba ne yaptı da böyle oldu?” diye düşünülüyor. Modern cadı avları devam ediyor.

Kadınları suçlayan şeytanlaştırıcı tutumun en uç örneğini “involuntary celibate” yani “incel”lerde görmek mümkün. Onların da çıkış noktaları, yalnızlıklarının müsebbibi olarak kadınları suçlamaları. Ne yazık ki bu kavramı Türkiye’de de İkbal ile Ayşenur’un vahşice katledilmesinin ardından konuşmaya başladık ve kadın düşmanlığının ne derece tehlikeli bir boyuta varabileceğini gördük.

Cinsiyet rollerinin kendilerini sosyal ve ekonomik olarak geride bıraktığını en çok hisseden kesim de genç erkekler. The New York Times’ta bu konuyu ele alan Claire Cain Miller, geçen Aralık-Haziran aylarında genç erkeklerin Trump’ı 11 puan farkla desteklerken genç kadınların Biden/Harris yönetimini 28 puan farkla desteklediğini öne sürüyor. Her ne kadar seçim sonuçlarını inceleyen araştırmalara göre genç erkeklerin Trump'a 8 puan farkla, genç kadınların ise Harris'e 10 puan farkla destek verdiği ortaya çıksa da arada hâlâ 18 puanlık büyük bir uçurum bulunuyor.

Bununla birlikte, Trump’ı destekleyen genç erkeklerin özellikle üniversite diploması olmayanlar olduğu da tespitler arasında. Yapılan röportajlarda kendilerini değersiz hissettiğini söyleyen ve erkek olmanın zorlaştığını belirten erkeklerin Trump’ın “müdanasız maçoluğuna” kapıldığı artık bilinen bir gerçek. 

Trump'ın popülaritesinin sebebi

Trump ve Trump’la aynı pencereden bakan politikacılar, “erkek” gibi hissetmeyen ve sayıları her geçen gün katlanarak artan bu kesime, araştırmacı Christine Matthews’ın tabiriyle “testesteron bileti” veriyor. Trump temsiliyetinde sağ siyaset, erkeklere “Seni görüyorum ve sana değer veriyorum” diyerek geleneksel cinsiyet rollerini pekiştirmeyi vadederken sol, tarih boyunca ikinci cins olarak görülmüş olan kadınların haklarına eğiliyor ve eşitlikçi politikaları benimsiyor. 

Gelin görün ki, kadını suçlayan bakış açısının eşitlikçi ve özgürlükçü olma iddiasındaki erkekler arasında da yayıldığını söylemek yanlış olmaz. Elbette yayılan yalnızca kadın düşmanlığı değil; homofobi de hızla yayılıyor ve nefretin dozu artıyor.

Eril hegemonya, varlığını devam ettirmek isterken kadın düşmanlığına başvuran politikacılara sığınıyor. Tesadüf eseri olmadığı üzere bu kişiler ataerkil zihniyetin taşıyıcıları, kapitalist ve sömürü odaklı, beyaz, heteroseksüel ve dolayısıyla otoriter yöneticiler oluyorlar. Dünyada hızla yayılan otoriter rejimler kendilerini erkeklik kriziyle besliyor, erkeklik krizi diktatörlükleri tırmandırıyor. Bu durumun önüne geçmenin ise tek bir yolu var: Eşitliği daha sıkı savunmak ve geri adım atmamak.

Döngü nasıl kırılır?

Oy kazanmak için erkeklik krizini anlamaya çalışmanın ise sömürünün ve patriyarkal sistemin, dolayısıyla da dünyanın tarih boyu yaşadığı acıların devamı anlamına geleceği kuşkusuz. 

Geleceğin eşitçe inşasında sorumluluk sadece kadınlara ait değil. Hegemonik/toksik erkeklik olgusunun iş bulmak, evlenmek, askerlik yapmak gibi kültürden kültüre farklılıklar gösteren koşulları da mevcut. Erkekler üzerinde kurulan bu baskıyı reddeden erkekler de eşitliğin inşasında önemli rol oynuyor. 

Eşitliğin inşası ancak dayanışma ve işbirliği ile mümkün. Bu gerçekleri ne kadar çok paylaşırsak şimdilik hayal gibi görünen bu hedefe varmak da o kadar hızlı mümkün olacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Fransa’nın başbakanı, Türkiye’nin rakipleri

Fransa'da Cumhurbaşkanı Macron, merkez bloktan müttefiki François Bayrou'yu başbakan olarak atadı. Türkiye'nin Dünya Kupası eleme grubundaki rakipleri belli oldu.

14 Ara 2024

Sneaks Up ile birlikte
Daily Sabah

YAZARLAR

Tuba Torun

İstanbul Barosu’na bağlı serbest avukat olarak çalışmaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatı ve Toplumsal Eşitlik Derneği yönetim kurulu üyesidir. Hukuk ve kadın hakları alanında çalışmalar yapmaya ve yazılar yazmaya devam etmektedir.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR