Çerçeve yasa Meclis yolunda: Kimleri kapsayacak, nasıl uygulanacak?

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı yeni sürecin hukuki altyapısını oluşturması beklenen çerçeve yasa teklifinde hazırlıklar tamamlandı. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” başlığıyla hazırlanan 12 maddelik düzenlemenin 5 Ağustos Çarşamba günü TBMM Başkanlığına sunulması, en geç 11 Ağustos’a kadar yasalaştırılması hedefleniyor.
- AK Parti yönetimi, art arda yapılan toplantıların ardından teklifin son hâlini belirledi ve metni milletvekillerinin imzasına açtı. Parti yönetiminin bugün yapılan kapalı grup toplantısında milletvekillerine ayrıntılı sunum yaptı. Sunumu AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala üstlendi.
Teklifin temel amacı, silah bırakma kararını siyasi açıklamaların ötesine taşıyarak belirli ve öngörülebilir bir hukuki sürece bağlamak. Geçmiş çözüm girişimlerinde tarafların hangi adımı hangi koşulla atacağına ilişkin açık bir yasal çerçevenin bulunmaması önemli sorunlardan biri olmuştu. Yeni düzenleme, bireysel başvurudan cezanın ertelenmesine, siyasi hakların iadesinden uygulamanın izlenmesine kadar daha ayrıntılı bir sistem kurmayı hedefliyor.
AK Parti, sürece karşı çıkan İYİ Parti dışındaki muhalefet partilerine de teklifin içeriği hakkında bilgi verdi. Ancak muhalefet temsilcileriyle teklifin tam metni paylaşılmadı. Bu nedenle düzenlemenin komisyonda veya Genel Kurul'da değişip değişmeyeceği, hangi partilerin teklife destek vereceği ve teklifin ortak imzayla sunulup sunulmayacağı henüz netleşmedi.
6 ay içinde bireysel başvuru
Taslağın, süresiz bir düzenleme yerine belirli bir dönem için uygulanacak özel bir hukuki mekanizma kurması öngörülüyor.
Düzenlemeden yararlanmak isteyen kişilerin, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde bireysel başvuru yapması gerekecek. Bu sürenin sonunda başvuru hakkı sona erecek. Sürenin uzatılması ise idari kararla değil, ancak yeni bir kanun çıkarılmasıyla mümkün olabilecek.
Başvurular toplu değil, bireysel olarak değerlendirilecek. Kişinin örgüt içindeki konumu, hakkında soruşturma veya dava bulunup bulunmadığı, kesinleşmiş cezası, isnat edilen suçlar ve silah bırakma sürecine uyup uymadığı ayrı ayrı incelenecek.
Taslakta coğrafi veya örgütsel bir sınıflandırma yapılması beklenmiyor. Avrupa’daki örgüt mensupları, dağ kadrosundakiler veya cezaevindekiler şeklinde bir ayrım yerine; hakkında soruşturma bulunanlar, kovuşturması sürenler, hükümlüler ve devlete kendiliğinden başvuranlar şeklinde hukuki statüye dayalı kategoriler oluşturulması planlanıyor.
Kapsam maddesi
Teklifin en dikkat çekici başlıklarından biri kapsam maddesi. Başka örgütlerin de düzenlemeden yararlanmasının önüne geçmek amacıyla “silah bırakan örgüt” veya “kendini fesheden yapı” gibi genel ifadeler yerine, doğrudan “PKK, KCK ve bağlı yapılanmalarla ilişkili örgütler” ifadesinin kullanılması bekleniyor.
Bu tercih, düzenlemenin genel ve süresiz bir af kanunu olarak değil, belirli bir sürece yönelik geçici bir yasa olarak hazırlanmasıyla açıklanıyor. Bununla birlikte belirli bir örgütün doğrudan kanunda adlandırılması, eşitlik ilkesi ve kanunların genelliği bakımından hukukçular arasında tartışma yaratabilir.
Yasanın uygulanmaya başlaması da yalnızca Meclis'in kabulüne bağlı olmayacak. PKK’nın feshedildiği ve silah bırakma kararının sahada uygulandığına ilişkin bir teyit ve tespit mekanizması kurulması öngörülüyor.
Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu ne yapacak?
Taslağa göre yasanın uygulanmasından ve bireysel başvuruların değerlendirilmesinden “Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu” sorumlu olacak. Sekiz üyeden oluşması planlanan kurulun başkanlığını Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapacak. Kurulda Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ile Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal Hizmetler, Millî Savunma ve Çalışma bakanlarının yer alması bekleniyor.
Kurulun yalnızca örgütün fesih ve silah bırakma sürecini teyit etmekle kalmayacağı, başvuruların koşulları taşıyıp taşımadığını da değerlendireceği belirtiliyor. Yasadan yararlanan kişilerin siyasi haklarının geri verilip verilemeyeceği ve aynı kapsamda yeni bir soruşturma açılıp açılamayacağı gibi başlıklarda da kurulun görüşü etkili olacak.
Bu yetkilerin kapsamı, teklifin Meclise sunulmasının ardından daha net anlaşılacak. Özellikle soruşturma açılması ve siyasi hakların iadesi gibi başlıklarda yürütme ağırlıklı bir kurula rol verilmesi, hukuk ve siyaset çevrelerinde tartışılabilir.
Meclis süreci nasıl izleyecek?
Yasa ile TBMM bünyesinde ayrıca bir İzleme Kurulu oluşturulması planlanıyor. Kurulun üyelerini TBMM Başkanı belirleyecek.
Bu yapının TBMM İçtüzüğü hükümlerine tabi olmaması öngörülüyor. İzleme Kurulu'nun, sürecin siyasi denetimini yapması, uygulamaya ilişkin gelişmeleri takip etmesi ve gerektiğinde Meclis'e rapor sunması bekleniyor.
Ancak kurulun hangi partilerden kaç üyeyle oluşacağı, kararların hangi çoğunlukla alınacağı, toplantıların açık mı kapalı mı yapılacağı ve raporların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı henüz bilinmiyor. Bu ayrıntılar, kurulun sembolik bir gözlem organı mı yoksa uygulama üzerinde etkili bir denetim mekanizması mı olacağını belirleyecek.
Bu bir af düzenlemesi mi?
AK Parti yönetimi, teklifin genel af niteliği taşımadığını vurguluyor. Taslakta da cezaların koşulsuz biçimde ortadan kaldırılmasından çok, belirli sürelerle ertelenmesi ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi hâlinde düşmesi öngörülüyor.
Örgüt suçları kapsamında 15 yıldan az hapis cezası alanlar için beş yıllık, 15 yıl ve üzerindeki cezalar için ise 10 yıllık erteleme süresi planlanıyor. Kişinin bu süre içinde yeni bir suça karışmaması ve kendisine yüklenen koşullara uyması hâlinde cezanın düşmesi gündeme gelebilecek.
Bu yönüyle teklif, mahkûmiyetleri bir anda ve topluca ortadan kaldıran klasik af düzenlemelerinden ayrılıyor. Ancak düzenlemenin anayasal bakımdan af sayılıp sayılmayacağı, teklifin son metnindeki hükümlere göre değerlendirilecek.
Hangi suçlar kapsam dışında kalacak?
Kasten öldürme ve cinsel saldırı gibi ağır suçların düzenleme kapsamı dışında tutulması bekleniyor. Ayrıca 2005’ten önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçları işleyenlerin de yasadan yararlanamaması planlanıyor.
Bu ayrımın, örgüt üyeliği ve örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarla doğrudan kişilere karşı işlenen ağır suçları birbirinden ayırmayı amaçladığı belirtiliyor.
Bununla birlikte hangi suçların kesin olarak kapsam dışında kalacağı, azmettirme, yardım etme ve müşterek faillik gibi durumların nasıl değerlendirileceği ancak teklifin resmî metni yayımlandığında anlaşılacak.
Abdullah Öcalan düzenlemeden yararlanabilecek mi?
Taslağa ilişkin edinilen bilgilere göre Abdullah Öcalan’ın yasa kapsamı dışında tutulması amaçlanıyor.
Öcalan’ın 1999’da aldığı ölüm cezası, ölüm cezasının kaldırılmasının ardından ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilmişti. Taslakta 2005’ten önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanların ve bu cezayı gerektiren suçları işleyenlerin kapsam dışında bırakılması, Öcalan’ın düzenlemeden yararlanmasını engelleyecek.
Bununla birlikte Öcalan’ın cezaevi koşulları, koşullu salıverilme ihtimali veya “umut hakkı” gibi başlıklar, bu tekliften ayrı siyasi ve hukuki tartışmalar olarak gündemde kalabilir.
Siyasete dönüş nasıl düzenlenecek?
Taslak, yasadan yararlanan kişilerin belirli şartlarla yeniden siyaset yapabilmesine kapıyı tamamen kapatmıyor. Ancak siyasi hakların geri verilmesi otomatik olmayacak.
Kişinin üç yıl boyunca herhangi bir suça karışmaması, yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu'nun olumlu görüş bildirmesi gerekecek. Ardından dosya ilgili mahkemeye gönderilecek ve “memnu hakların iadesine” benzer bir yöntemle siyasi yasak kaldırılabilecek.
Bu düzenleme, siyasal hayata dönüşü belirli bir denetim sürecine bağlıyor. Ancak seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma gibi temel hakların kurul görüşüne bağlanması da Meclis görüşmeleri sırasında tartışılabilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Yeni soruşturma neden kurul kararına bağlanıyor?
Taslağın en fazla tartışma yaratabilecek hükümlerinden biri, yasadan yararlanan kişiler hakkında aynı kapsamda yeni bir terör soruşturması açılmasının kurul kararına bağlanması.
Bu düzenlemenin amacı, silah bırakıp hukuki sürece katılan kişilerin geçmişteki aynı eylemler nedeniyle tekrar tekrar soruşturmaya uğramasını önlemek ve sürece güvence sağlamak olarak açıklanıyor.
DEM Parti düzenlemeye nasıl yaklaşıyor?
Süreci “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandıran DEM Parti yönetimi, düzenlemenin yalnızca silah bırakan örgüt mensuplarının hukuki durumuna odaklanmaması, demokratik siyaset alanına ilişkin başlıkları da kapsaması gerektiğini savunuyor.
DEM Parti ve örgüt çevrelerinden yapılan açıklamalarda, teklifin resmî metni görülmeden nihai değerlendirme yapılmayacağı belirtiliyor. Silah bırakma sürecinin hukuki güvenceye alınmasının önemli olduğu ifade edilirken yerel yönetimler, kayyum uygulamaları, siyasi tutuklular ve ifade özgürlüğü gibi başlıkların da ele alınması talep ediliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Canlı Gündem
Anbean ekonomi, iş dünyası, teknoloji, politika ve kültür-sanat gündeminin en önemli maddeleri. Kısa, yalın, öz bir şekilde.

