Eksik gelen adalet: Kaşıkçı'nın ardından iki yıl

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında Suudi Arabistan’da süren dava 7 Eylül Pazartesi tarihinde sonuçlandı. Cinayetin iki yıl ardından sonuçlanan davada Kaşıkçı’nın öldürülmesinden suçlu bulunan sekiz sanıktan beşi 20, ikisi 17, biri 10 yıl süreyle hapis cezasında çarptırıldı. Kaşıkçı’nın en büyük oğlunun geçen ay yaptığı açıklamada babasının katillerini affettiğini dile getirmesinin ardından dava kamu davası olarak yürütülmeye başlanmış ve sanıkların idam cezasına çarptırılma ihtimali ortadan kalkmıştı.

- Kimdir? 13 Ekim 1958’de Medine’de doğan Kaşıkçı lisans eğitimini ABD’de Indiana State Üniversitesi’nde tamamladı. Eğitiminin ardından Suudi Arabistan’a geri dönen Kaşıkçı, devletin İngilizce yayın organı Suudi Gazzete’de muhabirlik kariyerine başladı. Uzun yıllar Afganistan, Lübnan ve Sudan gibi yoğun çatışma ortamlarında bulunan Kaşıkçı, El Kaide lideri Usame bin Ladin ile röportaj yapmayı başaran az sayıda gazeteciden biri oldu. Ülkesinde sürdürdüğü gazetecilik kariyeri 1999 yılında genel yayın yönetmenliğini yaptığı Al Watan gazetesinin eleştirel yayınları sebebiyle kesintiye uğradı. Takip eden sekiz yılı Londra’da sürgünde geçirmesinin ardından 2007’de Al Watan’ın genel yayın yönetmenliği koltuğuna tekrar oturan Kaşıkçı, 2010’da benzer sebeplerle kalıcı olarak ülkesindeki medya kariyerini sonlandırıp ABD’ye taşındı. Kaşıkçı, ülkesindeki baskı ortamını Eylül 2017’de Washington Post için kaleme aldığı yazısında şu şekilde anlatıyor:
- "Geçtiğimiz hafta 30 kadar kişi gözaltına alındı, aralarında yakın arkadaşlarım da vardı. Hükümete muhalif görüşleri dile getirmeyi göze alan entelektüellerin ve din adamlarının adını karalama çabaları... Ben ve benim gibi gönüllü sürgün hayatı yaşayanlarsa ülkemize dönüşte gözaltına alınma riskiyle karşı karşıyayız… Yurt dışında yaşayan dostlarım ve ben çaresiz hissediyoruz. Biz hükümete karşı değiliz ve Suudi Arabistan'ı çok önemsiyoruz. Orası bizim bildiğimiz ve yaşamak istediğimiz tek yuvamız ama yine de düşman olarak biliniyoruz."
- Kaşıkçı’nın hükümete yönelik eleştirilerinin hedefi, Selman bin Abdülaziz’in 2015’te Suudi Arabistan tahtına oturmasıyla iktidarda gücünü gittikçe artıran Veliaht Prens Muhammed bin Selman üzerinde yoğunlaşmıştı. Son olarak 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Suudi Arabistan Konsolosluğu’na girerken görüntülenen Kaşıkçı’nın cesedi hâlâ bulunabilmiş değil.
- Cinayetin olay örgüsü: Kaşıkçı, 2 Ekim’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı nişanlısı Hatice Cengiz’le evlenmek için ihtiyaç duyduğu evrakları temin etmek üzere Levent’te bulunan Suudi Arabistan Konsolosluğu’na gitti. Kaşıkçı’nın geri dönmemesinden şüphelenen nişanlısı Cengiz’in polisi aramasıyla birlikte olay medyada yer buldu. Suudi Arabistan hükümeti tarafından ertesi gün yapılan yazılı açıklamada Kaşıkçı'nın kayıp olduğu teyit edilse de gazetecinin öldürüldüğü iddiası reddedildi. Cinayeti takip eden süreçte ortaya çıkan delillerle Suud Ailesi gazetecinin öldürüldüğünü kabul etti ancak bunun emir komuta zinciri dışında, konsoloslukta yaşanan arbede sonucu gerçekleştiğini iddia etti.
- Cinayetin ardından yürütülen soruşturma süresince ortaya çıkarılan kanıtlar ışığında bugün suikastın iddia edilen şekilde anlık bir arbede sonucu gerçekleşmediği, planlı bir eylem olduğu biliniyor. 20 Ekim tarihinde basına sızan CIA raporu suikast emrinin doğrudan Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından verildiğini öne sürüyor. Cinayetin üç gün öncesinde özel bir uçakla İstanbul’a gelen, içinde bir adli tıp uzmanının da bulunduğu 18 kişilik ekibin suikastı planlayıp gerçekleştirdikten sonra parçalara ayrılmış cesedi bavullara saklayarak Suudi Arabistan topraklarına geri götürdüğü düşünülüyor.
- Suudi Arabistan'ın yaklaşımı: Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleşen dava süreci büyük bir gizlilikle sürdürüldü. Krallık şüphelilerin kimliklerini yargılamanın hiçbir aşamasında duyurmadı ve mahkemeye gözlemci olarak katılan yabancı diplomatların sessizlik yemini etmesi talep edildi. Mahkemenin halka kapalı bir şekilde gerçekleşmesi ve bilinen hiçbir üst düzey kraliyet ailesi üyesinin yargı sonucunda cezalandırılmamış olması, Suudi Arabistan’ın suikast emrinin Riyad’dan gelmediği yönündeki anlatısını destekler nitelikte.
- ABD ne diyor? ABD’de Trump yönetiminin Suudi Arabistan’a sağladığı askerî destekten rahatsız olan Senato, suikastın ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a yapılacak silah satışlarının engellenmesi için harekete geçti. Veliaht Prens Muhammed ile yakın ilişkisiyle tanınan Başkan Donald Trump ise Senato'nun teklif ettiği yaptırımları veto etti.
- ABD’den sert bir tepkiyle karşılaşmasa dahi Veliaht Prens’in Kaşıkçı cinayetini örtbas etme çabaları, henüz tahta çıkmadan uluslararası imajının ciddi anlamda zarar görmesine neden oldu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayımızda Cemal Kaşıkçı davasına, New York'ta evsiz insanların pandemi sebebiyle otellere yerleştirilmesi sonrası yaşananlara ve yüz tanıma teknolojilerinin yarattığı etik problemlere odaklanıyoruz.
10 Eyl 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



