Bir zamanlar Merkez Bankası

Putin gibi otokrat bir lider dahi ekonominin bazı ön koşullarını kabul ediyor ve onlara direnmiyor. Fakat bizim merkez bankamız ve onun kağıt üstündeki değil gerçek yöneticileri olan siyasiler bu temel gerçeği bile göz ardı ediyorlar. Tek amaçları seçim sonuçlanana kadar dolardaki yükselişi önlemek. Fakat bunu da tam olarak gerçekleştirebilmiş değiller.
Bir zamanlar Merkez Bankası

27 Nisan 2023 tarihinde Türkiye’nin para politikası konusunda tek yetkili olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas Para Politikaları Kurulu (PPK) toplandı. Dünkü toplantıda Merkez Bankası politika faizi olarak kullanılan bir hafta vadeli repo faizini %8.50 oranında sabit tuttu. Yani bir değişikliğe gitmedi. Zaten karar öncesinde yapılan anketlerde de bu tutum öngörülmüştü. PPK kararın açıklamasında deprem sonrası finansal koşulların destekleyici olmasını sağlamak adına faizin sabit tutulduğunu vurguladı. Tabii her şeye rağmen her PPK kararında tekrarladığı kısmı Kurul yeniden karara koydu: “Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları Liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir”. Bu cümlede geçen Liralaşma stratejisinin ayrıntılarını ve yarattığı sonuçları daha önce bu bültende ele almış olduğumuzdan bu konunun ayrıntılarına girmek istemiyoruz.[1]

Bizim demokratik kurumlar açısından esas dikkat etmemiz gereken konu ise toplantının içeriğinden bağımsız olarak bu toplantının Türkiye’deki kurumların çöküşünün çok net bir ifadesi olması. Kurumsal kapasitenin bu denli yok olmadığı ülkelerin hepsinde para politikasına ilişkin kararlar ekonominin gidişatını etkiler. Fakat bizim merkez bankamız siyasî talimatlara uygun olarak elindeki en güçlü aracı etkin olmaktan çıkardı. Merkez Bankası artık sadece “makro ihtiyati tedbirler” başlığı altında para politikasının ruhuna pek de uymayan kararlar alıyor.

Öte yandan para politikası konusu sadece demokratik kurumlar açısından değerlendirilemez. Elbette merkez bankalarının duruşları ülkelerin demokratik tercihlerini yansıtabilir. Ama bu her zaman böyle olmak durumunda da değildir. Bunun yakın zamanlı bir örneğini bize Putin gösterdi. Putin 07.01.2022 tarihinde yaptığı yıllık ‘’Ulusa Sesleniş’’ konuşmasında ekonomide yüzde 4 enflasyon hedefine ulaşmaları gerektiğini belirterek, genişlemeci para politikasının makro-ekonomik politikaları olumsuz etkilediğini dile getirdi. Merkez bankasına yapılan eleştirilere ise şöyle yanıt verdi: “Tabii ki Merkez Bankası başkanını azarlayabilirsiniz.  Reel sektörle sürekli iletişim halindeyim. Merkez Bankasını suçladıkları argümanları biliyorum. Reel sektör faiz artışını sevmiyor.  Ama bunu yapmazsak sonumuz Türkiye gibi olabilir.  Asıl sorun burada. Bu önemli bir konu ve meydan okuma. Tabii ki bu enstrümanı kullanırken dikkat etmeliyiz ama Merkez Bankası politikaları bağımsızdır.  Belki size garip gelebilir ama ben Merkez Bankasına müdahale etmiyorum.”[2] 

Putin gibi otokrat bir lider dahi ekonominin bazı önkoşullarını kabul ediyor ve onlara direnmiyor. Fakat bizim merkez bankamız ve onun kağıt üstündeki değil gerçek yöneticileri olan siyasiler bu temel gerçeği bile göz ardı ediyorlar. Tek amaçları seçim sonuçlanana kadar dolardaki yükselişi önlemek. Fakat bunu da tam olarak gerçekleştirebilmiş değiller. Bu konu da bir sonraki Bültenin ana konusu olsun.

* Enes Özkan – Ekonomist, İstanbul Üniversitesi



1https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/en/tcmb+en/main+menu/announcements/press+releases/2023/ano2023-17

2 Euronews Youtube Kanalı: https://www.youtube.com/watch?v=-tN0N-06IkI

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Bir zamanlar Merkez Bankası ve 14 Mayıs'a giderken YSK'nın kararları.

Yüksek Seçim Kurulu Bakanların istifa etmeden milletvekili adayı olabileceğine karar verdi, Bir Zamanlar Merkez Bankası, YSK Kararları.

02 May 2023

Bir zamanlar Merkez Bankası ve 14 Mayıs'a giderken YSK'nın  kararları.

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR