
Görsel: Aylin Tiktaş
Bu yazıda çocuksuluğun en tatlı hâlini, yaratıcı özgüveni, kendin olma cesaretini, kendini bulma yolculuğunu konuşalım istiyorum. Kemerlerinizi bağlayın, çılgın ve özgür benliklerimizi bulmaya gidiyoruz.
En sevdiğim ve dönüp dönüp okuduğum, Tom ve David Kelley tarafından yazılan “Yaratıcı Özgüven” kitabı, yaratıcılık denilince akla “heykeltıraş, ressam, tasarımcı…” gibi kalıplaşmış “yaratıcı karakterlerin” geldiğini fakat aslında çocukluğumuzda hepimizin yaratıcı tipler olduğunu, oynadığımız oyunların, sorduğumuz soruların da bunun en güzel kanıtı olduğunu savunuyor. Sahiden de çocukken o merak ve yaratıcılığın tadı bambaşka değil miydi? Elmanın neden kırmızı olduğunu, sineklerin nasıl yemek yediğini çekinmeden sorardık. Bulduğumuz her nesneyi oyuncağa çevirebilir, elalem ne der diye düşünmeden oyun fikirlerimizi paylaşırdık. Meraklıydık, heyecanlıydık. Peki sonra ne oldu da elmanın rengini değil de sadece fiyatını soran, fikrini belirtmekten çekinen insanlara dönüştük? Benim için bu sorunun tek kelimelik bir cevabı var: çevre.
Zamanla insanların ne dediğini, hakkımızda ne düşündüklerini, nelerin topluma daha havalı gözüktüğünü daha fazla önemsemeye başlıyoruz. Öncelik kendimiz ve bizi mutlu eden şeyler değil, başkaları ve onların istekleri oluyor. Çocuksu merakın yerini de dünya telaşı alıyor galiba. Ama ben istiyorum ki çocukluğumuzu, çocuksuluğumuzu hiç kaybetmeyelim, cesurca atalım adımlarımızı. İşte tam da bu yüzden hazır kitabı tekrar tekrar okumuşken, kendimce yaratıcı özgüven yolunda ilerlemek için bir liste hazırladım. Belki yönümüzü kaybedersek dönüp bakarız arada:
Yaratıcı Özgüveni Koruma/Kazanma Acil Destek Kiti:
- Sor: Öğrenmek istediğin, merak ettiğin ne varsa sor. Sorum saçma olur mu, ya cevabı tek ben bilmiyorsam diye düşünme.
- Potansiyeline ve kendine inan: Kendinden ve yapabileceklerinden şüphen olmasın, yapabildiklerin kadar yapamadıkların da sana kim olduğun hakkında fikir verir.
- Başla: 'İstiyorum', 'ilgim var' gibi ifadeleri kenara koy. Sadece başla ve yap.
- Dene: Sonra yanıl, sonra bir daha dene. Farklı ortamları, deneyim alanlarını keşfe çık.
- Düşün: Ama unutma, inovatif ve sürdürülebilir düşün.
- Destek ağı oluştur: Kendini üzgün, çaresiz hissettiğin anlarda seni ayağa kaldırabilecek, fikre ihtiyacın olduğunda yanında olacak insanlarla sağlam dostluklar kur.
- Çiz: Araştırmalar, insanların zamanla kalem kağıda olan düşkünlüklerinin azaldığını ve iyi resim çizemediklerine dair ön yargıları olduğunu gösteriyor. Oysa ki temel geometrik şekillerle bile çizim yapmak, fikri ve duyguyu anlatmak mümkün!
Aslında bu listeye daha eklenecek çok fazla madde, çok fazla alt başlık var ama şimdilik bu başlangıç olsun. Ne demiştik: dene, yanıl, geliştir. Çünkü eminim ki içimizdeki çocuk öyle yapardı, yerinde duramaz ve hemen işe koyulurdu.
Yazımı noktalarken bahsetmeyi unuttuğum minik bir tavsiyeden daha bahsetmek istiyorum. Çocuklarla iletişim kurun! Çocukların oynadığı oyunlar, çizdiği resimler, çocuk masalları… hepsi ayrı birer hazine gibi geliyor bana. Kim bilir, belki işte çözemediğimiz bir problemin çözümü oralarda saklıdır.
Her ne yaparsak yapalım, çocuksuluğumuzu kaybetmediğimiz, kendi benliğimizi konuşturduğumuz işlerin parçası olmamız dileğiyle!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR



