Derby de Lisboa - SL Benfica vs Sporting CP

Kuruluşlarının temelinde halkın takımı “Benfica” ve soyluların takımı “Sporting” gibi bir algı olan bu iki kulüp başarı endeksli olarak yıllar içinde büyük bir kimlik değişimine gider. Benfica şehrin büyük abisi ve kitlelerin sevgilisi olurken Sporting banliyönün gururlu insanlarının takımına dönüşür. Birinin iyi olduğu dönemde diğeri başarılı olamazken yine de 100 yılı aşkın tarihlerinde Lizbon’u ve Portekiz futbolunu gerek efsaneleriyle gerekse futbola kazandırdıkları futbolcularla temsil ederler. Aralarındaki rekabet de heyecanını kaybetmeden günümüze kadar “Derby de Lisboa” adıyla anılarak gelir.
Her şey 1907’de sekiz Benfica oyuncusunun Sporting maçı haftası taraf değiştirmesiyle başlar. Futbolcular bunu Sporting’in kendisinden söz ettiren harika tesisleri ve imkânları için yapar. Keza bu ilk maçın şiddetli bir yağmur altında oynandığı rivayet edilir ve Sporting imkânları daha fazla olan taraf olduğu için yağmurda ıslanan formalarını yenileriyle değiştirme lüksüne sahiptir. Bu ilk maç Sporting’in transfer ettiği oyunculardan birinin de gol atmasıyla 2-1 sonuçlanır. Aradaki rekabetin kıvılcımını ateşleyen ise 1911’de tekrar karşılaşılacağında Sporting, Benfica’yı sahalarında oynamaya uygun görmeyerek küçük düşürmesi olur. Rekabetin ilk yılları hem kafa kafaya hem de oldukça ateşli geçer. Ülke sıkı bir diktatörlükle yönetilirken halkın arasındaki gerilim futbola da yansır. O dönem Salazar’ın diktatörlük rejiminin önemli bir parçasının da futbol olduğu söylenir. Hatta bu politikalar üç F olarak tarihe de geçer: fado (geleneksel Portekiz ağıt müziği), Fátima (Katolik kilisesi) ve futbol.
Rekabetteki ilk belirgin farkı Sporting cephesi, “Beş Violin” olarak adlandırılan oyuncu grubuyla yaratır. Peyroteo önderliğindeki bu jenerasyon tam arayı açmışken 1960’da Mozambik doğumlu 18 yaşında bir çocuk tüm dengeleri altüst eder. Dönemin Brezilyalı orta sahası Bauer’in keşfettiği Eusebio, Lizbon’a gelir ve belki de terazi değişmemek üzere Benfica tarafına ağır basmaya başlar. Eusebio, oynadığı 715 maçta attığı 727 resmi golle halen Benfica tarihinin en golcü ve derbi tarihinin de Peyroteo’dan sonra ikinci en golcü oyuncusu olma unvanını korur.
Süregelen zamanda Benfica kararlı bir şekilde büyür ve rekabeti domine eden taraf olur. Kaydı bulunan 310 karşılaşma sonucunda 135’e 110’luk bir galibiyet avantajını elinde bulundurur. Bunun yanı sıra kupa sayısı da Sporting’i ikiye katlamıştır. Buna rağmen zaman zaman Sporting’in ezici üstünlük gösterdiği maçlar da olur. 1986’da Benfica’yı 7-1 gibi bir skorla mağlup ederler. 1994’te Benfica deplasmanda 6-3 ile bir nebze de olsa intikamını alır.
Ülkenin diğer önemli temsilcisi Porto’da bu rekabete dâhil olarak önce 1990’larda sonra da 2000’lerin başında “Special One” Jose Mourinho ile ligi domine eder ve Sporting’le arayı açarak Benfica’yı yakalar. Bu dönemler iki Lizbon ekibi için de oldukça kurak geçer ancak Benfica bu durumdan daha erken uyanan takım olur. Son yıllarda “Os Tres Grande” yani üç büyükler içerisinde en büyük olduğunu kanıtlar ve zirveyi tekrar alır.
Rekabetin son 10 yılına baktığımızda da oynadıkları son 22 lig maçının 15’ini Benfica’nın kazandığını görüyoruz. Kupa eşleşmeleri gibi elemeli maçlarda ise Sporting burun farkıyla öne çıkıyor. Sporting bu sezon 20 yıllık şampiyonluk hasretine son vererek yeni bir döneme girmek isterken Benfica da arayı açmadan tekrar şampiyonluk için oynamak istiyor. Aradaki farkın açılmasıyla rekabetin eski coşkusu zaman zaman azalsa da halen bu iki takımın çok sadık ve takımına inanan taraftarları olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş

