Doğadan 5 Yeni Kumaş


Userspots'tan bir UX eğitimi yolculuğu: Jr. UX Designer Son yılların en önemli kavramlarından biri olan kullanıcı deneyimi, tasarım dünyasına adım atmak isteyen birçok tasarımcı adayının ilgisini çekiyor. Şimdiye dek gerçekleştirdiği 650’yi aşkın projenin yanı sıra Türkiye'de kullanıcı deneyimi alanında önemli bir literatür oluşmasına katkıda bulunan tasarım merkezi Userspots, bu noktada kullanıcı deneyimi disiplinine giriş yapmanın en iyi yolunun, iyi tasarlanmış bir eğitim deneyimi olduğunu düşünüyor. Kullanıcı deneyimi odağında araştırma, test, tasarım, strateji, inovasyon, yazılım ve eğitim hizmetlerinin yanı sıra Userspots, 2020'nin bahar ayından bu yana gerçekleştirdiği periyodik Jr. UX Designer yolculuklarına bir yenisini ekliyor. Jr. UX Designer: Tasarım dünyasına adım atmak ve tasarımcılık kariyerine profesyonel bir başlangıç yapmak isteyen herkese açık olan Jr. UX Designer ile Userspots; kullanıcı deneyimi disiplinine giriş sürecini farklı temalarda oyunlaştırarak Jr. UX Designer adayları UX’in ana beceriler, araştırma, arayüz tasarımı, fasilitasyon, strateji gibi kavramlarını ve süreçlerini keşfetmeleri için kapsamlı bir vaka analizi yolculuğuna dönüştürüyor. Katılımcılar her sezon Userspots tarafından hazırlanan ve kullanıcı deneyiminin birbiriyle ilişkili başka bir alanına odaklanan birden fazla vakayı analiz ediyor. En az üç vaka analizi çalışmasına katılan katılımcıların vaka analizleri Userspots’un ekosistemi Space'in mentörleri tarafından değerlendiriliyor. Değerlendirme sonucunda dereceye giren katılımcılar, çeşitli eğitim hediyeleri ve ödüllerle tasarım kariyerlerine profesyonel bir başlangıç yapmış oluyor. Jr. UX Designer 3. Sezon: JR UX Designer'ın Otostopçunun Galaksi Rehberi ve Star Wars temalarıyla gerçekleşen iki sezonunun ardından Sherlock Holmes temasıyla tasarlanan üçüncüsünde tasarımcı adayları; kasvetli ve bir o kadar da sisli Londra semalarında yollarını bulabilmek için karşılarına çıkan gizemleri çözmeye çalışıyor. Sezon boyunca masaüstü araştırmalar, saha araştırması, persona odaklı tasarım ve prototip ve test aşamalarındaki vakalar üzerine çalışan ve sezonu başarıyla bitiren adaylar arasından birinciye Space Club 1 yıllık aboneliği, Figma ve UX Eğitimi, 1 yıllık Interaction Design Aboneliği hediye edilirken ikinci tasarımcı adayı UX Eğitimi, Veri Eğitimi ve 2 UX Kitabı hediyesinin sahibi oluyor. Üçüncünün UX Eğitimi ve Design Sprint Eğitimi'yle ödüllendirildiği programda ilk 3 Userspots UX Camp'e doğrudan katılım hakkı kazanırken ilk 10'daki tüm katılımcılar, Kariyer Yolculuğu ve UX Temelleri Eğitimi'nden ücretsiz faydalanabiliyor. Jr. UX Designer üçüncü sezonuna hazırlanan vaka dosyalarıyla katılımlar, 12 Mart'a kadar devam ediyor. Userspots: Kendisini "insanı anlamak ve çözüm üretmek için çalışan bir tasarım merkezi" olarak tanımlayan Userspots; kullanıcı deneyimi alanındaki, insanı odak noktasında tutan araştırma, test, tasarım, strateji, inovasyon, yazılım ve eğitim hizmetleriyle kurumların ve kullanıcıların aklındaki soru işaretlerini çözümlere dönüştürüyor. 10 yılı aşan yolculuğunda 200'den fazla iş ortağıyla gerçekleştirdiği 650'den fazla proje ve çok sayıda kamp ve etkinliğin yanı sıra Kadir Has Üniversitesi iş birliğiyle Türkiye'nin ilk kullanıcı deneyimi (UX) yüksek lisans programını ekleyen Userspots; İstanbul, Eskişehir ve Berlin'deki ofisleriyle kullanıcıları iş hedefleriyle buluşturan ve sektöre profesyonel tasarımcılar yetiştiren deneyimler, eğitimler, kamplar tasarlamaya devam ediyor. Userspots’u, Jr. UX Designer programını yakından tanımak ve ödüllü üçüncü sezona katılmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
The Garden Apartment ile sürdürülebilirlik üzerine yaptığımız söyleşinin ardından, bu hafta moda ve tekstil dünyasında sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan yeni materyalleri inceliyoruz.
Sadece moda endüstrisi (ağırlıklı olarak fast fashion) yıllık karbon salınımının 10%’una neden olmaktadır. Somutlaştırmak gerekirse: Bu sayı, bir senelik bütün uluslararası uçuşlardan ve global deniz taşımacılığının toplamından daha fazla*. Bunun yanı sıra, moda endüstrisinin ürettiği atıklar ve atık sular doğal kaynaklar için büyük bir tehdit oluşturmakta (bunların dışında, çocuk işçiler ve açlık sınırının altında maaş alan, üretim bandında çalışan işçileri saymıyorum bile).
Sektör ve pazarlama kampanyaları bu kadar büyük olunca, kimseye “Alışveriş yapmayın.”, “Sadece ikinci el ya da geri dönüşüm ürünlerini giyin.” demek mantıklı değil. Toplumların alışkanlıklarını bir anda değiştirmelerini beklemek, saflıktan öteye gidemez maalesef. Bilinçli tüketim alışkanlığı kesinlikle özendirilmeli fakat bunun yanında, moda ve tekstil endüstrilerini, yeni ve temiz malzemelerle çalışmaya teşvik etmek belki de iklim krizi planlamalarında, devletlerin ortak stratejilerinin bir parçası haline gelmeli.
Pamuk, yün ve ipek gibi doğal malzemelerin dışında, üretim sürecinde ve sonrasında doğal kaynaklara saygılı, moda endüstrisine yeni ve temiz bir soluk getirebilecek, 5 yeni malzemeyi yakından inceleyelim.
1.Lyocell: Tencel isimli firma tarafından üretilen Lyocell’in ana maddesi sürdürülebilir ormanlardan elde edilen odunlar. Odunlar kesilerek odun hamuru haline getirilir. Odun hamuru da su ve organik çözücü maddeler kullanılarak selüloz bazlı iplikler haline dönüştürülürler. Üretimin tamamen kapalı döngü üzerine kurulu olması %50 oranında su ve enerji sarfiyatını azaltmakta. Ayrıca bu metod sayesinde üretimde karbon ayak izi %60 oranında azalmıştır. Ürün ömrünü tamamladığında ise doğada, %100 çözünebilmekte.

2.SeaCell:
SeaCell, smartfiber AG firması tarafından yenilenebillir kaynaklardan üretilen bir iplik türü. SeaCell’in ana maddesi olan yosunlar, kurutma işleminden sonra toz haline getirilerek sürdürülebilir şekilde yetiştirilen ağaçlardan elde edilen selüloz (Lyocell) ile işlenerek doğal ipliğe ve sonrasında da kumaşa dönüştürülür.
Yosunların toplanma işlemine de özen gösteren firma yosunların kendini yenilemesine izin verecek şekilde, doğal yaşama zarar vermeden işlemi gerçekleştirir.

3.Piñatex:
Girişimci Carmen Hikosa’nın, 90’larda Filipinler’de başlayan deri ihracatı gözlemleri, sektörün yarattığı tahribat karşısında alternatif çözümler üretmek istemesine neden olur.
Ananas hasadı sırasında bitkinin, kullanılmayan yapraklarının, çeşitli işlemlerden geçirilerek ipliğe dönüştürülmesiyle elde edilen keçe, daha sonrasında Filipinler’den İtalya veya İspanya’ya yollanarak, özel yöntemlerle tüketiciye hazır hale getirilir. Deri görünümü kazanan bu malzeme, aralarında H&M gibi, dünya çapında 1000’den fazla markanın da kullandığı bir ürün haline gelir.

4.Vegeatextile:
2016 yılında Milano’da kurulan VEGEA isimli firmanın, kuruluş amacı doğal ve sürdürülebilir malzemeler yaratmaktır. Firmanın uzmanlığı moda, mobilya ve otomativ sektörleri için petrolden arınmış bitki bazlı malzemeler üretmektir.
VEGEA isimli vegan ürünleri, çeşitli bitki yağlarından ve bitkilerden elde edilen ipliklerden oluşur. Yenilenebilir kaynakları kullanırken, ürünlerinde zehirli kimyasallar ve ağır metallerden kaçınan firma, aynı zamanda geri dönüştürülmüş pamuk ve polyester gibi malzemeleri de üretmektedir.
5.QMilk:
QMilk girişimci ve mikrobiyolog olan Anke Domaske tarafından, evinin mutfağında, küçük bir mikserle, 3000 farklı karışım sonucunda ortaya çıkan bir malzemedir. 1930’lu yıllardan beri kumaş üretiminde kullanılan süt proteinlerinin ilgisini çekmesini üzerine, bu proteinleri zehirli kimyasallar olmadan işlemenin bir yolunu aramaya başlar.
Ekşimiş süt proteininden üretilen QMilk, üretim sürecinde, 1kg kumaş üretmek için sadece 2 litre su kullanır. 1 kg pamuklu kumaş üretmek için ise 20,000 litreye kadar su gerektiğini düşünürsek, mutfakta geliştirilmiş bu malzemeyle, su kaynaklarımızı büyük bir tahribattan kurtarmamız mümkün olabilir.
*United Nations Environment Programme (UNEP) ve Ellen MacArthur Foundation’ın verilerine göre.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


