CHP İstanbul'un 80 Günde Devr-i Âlem'i


Mintus ’la sahip olunamayana sahip olun Sanat yatırımın yeni yolu: Mintus Sanat, uzun yıllardır estetik değerinin yanı sıra kâr marjı yüksek bir yatırım aracı olarak değerlendiriliyor. Öyle ki ekonomik dalgalanmalar ve artan enflasyon da göz önünde bulundurulduğunda, sanat yatırımı pandemiyle beraber yükselişe geçmiş durumda. Fakat yükselişteki çağdaş sanat pazarı oldukça dar bir kitleye hitap ediyor ve önemli eserler ancak az sayıda koleksiyoner ve kurum tarafından satın alınabiliyor – ta ki Mintus ’a kadar . Nedir? Londra merkezli Mintus , yüksek değerli sanat eserlerini denetlenebilir ve şeffaf bir şekilde kitlelerin erişimine açan bir online sanat yatırım platformu . Mintus, milyonlar değerindeki tablolardan hisse satın almayı ve dünyanın en önemli eserlerine toplam değerlerinin çok altında yatırım yapmayı mümkün kılıyor. Siz de kendinize 65 milyon dolar değerindeki sanat pazarından bir pay ayırmak için Mintus’ta yatırım yapmaya başlayabilirsiniz. Neden önemli? Sanat eserlerini küçük paylara ayırarak halka arz eden Mintus, ayrıcalıklı sanat yatırımına “demokratikleşme” ve şeffaflık getirmeyi amaçlıyor. Hem sanat, hem yatırım anlayışımıza yeni bir soluk getiren Mintus’u daha yakından tanımak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir; aynı zamanda sosyal medya kanallarına ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
CHP İstanbul Başkanı Canan Kaftancıoğlu, geçtiğimiz hafta "80 Günde Devr-i Âlem" başlıklı çalışmanın ara bilgilendirme ve değerlendirme toplantısını İl Başkanlığı'nda gerçekleştirdi. Kaftancıoğlu, "Umut Kapınızı Çalacak" diyerek çıkılan yolda CHP İstanbul örgütünün 80 günde İstanbul'daki 4 milyon 502 bin 560 haneden 2 milyon 273 bin 754'ünü ziyaret ettiğini dile getirdi. Kaftancıoğlu, İstanbul'daki tüm haneleri ziyaret edeceklerini, ziyaretlerin tamamlanmasının ardından belirli hanelere ikinci ve üçüncü ziyaretlerin yapılacağını belirtti. Kaftancıoğlu, "Siyasetin görevi, ister muhalefet ister iktidar vatandaşı görmek, dinlemek, hissetmek. İktidarsa sorunlarını çözmek, muhalefetse sorunlarını nasıl çözeceğini anlatmak" dedi.
CHP İstanbul İl Örgütü mensubu 26 bin 743 partili ile yürütülen çalışmalarda büyük yol kat ettiklerini belirten Kaftancıoğlu, "İstanbul Modeli" ismini verdikleri çalışma modeliyle seçime kadar çalışacaklarını belirtti. Bu modeli aşağıdaki gibi açıkladı:

Kaynak: CHP İstanbul
Kaftancıoğlu, basın açıklamasını yapmalarının nedeninin "İstanbul'da İstanbul halkının yaşadığı gerçeklik" olduğunu belirterek "Aslında vatandaşın sorunu daha güçlü bir şekilde duyurabilmek için bu basın açıklamasını yapıyoruz." dedi. Kaftancıoğlu ayrıca ziyaretlerin, tüm parti üyeleri tarafından eşit sorumluluk duygusuyla gerçekleştirildiğini vurguladı.
"100 haneye 1 öbek sorumlusu, o bölgede yaşayan bir partili, görevlendirildi. İstanbul'daki 10 milyon seçmene ulaşmak için 26 bin 624 öbek sorumlusu, 39 ilçede 962 mahallede, mahalle birim sorumluları, ilçe başkanlarıyla bir araya gelerek her mahalleye 1 öbek sorumlusu atandı ve intranet isimli sistemde öbek sorumlusuna haneler bildirildi."
"Vatandaşın gerçekliği gerçekten haber"
CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul'daki vatandaşların yaşadığı gerçekliğin asıl haber olduğunu belirterek "Memleketin gündemi kimin ne yediği, ne giydiği, ne dediği değil, siyasetin görevi vatandaşın sesini duymak ve duyurmaktır. Basın kuruluşlarının da hepinizin mesleki ve insani sorumluluğu noktasında yapmanız gerektiğine inanıyorum." ifadelerini kullandı. Şu ana dek kentteki hanelerin %50,51'ini ziyaret ettikleri bilgisini paylaştı.
Kaftancıoğlu, ziyaretlerin ardından vatandaşın sorunlarını 12 başlık altında topladıklarını anlattı. Vatandaşın "dinlenmediğini, duyulmadığını" söylediğini belirten Kaftancıoğlu, "CHP'ye gelen en büyük eleştiri, şimdiye kadar niye yoktunuz? Şimdiye kadar neden gelmediniz bizi bu yoksulluğa, yokluğa ve kötü yönetime maruz bıraktınız? Daha çok gideceğiz, bu açığımızı gidereceğiz." dedi. Kaftancıoğlu 12 başlığı şöyle sıraladı:
1- Temel ihtiyaçlara erişim: "Komşumu yoklukla utandırmak istemiyorum"
Ziyaret ettikleri evlerden örnekler vererek başlıkları açıklayan Kaftancıoğlu, temel ihtiyaçlara erişime ilişkin sorununu "Temel ihtiyaçlara erişimde kapısını çaldığımız evlerden birinde, 'Bizde olmayanı komşumuzdan isterdik. Misal, salça kalmamışsa komşumuzun kapısını çalardık. Olunca da geri verirdik. Şimdi ne ben isteyebiliyorum ne de onlar. Komşumu yoklukla utandırmak istemiyorum.' cümlelerini duyduk. Bu dönemde yoksullaşmanın ve temel ihtiyaçlara erişimin nasıl yoğun olduğunu zor olduğunu her kapı çaldığımızda hissediyoruz. AK Parti'nin bir konuda insanlar eşitlemeyi başardı. Bir avuç insan dışındakileri yoksullukta eşitledi." ifadeleriyle anlattı. Yapılan araştırmada ekmek alırken zorlanmadığını ifade edenlerin oranı %38, çay alırken zorlanmadığını belirtenlerin oranı %27’de kaldı. Vatandaşların %79,8'i doğal gaz faturasını öderken zorlandığını ifade etti.
CHP'nin raporunda tüm gelir gruplarında temel tüketim maddelerine erişim sorunu bulunduğu ifade edilirken toplumun sadece %19,5'inin temel ihtiyaçlarının çoğunu/tamamını karşılayabildiği belirtildi. CHP'nin raporunda ayrıca 2000 yılında nüfusun %36'sının tarım sektöründe çalıştığı; ancak bu yıl nüfusun sadece %17'sinin bu sektörde çalıştığı ifade edildi. Tarımdan çekilmenin gıdaya erişimi de sıkıntıya soktuğu belirtildi.
2- Yoksullaşma: Yoksulluğu yönetmek değil yok etmek
Canan Kaftancıoğlu yoksullaşmayı "Benim kapısını çaldığım bir hanede bir kadın kapıyı açtı. Yan tarafta park var. 'Hava güzel çocuğunu niye parka çıkarmıyorsun? Biraz güneş alsın' dedim. 'Ben de biliyorum çocuğumu kapıya çıkarmayı. Ben çocuğumu kapıya çıkarırsam oradaki büfeden bir şey isteyecek. Alacak param yok.' dedi. İstanbul gerçekliği bu ve siyasinin de siyasetin görevi de aslında bunları yok etmek. Yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu yok etmek." ifadelerini kullandı.
Raporda ülkedeki büyümenin yoksullaştıran bir büyüme modeli olduğuna dikkat çekildi. "Artık yoksullar derin yoksulluğa orta ve üst gelir grupları ise yoksullaşmaya maruz kalmış durumda" ifadelerine yer verilen raporda, yaşanan kriz nedeniyle tüm gelir gruplarından vatandaşların alım gücünün düştüğüne dikkat çekildi. Konuya ilişkin bir vatandaşın söylediği şu ifade de toplantıda Kaftancıoğlu tarafından yeniden dile getirildi:
"Seçme hakkım olsa şu an bir Avrupa ülkesinde garson olmayı Türkiye'de bir avukat bey olmayı tercih ederim."
3- Eğitim: "Çocuğumu okula kaydedecek para yok"
Kaftancıoğlu vatandaşların "Okul açılacak, kayıt yaptırmam lazım parasını vermem mümkün değil." dediğini anlattı. "Vatandaş haklı çocuğu okula kaydettirmek istiyor, müdür öğretmen haklı para alması gerekiyor okulun çalışmaları için, çocuklarını istedikleri okula gönderemeyen vatandaşın çığlığı tahminden fazla" dedi. CHP'nin raporunda konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:
"Toplum her konuda olduğu gibi bu konuda da kendine has çözüm yolları geliştirmeye çalışırdı. Defteri kilo ile almak, varsa daha büyük çocuğun eskilerini küçük çocuğa kullandırmak vb. yöntemler ile sorunu hafifletmeye çalışırdı. Satın alma gücünde yaşanan kayıp okula dönüş zamanının da hanelerde büyük bir derde dönüştürmüş durumda."
4- İşsizlik: Devasa boyutta genç işsizliği
Kaftancıoğlu saha çalışmalarından işsizlikle ilgili şu örneği verdi: "Ben artık iş arayamıyorum. Çünkü iş aramak için araca binmem lazım. Hani diyorlar ya, efendim iş var da beğenmiyorlar, çalışmıyorlar. Şu anda artık parası, pulu, ne kadar olduğunun hiç önemi yok. Bunu diyenler bana gelsin bir iş göstersin. Ve altına da her imzayı atmaya razıyım. Ben o işte çalışacağım"
CHP'nin raporunda AK Parti'nin iktidara geldiğinden bu yana ekonomik büyümeyi kalkınma olarak anlattığına vurgu yapılarak özellikle eğitimli gençler arasında devasa bir işsizlik sorunu bulunduğuna dikkat çekildi. AK Parti'nin "eğitimli işsizler ordusu" yarattığı ifade edilirken gençlerin günümüzde iki seçeneği kaldığı "ya işsiz kaldıkları" ya da "aldıkları eğitim ve onun vadettiği sosyal statü dışında bir alanda çalışmaya zorlandıkları" belirtildi.
5- Gençler: "Okul için yol param yok, yürüyorum"
Konuştukları bir üniversite öğrencisinin ailesinden anne-babasından harçlık isteyemediğini anlatan Kaftancıoğlu, "Ailemin bana para verecek durumları olmadığını bildiğim için Marmara Üniversitesi'ne 6 kilometre yol yürüyorum iki aydır' diyor." diye konuştu. CHP'nin raporunda gençlerin düşünce özgürlüğü ve fırsat eşitliği alanlarında zorlandıkları ifade edildi. Ayrıca gençlerin %62,5'inin imkânı olsa yurt dışında yaşamayı istediği ifade edildi.
6- Kadınlar: Daha kararlı, daha farkında
İstanbul’da ve Türkiye’de yoksulluktan ilk nasibini alanların kadınlar olduğunu belirten Kaftancıoğlu, "Kadınlar bugünün gerçekliğini görme ve bugün kendisini görmeyeni görme konusunda, en azından İstanbul'da öyle, Türkiye'de de öyle olduğunu düşünüyorum, çok daha kararlı ve çok daha farkındalar yaşadıkları gerçekliğin" dedi. CHP'nin raporunda ise "Toplumsal gerilimin artması, artarak devam eden ekonomik kriz maalesef ki kadınların maruz kaldığı fiziki, psikolojik ve ekonomik şiddeti artırmış durumda." denildi.
7- Sığınmacılar: Vatandaş öfkeli
CHP İl Başkanı Kaftancıoğlu, İstanbul'da yaşayan vatandaşların işsizlik konusunda sığınmacılara öfke yönlendirdiğini belirterek "Anlamak lazım bu öfkeyi. Çünkü kapıyı çalıyoruz. 'Ben asgari ücrete iş bulamıyorum. Çünkü asgari ücretin yarısına Suriyelileri çalıştırıyorlar' diyor. Vatandaş bu konuda ve bu derece İstanbul'a yabancı, sığınmacı göçmen bulunması ve kendi acı gerçekliğinin sorumlusu olarak görmesi nedeniyle şikâyet ettiği ve yaşadığı gerçekliği düşündüğümüzde haklı olduğu hususlar var. Belirli bölgelerde özellikle bir öfke birikimi oluyor. Vatandaş kendi ekmeğinin ortağı gördüğü yabancıya kendi ifadesiyle düşman ve o günden güne vatandaşta artan bir öfkeye sebep olduğunu sohbetlerde ya da aldığımız notlarda görüyoruz." dedi.
8- Barınma: Kira zorluyor
Kaftancıoğlu "Yine çaldığımız kapılarda karşımıza çıkan gerçeklik, deprem ve kentsel dönüşüm. Son dönemde en az bunun kadar belki bundan daha fazla barınma sorunu gündeme getirilmeye başlandı. 'Ev sahibimle de gayet iyi geçiniriz. Hiçbir problem yok. Makul zamlarla biz idare ederdik. Ama bu süreçte mal sahibim zam yaptı. Ödeyemiyorum. Ben mal sahibimi de anlıyorum' diyor. Bu arada kiracılar mutsuz da mal sahipleri mutlu mu? Hayır. İstanbul'da kiraya verecek konutu olanlar da 'Ben keyfimden kiracı çıkarmıyorum, geçinemiyorum' dediği için birbirini tetikleyen şekilde süreç devam ediyor." diye konuştu. CHP'nin konuya ilişkin raporunda da Türkiye'de kiracıların yalnızca %7,1'inin kirasını ödemekte zorlanmadığı ifade edildi.
9- Sağlık: Erişim sıkıntısı
Hane ziyaretlerinde sağlık sistemindeki sorunlar, vatandaşların randevu sisteminde yaşadığı sorunlar ve vatandaşların ilaçlara bile erişimde problem yaşadığını tespit ettiklerini belirten CHP İstanbul Başkanı, "Hani diyorlar ya 'Biz sağlıkta devrim yaptık. Çığır açtık. Şehir hastaneleri yaptık. Beş dakikada randevu alıyorsunuz.' Randevu almakta sıkıntı yaşıyorlar. Sağlığa erişimde sıkıntı yaşıyorlar." dedi.
Konuya ilişkin raporda sağlık çalışanlarının durumu "Fedakarlığa dayalı bir çalışma anlayışına sahip sağlık personeli ekonomik krizin karşısında ucuz işgücüne dönüştürüldü. Sürekli şiddete maruz kalması, düşük ücrete çalıştırılmaları, uzun çalışma saatleri vb büyük sorunların üzerine iktidar tarafından 'giderlerse gitsinler' yaklaşımı ile birlikte yetişmiş sağlık personelimizin 'gitmesi' hızlandı." sözleriyle ifade edildi.
10- Kaygı ve belirsizlik: Antidepresan yaygınlaşıyor
"Çaldığımız tüm kapılarda inanılmaz bir kaygı ve belirsizlik mevcut. Değil yarına, 1 saat sonrasına dair hiçbir şey belli değil, maaş alınabilecek mi, çocuğunuz iş bulabilecek mi belli değil, yurt dışına gidebilecek mi belli değil. Bir insanın bu derece belirsizlikle yaşaması nasıldır? Sürdürülebilir bir durum değil" diyen Kaftancıoğlu, toplumun antidepresan kullanım oranının arttığına dikkat çekti. Raporda, 2008'de toplam antidepresan satış adedi 16 milyonken bu sayının 2020 yılında 54,6 milyona çıkmış olduğuna dikkat çekildi.
11- Madde kullanımı ve bağımlılık: Tarifsiz
Bu başlığı "tarifsiz" olarak nitelendiren Kaftancıoğlu, bir annenin şu sözlerini paylaştı:
"Çocukları dışarıya top oynamaya göndermeye korkuyoruz. Çünkü gelip çocuklarımıza hap satıyorlar. Biz kimin sattığını biliyoruz, tanıyoruz. Polis de tanıyor. Polise söylüyoruz. Polis ne yapsın? 'Abla ben alıyorum yarım saat sonra serbest bırakıyorlar' diyor. Benim çocuğumun günahı ne? Benim çocuğumun günahı benim yoksul olmam mı?"
Raporda ise kamusal denetimin eksikliği nedeniyle İstanbul’da madde kullanımı düşünülenin çok ötesinde özellikle gençlerde yaygınlaşmış durumda olduğuna dikkat çekildi.
12- Seçim
Canan Kaftancıoğlu son olarak İstanbul'da vatandaşların bir seçim talebi olduğunu dile getirdi, "Bir an önce seçim olsun ve artık bizi bu duruma mahkum eden kimse gitsin, bizim dertlerimizi gören ve nasıl çözüleceğini bilen siyasi iktidar gelsin" dediğini söyledi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünya Refah Ligi, Küresel Haklar Endeksi, Diyanet'e güven
31 Ağu 2022

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




