Dört ay deneyimle İdlib'de: Harp cerrahisi alanındaki doktor eksikliği sınır ötesine nasıl yansıyor?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye'de pek çok tıp branşı, öğrenci bulmakta ve uzman yetiştirmekte zorlanıyor. Öyle ki bu sene çocuk sağlığıyla ilgili bölümlerinin yarısından fazlası, cerrahi, göğüs hastalıkları gibi bölümlerin ise yarısına yakını boş kaldı. Bu da bu branşlarda uzman doktor bulmanın her geçen gün daha da zorlaşacağını gösteriyor.
Öte yandan bir branş daha var ki, o alandaki uzman eksikliği tıp öğrencileri tarafından tercih edilmemesine değil, 2016 yılında sivilleştirilen Gülhane Askerî Tıp Akademisi'nin (GATA) boşluğunun doldurulamamasına dayanıyor: Harp cerrahisi.
- 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından yükseköğretim birimleri Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne, hastaneleri ise Sağlık Bakanlığı'na devredilen GATA'nın askerî sağlık hizmetleri konusunda uzmanlaşmış birimlerinin devriyle 2022-2023 eğitim yılında "askerî sağlık hizmetleri" biriminden sadece 1 öğrenci mezun oldu.
Bu da savaş alanında görülebilecek yaralanmalarla ilgili deneyim sahibi olmayan birçok yeni mezun doktorun TSK'ya bağlı askerlerin bulunduğu Kuzey Irak ve Suriye'de görevlendirilmesine neden oldu.
Şu anda bu görevlendirmeler, Millî Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan bir protokol çerçevesinde yapılıyor. 2018'de imzalanan “Sağlık Bakanlığı Tarafından MSB’ye Bağlı Birimlere Sunulacak Sağlık Hizmetleri Hakkında Usul ve Esasların Yürürlüğe Konulmasına Dair Protokol”de "Millî Savunma Bakanlığı'nın ihtiyaç bildireceği kadrolara Sağlık Bakanlığınca görevlendirme yapılır" deniyor.
- Protokolde ayrıca, barış döneminde yapılacak protokollerle seferberlik veya savaş hâlinde TSK’nın sağlık hizmeti ihtiyacının da Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanacağı vurgulanıyor.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), barışta ve savaşta sağlık hizmetlerini yürütme görevi Askerî Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait olmasına rağmen, bu atamaların Sağlık Bakanlığı tarafından kurumlar arası atama kuralları dışında yapıldığını belirtiyor.
TTB, devlet hizmeti yükümlülüğüyle sınırlı süreli atanan hekimlerin, görev süreleri bittiğinde MSB kadrosunda sayıldıkları gerekçesiyle açıktan atama kuralarına katılamadıklarını da ifade ediyor. Ayrıca atanan ya da geçici olarak görevlendirilen hekimlere TSK Personel Kanunu’nda yer alan ödemelerin yapılmadığı yönünde şikayetler olduğu da aktarılıyor. TTB, bu atama ve görevlendirmelerde kadro, özlük ve mali haklar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguluyor.
- Sağlık Bakanlığı ise Türkiye'nin hangi bölgelerinden kaç doktorun şu ana kadar sınır ötesi görevlendirmeyle Suriye'ye gittiğiyle ilgili sorularımızı yanıtsız bıraktı.
Peki bu yeni mezun doktorlar ve tabii ki onların yeterli deneyime sahip olmadan tedavi etmeye çalıştıkları askerler neler yaşıyor?
‘İdlib’e gideceğimi bir hafta önce öğrendim’
Bu görevlendirme kapsamında sınır ötesine gönderilen doktorlardan biri Emre Yılmaz. Güvenlik kaygılarından dolayı gerçek isminin paylaşılmasını istemeyen Dr. Yılmaz, 2020’de henüz mesleğe başlamasından dört ay sonra Suriye'nin İdlib kentine gönderildi.
Geçici görevlendirme kapsamında bölgede 21 gün kalmaları gerekirken görevlendirilecek başka doktor bulunamadığı için Suriye’de 40 gün kalan Dr. Yılmaz, şu anda İstanbul’da bir hastanede anestezi ve reanimasyon uzmanı olarak çalışıyor. 31 yaşındaki Yılmaz, Suriye'ye gideceğini nasıl haber aldığını şöyle anlatıyor:
“Beni Temmuz gibi göndereceklerini söylemişlerdi. Ama Mayıs’ta bir anda WhatsApp grubuna alındım. Doktor bulamadıkları için benim gidişim de erkene alınmış. Ben gideceğimi bir hafta önce WhatsApp grubundan öğrendim.”
İdlib’te gittiği harekat bölgesinde en az 140 asker olduğunu belirten Dr. Yılmaz, gönderilen doktorların görevlendirme öncesinde bir çatışma alanındaki şartlara onları hazırlayacak bir eğitim almadıklarını da ifade ediyor:
“Ben orada revirdeydim, 7/24 çalışıyordum çünkü her an biri gelebilir. Belli bir çalışma saatimiz yoktu. Aslında bizim orada bulunma sebebimiz eğer bir saldırı olursa ilk müdahaleyi yapmaktı. Görevlendirme öncesi bir eğitim almadık. Biz gece ülkeye giriş yaptık ama o gün öğlen teslim olduk askeriyeye. Oradayken bize sadece birkaç askerî bilgilendirme yapıldı. Nasıl telsiz kullanılır, size şu komutu verdiğimizde yere çökün gibi bilgilendirmeler... Ama tıbbi açıdan hiçbir eğitim almadık.”
Gittiği bölgede harp cerrahisi alanında uzman başka bir doktor da olmadığını anlatıyor Yılmaz:
“Benim gittiğim yerde tek bir doktor vardı ama benimle beraber Suriye'ye girip farklı harekat bölgelerine ve gözlem rotalarına giden yaklaşık 60 doktor vardı. Çoğu bizim gibi acillerde, ilçe sağlıklarda veya aile hekimliklerinde çalışan pratisyen hekimlerdi.”
‘En büyük sıkıntı tecrübesizlik ve ilaç sıkıntısıydı’
Dr. Yılmaz daha sadece 4 aylık doktorken böyle önemli bir görevlendirmede en büyük sıkıntısının tecrübesizlik ve ilaç sıkıntısı olduğunu dile getiriyor. Ancak bölgede birçok başka sorunla da karşılaşmışlar:
“Biz gideceğimiz bölgeye gece 3 gibi vardık. Bana bir oda verdiler. Odanın içi kapkaranlıktı. Telefonun ışığından görebiliyordum sadece. Yerde yatak gibi bir şey var dediler. Sesler duyuyordum, o yüzden gece hiç yatamadım. Biz gelmeden önce bizim konvoya saldırı olmuştu Rus uçakları tarafından. Korku hep vardı, gerginlik vardı, heyecan vardı.
Duş ayrı bir sıkıntıydı. 2 saat elektriğimiz oluyordu, 2 saat elektriğimiz olmuyordu. Zehirli yılanlar, çıyanlar vardı. O yüzden kaldığımız yerin etrafına kükürt dökmüştük”
Yemek konusunda da sıkıntı yaşayan Yılmaz, bütün bunların hazırlıklı olmalarını sağlayacak uyarılarla çözülebileceğini ifade ediyor:
“Ben oraya gittiğimde yanımda atıştırmalık götürmüştüm. Ama oradaki askerlerin hepsinin kendi ocakları varmış, yemek yapıyorlardı. Yoksa sürekli konserve yemekten hasta olurlar. Ben bunu bilmiyordum, hazırlıksız gittim çünkü kimse bize bir şey söylemedi. Ben hep askerlere bağlıydım. Askerler uyandığında çoğu şeyi onlardan rica ediyordum. Bize verilen bilgi azdı. Mesela ben bunları bilsem her şeyimi götürürdüm yanımda.”
Her an saldırı olabilir korkusuyla görevlerine devam ettiklerini belirten Dr. Yılmaz, “Bir WhatsApp grubumuz vardı diğer tüm doktorların olduğu. Bizden önce de saldırı olmuştu. Gruptaki diğer doktorlar saklanma alanına geçmişlerdi mesela çünkü silah sesleri duymuşlar” diye anlatıyor.
Psikolojik açıdan bütün bunların dayanması zor anlar olduğunu söyleyen Dr. Yılmaz, bu süreçte ailesinin de zorluk çektiğini ifade ediyor:
“Bu süreçte annem çok kötü oldu. Benimle bazen konuşamıyordu çünkü bazen internet yoktu. Bir ara bir saldırı oldu diye bir haber görmüş gazetede. Bana ulaşmaya çalışmış ama bir süre ulaşamamıştı. Endişeden yemek bile yiyemiyordu. Benden çok annem için kötü geçti bu süreç.”
‘Biz hep malzeme listesi yapıyorduk ama hiçbiri gelmiyordu o ilaçların’
Sağlık hizmetleri açısından da bölgede çok büyük eksiklikler olduğunu belirten Dr. Yılmaz, görev süresi boyunca ilaç sıkıntısı yaşadığını anlatıyor:
“Benden ciddi bir şey olursa ilk müdahale bekleniyor ama mesela benim elimde sadece bir kutu antibiyotik vardı. Ama her gelenin diş enfeksiyonu vardı, kumdökeni vardı. Ciddi boğaz enfeksiyonu geçiren vardı. Biz hep malzeme listesi yapıyorduk tüm bunlar için.
Ben bir liste yapıp veriyordum ama hiçbiri gelmiyordu o ilaçların. Çok güçlü ağrı kesicilerim de yoktu. Dişi ağrıyan arkadaşlar oluyordu. Elimde yeterince güçlü ağrı kesici olmadığı için lokal uyuşturucuyu pamuğa döküp dişine koydurduğum insanlar oldu ağrısını biraz da olsa geciktirsin diye.”
Dr. Yılmaz ilaç sıkıntısıyla ilgili bölgede görevli bir komutanla aralarında geçen diyalogu ise şöyle aktarıyor:
“Komutana antibiyotik gerektiğini söylemiştim. O da ‘Yılanlar için panzehirler varmış’ dedi. ‘Allah aşkına hocam, o panzehirleri buzdolabında muhafaza etmem lazım. Onun alerjik reaksiyon yapma ihtimali var’ dedim. Orada benimle beraber hastalara bakan sağlık personeli vardı. Onun çantasında entübasyon malzemeleri, temel ilaçlar vardı. Ama sadece onun çantasında vardı, benim odamda o kadar şey yoktu. Bu sorunu benden önceki doktorlar da yaşadı, büyük ihtimalle benden sonraki doktorlar da yaşadı.”
Dr. Yılmaz, görevi boyunca İdlib’teki bazı askerlerin doktorlardan kendilerini Türkiye’ye sevk etmelerini istediğini de dile getiriyor. Öte yandan İdlib’teki görev süresi boyunca herhangi bir şiddet olayıyla karşılaşmadığını da ekliyor:
“Covid dönemiydi, oradaki askerler izin alamıyorlardı. O yüzden bazen bizden durumları ciddi olmasa bile kendilerini Antakya'ya ya da Türkiye'ye sevk etmemizi istiyorlardı. Komutan da beni hep uyarıyordu ‘Çok ciddi bir şey olmadığı sürece gönderemeyiz’ diye. Arada şansını deneyenler oluyordu. Askerler durumlarının ciddi olduğunu söylüyordu ama muayene ettiğimizde ciddi bir şey olmadığını görüyorduk. Bunun dışında saygısızlık, şiddet gibi durumları orada görmedik. Türkiye'de gördüğümüz şeyleri orada görmedik yani, öyle söyleyeyim...”
GATA kapandı, askerî hekimlerin yerini sivil doktorlar aldı
Peki, GATA'nın kapanmasıyla birlikte harp cerrahisi alanında uzmanlaşmış deneyimli ekiplerin dağılması, çatışma bölgelerinde verilen sağlık hizmetlerinin kalitesini nasıl etkiliyor?
Doktorların Tıpta Uzmanlık Sınavı'nda (TUS) harp cerrahisi gibi bir bölüm seçeneğinin olmadığını belirten Dr. Yılmaz, “Acilci olabiliyoruz veya ortopedi kısmına yönelebiliyoruz. Artık harp cerrahisi diye bir bölümümüz yok zaten. GATA kapandıktan sonra bu eğitimin devam etmesini istiyorsak bunu önceliklendiren bir uzmanlık bölümü açmamız lazım. Türkiye gibi hep savaşla iç içe olan bir yerde bunun eğitimi verilebilir ve bunu isteyenler elbet çıkacaktır” diyor.
Uzmanlık eğitimi alınırken eğitimlerin bölünmemesi amacıyla sınır ötesi görevlendirmelerin yapılamadığını ifade eden Yılmaz, bu nedenle bu görevlere pratisyenlerin görevlendirildiğini de ifade ediyor:
“Bunların arasında 5-6 yıldır pratisyenlik yapıp en azından acil durumlara müdahale etmeyi bilen insanlar vardır ama bazıları da bir ay önce tıp fakültesini bitirmiş insanlar. Bu büyük bir stres kaynağı. Acilde çalışmak bile bizim ülkemizde kendi başına stres kaynağıyken sen bir anda kendini bombaların arasında, askeriyede, İdlib'te, dilini bile bilmediğin bir yerde insanlara ilk müdahaleyi yapmaya çalışırken buluyorsun.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





