"Eğlence mekânları alt kültürün yaygınlaştığı politik birimlerdir"

Her ay İstanbul'la ilgili bir kitap önerdiğimiz Tecessüs’te artık yepyeni bir formatla karşınızda olacağız. Bu aydan itibaren sadece kitap önerisinde bulunmayacağız. Aynı zamanda İstanbul ile ilgili kitaplar çıkarmış yayınevleriyle, yazarlarla söyleşiler gerçekleştireceğiz.

İlk konuğumuzun İstanbul ile ilgili sayısız çalışmanın bize ulaşmasına vesile olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları olmasını istedik. İBB Yayınları adına sorularımızı cevaplayan ise Yazılı ve Dijital Yayınlar Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Bozkurt oldu.


İstanbul, anlamaya çalıştıkça ve araştırdıkça size yeni kapılar açan, sırlarını sizinle paylaşan ama bir o kadar da içinde gizemler barındırmaya devam eden bir şehir. Ve bu anlama ve araştırma sürecinin en önemli yardımcılarından biri de kitaplar. İBB Yayınları olarak şimdiye kadar pek çok kitabın okuyucuyla buluşmasını sağladınız. Peki İstanbul tarihi ile ilgili kitaplar yayımlamak yayıncılık anlayışınızın neresinde duruyor?

İBB Yayınları olarak öncelikli hedefimiz kuşkusuz insan. İnsan, tarih, toplum birlikteliği bu açıdan bizim için yayıncılığın nirengi noktalarından biri. Düşünen, sorgulayan ve farkında olan bireye yolculuğunda eşlik etmek bizim için son derece kıymetli. Yaşadığı zamanı farkındalığıyla yeni baştan yaratan bir birey her zaman için kültürel, sanatsal yaratımın da odağında yer alan bireydir. Onun için en başından beri aklın, bilimin, yaratıcılığın tartısından geçmemiş bir yayıncılık kavrayışına tevessül etmedik.

Yaşayan, soluk alan kitaplar yayımlamak öncelikli hedefimiz. Bu zamana kadar yapılmamış pek çok işi de bu doğrultuda hareket ederek ele aldık. Çünkü bizim öncelikli hedeflerimizden biri de yayımladığımız kitapların okurda her zaman bir karşılığının olmasıdır. Kent kültürünü bütün yönleriyle kuşatacak bir yayıncılık anlayışı uzun yılların özlemi. İçimizde bir ukde olarak kalmasın istedik. Yayımladığımız kitaplar bu yolun başlangıcı, ilk eşiği olarak görülebilir. İstanbul tarihi ile ilgili kitaplardan ziyade başlı başına odağında İstanbul olan kitaplar yayıncılık anlayışımızın merkezinde yer alıyor. İstanbul’un dışına taşan konular da yayın skalamızda ayrı bir renk olarak kendisine yer buluyor. Tek başına sadece tarih değil ama İstanbul’a dair her renk, her ses yayın skalamızın önceliklerinden biri diyebiliriz. 

Ekonomik darboğaz nedeniyle kağıt fiyatlarındaki artışa rağmen son zamanlarda İstanbul üzerine yapılan yayınlarda bir artış gözlemliyoruz. Sizce bunun sebepleri neler? Siz de bu durumu İBB Yayınları özelinde gözlemliyor musunuz?

Bizde kent kültürü çalışmaları halen daha sistematik bir başlığa ve yönelime sahip olmasa da uzunca bir geçmişe sahiptir aslında. Bu durum biraz da İstanbul özelinde böyledir. Çünkü İstanbul demek bir yönüyle de Türkiye demek. Dolayısıyla da kent belleği bilinciyle hareket edilmemiş olsa da hatırı sayılır bir İstanbul külliyatına sahibiz. Dünyadaki örneklerine kıyasla belki henüz yolun başında ama son yıllarda artan bir ivmenin, ciddi bir hareketliliğin olduğunu görmek mutluluk verici. Bu artışın ve merakın sebebi kuşkusuz tarihiyle, kültürüyle 8500 yıllık bir geçmişe sahip olan İstanbul gibi ikonik bir kentin varlığı. Böyle bir geçmiş ve her dönem tüm ziyaretçilerini büyüleyen yönüyle İstanbul’un mercek altına alınması şaşırtıcı olmayan bir gelişme. İstanbul bu anlamda zamanlar üstü, her yönüyle de palimpsest bir kent. Kazıdıkça altında yeni bir medeniyet, yeni bir tarih ve bambaşka hikâyeler çıkıyor. Son dönemin akademik ilgisinde, kent çalışmalarındaki her türden gelişmede böyle bir saik var. 

Biz yayınımızda İstanbul’a (gündelik hayatını da göz ardı etmeden) eski eğlence hayatı üzerinden bakıyoruz. Bu konuda çok zengin bir yer İstanbul. Bununla beraber sanki eskiden İstanbul’un daha fazla eğlence alanı ve alternatifi vardı. Özellikle azınlıkların gitmesiyle eğlence çeşitliliği azalmış, eskiye nazaran İstanbul, eğlence yerleri açısından daha dar bir alana sıkışmış gibi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İstanbul’un gündelik hayatı, eğlence hayatı tarihin her döneminde çok renkli, şenlikli. Bizans dönemindeki tören ve yortulardan tutun Roma ve Hellen mirasından devralınan eğlenme biçimlerini fazlasıyla süslemeyi ve şenlikli hale getirmeyi bilmiştir İstanbul. Özellikle Hipodrom’da düzenlenen at yarışları, dramatik gösterimler, geçit törenleri ve karnavallar gün boyu sürerdi. Sokaklar halkın eğlencesinin ana mekânlarından biriydi. Halk tavernalarda bolca vakit geçirirdi. İçinde kimi sihirbazlık gösterilerinin yer aldığı ve hokkabazların boy gösterdiği panayırlar günlük yaşamın en gözde mekânlarındandır. Konstantinopolis’teki Hipodrom’da gladyatör dövüşlerinin yanı sıra at yarışları, vahşi hayvan gösterileri de yer alırdı. Pantomim, akrobasi gösterileri ve müzik de eğlencenin önemli bir kısmını oluştururdu. Hipodrom’da sahne alan tiyatro gösterileri içerdiği eleştiri dozu nedeniyle kilise babalarının hışmına uğrardı. Şölenler, av partileri ve sportif turnuvalar günlük yaşamın vazgeçilmezlerindendi. İmparatorluk coğrafyasında kimi Menandros komedyalarının oynandığı bilinmekle birlikte Roma’nın son döneminde olduğu gibi daha çok mim, pantomim, tragedya ve komedyalardan sahneler ya da tiratların, dansların, eğlencelerin yapıldığı bir gerçeklik olarak varlığını sürdürür. Hipodrom’da yapılan araba yarışları, bu mekânın aynı zamanda bir Forum olarak kullanıldığını da gösterir. İstanbul’un fetih sonrası belirginleşen ve Bizans döneminden ayrışan yerleşim politikası çok dinli, mezhepli, çok uluslu, çok cemaatli senkretik bir yapıya sahip olmuştur. Müslüman nüfusun iskân politikasındaki konumunun dışında Hristiyan cemaatlerin, Ortodoks Rum, Latinler, Venedik ve Cenevizlilerle birlikte ticaret kolonilerinin İstanbul’daki yerleşimine eklemlenen Ermeniler, Germen, Balkan kavimleri, Yahudiler ve Arapların da azımsanamayacak nüfus girdisi hesaba katıldığında kozmopolitizmin renklerinin nerelere kadar uzandığını tahayyül etmek zor olmasa gerektir.

İstanbul antik döneminden bu yana aslında ticaretle, kesişim noktasında yer aldığı göçlerle biçimlenmiş bir kent. Bu kadar zengin bir toplumsal katmana sahip olan eski İstanbul’un yaşayışında gündelik hayatın ritminin belirlendiği çok çeşitli sosyalleşme mekânları, eğlenme biçimleri ve dramatik gösterimler mevcuttu. Osmanlı İstanbulu’nun eğlenme biçimi iki ana öbekte toplanmıştı. Saray-devlet erkânına has eğlenme biçimleri, şenlik, tören ve merasimlerin yanı sıra halka özgü eğlenme biçiminin temel mekânları olan kahvehaneler, semai kahveleri, sohbetler ve seyirlik oyunlar sivil hayatın en kendine özgü görünümlerinden birini oluştururdu. İmparatorluğun patrimonyal gücünün toplum nezdinde her alana tecessüm etmiş bir hali olarak görünse de merkezi yönetimin temel iktidar sembollerinden biri de padişah şenlikleriydi. Osmanlı toplumsal yapısının net bir fotoğrafını veren bu şenlikler halkla bütünleşmenin de bir parçasını oluşturuyordu. Şehzadelerin sünnet düğünü ve düğün törenleri bu şenliklerin en öne çıkanlarıdır. Şenliklerde savaş oyunlarının yanında komedyalar, skeçler ve köçek dansları, mudhikeler, cambazlar ve curcunabazlar yer alırdı. Padişah şenlikleri Atmeydanı ve Kâğıthane’de yapılırdı. İktidarın sembollerinin geniş toplum katlarına yayılabilecek şekilde esnaf loncalarının da katkısıyla ehlileştirildiği bir toplum-kültür tasarımının somut göstergesi olan bu türden eğlenme biçimleri diğer taraftan egzotik doğu imgesinin de yeniden üretilmesine katkı sağlamıştır. Eski İstanbul’un toplumsal dokusu içerisinde yer alan mesire kültürü, oyun grupları, helva sohbetleri, çalgılı kahvehaneler, meyhane âlemleri, Karagöz, ortaoyunu, meddahlık, cambazhaneler, sirk gösterileri ve tiyatro eğlence kültürünün temel bileşenlerini oluşturur.

Gündelik hayatın imgelerini somutlaştıran tüm sosyalleşme mekânları ve eğlenceler İstanbul’un kozmopolit geleneğini perçinleyen bir yaşamsallığa sahipti. Cami, çarşı ve tekke sarmalında belirlenen gündelik yaşam pratiklerine alt-kültürün tüm sembol ve jargonuna yaşamsallık katarak açığa çıkartan kahvehaneler yeni bir sarmal eklemiş oluyordu. Kozmopolit mekânlarda kültürel ve sanatsal üretimin gündelik hayat içerisinde organize edilmesiyle yeni bir alt-kültür oluşmuştu. Başını Yeniçeriler’in çektiği bu sosyalleşme doğal olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun düzen dikotomisiyle de çelişiyordu. Özellikle 16. yüzyıl İstanbulu’nda ayyuka çıkan eğlence mekânlarının çokluğu ve kahvehanelerin teşekkülü iktidarın düzen konfigürasyonu içerisinde ayrıksı bir yer işgal ediyordu.

Ticaret aracılığıyla kültürler arası etkileşimin öne çıkması kozmopolit mekânların ortaya çıkmasını sağlarken çok dinli, çok kültürlü, çok etnikli toplumsal yapının ihtiyaçlarına karşılık gelen her diyalog ve kültürler arası iletişim alt kültürün oluşumuna sebebiyet vermiştir. Böylelikle kahvehane ve benzeri alt kültür mekânlarının oluşmasıyla da gündelik hayat çeşnisi yeni yaşam biçimlerinin, dolayısıyla yeni bir eğlence kültürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Eğlence mekânları alt-kültürün yaygınlaştırıldıkları mekânlar olmasının yanı sıra politik birimlerdir aynı zamanda. İstibdat dönemlerinde ve halkın haber kaynaklarının kesildiği zamanlarda popüler iletişim kanalı olmayı sürdürmüştür bu mekânlar. Her şeye rağmen İstanbul’un seyirlik ve eğlenme odaklı tarihsel geçmişindeki ana odak kozmopolitizmdir. Farklı din, dil ve etnilerin oluşturduğu zenginlik yittikçe zamanla eğlenme biçimlerinin de giderek tek boyutlu ve daha sığ, daha ithal ikameci bir forma büründüğü de inkâr edilemeyecek bir gerçek. Bugünkü yoksulluğumuzun temel sebebi de bu olsa gerek.

İst Dergi, kaliteli yazıları ve içerikleriyle yayın hayatına devam ediyor. Eylül ayında 11. sayısı raflarda yerini aldı. Dergiciliğin giderek dijitalleştiği günümüzde İst Dergi’nin hedefi nedir?

İST derginin temel hedefi de İstanbullulara bir kent ve yaşam kültürü dergisi olarak yaşayan, soluk alan İstanbul’un farklı yüzlerini, farklı renklerini sahici bir şekilde sunmak. O nedenle de hayatın dokunduğu hiçbir şeye yabancı kalmıyor İST dergi. Her sayı gittikçe çoğalan okurlarının desteği bu başarının bir kanıtı.

Sizin de 2021 yılında İBB Yayınları’ndan çıkan “Şiirlerde İstanbul” ve “Evvel Zaman İçinde İstanbul” isimli iki değerli çalışmanız var. Acaba İBB Yayınları içerisinde favoriniz olan ve okurlarımıza önerebileceğiniz İstanbul ile ilgili üç kitap paylaşır mısınız bizimle? 

Osmanlı ve Cumhuriyet İstanbul’unda kadınların sorunlarına odaklanan iki eserimiz ele aldığı başlıklar, tarihsel ve kapsayıcı analizleriyle literatürün olmazsa olmaz kitapları olduğu için hararetle önereceğim kitaplar: Osmanlı İstanbul’unda Kadın, Cumhuriyet İstanbul’unda Kadın.

Alanının iki önemli ve en kapsamlı çalışması olan İstanbul’un Kuşları ve İstanbul’un Deniz Canlıları'nı da bu kentin ekolojik belleğinde iz bırakacak eserler olarak görüyorum.

Son sorumuz biraz kişisel :) Uzun zamandır bu şehirle haşır neşir olan, bu şehir hakkında üreten biri olarak İstanbul’un en çok sevdiğiniz, vakit geçirmekten en çok keyif aldığınız yerleri neresi?

Burgazada: tadına doyum olmaz şiirsel mekânım…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

“Bir yudum rakı, bir yudum hava” #49

baltalimanı, şerbet, rakı, baltaoğlu süleyman , ibb yayınları

04 Eki 2022

Şerbet osmanlıda

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR