Çocuk adalet sisteminde İngiltere ve Türkiye karşılaştırması: Ülkeler suç üretir mi?

Türkiye'de çocuk adalet sistemi değişimin arifesinde. Ve gösterilen örneklerden biri de çocuğun ceza sorumluluğu yaşının 10 olduğu İngiltere. Öte yandan İngiltere'deki sisteme yakından baktığımızda önleyici politikaları ve onarıcı adalet mekanizmalarını da kapsayan bütüncül bir perspektif görüyoruz. Çocuk adalet sisteminin ceza odaklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde ise düzenlemelerin ceza sorumluluk yaşı ile sınırlı kalması suç oranlarını azaltmak için yeterli olmayacaktır.
Çocuk adalet sisteminde İngiltere ve Türkiye karşılaştırması: Ülkeler suç üretir mi?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Yazı: Meltem Anayaroğlu, Kardelen Ateşci

İngiltere’de çocuğun ceza sorumluluğu yaşı 10 olarak belirlenmiştir; Türkiye’de ise bu yaş 12’dir. Bu durum, İngiltere’nin ceza sorumluluk yaşının uluslararası çocuk hakları normlarına göre tartışmalı bir düzeyde olduğunu ve çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim düzeyine uygun olup olmadığına dair eleştirilere açık olduğunu gösteriyor. 

Bununla birlikte, çocuk adalet sistemindeki değerlendirmelerin yalnızca ceza sorumluluk yaşı ile sınırlı kalmaması gerektiği de vurgulanmalı. Zira çocuk suçluluğunu önlemede etkili bir yaklaşım, ceza sorumluluk yaşıyla birlikte önleyici politikaları, çocuğun adalet sistemine giriş sürecini ve onarıcı adalet mekanizmalarını da kapsayan bütüncül bir perspektifi gerektirir. 

Bu bağlamda, çocuk adaletine dair stratejiler, yalnızca cezalandırmaya değil, aynı zamanda çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarına, sosyal çevresine ve risk faktörlerine uygun olarak tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Böylece çocuk suçluluğunun önlenmesinde daha etkili ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilmesi mümkün hâle gelir.

Bütüncül yaklaşımın çocuk suçluluğuna etkisi nedir?

İngiltere’de 1 Nisan 2023-31 Mart 2024 tarihlerini kapsayan dönem, gençlik adalet sistemine ilişkin önemli eğilimleri ortaya koyuyor. Bu dönemde, gençlik adalet sistemine ilk kez giren çocukların sayısı, önceki yıldaki artışın ardından yeniden düşüş göstermiştir. 

  • Bununla birlikte veriler, bazı alanlarda azalmaların devam ettiğini, bazı alanlarda ise artışların gözlendiğini gösteriyor. 

Özellikle kohorttaki çocuk sayısı ve tekrar suç işleyenlerin sayısı, son on yılın ardından ilk kez artmış ve tekrar suç işleyenlerin oranı üst üste ikinci yıl yükselmiştir. Hükümlülere verilen hapis cezası sayısı, bir önceki yıla göre %21 artarak 660’a ulaşmıştır; bu artış, son on yılda hürriyeti bağlayıcı cezalarda kaydedilen ilk yıllık artış olarak dikkat çekmektedir. 

Öte yandan: Çocuklara yönelik kapalı adalet kurumlarına gönderilen çocukların yaklaşık üçte ikisi (%62) daha sonra hapis cezası almamıştır; bu da gözetim tesisine gönderilen çocukların her zaman infaz kurumuna gönderilmesine yönelik cezaya dönüşmediğini ve sistemin rehabilitasyon odaklı yaklaşımını ortaya koymaktadır. Aynı dönemde toplamda yaklaşık 11.100 tutuklama olayı kaydedilmiş olup, bunların %81’i kefaletle serbest bırakılma, %11’i müdahaleli toplum içi tutuklama ve %8’i gençlik gözetim tesisinde tutuklamalar şeklinde gerçekleşmiştir.

Türkiye’de ise çocuk mahkumiyet verileri ise İngiltere ile kıyaslandığında oldukça farklı bir tablo çiziyor. TÜİK’in 2020 yılı istatistiklerine göre, ceza infaz kurumuna çocuk yaşta hükümlü olarak girenlerin sayısı 1.283 olarak kaydedilmiştir. 

  • Ancak TÜİK’in 2020 yılından sonra çocuk mahkumiyetlerine ilişkin veri paylaşımı yapmaması nedeniyle, 2025 yılı itibarıyla güncel değerlendirmeler ve karşılaştırmalı analizler sınırlı kalıyor. Bu durum, Türkiye’de çocuk adalet sistemine ilişkin uzun dönemli trendlerin izlenmesini güçleştirmekte ve politika geliştirme süreçlerinde veri eksikliğine yol açmaktadır. 

Daha güncel verilere göre, 1 Ekim 2025 itibarıyla CİSST’in raporuna göre, hapishanelerde 12-18 yaş arası toplam 4.561 çocuk bulunmaktadır; bunların 187’si kız çocuğudur. Bu veriler, Türkiye’de çocukların ceza infaz kurumlarına girme oranlarının İngiltere’ye kıyasla oldukça yüksek olduğunu göstermektedir.

Onarıcı adalet uygulamaları

İngiltere’de gençlik gözetim tesisi ve hapis cezası arasındaki farkın büyük olması ve hapis cezasının nispeten nadir uygulanması, sistemin önleyici ve rehabilitasyon odaklı bir yaklaşımı benimsediğini ortaya koyarken Türkiye’de yüksek mahkumiyet oranları, ceza odaklı bir yaklaşımın hâkim olduğunu gösteriyor. Bu karşılaştırma, iki ülke arasında çocuk adalet sistemlerinin uygulama öncelikleri ve sonuçları açısından belirgin farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.

İngiltere ve Galler’de 1998-2013 döneminde çocuk adalet sistemi, “kınama” ve “son uyarı” gibi kademeli uyarı sistemi benimsemiş olmasına karşın, bu yapı zamanla hem ceza hukuku hem de çocuk koruma otoriteleri tarafından çocukları erken ve mekanik biçimde sistem içine dahil etmesi ve rehabilite edici nitelik taşımaması nedeniyle eleştirilmiştir. 

2013 reformu ile bu yapı kaldırıldı; yerine “Gençlik Uyarısı” ve “Koşullu Gençlik Uyarısı” getirildi. Yeni sistem, çocukların ihtiyaçlarının Youth Offending Team (YOT) tarafından erken dönemde değerlendirilmesini sağlayarak daha bireyselleştirilmiş bir yaklaşım sunuyor. Koşullu uyarılar, onarıcı adalet araçlarını doğrudan sisteme entegre ediyor. 2019’da yürürlüğe giren Gençlik Adalet Sistemindeki Çocuklara Yönelik Standartlar, çocukların adalet sistemiyle erken ve gereksiz temasını sınırlamayı, rehabilitasyonu ve kök nedenlere yönelik müdahaleleri güçlendirmeyi amaçlıyor. Sistem, sürece katılan çocukların damgalanmasını azaltıyor ve hedef odaklı, koordineli müdahalelerle toplumsal bütünleşmelerini destekliyor. 

  • Veriler, bu yaklaşımın yeniden suç oranlarını tamamen ortadan kaldırmasa da çocukların damgalanmasını azalttığını ve toplumsal bütünleşmelerini desteklediğini gösteriyor.

Yukarıda sunulan veriler, İngiltere’nin Türkiye’ye kıyasla daha düşük bir ceza sorumluluğu yaşına sahip olmasına karşın, ceza adalet sistemine giren çocuk sayısının belirgin ölçüde daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, çocuk suçluluğunun yalnızca ceza sorumluluğu yaşının belirlenmesiyle açıklanamayacağını da gösteriyor. 

  • Dolayısıyla, ceza sorumluluğu yaşının tek başına esas alınarak başka bir ülke modelinin Türkiye’ye doğrudan entegre edilmesi, Türkiye çocuk adalet sistemi bakımından ciddi ve yıkıcı sonuçlar doğurabilir. 

İngiltere’de çocuk suçluluğunun görece düşük seyretmesinin temel nedeni, erken müdahale mekanizmaları, toplum temelli programlar, risk azaltıcı politikalar ve hürriyeti bağlayıcı cezaların istisnai kullanımı gibi kapsamlı bir politika setinin sistematik biçimde uygulanmasıdır. Ancak İngiltere’de ceza sorumluluğu yaşının düşük belirlenmesi, çocuğun üstün yararı ve çocuk haklarına ilişkin uluslararası normların yeterince gözetilmediğinin bir göstergesi olarak ele alınmalı. Bu yaklaşım, çocuk adalet sisteminde cezai süreçlerin erken yaşta başlaması riskini artırıyor ve rehabilitasyon odaklı müdahalelerin önüne geçebiliyor. 

Türkiye’de ise ceza sorumluluğu yaşının uluslararası standartların altına düşürülmesi ya da çocukların ceza sorumluluğunun genişletilmesi, çocuk suçluluğunu azaltmaya yönelik etkili bir yöntem olmayacaktır. Zira ceza sorumluluğu yaşının düşürülmesi, bilimsel araştırmaların ve karşılaştırmalı hukuk örneklerinin de gösterdiği üzere, suçun yapısal nedenlerini ortadan kaldırmıyor; aksine, çocukların adalet sistemiyle daha erken ve daha yoğun temas etmesine yol açarak uzun vadede daha olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. 

Bu nedenle, suç oranlarını azaltmayı hedefleyen politikaların ceza yaşını düşürmek ya da cezaları artırmak yerine, koruyucu, destekleyici ve onarıcı mekanizmaları güçlendirmeye yönelmesi gerekiyor.

Türkiye’de çocuk adalet sistemi suç mu üretiyor? 

Türkiye’de çocuk adalet sistemi, hem çocukların adalete giriş öncesi süreçlerinde hem de sistem içindeki uygulamalarda çeşitli yapısal ve işlevsel eksikliklerle karşı karşıya. Sistem, suç öncesi risklerin değerlendirilmesi ve suç süreci sonrası müdahalelerin uygulanması açısından belirgin zayıflıklar barındırmaktadır. 

Önleyici boyutta, sistematik risk faktörü değerlendirmelerinin yetersizliği öne çıkıyor; örneğin, aile içi şiddet, ihmal, eğitimden erken ayrılma ve bağımlılık gibi risklerin erken aşamada tespitine odaklanan mekanizmalar yeterince yaygın değil. Bu bağlamda, çocuğun adalet sistemine dahil edilmeden önce hak ve ihtiyaç temelli müdahalelerden yeterli düzeyde yararlanamadığı gözlemleniyor. 

Buna ek olarak, kurumlar arası işbirliği ve koordinasyon eksikliği, sistemin etkinliğini sınırlayan temel faktörler. Sosyal hizmetler, eğitim kurumları, adli birimler ve kolluk gibi çocuğun doğrudan temas kurduğu aktörler, çoğunlukla birbirine entegre olmaktan ziyade birbirinden kopuk ve bağımsız silolar hâlinde çalışıyor. 

Uzmanlık alanlarının uyumsuzluğu ve yeterli eğitim düzeyine sahip olmayan profesyonellerin çocuk adalet sisteminde yer alması, çocukla kurulan iletişim ve yapılan değerlendirmelerin kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Örneğin, çocukla doğrudan temas kuran savcı veya hâkimlerin sosyal hizmet uzmanı ya da psikolog gibi özel eğitim almış olmamaları, çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının uygun biçimde karşılanmasını engelliyor. 

Sosyal inceleme raporlarının hazırlanmasında karşılaşılan nitelik sorunları ve raporların adliye bünyesinde hazırlanması, çocuğun sistem içindeki süreçlerinde uzmanlaşmış bir değerlendirmeden yoksun kaldığını gösteriyor. Bu durum, çocuğun üstün yararı ilkesine dayalı bütüncül bir değerlendirme yapılmasını engelliyor; süreçlerin büyük ölçüde “masa başı” uygulamalara dayanması, çocuğun sosyal, psikolojik ve çevresel ihtiyaçlarının yeterince gözetilmemesine ve çocuk için adli sürecin kendisinin yeni bir risk faktörü yaratmasına yol açıyor.

Yeniden cezaevine dönen çocuklar

2020 yılına ilişkin bir habere göre, Türkiye’de hapsedilen çocukların yaklaşık %60’ı suça karışarak tekrar cezaevine dönüyor. Bu yüksek tekrar suç oranının temel nedenlerinden biri, çocuk adalet sistemi içerisindeki yapısal ve işlevsel sorunlar.

  • Sistem içerisinde, cezalandırma odaklı bir yaklaşımın hâkimiyeti belirgin olup, çocuklara yönelik koruyucu ve destekleyici tedbirlerin—örneğin yönlendirme, eğitim desteği, psikososyal rehabilitasyon—etkin ve etkili biçimde uygulanamaması dikkat çekiyor. 

İngiltere çocuk adalet sisteminde öncelik, cezalandırma yerine tedbir hukuku ve destek odaklı müdahalelere veriliyor; bu yaklaşım çocuğun üstün yararı ve toplumsal bütünleşmesini merkeze alıyor. Türkiye bağlamında her ne kadar koruyucu ve destekleyici tedbirler mevcut olsa da, uygulamadaki eksiklikler ve önleyici politika yetersizliği nedeniyle ceza odaklı yaklaşım çocuk suçluluğunu azaltmada yeterli olmuyor. 

Türkiye çocuk adalet sisteminde, çocuklar çoğunlukla yargı süreçleri ve hapis ya da tutuklama gibi tedbirlere maruz kalıyor; bu durum da yeniden suç işleme riskini artırıyor. Buna ek olarak, sistemin suçun kök nedenlerine—örneğin aile içi şiddet, yoksulluk, okula devamsızlık, göç ve yer değiştirme gibi sosyal riskler—odaklanmaması, çocuk adaletinin etkisini sınırlayan önemli bir boyut. 

Örneğin, Adana'da yapılan bir çalışmada, göçmen ailelerden gelen çocukların suça sürüklenme oranlarının diğer gruplara kıyasla daha yüksek olduğu saptandı. Ayrıca çocuk adalet sistemi içerisinde görev alan savcı ve hâkimlerin “çocuk hukuku” alanında sadece hizmet içi eğitim almış olmaları veya önceki görevlerinde terör veya yetişkin adaleti gibi farklı alanlarda bulunmuş olmaları, çocuğun üstün yararı ilkesinin gözetilmesini, risk/koruma dengesinin sağlanmasını ve müdahalelerin uzmanlık temelli yürütülmesini ciddi şekilde sınırlıyor ve dolayısıyla uygulamaların kalite ve etkinliğini olumsuz yönde etkiliyor. Bu durum, özellikle çocukla iletişim ve risk-koruma dengesinin kurulması açısından gerekli uzmanlık düzeyinin sağlanamamasına yol açıyor.

Mevcut yapısal ve işlevsel eksiklikler ışığında, günümüzde çocuk suçluluğunu hedefleyen müdahaleler artık tek bir aşamaya dayanmıyor; bunun yerine önleme, erken tespit, koruma, müdahale, bildirim, koordinasyon ve kurumsal denetim gibi çok katmanlı ve çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını merkeze alan koordine bir süreci kapsıyor. 

Ancak Türkiye’deki çocuk adalet sistemindeki yapısal eksiklikler ve denetim mekanizmalarındaki yetersizlikler, çocukların güvenli ve destekleyici bir ortamdan yoksun biçimde suçla erken ilişki kurmalarına yol açıyor ve bu durum, sistemin kendisinin suç üretir hâle gelmesine neden oluyor. Dolayısıyla çocuklar, desteklenmedikleri ve hak temelli müdahalelerden yeterince yararlanamadıkları bir ortamda hem yeniden suç işleme riskine maruz kalıyor hem de toplumsal bütünleşme fırsatlarını kaybediyor.

İngiltere örneği, ceza sorumluluğu yaşının tek başına çocuk suçluluğunu belirlemediğini açıkça gösteriyor. Öte yandan erken müdahale, onarıcı adalet ve bütüncül destek mekanizmaları, ceza sorumluluğu yaşının düşük olmasına rağmen çocukların suça sürüklenme riskini azaltabiliyor. 

Türkiye bağlamında ise çocuk adalet sistemi hâlâ büyük ölçüde ceza odaklıdır; bu nedenle ceza sorumluluğu yaşının tek başına düşürülmesi, suç oranlarını azaltmak için yeterli olmayacaktır.

Bununla birlikte, ceza sorumluluğu yaşının uluslararası çocuk hakları normlarına uygun, tartışmaya açık olmayan bir düzeyde belirlenmesi de gerekmektedir. Esas olan, İngiltere’de uygulandığı gibi risk azaltıcı, destekleyici ve onarıcı müdahalelerin sistematik ve koordineli biçimde hayata geçirilmesi ve ülkelerin iyi uygulama örneklerinin Türkiye bağlamında stratejik olarak uyarlanmasıdır. 

Bu yaklaşım, çocuk adaletinde hem ihtiyaç ve hak odaklı şekilde bireysel rehabilitasyonu hem de toplumsal bütünleşmeyi güvence altına alacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR