Dövize Kamu Müdahalesi ve Sonuçları

2021 Eylül ayında başlayan Merkez Bankası faiz indirimleriyle Türkiye dövizde büyük bir yükseliş yaşadı. Bu yükseliş, TL’den kaçışın ve hızlı bir dolarizasyon sürecinin sonucuydu. Doların kısa sürede hızla yükselmesine rağmen bugünlerde TL’nin değerlenmesi ve doların değersizleşmesi tartışmaları gittikçe artıyor. TL’nin dolar karşısında oldukça değer kaybetmesine rağmen hâlâ değerli bulunmasının altında yatan neden ise dövizden daha hızlı artan enflasyon.
Aşağıdaki Tablo 1’de Türkiye ekonomisinin yakın dönemdeki en büyük kırılma noktası olan 2021 Eylül ayı faiz artırımından itibaren kur ve fiyatlardaki değişim sunulmuştur. 2021 Ağustos ayı için TÜİK ve İTO fiyat endeksi ve dolar/TL kurunun 100 kabul edildiği durumda fiyat hareketlerinin seyrine baktığımızda, TÜİK’e göre fiyatı 100TL olan bir ürünün bugünkü fiyatı 411TL olurken 1 dolar 395 TL olacak şekilde artmıştır. Böylece fiyatlardaki artış kurdaki artıştan bir miktar fazla gerçekleşmiştir. TÜİK yerine verileri daha tutarlı olan İTO’nun İstanbul için hazırladığı Ücretliler Geçinme Endeksi’ne göre ise 100TL’lik ürünün fiyatı 530TL olmuştur. İTO verilerine göre ortaya çıkan enflasyon, kurdaki artışa göre oldukça yüksek gözükmektedir. Böylelikle ekonomik kırılmaya yol açan kur hareketinden çok daha fazla bir enflasyon artışı gerçekleşmiştir.
Enflasyonun döviz kuruna göre daha fazla artmasının en önemli nedenlerinden birisi ise kamunun dövize yaptığı müdahalelerdir. Bu müdahaleler Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ekonomiyi stabil göstermek için yapılırken seçim sonrasında enflasyonu düşürmek için yapılmaktadır. Ancak gelinen noktada enflasyonun kurdan daha fazla artması, piyasaya yapılan bu müdahalenin TL’nin değerlenmesine ve iktisadi göstergelerin gösterge özelliğini yitirmesine neden olmaktadır.
Tablo 1: Fiyat ve Kur Hareketleri

Kaynak:TÜİK, TCMB, İTO
Enflasyonun kura göre çok daha fazla artmasıyla Türkiye’nin dolar bazlı milli geliri de hızla arttı. Tablo 2’de gösterildiği üzere, kişi başına düşen milli gelire bakıldığında, ekonomik sorunların hızla arttığı 2019 sonrasında dolar bazlı milli gelir sürekli artarken 2022 ile beraber artış daha da hızlanmaktadır. Bu hızlı artış ile beraber Türkiye, kişi başına düşen milli hasılayı yaklaşık 750 dolar arttırdığında yüksek gelirli gelişmiş ülkeler kategorisine girecektir. Zorlu ekonomik koşullardan geçen Türkiye, milli gelir göstergelerine göre hızla zenginleşen ve gelişmiş bir ülke olmaya doğru ilerlemektedir. Bu durumun Türkiye gerçeklerlerinden oldukça uzak olduğu ise aslında yalın bir gerçektir. Bu çarpık durumu sağlayan ise döviz kuruna yapılan müdahalelerdir. Bu müdahaleler yapılmasaydı kişi başına milli gelir ve diğer uluslararası birçok iktisadî gösterge bu derece yanıltıcı olmayacaktı.
Tablo 2: Kişi Başına Düşen Milli Gelir ($)

Kaynak: TÜİK
Kurlara yapılan müdahalenin etkileri sadece milli gelirde değil, yerli ve ithal ürün fiyatlarının karşılaştırmasında da dikkat çekmektedir. Enflasyonun kura göre daha hızlı artması, yerli mal ve hizmetlerin ithal mal ve hizmetlere göre gittikçe daha pahalı hale gelmesine yol açmaktadır. Türkiye’de yemek fiyatlarının Londra fiyatlarına denk gelmesi ya da Yunanistan tatilinin Türkiye’den ucuz kalmasının en önemli nedenlerinin başında kura yapılan müdahalelerle kurun sabit kalması ve enflasyonun yüksek seyretmesi gelmektedir. Bu pahalılaşmayı tüm yerli ve yabancı mallar üzerinden düşündüğümüzde Türkiye’nin kura dayalı olan rekabetçiliği gittikçe düşmektedir. Maliyetlerin enflasyonla hızla arttığı dönemde kurun sabit kalması sonucu gelirin artmaması ihracat ve turizm firmalarını zor durumda bırakmaktadır. Rekabetlerini verimlilik artışı üzerinden geliştiremediklerinden dolayı da iktidara sürekli kur baskısı yapmaktadırlar.
Serbest piyasanın işlemesi
Dünya pratiğine bakıldığında genel olarak kurun tamamen serbestçe dalgalanmasına izin verilmemektedir. Ülkeler kurun belirli bir aralıkta dalgalanmasına izin vermektedir. Türkiye ise geçici de olsa adı konulmamış bir sabit döviz kuru rejimi uyguluyor. Bu kamu müdahalesi, enflasyonu düşürmek için oldukça önemli ama bir yandan da yukarıda bahsi geçen zararları da vermektedir. O nedenle enflasyonun düşme süresi uzadıkça TL’nin değerlenmesi ve yurtiçi mal ve hizmetlerin pahalılaşması devam edecektir. Olumlu yanı ise bazı firmaların kurun artmadığı bir ortamda verimlilik artıracak yatırımlara yönelmeleridir. Çözümü iktidardan bekleyenlerle verimlilik artışına gidecekler ilerde ayrışacaktır. Ama nihayetinde kura müdahale, doğru fiyatlamayı engellemekte ve risk birikimine yol açmaktadır. Zaman, kur üzerinden iktidarın ve Merkez Bankası’nın aleyhine işlemekte.
* Dr. Caner Gerek
[1] Teklif metnine şuradan erişilebilir: https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y2/T2/WebOnergeMetni/df2c98ac-4cb1-4003-9c07-935b00f06b0e.pdf
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Erdoğan CHP’li Belediyelere Yeni Bir Cephe Açtı: SGK Borçları, Dövize Kamu Müdahalesi ve Sonuçları, Hayvanları Koruma Kanunu Değişikliği ile Ne Amaçlanıyor?
29 Tem 2024

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR


