Deprem Nedeniyle Olağanüstü Hal İlan Edildi

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve on ili etkileyen iki büyük deprem nedeniyle on binlerce insan hayatını kaybederken on binlerce bina da ya yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Depremin ilk saatlerinden itibaren müdahale konusunda büyük aksaklıklar ve organizasyonsuzluklar yaşanırken, Cumhurbaşkanı depremin üçüncü günü 8 Şubat 2023 tarihinde depremden etkilenen on ili kapsayan bölgede üç ay süreyle olağanüstü hâl ilan etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu kararı 9 Şubat tarihli toplantısında onayladı.
Deprem Nedeniyle Olağanüstü Hal İlan Edildi

Fotoğraf: Bilal Seçkin/Adıyaman


Anayasanın 119. maddesine göre tabiî afet nedeniyle olağanüstü hâl ilan edilmesi mümkündür. Bu durumda vatandaşlar için para, mal ve çalışma yükümlülükleri getirilebilir. Anayasanın 119/5 maddesine göre, getirilecek bu yükümlülükler kanunla düzenlenir. Nitekim 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu tabiî afet nedeniyle ilan edilen olağanüstü hâl durumunda getirilecek yükümlülükleri ve alınacak tedbirleri 5 ila 9. maddeleri arasında düzenlemiştir.  Ayrıca Anayasanın 119/6 maddesi Cumhurbaşkanına olağanüstü hallerde olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, Anayasanın 107. maddesinin on yedinci fıkrasının ikinci cümlesindeki sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisi tanımaktadır. Bu kararnameler eski Kanun Hükmünde Kararnamelerin muadili olup parlamentonun denetimine tabidirler. Bu nedenle yayınlandıkları gün TBMM onayına sunulmaları gerekmektedir. TBMM bu kararnameleri üç ay içinde onaylamazsa kendiliklerinden yürürlükten kalkacakları düzenlenmiştir.

Milyonlarca insanın hayatını etkileyen büyük çaplı bir deprem felaketinden sonra, hayatın mümkün olduğunca kısa süre içinde normale döndürülmesi için kamu otoritelerinin bazı olağanüstü yetkileri kullanmaları gerekli olabilir. Ancak bu yetkilerin Anayasa ve kanunlara uygun olarak ve olağanüstü halin gerektirdiği konularda ve olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde kullanılması zorunludur.

Özellikle 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilân edilen ve 45 gün uygulanacağı söylenen, ancak iki yıl süren OHAL döneminde yapılan uygulamalar, OHAL yetkilerinin bu sefer de kötüye kullanılacağına ilişkin endişeleri artırmaktadır. Nitekim Cumhurbaşkanının basına yaptığı açıklamada olağanüstü halin deprem bölgesinde meydana geldiği iddia edilen asayiş sorunlarına müdahale etmek amacıyla ilân edildiğini açıklaması[1] bu endişelerin hiç de yersiz olmadığını göstermiştir. Zira afet ve salgın hastalık nedeniyle ilân edilen olağanüstü hallerde alınabilecek tedbirler OHAL Kanununun 9. maddesinde sayılmıştır ve bu tedbirler arasında yağmalama gibi asayişe ilişkin konularda alınabilecek özel bir önleme yer verilmemiştir. 

Ayrıca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve alınan kararlar da ‘’olağanüstü halin gerekleri’’ konusunun çok geniş yorumlanacağını ve uygulanacağını göstermektedir. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı, olağanüstü hâl kapsamında ilk kararnameyi 11 Şubat günü yayınlamıştır.[2] Bu arada, olağanüstü hâl kapsamında yargı alanında alınan tedbirlere ilişkin 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 5. maddesi ile olağanüstü hâl ilan edilen yerlerde hırsızlık ve yağma suçları ile ilgili olarak gözaltı süresi dört güne çıkarılmış ve savcılıklara üç gün uzatma yetkisi tanınmıştır.  

Oysa OHAL Kanununun 9. maddesinde gözaltı sürelerine ilişkin bir kural bulunmamaktadır.  Ayrıca Anayasanın 119/6 maddesi de böyle bir yetki tanımamaktadır. Zira beşinci fıkra olağanüstü hallerde temel haklara ilişkin sınırlamaların kanunla yapılacağını belirtmektedir. Altıncı fıkrada OHAL kararnamelerinin 104. maddenin on yedinci fıkrasının ikinci cümlesinden istisna tutulması bu kararnamelerle temel hakların sınırlandırılabileceği anlamına gelmemektedir. Çünkü söz konusu hükümde “sınırlama” dan değil “düzenleme” den söz edilmektedir. Yani bu kararnamelerle ancak OHAL kanununda öngörülen sınırlamaların uygulanması düzenlenebilir, kararnameler başlı başına sınırlayıcı hüküm koyamaz. Ne var ki, bu tür düzenlemelerin Anayasa Mahkemesince denetlenmesi de Anayasa Mahkemesinin 2016 yılındaki içtihadı doğrultusunda mümkün görünmemektedir.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı 12 Şubat 2023 tarihinde tüm üniversitelerin ikinci dönem eğitimlerini uzaktan gerçekleştireceğini, KYK yurtlarına depremzedelerin yerleştirileceğini açıklamıştır.[3] OHAL Kanununun 9. maddesinin (b) fıkrasında her derecedeki resmi ve özel okullarda eğitime ara verme yetkisi tanınmış olmakla birlikte, bu yetkinin olağanüstü hâl kapsamında olmayan bölgeler için kullanılmasının gerekli ve ölçülü olduğunu söylemek mümkün değildir. 

Deprem nedeniyle ilan edilen olağanüstü hâl yetkilerinin, depremle ilgisi olmayan konularda ve ölçüsüzce kullanılarak birey haklarına müdahale edilmemesi gerekir. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Özgürlük Gündemi #3

Türkiye en acı günlerini yaşıyor, Deprem ve OHAL, Deprem ve Kamu Bağışları.

20 Şub 2023

Özgürlük Gündemi #3

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR