Tanıdık yüzler geri döndü

Duygu karmaşası yaşadığımız; yasakların kaldırılmasına sevindiğimiz, herkesin dışarıda olmasına kızdığımız, her şeyin bir döngü hâline geldiğini fark edip umutsuzlandığımız fakat aşılarla birlikte tekrar umutlandığımız bugünlerde Wolf Alice ile bulduk kendimizi. Blue Weekend’ın her bir şarkısı, bize farklı duyguları hissettirdi. Friends ve HIMYM dizilerindeki bölümleri o anki ruh hâlimize göre, hangisini hangi ruh hâlimize uygun olduğunun listesini yapmışlardı. Aslında o liste bu albüm için de yapılsa fena olmazdı. Şarkıdan şarkıya atlamak demek duygudan duyguya atlamak demek oluyor bu albümde.
İngiliz şarkıcı Ellen "Ellie" Ciara Rowsell ise bu albümü şüphesiz efsane yapan isim olmuş. Sesiyle adeta müziğe yön vermiş. Bazen masum bir kuzu ama bazen de vahşi bir kurt çıkmış içinden. Bu albümün başarısı birçok eleştirmen tarafından da görülmüş olmalıdır ki Metacritic’ten 96 puan alabilmeyi başarmış. Wolf Alice'in önceki albümlerinin ikisi de İngiltere listelerinde 2. sıraya yerleşmişti, 2015 çıkışları My Love Is Cool Mercury Ödülü'ne aday gösterilmiş, 2017’de Visions Of A Life albümleriyle de kupayı eve götürmüştü.
Tam bu albüm öncesinde de Avaz Avaz ekibi olarak grup ile oldukça keyifli bir röportaj gerçekleştirmiştik. Yağmurlu bir gün, bol bol kesilen hat ve İngiliz aksanı ile pek tatlı konuşan Ellie... Yeni albüm şerefine o günlere geri dönüyoruz.
Janr açısından bakarsak iki albümünüz birbirinden biraz farklı. Visions of a Life, ilkine göre çeşitliliği daha fazla olan bir album. Hiçbir şarkı birbirine benzemiyor. Bu değişimin sebebini sorsak sana?
Albüm yapmadan önce pek plan yaptığımızı, oturup konuştuğumuzu söyleyemem. Akışına bırakıyoruz, etkilendiğimiz tüm isimler ve aldığımız tüm ilhamlar da bilinçaltımızdan bir şekilde açığa çıkıyor. O yüzden bu tür sorulara cevap verirken zorlanıyorum, çünkü cevabını ben de bilmiyorum. Sanırım bu albümde başka insanlardan çok kendimizi memnun etmeye çalıştık, album bütünlüklü olsun diye ekstra çaba harcamadık. Bütünlüğün dördümüzün aynı prodüktörle birlikte, aynı zaman içinde çalışmasından doğmasını umduk. Albümdeki çeşitliliğin sebebi de buydu diyebilirim sanırım.
Kariyerinde gurur duyduğun dönüm noktaları var mı, varsa neler?
Glastonbury gibi ikonik bir festivalin ana sahnesinde çalmak inanılmaz bir deneyimdi. Glastonbury, benim gittiğim ilk festivaldi; 17 yaşındayken arkadaşlarımla gitmiştim ve müthiş vakit geçirmiştim. Hep “bu festivalde ben de çalmalıyım” diyordum kendime, ama kariyerimin daha bu kadar başlarındayken ana sahnede çalmak aklımın ucundan geçmemişti. Kariyerimin en büyük dönüm noktasıysa Londra’daki Old Blue Last’ta verdiğimiz konserdi. Londra’nın doğusunda, ufak bir pub orası; hep daha “cool” grupların orada çaldığını düşünüyordum. Konserimiz için upuzun bir sıranın olduğunu gördüğümde gözlerime inanamamıştım. Çok uzun zamanın ardından, sonunda bir şeylerin değiştiğini hissetmiştim; bir kırılma noktasıydı o.
Turnedeyken belli ritüellerin var mı? Standart bir günün nasıl geçiyor?
Dışarı çıkıp biraz şehri gezmeyi, güzel yemekler yemeyi, bir-iki müze gezmeyi ve denize kıyısı varsa yüzmeyi seviyorum. Aklıma fikirler hep yalnız başıma yürürken geliyor, o yüzden kuliste oturup Instagram’da vakit öldürmek hoşuma gitmiyor. Ama çok yorgunsam ya da hava çok soğuksa da kendimi zorlamıyorum:) Konserlerden sonra hayranlarımızla konuşmayı çok seviyorum, sonuçta bugün buralara onların sayesinde geldik.
Wolf Alice'in yeni albümü Blue Weekend'e buradan, grup ile 2018 yılında yaptığımız röportajın tamamına ise buradan ulaşabilirsiniz.
Röportaj: Ege Kayalar & Hande Yıldırım
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Wolf Alice'in yeni albümü Blue Weekend, aşırı üretken müzisyenler ve bir türlü bitmeyen NoMBe sevgimiz...
11 Haz 2021

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

