Depremden bugüne: Barınma sorunu ve cezasızlık endişesi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
6 Şubat sabahı Türkiye, tarihinin en büyük afetlerinden birine uyandı. Henüz ilk depremin şoku atlatılmadan Kahramanmaraş merkezli ikinci büyük depremin meydana gelmesi afetin boyutlarını katladı. Depremin hemen ardından en çok etkilenen kentler olan Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya ve Diyarbakır'ı kapsayan olağanüstü hâl ilan edildi. Bilanço netleştikçe OHAL kapsamına farklı kentler de eklendi ve deprem bölgesine giren kent sayısı 11'e yükseldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgeye yaptığı ziyaretlerde "Kentleri yeniden inşa edeceğiz ama bize bir yıl müsaade" ifadeleriyle kentlerin yeniden imar sürecini başlattı.
Bu kapsamda, 24 Şubat'ta bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi de yayımladı. Kararnamede yeni yerleşim bölgeleri için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na resen karar alma yetkisi verildi. Belirlenen alanların resen vasıf değişikliği yapılarak, Hazine adına tescil olunacağının belirtilmesi, "Yetkisiz kamulaştırma" eleştirilerine de yol açtı. Bu alanlardaki taşınmaz mülkiyeti veya imar haklarının kısmen veya tamamen başka bir alana aktarılabileceğinin belirtilmesi, "Ranta dayalı mülksüzleştirme" gibi başlıklarla tartışıldı.
Aralık ayı itibarıyla, AFAD'ın oluşturduğu tabloya göre, deprem bölgesindeki kentlerde yapılan işlemlere ilişkin rakamlar şöyle:
Ağır hasarlı bina sayıları (Depremden sonra tespit edilen)
- Hatay: 56 bin 323
- Malatya: 35 bin 680
- Kahramanmaraş: 35 bin 229
- Adıyaman: 20 bin 12
- Gaziantep: 14 bin 364
- Elazığ: 10 bin 694
- Osmaniye: 8 bin 809
- Şanlıurfa: 8 bin 231
- Diyarbakır: 5 bin 494
- Adana: 3 bin 297
- Kilis: 1.928
İhale süreçleri büyük ölçüde bitti
Toplam 200 bin 61 bina için ağır hasar tespiti yapıldı. Bu binalardan 199 bin 385'inin yıkımına karar verildi.
Yine bu binalardan 195 bin 341'inin ihale süreci tamamlandı. Toplamda 41 milyon 744 bin 800 metreküp hacme denk gelen yıkımı yapılacak ağır hasarlı bina yerine 33 milyon 650 bin 919 metreküp hacme sahip bina için ihale yapılmış oldu. Hâlâ ihale aşaması süren 3 bin 210 bina var.
Enkaz büyük ölçüde kalktı
Deprem bölgesindeki kentlerde enkaz kaldırma işlemleri de büyük ölçüde tamamlandı. Kent merkezlerinde bu nedenle büyük boşluklar oluştu. 11 kentte toplam 135 bin 761 binanın enkazı kaldırıldı.
Kaldırılan enkaz sayısı
- Hatay: 41 bin 761
- Malatya: 17 bin 703
- Kahramanmaraş: 24 bin 325
- Adıyaman: 14 bin 823
- Gaziantep: 8 bin 835
- Elazığ: 7 bin 407
- Osmaniye: 8 bin 743
- Şanlıurfa: 6 bin 505
- Diyarbakır: 3 bin 830
- Adana: 137
- Kilis: 1.692
Mahkemelik binalar
Yapılan ağır hasar tespitlerine yönelik itirazlar yargıya da taşındı. Buna göre 24 bin 898 binayla ilgili yargı süreci devam ediyor:
Mahkeme sürecindeki ağır hasarlı bina sayısı
- Hatay: 8 bin 455
- Malatya: Bin 752
- Kahramanmaraş: 8 bin 134
- Adıyaman: 4 bin 314
- Gaziantep: Bin 21
- Elazığ: 152
- Osmaniye: 811
- Şanlıurfa: 159
- Diyarbakır: 64
- Adana: 8
- Kilis: 28
Yeni tartışma rezerv alan
Kasım ayı başında TBMM'de kabul edilen kentsel dönüşüme yönelik kanun, tartışmaları iyice alevlendirdi. Sadece deprem bölgesini değil, Türkiye'nin genelini de yakından ilgilendiren kanuna göre, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na riskli görülen alanları "rezerv alan" ilan etme yetkisi verildi.
Buna göre Bakanlık, rezerv alan ilan ettiği bölgelerde riskli gördüğü binaların yıkımına karar verebilecek; bu binaların sahiplerinin rızası olmasa bile başka bir yere taşınması söz konusu olabilecek. İlk rezerv alan kararı Hatay için verildi. Hatay'ın merkezi, Antakya ve Defne ilçesine bağlı mahalleler rezerv yapı alanı ilan edildi. Toplam 50 bin kişinin yaşadığı mahalleleri kapsayan bu karar, Hatay Barosu başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının ve halkın itirazlarına yol açtı.
Adalet umutsuzluğu
Kahramanmaraş depreminden sonra tartışılan başlıklardan biri de yargıydı. 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’nden sonra sorumluların neredeyse hiçbirinden hesap sorulamadı.
Resmî rakamlara göre 17 bin 408 kişinin hayatını kaybettiği depremden sonra yaklaşık 2 bin 100 ceza davası açıldı. Bu davalardan 1800'ü, 2007 yılında zamanaşımına girdi ve düştü. Bunun nedeni, yargının zamanaşımı konusunda net bir karar verememiş olmasıydı. Binaların yapıldığı yıl esas alındığında, davaların çoğu zaten zamanaşımına girmek üzereyken açılmış oluyordu. Yargıtay, bu boşluğu 2007’de, "Depremin olduğu gün esas alınır" kararıyla doldurdu ancak o zamana kadar 1800 dava zamanaşımına girmişti. Kalan 300 davadan sadece 110'u ceza ile sonuçlandı ve bu cezaların çoğu ertelendi.
Bu kez "zamanaşımı" sorunu yoktu zira Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, zamanaşımı süresi depremin olduğu günden başlıyordu.
Bunun üzerine her kentte ayrı ayrı deprem davaları açılmaya başlandı. Soruşturmaların ilk aşamasında müteahhitler ve yapı denetim elemanları için tutuklama kararları verildi.
Ancak bir sorun vardı. Uygunsuz zeminde bina yapımına izin verenler, kaçak kata göz yumanlar, bina değişikliklerine sessiz kalanlar hakkında hiç işlem yapılmadı. Bürokratlar ve siyasiler soruşturmaların bugüne kadar tamamen dışında tutuldu. Birkaç istisna dışında hakkında soruşturma yürütülen siyasi ya da kamu görevlisi yok.
Bir başka sorun, "olası kast" düzenlemesinin uygulanmaması. Türk Ceza Kanunu'nda yer alan bu düzenlemeye göre, eylemin olası sonuçları bilinerek hareket ediliyorsa ceza ağırlaşıyor. Örneğin alkollü biçimde direksiyona geçen ve ölüme yol açan sürücü, taksirle öldürme değil, cinayet işlemiş gibi öldürme suçundan ceza alıyor.
Az sayıda iddianamede binaları yönetmeliklere aykırı yapan, planları değiştiren, yetersiz demir ve çimento kullanan müteahhitlerin ve buna göz yuman yapı denetim elemanlarının "olası kast" düzenlemesine göre yargılanması talep edildi. Ancak bunun dışındaki davalar "bilinçli taksir" düzenlemesinden açılıyor. Bu suçun cezası da binada 1000 kişi de ölmüş olsa 22,5 yılı geçemiyor. Türkiye'deki infaz rejimi düşünüldüğünde, üst sınırdan ceza verilse bile kısa süre içinde cezanın infazı tamamlanıyor. Açık biçimde onlarca kişinin ölümüne neden olanlar, bu düzenleme sayesinde 5-6 yılda özgürlüğüne kavuşabilecek.
Deprem davaları belki bu kez zamanaşımına girmeyecek ancak şimdiden hem "olası kast" düzenlemesi, hem müteahhitlerin sorumlu olmadığına yönelik çıkan bilirkişi raporları nedeniyle insanlar umutsuz. Adalet mücadelesinin uzun yıllara yayılacağı da açık biçimde görülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.
23 Tem 2026

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?




