Eindhoven'dan notlar

Kendine bir sahne yaratmak
Eindhoven'dan notlar

… sonra gemiler trenler birbiri ardınca gitti,

müziği kestiler upuzun bir yaz gürültüsü oldum. …

Küçük İskender


Bu sayıda Eindhoven müzik sahnesine dair aldığım notları sizlerle paylaşacağım. Ama önce aklımdaki ve kalbimdekine dair iki kelam etmeden geçmek istemiyorum. Hikâye anlatıcılığının en güzel hâllerinden biri olduğunu düşünürüm müziğin. Aslında çok kültürel bir kavram olmasına rağmen, birçok güzel alt nedenle ve sesin kişide yer etme gücüyle, oldukça çoğul bir deneyim biçimi aynı zamanda. Müzik yasakları, festival iptalleri, müzik üretenlerinin artık nefes almak için giriştiği arayışlar ve maalesef görmezden gelinişleri ile yaşadıkları hayal kırıklıkları… 

Müziğe ve kültür dünyasına alınan tavır bugün hepimizin yüzündeki tebessümden, cebinden, hayatındaki anlardan çaldığı kadar, yarına kalacak kültür dünyamızdan da çalıyor, törpülüyor, yanlış budama ile üretenleri, meraklılarını küstürüyor. Umarım bu bir yerde durur, çünkü bu gidişattın bize bırakacağı olası “gürültünün” kendisi olamayacağımız gibi, altından da kalkamayacağımız çok açık.

***

Birkaç sayıdır, Eindhoven müzik ajandasının hızla yoğunlaştığından bahsediyordum. Hatta Hollanda geneline bakınca, bazı kentlerin konser takvimi insanda “hangi birine yetişilir, nasıl olur” gibi bir his bırakıyor. Pandemi sonrası bu güzelleşme, yanında biletlerle doğal bir fiyat artışını da beraberinde getirdi. 2020’den hemen önce 10 ile 25 euro arası ödeyerek dinlediğimiz hatırı büyük isimler, organizasyonlar yerini şimdi kapıyı 35 euro ile açan satışlara bıraktı. İsmin endüstriyle olan ilişkisine göre de bu fiyat 300 euroları aşabiliyor. Bu hâlin farklı müzik türlerini kendi toplulukları içinde başka yerlerden etkilediklerini düşünüyorum. Her katman kendi meşrebince yeniden canlanmaya, arayı kapamaya ve bunu yaparken de yeni bir ritim kurmaya çalışıyor. Tavır anlamında Eindhoven’ın bar sahneleri ya da müzik ilişkili toplanma rutinleri farklılaşıyor ve dışa açılıp yoğun bir trafik yaratıyor.

Eindhoven’a ilk taşındığım senelerde tanıştığım Music with Strangers topluluğu* içinden artık yarı profesyonel ve profesyonel kişiler ile yeni topluluklar/çevreler çıkarmaya başladı. Stichting Mexpo* ekibi de burada tanışmış, kendini burada pratiklemiş müzisyenlerin/ses mühendislerinin ve müzik meraklıların başlattığı bir oluşum. Hedefleri, lokal amatör müzisyenleri prodüksiyon ve organizasyon anlamında desteklemek. Bugünlerde ben de bu oluşuma gönüllü yazıldım ve neyi nasıl yaptıklarını gözlemeye, öğrenmeye çalışıyorum.

Bağımsız ve amatör Eindhovenlı müzisyenlere alan yaratmaya çalışan bu ekibi takip etmeye başladığımdan beri gözlediğim bazı şeyleri kendime ve şimdi sizlere not düşüyorum; “bağımsız amatör” denildiğinde çoğunlukla metal ve rock alt müzik türlerinde üretim yapan müzisyenlerle tanışıyoruz. Pop, Blues, Country, singer-songwriter türlerine dahil edebileceğimiz müzisyenlerin sayısı nazaran az. Yine bu türlerde müzik üretenler konserdense paylaşımlı sahne etkinliklerinde kısa performansları tercih ediyor.

Öte yandan, amatörlük kavramının kapsamı Mexpo için de oldukça geniş. Örneğin; cover çalan, müziği tamamen hobi olarak görenlerle kendi müziğini yayınlamış ya da buna hazırlanan müzisyenlerin hepsi bu tanımda ortaklaşabiliyor. Mexpo’nun vermeye çalıştığı ses desteği, sahne - mekân sağlama desteği, görsel materyal desteği ve hatta sahne arkasında deneyim kazanmak isteyenlere birlikte deneyim imkanı. Bu alan açma işi benim gözlemimce başka bir ortaklık/kavram etrafında toplanıyor. Hepsinin toplamında bu ortaklığı “sahne açmak/yaratmak” üzerinden düşünüyorum. Yani, şehrin geneline yayılmış irili ufaklı sahnelerin ya da mekânının bir köşesine sahne açabilecek, kendi ismi (de) bilinsin isteyenlerin, ilişkilerini kullanarak lokalde daha çok “ses” alanı biriktirmesi. Aslında herkes “kendine bir sahne” oluşturmaya, yaratmaya çalışıyor. Ve yukarıda bahsettiğim, özellikle pandemi sonrası büyük sahnelerin yoğunlaşan takvimlerinin yanı sıra şehrin başka bir katmanında da alternatif sahne düsturu, yoğun bir tempoyla farklı bir koldan işliyor.

Kıyaslamak istemesem de arada özlem ve beklentileri tarttığımda, İstanbul’un sokakta aktığını, sakladıklarının bile bir anlamda görünür olduğunu; Eindhoven’daysa şehri deneyimlemek için daha derine, sokak içlerine, mekanlara girmek gerektiğini düşünürüm. Sanırım bu alternatiflerle lokalin çoğunluğu sevmese de Eindhoven’ın bu yapısı da eğilip bükülüyor. Artan göçmen, üreten sayısıyla şehrin görünür yanları artıyor.

Kendine sahne açmak/yaratmak… 

Geçtiğimiz günlerde, Mexpo’nun ses mühendisliği ile destek olduğu bir open mic etkinliğinde Jamaikalı bir müzisyen, bunun kendince bir örneğini gösterdi. The Student Hotel isimli konaklama mekanının (biz geldiğimizde o yüksek bina orada değildi, oralar dutluktu) restoran ve bar katında küçücük bir alana sahne kuruldu. Birkaç mikrofon, amfi ve gelenlerin kendi ekipmanlarına yetecek bir sistemle sınırlı bir sahneden bahsediyorum. Etkinlik az kişiyle, müzisyenlerin hem cover çaldığı hem de varsa kendi parçalarını paylaşıp sosyalleştiği bir akşamdı. Şehir merkezinde başka bir mekanda Jamaikalıların buluşma etkinliğine çalmak için gelen bir başka müzisyen de o akşam dinleyiciler arasındaymış. Bir aralık Student Hotel çalışanlarından bir tanesi Mexpo’nun ses ekibine aramızda iyi bir müzisyenin olduğunu haber verip bir de alt yapı iletti. Hâlâ müzisyenin kim olduğunu merak eden seyirci enstrümansız olur muymuş, bu open mic kafasına uyan bir şey miymiş gibi şüphelerle beklerken aynı çalışan bize müzisyeni anons etti. Bir sunuş yaptı… Bu da etkinliktekiler için alışılmadık bir durumdu. Open mic'da herkes çıkar kendini sunar, tanıtır ve önceden adı yazdırıldığından gelir, sahneyi devralır…

Neyse, bu sunumun ardından sahneye çıkan müzisyen büyük bir enerjiyle, kendisine sahneye kadar küçük bir koridor girişi kurguladı. Sonra da seyirciyi, ikinci dakikada sorularla, şarkılara fiziksel ve sessel davetle, sahnedekilerden duymaya alıştığımız klişelerle, anında kendine bağladı. Ortamda şüpheler dağıldı, dans hakim oldu. Müzisyen, şarkı arasında, yine önceden düşünüldüğü belli olan ama bu ortamdakilerin bence pek ihtiyaç duymadığı, hayata yönelik pozitif motivasyon cümleleri dizdi. “Hayatta her türlü kötülük olsa da biz o kötülüklerden çıkabiliriz, vi ken du it, vi ken fiıl it, vi ar sıtrong, vi ar Eindhoven, vi ar emeyzing! Dans!” Son şarkı, tekrar coşuş ve yüksek bir enerji ile sanki bir konser salonundan çıkar gibi aynı koridorla çıkış… Sonra, üç şarkılık performansın üzerimizdeki etkisiyle, enerjimiz The Cranberries’in Zombie’si ile biraz distorşın yedi.

Eşimle mekandan ayrılıp yürüdüğümüz sırada amatör veya değil, adamın bu işi kendisiyle nasıl bağdaştırdığını, “sahne”ye çıkmak isteyip o sahneyi nasıl yarattığını konuştuk. Ne kadar klişe dolu olursa olsun, o sıra mekandakileri bağıra bağıra muhabbet ettirmeyip ilgiyi kendi üzerinde nasıl topladığını ve o küçücük mekanda kendi fizikselliği üzerinden nasıl bir sahne kurguladığını eşeledik biraz. Star olmak istiyorsan star gibi hareket edeceksin!

Biz eve dönerken, aynı müzisyenin asıl sahne aldığı mekanda parti devam ediyordu. Dışarıdan bir göz gezdirdik. Oradaki mekân open mic etkinliğindekinin aksine bir sahneye sahipti. Çalacak kişinin performansına özel, fiziksel olarak hazırlanmış, dans edenlerden biraz yukarıda… Yani sahneye çıkacak olanın performansına ilişmesi gereken ek bir kurguya ihtiyacı yok.  

***

Bu etkinliğin ertesi akşamında, yine Mexpo ekibi komşu kentlerden birinde küçük lokal bir barda konser organizasyonu gerçekleştirdi. Progressive metal/rock yapan iki grup ile bu soundlara yakın bağımsız bir isim daha sahne aldı. Küçük, 100 kişi alır mı şüpheli, havasız, ses seviyeleri yüzünden kapısı pek açılmayan, dışarı elinde içki bardağınla çıkmanın yasak olduğu mahalli bir bar… Aile sıcaklığında metal!🤘 Bu etkinlikte de fiziksel olarak bir sahne paylaşılmış olsa da bardaki ekip, bara gelen dinleyiciler, Eindhoven’dan gelen müzisyen/organizasyon ve dinleyici herkes kendi adına kendi sahnesine çıktı, diye düşünüyorum. Sanırım bunu biraz etkileyen/doğuran, organizasyonda yer alan gruplarda expatların da yer alması, Hollanda’nın küçük bir ülke olmasına karşın çok farklı diyalektleri ve lokallikleri barındırması gibi nedenlerin yanında ortamın her açıdan çok dilli olmasıydı. Herkes ya kendi dilini konuştu ya da yakın olduğu dilin yamacında, yöresinde dolaştı. Bu akşamla ilgili kendime düştüğüm not; seyircinin yeni bir şeye olan merakı canlı olsa da sabırsızlığı çok belirgin. Sahnedekinden vazgeçmeye teşne, dikkati ayakta tutmak için tanıdık bir şeyler duyurma gerekliği.

Lokal olmak, bu konser akşamında organizasyonun karakteri bakımından da altı çizilen bir kavramdı. Eindhovenlı lokaller Den Bosch’da… Buraya taşınmamın ilk zamanları lokalliği kente mal edebilirken, zamanla bu gibi etkinliklerle bu kavramı bir bar etrafına da sığdırabileceğimizi gözlemliyorum. Şehrin İstanbul ile kıyasladığımda sahip olduğunu düşündüğüm hâlinin değişmeye ve eğilip bükülmeye başladığını söylemem biraz da bundan. Müzik sahnelerinin çok katmanlılaşması, bireysel girişimlerin farklı sahneler açması, farklı müzik perspektiflerinin mobil bir tanışma ağına sahip olması ve bu gibi vesilelerle şehir dışa daha açık hâle gelirken lokalliğin de şubelere ayrılmaya başlaması… Kendi adıma İstanbul ve benzeri şehirlerde olduğunu düşündüğüm gibi. Kent algısının flulaşmaya başlaması, şehri ve müzik haritasını tanımlamak için farklı anlatımlar aramaya başlamak da buna dahil edebileceklerim.

Sonunda her şehri olduğu gibi Eindhoven’ı da değiştiren, dönüştüren kalabalıklaşan nüfus ve bu nüfusla beliren yeni ihtiyaçlar. Çalışma saatlerinin uzaması, yeni iş alanlarının açılması, kentsel dönüşüm, mekanların işleyişlerindeki değişimler, iyisiyle kötüsüyle her anlamda yoğun bir trafik… İhtiyaçları bilmem, ama nüfus kalabalığının, üretenlerin artmasıyla birlikte onlara alan açanların da artmasının “kendine bir sahne açmak/yaratmak” ile ilgili olduğu aşikar…


Music with Strangers*: Bu topluluk, hobisi müzik olan expatların ön ayak olduğu, lokal müzisyenlerle bir araya gelerek ortak seslerde ya da kendi kültürel sesleriyle bir araya gelip müzik yaptığı bir topluluk. Zamanla bu topluluktan yeni müzik grupları, enstrüman hocaları, bireysel organizasyon girişimleri çıktı.

Stichting*: Vakıf

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Hayaller ve Alemler

Kentlerde kendine birer sahne yaratanlar, hediye posterler.

16 Ağu 2022

THD

YAZARLAR

Tuğçe Hakarar

Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR