Enkaz altında kalan AFAD

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Afet durumlarında kurumlar arası koordinasyon sağlamak ve arama-kurtarma faaliyetlerini yürütme göreviyle kurulan AFAD, liyakatsiz atamalar, hareket kabiliyetinin yok edilmesi ve arama-kurtarma faaliyetlerinde yaşanan koordinasyonsuzluk gibi nedenlerle depremde yerle bir olan birçok ile çok geç müdahale edebildi. Bu nedenle binlerce insan enkazdan kurtarılamadı. Kuruluş amacı afet öncesi riskleri azaltmak olan AFAD, ne depremden önce riskleri azaltabildi ne de deprem olduğunda duruma derhal müdahale edebildi.
Aposto ve Referandom ekibi, AFAD’ın depreme müdahalede yaşadığı yetersizliklerin nedenlerini birincil kaynaklardan araştırdı ve çok önemli bulgulara ulaştı.
Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı yani AFAD 2009 yılında kuruldu. Kurulduğunda Başbakanlığa bağlı olan kurum Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra İçişleri Bakanlığına bağlandı.
AFAD’ın internet sitesinde bulunan bölgesel İl Afet Risk Azaltma (İRAP) raporlarını incelediğimizde aslında depreme dair yetersizliğin sebeplerini görebiliyoruz. Depremin etkilediği şehirlerin AFAD yetkililerinin bu toplantılarda dile getirdikleri sorunlar şöyle;
- Hatay AFAD yetkilisi İRAP eylemleri ve ilgili kuruluşlarıyla bütçe ve sorumluluk sorunu yaşadıklarını belirtmiştir.”
- "Kahramanmaraş AFAD yetkilisi özellikle küçük belediyelerin bütçe ve teknik eleman yetersizliğinden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.”
- “Osmaniye AFAD yetkilisi yerelde sürekli İRAP toplantıları gerçekleştirdiklerini fakat merkezin uygulamada daha etkili olacağını belirtmiştir.”
- “Kilis AFAD kurumlarının bütçe ve personel yetersizliğini öne sürerek eylemlerin gerçekleştirmesinde aksamalara sebep olduklarını, konuyla ilgili kurumlara bakanlık düzeyinde yazı yazılmasının yararlı olacağını vurgulamışlardır.”
Yetkililerden gelen tüm uyarılara rağmen eksiklerin giderilmesi için hiçbir girişimde bulunulmamasına ek olarak AFAD’ın karar alma mekanizmasında yapılan bazı değişiklikler de kurumun hareket kabiliyetini önemli ölçüde azalttı. Bunlardan ilki, TSK’nın Afet ve Acil Durum Kurulu’ndan çıkarılması. Ordunun, depremin ilk günlerinde sahaya inerek müdahale edememesinin en önemli sebeplerinden biri de buydu.
AFAD’ın kuruluşunu temsil eden 5209 sayılı kanunda Afet ve Acil Durum Kurulu içinde Millî Savunma Bakanlığı, TSK’nın üst kurulu da bulunuyor. Ancak Millî Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş sonrası bir Cumhurbaşkanı kararnamesi ile birlikte bu kuruldan çıkarılıyor. Yani afetle mücadelelerdeki en üst koordinasyon kurulunda TSK bulunmuyor.
Benzer bir şekilde 1997 yılında yürürlüğe giren, TSK’ya valilik izni olmadan ve sadece bilgi vererek toplumsal olaylara ve doğal afet yaşanan yerlere müdahale edebilme yetkisi veren Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) Protokolü 2010 senesinde darbe planlarına dayanak yapılması sebebi ile iptal ediliyor.
Bunlara ek olarak AFAD'da Afetlere Müdahale Genel Müdürlüğü görevini İsmail Palakoğlu yürütüyor. Palakoğlu, İlahiyat Fakültesi mezunu ve daha AFAD'daki görevinden önce Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü ve Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri görevlerinde bulunmuş. Kendisinin, afetle mücadele veya arama-kurtarmaya ilişkin bir eğitimi bulunmuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İmar afları, yapı denetimleri, deprem vergileri, deprem önergeleri, başarısız sınav veren kurumlar
22 Şub 2023

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




