Blockchain ile Medyada Sadakat İnşa Etmek

Teknoloji yazarları olarak niş bir kitleye hitap ettiğimizin farkındayız.
Ana tema ve çevresinde şekillenen konu başlıklarını göz önüne aldığımızda bu durumu gayet normal karşılıyoruz. Ancak bizce teknoloji sektörü, teknik ve uygulanabilir imajının cefasını çekiyor. Çoğu insan bir teknoloji içeriğine tıkladığında uzun teknik incelemeler ve matematiksel detaylarla dolu bir dünya ile karşılaşacağını düşünüyor.
Biz de teknoloji medyasının bir parçasıyız diye demiyoruz, fakat bu temanın altında şekillenen çok farklı konu ve dokunduğu çok fazla alan var. Yıkıcı teknolojilerden bahsettiğimizde sıfatın negatifliği olumsuz hissettirebilir ancak sınırları yıkarak tamamen yeniye giden yolu açan “yapıcı” teknolojilere atıfta bulunuyoruz. Bugün hem teknolojinin teknik imajını yıkarak benimsetmek hem de yıkıcı teknolojilerin imajını kurtarmak adına Blockchain ve medya ilişkisini inceleyeceğiz. Bakalım altın çocuk Blockchain, medya ve eğlence sektörüne ne gibi yenilikler getiriyor?
Keyifli okumalar!
Medyanın ve Eğlence Sektörünün Arkasındaki Gizli Güç: Blockchain
Blockchain teknolojisi ile birlikte medya ve eğlence sektöründe dolandırıcılığın ve süreç maliyetlerinin büyük ölçüde azalmasını bekleyebiliriz. Aynı zamanda ilişkiler dünyası olan bir endüstride şeffaflığın artması içerik üreticilerinin ve tüketicilerin kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır.
Son zamanlarda özellikle oyun projeleri, kripto paralar, x-to-earn modelleri ile kendinden söz ettiren Blockchain esasında arka planda pek çok sektöre avantajlar getiriyor. Bizim de bir parçası olduğumuz medya sektörü belki de Blockchain’in avantajlarından en efektif şekilde yararlanan alan olabilir. Nihayetinde özellikle dijital medya kopyalanabilirlik ve intihale oldukça müsaitken, Blockchain gibi zincir zincir güven veren bir teknolojinin nimetlerini kullanmamak olmaz.
Hem “zincir” süreci hem de güvenlik ve lisans sorunlarının fi tarihinden beri içerik endüstrisinin kanayan yarası olması bizi bugün bulunduğumuz noktaya getiriyor. Blockchain de bu sorunlara bir “zincir” çözümü sunuyor ancak o zincir bizim bildiğimiz zincir değil. Blockchain teknolojisinin yapısı içerik toplayıcıları, platform sağlayıcıları ve telif hakkı toplayıcılarını büyük ölçüde saf dışı bırakabilir. Bu gelişme ile birlikte fiyatlandırma, reklamcılık, gelir paylaşımı ve telif ödeme süreçleri sıfırdan şekillenecek gibi görünüyor. Çünkü yukarıda da bahsettiğimiz gibi medya sektöründe ilerleyen her şey ilişkilere dayanıyor ve eninde sonunda gizli kârlar ve perde arkası anlaşmalardan bir şekilde zarar gören içerik üreticisi oluyor.
Medya sektöründe dijital sahiplik bir seçim değil ihtiyaçtır
Medya ve eğlence sektörünün dinamiklerine dair en büyük problem bir içerik üzerindeki mülkiyet ve hak yönetiminin büyük bir karmaşa olması. NFT’ler ilk çıktığında kurulan cümlelerden en vurucusunu hatırlarsın: “Sağ tıklayıp indirebildiğim bir şeye neden para ödeyeyim ki?”

Yazılı, sesli ve görsel içeriklerin bir şekilde internet üzerinde herkes tarafından erişilebilir olması, kimin neyin sahibi olduğunu takip edemeyeceğimiz bir karmaşa ortamı yarattı. Bu karmaşanın en büyük çıktısı ne mi? Sayısız dava, telif hakkı iddiaları, ödeme anlaşmazlığı… Hukuk sektörü epey mesai yapıyor diyebiliriz
Blockchain ile dağıtık defter teknolojisinin oyuna dahil olması, hem üreticiler hem de yatırımcılar için yeni bir devrin kapısını açtı. Parçalara ayrılmış verilerin şifrelenmiş biçimde birden fazla ağda saklanmasına dayanan dağıtık defter teknolojisi bahsettiğimiz çok katmanlı süreçleri pratik ve erişilebilir hâle getiriyor. O zaman daha anlaşılabilir olması adına medya ve içerik sektörünün temel ögelerine göz atalım.
Müzik
Lisede akıllı tahtada internet erişiminin kısıtlanmasından dolayı ders aralarında müzik dinleme işine yaratıcı bir çözüm ürettiğimizi hatırlıyorum: YouTube linkini kopyalayıp dönüştürücü uygulamalardan MP3 formatında indirmek. Bulduğumuz bu açık sayesinde kaliteli vakit geçirmenin kodunu çözmüştük. Ancak bir üretici açısından baktığımızda MP3 dönüştürücüler emeğin sömürüldüğü yerlerin başında geliyor. Hem de en başından beri.
Müzik endüstrisi yıllık 43 milyar dolar gelir elde ediyor, ancak bunun sadece %12'si gerçek sanatçılara gidiyor.
İlhamın en yüksek olduğu alanlardan biri olan müzik sektöründe yaratıcı sanatçıların en büyük kaygılarından biri ürünlerinin korsan ile değer kaybetmesi. İlk şarkıların ve albümlerin çıkış sürecinde aranan sponsorlar, sağlanan finansman destekleri bir yana, bir insanın ortaya koyduğu bir işin takibini sağlayamaması yaratıcılığa giden yoldaki hevesini kıran en büyük etkenlerden biri olabilir. Tüm tutku ve yeteneğini 4 dakikalık bir esere aktarabilirsin ancak mülkiyetin etiketlere bağlı olması ve internetin sınırsızlığının takibi oldukça zorlaştırması bir yerden sonra insana “Neden buradayım?” sorusunu sordurabilir.
Dijital dünyanın müzik endüstrisine ilk kıyağı akış hizmetlerinin yaygınlaşması oldu. Etiketlerin, kasetlerin, CD’lerin arkasında gözden kaybolan üreticiler; akış hizmetleri sayesinde müziği etiket ihtiyacından kurtardı. Şimdi ise Blockchain, aracıları tamamen ortadan kaldırıp, doğrudan sanatçı ve hayran arasında bir ilişki kurulmasını hedefliyor.
Blockchain ve Müzik
Vezt, Blockchain teknolojisini kullanarak sanatçılara ve hak sahiplerine şarkıları üzerinde kontrol sağlayan bir platform. Şarkıların hayranlara, arkadaşlara, hak satın alanlara ve markalara satışa sunulmasına olanak tanıyan Vezt, aracıları denklemden çıkarıyor. Böyle deyince sanki Tarkan yeni single’ını kimse dinlemeden WhatsApp’tan sana göndermiş gibi oldu ama ne demek istediğimizi anladığını düşünüyoruz. Blockchain’in şeffaf yapısı sayesinde telif gelirleri şeffaf bir şekilde izlenebiliyor ve toplanabiliyor. Akıllı sözleşme teknolojisi mülkiyet çıkarları üzerinde izleme ve telif hakkı tahsilatı sağlıyor. Kazançlarını hızlı bir şekilde alabilen üreticiler mutlu, dinleyiciler mutlu.

“Müziğin hayatı tam anlamıyla dönüştürebilecek birkaç unsurdan biri olduğuna inanıyoruz. Acı çekenlere veya ihtiyacı olanlara teselli ve rahatlık, bir deneyim veya olaya neşe ve heyecan verebilir. Hatta sevilen bir şarkıyı dinlemenin kişinin zihninde tetikleyebileceği duygusal nostalji ile zamanı ve mekanı aşma yeteneğine sahiptir. Güçlüdür ve tam anlamıyla bir sihirdir. Biz de bu ortamın yaratıcılarına çalışmaları ve yetenekleri için adil ve şeffaf bir ortam sağlamak için çabalıyoruz.”
Audius ise blok zinciri altyapısı ile Soundcloud'a rakip olmayı hedefleyen bir platform. Sanatçılar için ücretsiz hizmet sunan Audius, gelirlerin %90'ını içerik üreticiye geri veriyor. Müzik pazarında tezgah açmak olarak niteleyebiliriz ancak elbette Metallica solisti “GEL VATANDAŞ GEL, EN YENİ PARÇALAR BURADA” diye bağırmıyor. Gelirlerin büyük oranda sanatçıya geri dönmesi, gelecek vadeden sanatçılar için daha fazla keşfedilebilirlik ve hayran katılımının da önünü açmış oluyor. Platform güncel olarak çoktan Deadmau5 ve 3Lau gibi DJ'lere ev sahipliği yapmakta. Üstelik $AUDIO isimli kendi token’ına sahip olan platform bu sayede güvenlik, özellik erişimi ve yönetim imkanları sağlıyor.
Görsel içerik ve medya
Beyaz perde başta olmak üzere görsel içerik ve medya endüstrisi de korsanın ve üçüncü parti aracıların pençesinde olan bir diğer sektör. Filmler, televizyon içerikleri ve internet tabanlı görsel medya materyalleri de Blockchain’in sunduğu sahiplik, şeffaflık ve takip edilebilirlik avantajlarından yararlanabilir.
Bu soruna bir çözüm olarak ortaya çıkan StreambedMedia, görsel içerik sektöründe sosyal paylaşımın geleceğine ışık tutuyor. StreambedMedia’nın akış mantığı içerik oluşturucuların YouTube, Instagram, Twitter ve Facebook'ta yayınlanan içeriği izlemesine olanak tanıyan bir içerik kaynağı mekanizması oluşturuyor. Ücretsiz platform trafik verilerinin diğer içerik üreticilerle paylaşılmasına ve videodaki diğer içerik üreticiler, içerik için ödeme yapanlar, videoyu diğer platformlarda paylaşanlar ve diğer ortak yaratıcılar ile değişmez bir şekilde bağ kurulmasına imkân tanıyor.
Hollywood film endüstrisinin mafyatik yapısına savaş açan FilmChain ise Ethereum tabanlı bir platform olarak karşımıza geliyor. FilmChain film, televizyon içerikleri ve diğer dijital medya ortamlarındaki gelirleri topluyor, daha sonra tahsis ve analiz ediyor. Yani bulunduğumuz çağda her genç kızın çeyiz hayali dikiş makinesi değil, FilmChain platformu diyebiliriz… Ana amaç ise öncelikle paydaşların bir aracıya ihtiyaç duymadan yürütebileceği dağıtım sürecinde şeffaflığı teşvik etmek. Aynı zamanda projelerin küresel finansmandan yararlanmasına ve küresel izleyiciler oluşturmasına imkan tanıyan FilmChain, bizim nezdimizde medya ve Blockchain birlikteliğinin sağlam elemanları arasına girdi bile.
Kitle etkileşimi tüm bu hamlelerin merkezinde
Elbette hedef kitle olmazsa üretilen içeriğin niteliğinin ya da niceliğinin de bir önemi kalmaz. Derin kaygılara düştüğümüzde “Her şey insanlar için” diye düşünürüz ya, işte içerik sektöründe de tam olarak böyle. Her şey hitap edilen kitle için. Tam olarak bizim aslında kendi aramızda konuştuğumuz ya da ara sıra düşündüğümüz Blockchain ve medya konusunu senin için yazıya dökmemiz ve Geleceğe Dönüş ile ulaştırmamız gibi. Bu nedenle bahsettiğimiz çözümlerin neredeyse tamamında üretici ve sanatçı arasındaki süreci sadeleştirme teması mevcut. Kitlesiyle şeffaf bir şekilde bağ kurabilen ve emeğinin karşılığını tam olarak alabilen bir üretici güruhu içerik endüstrisinin akıbetini hayal bile edemeyeceğimiz bir noktaya taşıyabilir. Kim bilir, belki bir gün biz de merkeziyetsizliğin bir parçası oluruz… Mail kutunu kontrol edeceğin o son pazar gününde, yine seninle bir arada olmayı iple çekiyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Nur Kardelen Ay
Teknoloji haberciliği, SKA takipçisi, yavaş gazetecilik. Peynir ekmek gibi yazıyorum.
İLGİLİ OKUMALAR



