aposto-logo
TR
TREN

Dünya nereye gidiyor: 21 ülkede gelecek algısı

Avrupa’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Avrupa Dış İlişkiler Konseyi, Eylül-Ekim aylarında 11’i Avrupa’da olmak üzere, 21 ülkede gelecek algısını ölçmek için yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını yayımladı.
Dünya nereye gidiyor: 21 ülkede gelecek algısı

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

Biray Kolluoğlu, Evren M. Dinçer, Zafer Yenal

Birkaç hafta önce Avrupa’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), Eylül-Ekim aylarında 11’i Avrupa’da olmak üzere, 21 ülkede gelecek algısını ölçmek için yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını yayımladı. ECFR’nin çalışması krizlerden krizlere savrulan dünyamızda güvenlik, ekonomi, insan hakları, siyaset gibi alanlarda insanların gelecekten beklentilerini ve bunların uluslararası ilişkiler alanına yansımalarını anlamayı hedefliyor. Kapsanan ülkeler arasında Türkiye de olunca, Timothy Garton Ash, Ivan Krastev ve Mark Leonard gibi güçlü araştırmacılar tarafından kaleme alınan bu çalışmanın başlıca bulgularına biraz daha yakından bakmak istedik. 

Bugünlerde siyasi bloklar arasındaki gerilimler ve dünya ekonomisinin gidişatına dair sorular hemen herkesin aklını kurcalıyor. Özellikle Çin ile ABD arasındaki ekonomik rekabet, küreselleşmenin geleceği, siyasi risklerin azaltılması (de-risking), yerinde (ya da komşuda) üretime geri dönme (re-shoring) gibi konuların sık sık gündeme geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu hem akademide hem de daha güncel tartışmalarda böyle. ECFR’nin araştırması, bu konular hakkında “tabanda” ortaya çıkan eğilimleri göstermesi açısından çok önemli. 

Bir à la carte dünyasında yaşamak
Avrupalı politika yapıcıların küresel kamuoyundan öğrenmesi gerekenler” başlığıyla yayımlanan sonuç raporunda öne çıkan tema, “Ya Batı’nın yanındasındır ya da karşısında” türünde genel bir duruşun artık geçerli olmadığı yönünde. Yani özellikle Avrupalı ve Amerikalı siyasetçilerin perspektifini belirleyen bu anlayış, dünyada hemen her yerde yerini daha pragmatik ve esnek bir yaklaşıma bırakmış. 

Örneğin Türkiye’de sorulan “Seçmek zorunda kalsanız hangi bloku tercih edersiniz, Amerika mı Çin mi?” sorusuna verilen cevaplar, konunun ne olduğuna bağlı olarak farklılık gösteriyor. Konu savunma, insan hakları ya da internetin denetimi olunca kendilerini Amerika’ya daha yakın görüyorlar. Ama iş ticarete gelince insanların yarısı Amerika’dan çok Çin’le işbirliği yapılmasını istiyor. Genel olarak bakıldığında araştırmanın sonuçları, Batı dışında yaşayan insanların ne Çin ne de Avrupa ve ABD ile tam politik bir hizalama istediğini gösteriyor. 

Bu çerçevede araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bizzat araştırmacılar tarafından şöyle ifade edilmiş: 

“Elde ettiğimiz bulgular, Avrupa dışındaki insanların, Avrupa'nın ziyaret edilecek ve yaşanılacak bir yer olarak cazibesini, AB'nin bir siyasi proje olarak gücünden ve direncinden keskin bir şekilde ayırdığını gösteriyor. Avrupa dışında yaşayanların ezici çoğunluğunun AB'nin gelecek 20 yıl içinde parçalanacağına inanmasını da bu yönde bir veri olarak değerlendirebiliriz. Bu Çin, Rusya ve Suudi Arabistan'da çoğunluğun görüşü, ancak Amerikalıların üçte birinden fazlası da dahil olmak üzere başka yerlerdeki birçok insan da aynı şekilde düşünüyor. Şoke edici bir şekilde, anket yaptığımız Avrupalıların üçte biri de böyle düşünüyor–ancak yüzde 50 karşıt görüşte. İlginçtir, kırılgan olarak görülen sadece AB değil. Dünya genelinde birçok insan–Çin ve Suudi Arabistan'da çoğunluk, Rusya ve Türkiye'de ise yüzde 40'ın üzerindeki insan da dahil olmak üzere–ABD'nin de gelecek 20 yıl içinde bir demokrasi olmaktan çıkabileceğine inanıyor.”


Bu arada Türkiye’de ülkelerinin geleceği konusunda iyimser olanların oranı da hayli düşük: Yüzde 19 civarında. Türkiye’nin devasa boyutlara varan siyasi ve ekonomik sorunları düşünülecek olursa bu durum pek şaşırtmıyor elbette. Belki daha enteresan olan, Güney Kore dışında doğumuzda yer alan bütün ülkelerde insanların çoğunluğunun ülkelerinin geleceğine olan inancı. Buna Rusya da dahil. Hele Hindistan’daki durum iyiden iyiye dikkate değer: Burada gelecekten ümitli olanların oranı yüzde 86’yla zirve yapmış durumda. Anlaşılan dünyada otoriter ve popülist liderler arasında başı çeken Modi’nin yıllardır uyguladığı ırkçı, ayrımcı ve baskıcı politikalar toplumun genelinde pek de huzursuzluk yaratmamış. Bu da geçen hafta, yıllardır ekonomik krizlerle boğuşan Arjantinlilerin, seçim kampanyası sırasında organ ve silah satışlarını serbest bırakmayı vadeden, Papa Francis’i “pis bir solcu”, iklim krizini “sosyalistlerin uydurması” olarak niteleyen eski TV yorumcusu bir sağcıyı başkan seçmiş olmalarını aklımıza getirdi. Yani günümüzde insanlar belirsizlik, güvensizlik ve kaygının mavisini iyice koyulaştırdığı denizlere düştükçe hangi yılana sarılacaklarını bilemez hâle geldiler desek abartmış olmayız herhalde.    

Türkiye’nin özellikle istisna teşkil ettiği soru ise “iyi lider”in nitelikleriyle ilgili. Diğer ülkelerin aksine Türkiye’de yaşayanların çoğunluğu iyi liderin uluslararası işbirliğinden ziyade ülkenin bağımsızlığına öncelik vermesi gerektiğini düşünüyor. Cumhuriyetin kuruluşundan 100 yıl sonra bile bağımsızlık kaygısının insanların ruh ve akıl dünyasını işgal ediyor olması, ECFR araştırmasının su yüzüne çıkardığı başka bir vahim bulgu olarak değerlendirilebilir.   

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi

Avrupa

Türkiye

Timothy Garton Ash

Ivan Krastev

Mark Leonard

NEREDE YAYIMLANDI?

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

BÜLTEN SAYISI

Eklektik Bülten #12: Bugüne dair üç hikaye

Dijital platformların kültürel boyutu, gelecek algısı ve Diyarbakır'a uzanan gastronomi zirvesinden bugüne dair üç hikaye.

26 Kas 2023

YAZARLAR

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ OKUMALAR

;