Eğitim ortamlarında onuru nasıl yaşatabiliriz?

Görsel betimleme: Dört parçaya ayrılmış bir sayfanın ilk kutucuğunda, "Koskoca bir dünyada", ikinci kutucuğunda "yapayalnız olmak", üçüncü kutucuğunda, "LGBTİ+ çocuklar böyle hisseder", dördüncü kutuğunca, "onlara yalnız olmadıklarını söyleyin," yazıyor. İlk üç kutucukta siyah-beyaz çizimlerle tek başına bir çocuk varken son kutucukta gökkuşağı önünde el ele tutuşan çocuklar yer alıyor.
Sınıf içindeki güven ortamını sağlamak, atanmış cinsiyet rolleriyle ve toplumsal cinsiyet kalıplarıyla sınırlı kalmamak, metinlerdeki çeşitliliği sağlamak, örneklerde kapsayıcı olmak, kullandığımız dili değiştirmek eğitim ortamlarında onuru sağlamak için oldukça önemli.
"Tüm bu koşulları nasıl sağlayabiliriz?" sorusu için, görüşme yaptığımız paydaşlarımızın önerilerine yer verdik. Bu önerilere biz de Efsun Sertoğlu’nun hazırladığı ve Kaos GL’nin yayımladığı LGBTİ+ Öğrencileri Aile ve Okul Kıskacına Karşı Nasıl Korumalı? kılavunuzu ve Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA)’nin yayınladığı Mesela Sokağı oyununu eklemek istiyoruz.
“ÇOÇA’nın Neden Olmasın? oyunu var, bu oyunu kullanıyorum. Bu oyun yalnızca ikili cinsiyetle de sınırlı kalmıyor tüm cinsiyetleri ve kimlikleri kapsıyor. Oyunlarda soruyu ilk cevaplayacak olan öğrenci önemli olabiliyor. Bir öğrenci ‘erkekler pembe gömlek giymez,’ derse diğer öğrenciler de etkilenebiliyorlar ve ardından üzerinde tartışmak zorlaşabiliyor. Bu sebeple strateji olarak ilk cevap verecek öğrencileri tartışma alanını kapatmamak adına daha ılımlı öğrenciler arasından seçebiliyorum; bir başka öğrencinin daha önce duyulmadık cümlelerini duyma fırsatı etkili oluyor. O öğrenci, ‘evet benim pembe gömleklerim var,’ dediğinde öğrenciler norm olmayan cevabı da duymuş oluyor. Farklılığa bir ses verilmiş oluyor ve olağanlaşıyor. Akran öğrenmesi ile gerçekleşince daha da içselleşebiliyor.” - Sınıf Öğretmeni, İstanbul
“Ped eğitimi değil, biz nasıl büyüyoruz, ilerde neler yaşayacağız, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gebelik, korunma konularının işlenmesi ve bu konuların hepsini ikili cinsiyet sisteminin içinde kalmayarak ve kapsayıcı bir bakış açısıyla bakarak anlatacak kapsamlı bir cinsel sağlık eğitimine ihtiyaç var. Bir de, öğrencilerin daha fazla bu konuyu görebileceği afiş, broşür, kaynak yaratmak lazım. Kapsayıcılığı bütüncül bir şekilde örtük olarak da vermek mümkün olabilir.” - Yüksek Lisans Öğrencisi, Almanya
“Pandemi öncesi çalıştığım bir okulda velilerimle sinema-kitap günlerimiz vardı. Orada Benim Çocuğum belgeselini seyredip, üzerine üç saat konuşmuştuk. O kadar çok söylemeye çekindikleri hikâyeler paylaştılar ki… O etkinliğin velilerin fikirlerini değiştirdiğini gözlemledim daha sonra da. Bununla birlikte LGBTİ+ meselesini yetişkinlerle ve çocuklarla aynı şekilde ele almıyorum. Sınıf ortamında daha çok etkinliklerimin içinde farklı gruplar, kimlikler yer alıyor. Oradan bir tartışma ortamı doğuyor bazen ve dersi bunun üzerine inşa ediyorum. Mesela, noktalama kurallarına çalışırken seçtiğim örneklerde madun grupların hikâyelerine yer veriyorum. Bazen altını çizme değil sıradanlaştırma stratejisi daha çok işe yarıyor. Çünkü norm olanı hep buralardan öğreniyoruz ve hikâyelerine yer verilmeyenler hep norm dışı kalıyor. Çocukların eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerinin gelişmesi için de farklı hikâyeler çok işe yarıyor çünkü sorguluyorlar. Ayrıca ön yargıları kırmak çocuklukta daha kolay ve bence toplumsal barışın inşasında da kilit bir role sahip.” - Sınıf Öğretmeni, İzmir
“Elbette edebiyatın dönüşen, dönüştüren gücünden yararlanıyorum. Klişe gibi gelebilir ama felsefe ve sosyoloji okumalarıyla birleşince çok boyutlu bir dünyanın kapıları aralanıyor. Sözgelimi Hakan Günday (Daha), Ayfer Tunç (Dünya Ağrısı), Ayhan Geçgin (Son Adım), Bilge Karasu (Gece) Latife Tekin (Berci Kristin Çöp Masalları) gibi yazarlar seçiliyor ve bir hesaplaşma başlıyor. Liste uzayabilir. Bunlara çağdaş dünya yazını da eklenebilir ama öncelik Türkçe edebiyat.” - Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Ordu
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


