Çöpüne Sahip Çıkmak da Ne Demek?

Yazar: Emrah Bilge
İnsan üretmeye, ürettiklerini tüketmeye başladığından beri kaçınılmaz olarak çöp de üretiyor. Bu da avcı-toplayıcı hayattan yerleşik geçerek, tarım üretimi yapmaya başladığımız 12 bin yıl öncesine dayanıyor. Binlerce yıl boyunca doğadan topladıklarımızı, avladıklarımızı, ekip biçtiklerimizi tükettiğimiz ve doğadan aldıklarımızı, çöp bile olsalar doğaya geri verebildiğimiz bir düzende yaşadık. Ancak bundan yaklaşık 200 yıl önce her şeyi değiştiren bir şey oldu: Sanayi devrimi. Sanayi devrimi öncesinde az sayıda ve el emeği ile üretilebilen ürünleri elde etmek zor olduğu için bunları kaldırıp atmak da zordu. Daha önce sadece belirli bir azınlık tarafından elde edilebilen bu ürünler, sanayi devrimi ile birlikte milyonlarca adet üretilebilir hale gelince, bunların atılmasıyla ortaya çıkan “çöpün” miktarı da aynı oranda artmış oldu. Önceki 11 bin 800 yılda ürettiğimiz çöpün binlerce katını son 200 yılda dünyaya saçtık. Artık en çok çöp üretiyoruz.
Çöpün tanımı da son yüzyılda değişiklik gösterdi. Modası geçen, artık istenmeyen, göz önünden uzaklaştırılmak istenen her şey artık çöp sayılıyor. Günümüzde farklı kültürel yapılara sahip olsalar da dünya toplumlarının tümünü kapsayan tek bir “üst kültürden” bahsetmek mümkün: Bunun adı tüketim kültürü, hatta “kullan at” kültürü. Artık ihtiyacımız olanı, ihtiyacımız kadar tüketmiyor; “yeni çıkan”, “hayatımızı kolaylaştıran” milyarlarca ürünü kullanıp çöpe atıyoruz. Peki, çöp çıkmasın diye ne yapacağız? Alışveriş yapmayacak, ihtiyaçlarımızı almayacak, mağarada mı yaşayacağız?
Bunun yanıtı için başlıktaki soruya dönelim: Çöpüne sahip çıkmak ne demek? Çöp üretimi aslında bir şeyi attığımızda değil, bir ürünü satın aldığımızda başlayan bir süreç. Yani çöpü azaltmanın en iyi yolu daha oluşmadan, yani satın alırken harekete geçmek. Gerçekten ihtiyacımız olan şeyleri, ihtiyacımız kadar tüketmek.
Her şeyden önce tek kullanımlık ürünlerden olabildiğince uzak duracağız. Meşrubat pipetleri, plastik poşetler, plastik/kâğıt bardaklar gibi şeylere gerçekten ihtiyacımız hiç yok. Bunlar dünyada üretilen çöpün çok büyük bölümünü oluşturarak en büyük kirlilik kaynağı oluyorlar. Ayrıca satın almak zorunda olduğumuz ürünlerin ambalajlarının, geri dönüştürülür olup olmadıklarına dikkat ederek de çöpümüze daha çöp olmadan sahip çıkabiliriz.
Peki, israftan, tüketim çılgınlığından uzak durarak çöpümüzü azalttık ama gene de bazı şeyleri atmamız gerekiyor. Şimdi ne yapacağız? Bundan sonra yapılacak olan aslında kolay olmakla beraber biraz kafaları karıştıran bir süreç gibi görünüyor. Oysaki süreç oldukça basit: Geri dönüştürülebilir atıklarımızı ayırarak bunları geri dönüşüm kutularına atmamız ya da belediyeye ayrıca vermemiz yeterli. Kâğıt, cam, metal, plastik atıkları -ki bunların büyük bölümünü ambalaj atıkları oluşturuyor- mutfak, yemek atıkları gibi “kirli” atıklardan ayırdıktan sonra zaten ortada bir sorun da kalmıyor. Ayrıştırdığımız bu atıklarımızı, onlara sahip çıkarak ambalaj atıkları ve cam kutularına atarak, ya da bağlı olduğumuz ilçe belediyesi ayrı olarak topluyorsa ayrı poşetlerde vererek soruna son noktayı koymuş olacağız.
Çöpü azaltma ve geri dönüşüm konularının önceliklerimiz arasında yer alması için doğaya özel bir ilgimizin olması, çevre konusunda çalışıyor olmamız ya da popüler deyişle bir “çevreci” olmamız gerekmiyor. Yapılan araştırmalar gelişigüzel çevreye atılan plastiklerin gözle görülmeyecek kadar küçük parçacıklar olan mikro plastiklere dönüşerek içtiğimiz suya, yediğimiz balığa hatta anne sütüne bile karıştığını gösteriyor. Issız dağ doruklarından toplanan yağmur örneklerinde bile bu mikro plastikler bulunuyor. Bu, artık dünya üzerinde yaşayan 8 milyar insanın ortak sorunu.
Dünyada yılda 2.01 milyar ton, Türkiye’de ise 32 milyon ton çöp atılıyor. Bu da ülkemizde kişi başı yıllık 400 kg atık ürettiğimiz anlamına geliyor. Türkiye’de ürettiğimiz bu atığın yalnızca %11,8’ini geri dönüştürüyoruz. (2020 yılı TÜİK verilerine göre) Kalan kısmı ise ya çevreye atılıyor ya da belediyeler tarafından depolama alanlarında bertaraf ediliyor, yani sistemli bir şekilde toprağa gömülüyor. Ortalama geri dönüşüm oranı dünyada %20, OECD ülkelerinde ise %30 civarında. Dünyayı yakalamak için evlerimizde ayrıştırmayı alışkanlık haline getirmemiz ve geri dönüşüm oranını artırmamız önemli hedeflerimiz olmalı.
Dünya her geçen gün daha çok çöple doluyor, zamanımız giderek daralıyor. Umutsuzluğa kapılmanın bir anlamı yok, çünkü sorunun kaynağı gibi çözümün kaynağı da biziz. Hepimiz…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kendisine sahip çıkmadan önce çöpün ne olduğu ya da neyin çöp olduğu sorularına yanıt vermek gerek.
12 Nis 2023

YAZARLAR

Çöpüne Sahip Çık
Çöpsüz bir yaşama adım atmak ve “azalt-yeniden kullan-geri dönüştür” prensibini benimsemek için gereken tüm bilgileri burada bulabilirsiniz.
İLGİLİ OKUMALAR


