
Doğu Konferansı’nda sezonun ilk yarısını geride bırakırken taşlar yerine oturmaya başladı. Konferansın ağır topları olması beklenen Boston Celtics ve Milwaukee Bucks zirvede yerlerini alırken, Cleveland Cavaliers istikrarlı savunma performansı ve Brooklyn Nets de sezon başında yaşadığı karmaşanın ardından sürpriz olarak nitelendirilebilecek çıkışıyla konferansın tepesine yerleşti. Philadelphia 76ers sakatlıkların da etkisiyle bu dörtlünün arkasında yer alırken, beklentileri aşan oyunlarıyla New York Knicks ve Indiana Pacers ilk altıyı zorlamaya devam ediyor. Miami Heat, Chicago Bulls, Toronto Raptors ve Atlanta Hawks ise şu ana kadar beklentileri karşılayamadı ve rakipleriyle olduğundan çok kendileriyle mücadele ediyor.
Zirvedekiler
Boston Celtics tarihi bir hücum verimliliğiyle başladığı sezonda bu seviyeden biraz düşse de hala ligin bir numaralı hücum takımı konumunda. Savunmadaysa geçtiğimiz sezonki yüksek performans Aralık ayından itibaren yeniden ortaya çıkmaya başladı. Sezon başında savunma verimliliği anlamında son sıralarda yer alan Celtics, şu anda 10. sıraya kadar yükselmiş durumda. Takım 21-5’lik müthiş sezon başlangıcından sonra aynı tempoyu korumakta zorlandı ve oynadığı son 14 maçın yedisini kazanma başarısı gösterebildi. Yine de bu bölümde üst seviyedeki rakiplerine karşı yüksek konsantrasyonla oynadığı maçlarda performansını üst düzeye çıkardı. Maç başına 118,8 sayı bulan Celtics’te kariyer sezonlarını geçiren iki yıldız Jayson Tatum 30,8, Jaylen Brown’sa 27 sayı ortalamalara sahip.
Ligin şu anda Denver Nuggets’la beraber en formda ekibi Brooklyn Nets sezona hem saha içinde hem de saha dışında büyük problemlerle başlamıştı. İlk 20 maçın sadece dokuzunu kazanabilen Nets, bir yandan da saha dışında Kyrie Irving’in aptallıklarıyla boğuştu. Steve Nash’in kovulmasıyla baş antrenörlüğe atanan Jacque Vaughn’un yaptığı rotasyon ve oyun değişiklikleriyle Nets, 9-11’lik başlangıçtan sonra müthiş bir ivme yakalayarak sonraki 20 maçın 18’ini kazanmayı başardı. Artık hücumda çok daha organize, savunmadaysa dirençli bir takım hüviyetinde ve ofansif verimlilikte beşinci, defansif verimlilikteyse dokuzuncu sıraya kadar yükseldi. Kevin Durant’in 30 sayı, 6,8 ribaund, 5,4 asist ve 2,3 top çalma-blok istatistikleriyle MVP seviyesinde bir sezon geçiriyor olması da cabası. 9 Ocak’ta oynanan Heat maçında sakatlanan Durant’in neyse ki korkulduğu kadar ciddi bir durumu olmadığı anlaşıldı. Yine de iki hafta-bir ay arası bir süre oynaması beklenmiyor. Nets’in onun yokluğunda nasıl bir performans göstereceği merak konusu.

Kaynak: New York Post
Üçüncü sırada bulunan Bucks tarafında işler biraz daha çetrefilli görünüyor. Celtics’in aksine savunmada sezona müthiş başlayan ekip hücumda Giannis Antetokounmpo’nun sırtına binmiş durumda. Giannis bu sezon sekiz maçta 40 sayı barajını aşarken 4 Ocak’taki Washington maçında 55 sayıyla kariyer rekorunu kırdı. Fakat Yunan süper yıldıza hücum tarafında istikrarlı bir yardım gelmiyor. Bucks şu anda hücum verimliliğinde ligin 23. sırasında. Sezona sakat giren Khris Middleton birkaç maç oynadıktan sonra yeniden sakatlık listesine alındı ve takıma ne zaman döneceği belirsizliğini koruyor. Takımın en iyi üçüncü oyuncusu Jrue Holiday de iyi bir sezon geçirmesine karşın sakatlıklar nedeniyle 39 maçın 11’inde forma giyemedi. Savunma verimliliğinde uzun süre ligin zirvesinde yer alan ekip bu alandaki liderliğini de Memphis Grizzlies ve Cleveland Cavaliers’a kaptırmış durumda. Khris Middleton’ın %100 şekilde sahalara dönüp dönemeyeceği Bucks’ın sezonun belirleyecek unsur olabilir.
Cleveland Cavaliers’ta işler yolunda. Yazın en çok konuşulan hamlelerinden birini yaparak Donovan Mitchell’ı kadrosuna katan Cavs, bu takasla NBA kamuoyunun takdirini toplamıştı. Ancak en iyimser tahminlerde bile Mitchell’ın takıma entegrasyonunun bu kadar pürüzsüz olacağı öngörülmemişti. Kariyerinin en yüksek ortalaması olan 29 sayıyla sezona devam eden yıldız gard, üstelik bunu yine kariyerinin açık ara en iyisi olan %63 gerçek şut yüzdesiyle yapıyor. Takımsa kimliğini geçen sezon olduğu gibi savunmadan alıyor. Grizzlies’in hemen arkasında savunma reytinginde ikinci sırada bulunan ekip bunu büyük oranda ligin en iyi pota altı savunmacılarından Jarrett Allen’a ve çok yönlü savunmasıyla Evan Mobley’e borçlu. Cleveland adına şu ana kadar endişe verici tek nokta, Mobley’nin ikinci sezonunda özellikle hücum tarafında oyununu geliştirememesi. Mitchell’ın katılımıyla kendisine fazla kullanacak pozisyon kalmaması bunda bir etken olsa da geçtiğimiz sezonki yüzdelerini geliştiremediği, hatta bazılarında geriye gittiği de bir gerçek. Elinde hatırı sayılır miktarda takas parçası bulunan Cleveland’ın ilerleyen haftalarda bunu çift taraflı oynayabilecek bir üç numaraya çevirmesi beklenebilir.
Her ne kadar sezon boyunca tam kadro sahaya çıkmakta zorlansa da sağlıklı olduğunda Philadelphia da Doğu’nun elitleri arasında yer almayı hak ediyor. Takımın iki yıldızı Joel Embiid ve James Harden bu sezon şu ana kadar 38 maçın sadece 18’inde birlikte sahada yer alabildi. Genel sezon performansı açısındansa ilk 24 maçın 12’sini kazanan Sixers, Aralık ayının ortasından itibaren ritmini bulmaya başladı ve sonraki 14 maçta 11 galibiyet elde etti. Özellikle Embiid’in sahada olduğu maçlarda savunmaları oldukça güçlü görünüyor. Hücum tarafındaysa takımın daha keskin olması için Embiid ve Harden’ın istikrarlı olarak birlikte oynamaya ihtiyacı var. Savunma verimliliğinde dördüncü sırada yer alan ekip, hücum verimliliğindeyse 13. durumda.
Orta Sınıf
Doğu’da altıncı sırada bulunan Indiana Pacers şu ana kadarki NBA sezonunun en güzel sürprizi. Sezon başlamadan önce ligin son sıralarında yer alması beklenen ekibin Buddy Hield ve Myles Turner gibi tecrübeli oyuncularını takasta kullanıp 2023 Draftı’na ve gelecek yıllara yatırım yapması bekleniyordu. Fakat Pacers arka arkaya aldığı iyi sonuçlarla kendini playoff yarışına sokmayı şu ana kadar başardı. Akıcı hücumuyla izlemesi de büyük keyif veren takımın bu sezonki performansında aslan payı tabii ki genç oyun kurucu Tyrese Haliburton’a ait. Hücumda bir oyuncunun sahip olabileceği hemen hemen tüm silahlara sahip olan yıldız gard, maç başına 10,3 asistle bu alanda lig lideri konumunda. Indiana düşük beklentilerle girdiği sezonun yarısına geldiğimizde son derece rekabetçi bir takım olduğunu kanıtladı. Bundan sonra playoff’a girmeleri değil girememeleri sürpriz olacak.

Kaynak: Marca
Indiana gibi sezon başı beklentilerini aşan bir diğer takım da New York Knicks oldu. Geniş bir kadroyla sezona başlayan ekipte bu kadrodan kimlerin iyi birer NBA oyuncusu olduğu ise tartışmalıydı. Nitekim koç Tom Thibodeau da sezon başında rotasyonu tam olarak oturtamamıştı. Lige oldukça istikrarsız sonuçlar alarak başladıktan sonra New York, Aralık’ın başıyla birlikte sekiz maçlık bir galibiyet serisi yakaladı fakat ayı beş maçlık bir mağlubiyet serisiyle kapattı. Yeni yılla birlikteyse takım ritmini tekrar bulmuş görünüyor. Knicks Ocak ayında şu ana kadar oynadığı dört maçtan da galibiyetle ayrıldı. Julius Randle ve Jalen Brunson’ın liderliğinde Immanuel Quickley, Mitchell Robinson, RJ Barrett ve Quentin Grimes’la iyi bir çekirdek yakalayan Knicks’in formunu sezon sonuna kadar taşıyıp taşıyamayacağı ise bir muamma olmayı sürdürüyor. Çünkü hala dağılmaya oldukça müsait bir yapıya sahip.
Beklenti Altındakiler
Doğu’da playoff savaşı veren diğer dört takım şu ana kadar beklentilerin altında kalan bir görüntü verdi. Bunlardan ilki Miami Heat. Artık bu takımın her sezon yaşamasına alıştığımız sakatlık sorunları yine başını ağrıtıyor. Takımın ruhani lideri Jimmy Butler 41 maçın ancak 27’sinde forma giyebildi. Hücumun liderleri Bam Adebayo ve Tyler Herro’nun maç sayıları kabul edilebilir düzeyde ancak Gabe Vincent ve Victor Oadipo gibi önemli rol oyuncuları da oldukça fazla sayıda maç kaçırdı. Butler’ın yokluğunda takım Adebayo ve Herro’nun yanına ekstra skorerleri bulmakta zorlanıyor. Hal böyleyken Heat hücum verimliliğinde ancak 25. sırada kendine yer bulabildi. Son maçlarda Herro’nun yükselişi ve Oladipo’nun kenardan getirdiği enerji, Adebayo’nun sezon boyunca sergilediği yüksek performansla birleşince takım biraz kafayı suyun üstüne çıkarmayı başardı. Ancak sezonun ilerleyen bölümü için bu yetmeyecek. Heat’in ilerleyen haftalardan takas piyasasında aktif olması şaşırtıcı olmayacaktır.
Chicago Bulls felaket giden sezonunu son 20 günde biraz olsun toparlamayı başardı. 21 Aralık’taki Miami maçına 11-18’lik dereceyle giren ekip bu tarihten sonra oynadığı 11 maçın sekizini kazanmayı başardı ve %50’lik sezon derecesine sonunda yaklaştı. Bunda anahtar faktör olarak Zach LaVine’in forma girmeye başlamasının büyük etkisi var. Philadelphia ve Utah’a karşı oynanan son iki maçta sırasıyla rakip potalara 41 ve 36 sayı gönderen yıldız oyuncu geçtiğimiz sezonun sonunda geçirdiği sakatlığın etkisini üzerinden atmış görünüyor. Nikola Vucevic’in de bu bölümde çok daha iyi bir oyun sergilemesiyle DeMar DeRozan’ın üzerindeki büyük hücum yükü kalkmış oldu. İşin savunma tarafınaysa söylenecek çok fazla bir şey yok. Bu takımın en iyi gününde bile iyi bir savunma takımı olmasına şu haliyle imkân yok. Bunun için Lonzo Ball’a ihtiyaçları var ancak sakatlığı süren oyuncunun bu sezon takıma yeniden katılma ihtimali gün geçtikçe azalıyor. Takım savunma verimliliğinde şu an 22. sırada, ki bu bile başarı olarak değerlendirilebilir.
Atlanta Hawks da Chicago Bulls gibi sezonunu kurtarmaya çalışıyor, ancak Bulls’la aynı dereceye sahip olsa bile ortaya koyduğu oyunla bunu başarabileceğine dair henüz tatmin edici bir cevap veremedi. Trae Young’ın kendi standartlarında kötü bir sezon geçiriyor olması bunun sebeplerinden biri. Yıldız gard %31’le kariyerinin en kötü üçlük attığı sezonunu geçiriyor. Ancak problemler bununla sınırlı değil, hatta bu en büyük problem de değil. Koç Nate McMillan’ın bir türlü hücumda top kullanım dengelerini sağlayamaması gerçekten hayret verici. Ligin kalburüstü 3&D oyuncularından DeAndre Hunter her eline geleni potaya atan bir oyuncuya dönüşürken, takımın en önemli üçüncü oyuncusu olduğu düşünülen John Collins maç başına sadece 10 şut kullanıyor. Bu, Collins’in çaylak yılından beri en az şut kullandığı sezonu. Hal böyle olunca oklar da doğal olarak McMillan’a dönüyor. Sezon içinde istifasını yönetime sunduğu da söylenen tecrübeli koçun Atlanta’nın başında sezonu bitirmesi bu aşamada sürpriz sayılacak.

Kaynak: Sporting News
Geçtiğimiz sezon beklentilerin fersah fersah üstüne çıktıktan sonra bu sezon hayal kırıklığı yaratan bir diğer ekip de Toronto Raptors oldu. Genel menajer Masai Ujiri ve koç Nick Nurse’ün her oyuncunun uzun kollu ve atlet olduğu pozisyonsuz basketbol hayalleri bu sezon itibariyle çöpe gitmiş gibi görünüyor. Takımın geçtiğimiz sezon yaşadığı yarı saha oyunundaki sıkışıklığı bu sezon bir nebze aşması beklenirken, bu konuda herhangi bir gelişme görünmüyor. Üstelik Pascal Siakam ve OG Anunoby kariyerlerinin en iyi sezonlarını geçirirken. Yarı sahadaki problemlerin çözümü için Fred VanVleet ve Gary Trent Jr.’ın kötü giden sezonlarını ayağa kaldırması gerekiyor. Trent son maçlarda bu yönde iyi işaretler verse de VanVleet’te henüz nabız yok. Çok kötü sinyaller veren takım Aralık ayından beri oynadığı 20 maçın sadece altısını kazanabildi. Ocak ayının sonundan itibaren yedi maçlık bir Batı turuna çıkacak ekibin kaderi bu bölümde belli olabilir, hatta ligin kaderi bile. Çünkü Ujiri takımı dağıtmaya karar verdiği takdirde, Toronto’nun yetenekli oyuncuları birçok genel menajerin iştahını kabartacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




