Boğaziçi’nin ıstakozları

İstanbul Boğazı’nın ıstakozları 1930’larda Çanakkale’ninkilerle yarışacak kadar meşhurdu. O dönemde Boğaz’ın birçok burun ve koyunda ıstakoz avcılığı da yapılıyordu. Aynı zamanda Boğaz’ın istiridyesinin de çok güzel olduğu söyleniyor.

Gazetelere yansıyan yazılara göre en iyi ıstakoz ve istiridyeler Akıntıburnu’nda. Özellikle akşamları güzel bir rakı sofrası için Akıntıburnu’na giden müdavimler, 1 Eylül 1939 tarihli Haber gazetesinde “İstiridye erbabı” olarak ifade edilmiş

İsminden de anlaşılacağı gibi burası hızı saatte 12 deniz miline kadar ulaşan devamlı yüzey akıntısına sahip. Hatta zamanında Rumlar, buraya Mega Revma (Büyük Akıntı) ismini vermiş. Bu şiddetli akıntı balıkçılar ve kaptanlar için bir problem olsa da ıstakoz avcıları için bir avantaja dönüşmüş. Denizin dibi ve ıstakoz avcılığında kullanılan sepetler, bu akıntılar sayesinde temiz kaldığı için bölgenin hem midyesi hem diğer deniz canlıları daha leziz oluyor ve göze güzel geliyor. 

Üsküdar / Salacak'lı Balıkçı Ali Nam-ı diğer Horoz Ali ve ıstakoz sepetleri - 1964


Akıntıburnu’nun deniz ürünlerinin o dönem bu kadar meşhur olduğu ve aynı zamanda gazinolarının epey pahalı olduğu öğreniyoruz. 29 Temmuz 1932 tarihli Son Posta gazetesindeki bir yazıda muhabir, arkadaşlarıyla birlikte Akıntıburnu’nda güzel bir akşam yemeği yediklerini, sonra hesabı istediklerini, gelen adisyona bakıp “bundan sonra buraya Takıntıburnu” diyeceklerini, “hesabın bir kısmını ödeyemeyip işletmeye taktıklarını” dile getiriyor. 29 Ağustos 1938 tarihli Haber gazetesindeki at yarışıyla ilgili bir izlenim yazısında da Akıntıburnu’nun adı geçiyor. Muhabir, arkadaşının sürpriz ata oynadığını ve tutturduğunu anlatırken “Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. ‘Eh üstad, bu akşam sendeyiz. Artık bize bir Akıntıburnu sefası yaptırırsın” diye yazıyor. En azından Akıntıburnu’nda bir akşam sefası için sürpriz atı bilmek gibi bir piyango gerektiğini anlıyoruz.

Akıntıburnu’ndaki gazinolara bir eleştiri de 7 Ağustos 1931 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki “Istakozları imzalayınız” yazısından geliyor. Muhabir, gittikleri gazinoda vitrindeki ıstakozlardan kendileri için “nar gibi al al” olan bir tanesini beğendiklerini ama gazinonun hile yaptığını, sofraya başka bir ıstakoz getirdiğini yazıyor.

Sipariş edilen ve sofraya gelen ıstakozlar arasındaki farkın önemini anlatabilmek için 1929'da İstanbul Balıkhane'deki ıstakoz mezatının fotoğrafını bırakabilirim:

Not: Selim İleri’nin 29 Nisan 1989'da Yok Edilen Boğaziçi isimli yazı dizisinde ıstakoz ile ilgili ilginç bir tanıklık var: “Özel sepetlere konan yemlerle tutulan ıstakozun Boğaziçi'nde yabana atılamayacak kadar çok olduğu son dönemleri de biliyorum. O zamanlar orta halli memur ailesi mevsiminde bir-iki defa ıstakoz yiyebilirdi.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul’un meşhur ıstakozu #40

ıstakoz, golf pantolonu, futa, kik, akıntıburnu, zevk gazinosu

26 Tem 2022

ıstakoz mezatı

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR