CHP’nin Teftiş ile İmtihanı

CHP’nin Teftiş ile İmtihanı

“Özel teftiş” karşısında izlenebilecek tek bir yol yoktu (iç ses: ne zaman tek bir yol vardır ki zaten). CHP umursamayıp sessiz kalmak yerine, tercihini beklediğim üzere tepki göstermekten yana kullandı. Üstelik, bunların alelade değil sağlam tepkiler olması da beni bir seçmen olarak sevindirdi. İlk nokta CHP’li büyükşehir belediyelerinin bir araya gelerek ortak bir tavır sergilemesi ve CHP’nin içinde yaratılmaya çalışılan çatlaklara izin verilmemesiydi. İmamoğlu’nun İBB çalışanlarını “yol arkadaşı” olarak tanımlaması ve onların yanında olduğunu söylemesi de İBB yönetimi ile çalışanlar arasında bir çatlak oluşmasını engellenmesi bakımından önemliydi. İkinci olarak, denetimlere açık olunduğunun açıkça ifade edilmesi de İBB’nin hukuktan kaçmadığını gösterir nitelikteydi. Başarılı bulduğum üçüncü yol ise, sorumluluğun hükümette olduğunun hatırlatılmasıydı. İmamoğlu’nun terörle mücadele görevinin İçişleri Bakanlığı’nda olduğunu hatırlatması ve belediye çalışanlarının adli sicil kayıtlarının Adalet Bakanlığı tarafından verildiğini vurgulaması bu sorumluluğu gözler önüne serdi. Özetlemek gerekirse bence CHP (i) haksızlık karşısında bir bütün olarak durabildi, (ii) sorumluluktan kaçmadı ve (iii) sorumlulukları netleştirdi.

Fakat eleştiriye açık olan bir nokta var. O da “tut kulağından götür at hapse” tepkisi. Ülkede suçsuz insanların hapse atıldığı düşünüldüğünde, bu çağrı özellikle “yol arkadaşı” olma iddiasıyla çelişen bir çağrı. Belki insanları hapse atmaları için İmamoğlu’nun çağrısına gerek yok diyenleriniz olabilir. Fakat bu gibi bir çağrının toplumda karşılık bulması gerçekten belediye çalışanlarının hukuka aykırı şekilde tutuklanmasına yol da açabilir. Umarım CHP’nin “bak tutuklandılar, demek ki İçişleri Bakanlığı haklıymış” yorumuna karşı bir cevabı vardır.

Bu başlık CHP’nin başa çıkışı hakkında olsa da hükümetteki yansımalarına da biraz değinmek istiyorum. Gerek bu teftişin beklenenden ters bir etki yapma ihtimali gerekse muhalefetin cevap vermedeki başarısı bazı AKPlilerin teftişe farklı şekilde yaklaşmasına yol açtı. Numan Kurtulmuş işin teorisine odaklanarak belediye başkanının sorumluluğunun doğmayacağını dile getirirken Şamil Tayyar pragmatik yaklaşarak bu tavrın AKP’nin emeklerine yazık edeceğini ifade etti. Bu gibi ifadeler AKP içinde bölünme mi var sorusunu da doğurdu. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terör örgütü aparatlarının İBB’de istihdam edildiği iddiasını sürdürmesi ve Ankara’da da benzer bir durum olduğunu iddia etmesi sanırım AKP’nin ağırlıklı duruşunun belediyeleri terör ile iltisaklı/irtibatlı kılmaya devam etmek olduğunu gösteriyor

Bana da bir vatandaş olarak, bu yaklaşımın bırakılmasını ve belediyelerin bu gibi iddialarla uğraşmak zorunda kalmak yerine görevlerini sürdürmelerini temenni etmek düşüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

İstanbul Büyükşehir Belediyemiz Ba(ğ)zı Teftişler ve Sonraki Tartışmalar

Bu yazıda İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkında başlattığı teftişi ve sonrasında olanları ve tabii bunlarla bağlantılı olan hukuku konuşmak istedim.

10 Oca 2022

https://www.ibb.istanbul/

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR