Bükemediğin eli öpme

Tarihin popüler olmasının nedenlerinden biri de bugünden kaçıp geçmişe sığınmak. Bizim gibi toplumların bir özelliği de yaşananları unutmak. Yani bir yandan unuturken diğer yandan geçmişe sığınıyoruz.

Tarih, aslında unutmanın tarihidir düşüncesi son yaşananlardan sonra kafamda dönmeye başladı. Ancak tarihçi tarafım böyle bir genelleme yapmama izin vermiyor. Bir ölümü unutmamız bir dakika, on dakika ya da bir saat alıyorken binlerin ölümünü unutmamız ne kadar sürecek acaba? 1 gün, 1 hafta, 1 ay?

O gün depremi öğleden sonraya kadar inkâr etme ve görmezden gelme psikolojisindeydim. Bunu fark ettiğimde bu kez de olayları takip etmekten kendimi alamıyordum. Yaşadığım duygular pek çok kişininkine benzerdi. İlk düşündüğüm, bu ülkenin insanlarının çekecek çilesinin hâlâ bitmemiş olduğuydu. Şimdi ise kesif bir acı, bitmeyen bir çaresizlik, öfke ve daha iyi olmayan pek çok şey hissediyorum.

Üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım Hataylı ve orada öğretmenlik yapıyordu. Ona ulaşmaya çalıştığımda WhatsApp’taki o tek tıkın iki olmasını beklemek hayatta hiç bu kadar zor gelmemişti. Bir süre sonra olmayacağını anlamak ise içinde bulunduğum korku ve şoku daha da arttırdı. Instagram’dan eşine ulaştığımda iyi olduklarını ve arkadaşımın telefonunun şarjının bittiği öğrendiğime sevindiğimi söylemeye ve yazmaya utanıyorum. Aynı gece arkadaşımla yazıştığımızda ise “Hatay haritadan silinmiş diyorlar doğru değil, değil mi?” diye sorduğunda elimde telefon öylece kalakaldım. Ona bu soruyu sorduranlara ve burada yazamayacağım daha pek çok şeye ağız dolusu sövdüm. 

Bir gece binlerce insan hayalleriyle, sorunlarıyla, umutlarıyla, korkularıyla başlarını yastıklarına koydular. Sonra bir baktılar ki artık yoktular, sabaha karşı ölüme uyandılar. Ancak ne bu ölümlerin ne geçmişteki bazılarının ne de böyle giderse gelecektekilerin sorumlusu doğa, kader ya da fıtrat değil. Bu ölümlerin sorumlusu daima iktidarların eli olageldi. Evet, o eli belki 20 yıldır bükemedik. Ama bükemedik diye de öpecek değiliz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

1929 kışı: İstanbul Boğazı'nı yürüyerek geçmek #63

1929 İstanbul kışı, Gökhan Akçura, Tuna Nehri

07 Mar 2023

İstanbul 1929 kışı

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR