Eşek Memnu!

1940'lar Büyükada
Prens Adalarının 2 bin yılı aşan geçmişinde eşek, uzun yıllar en önemli hayvanlardan biri oldu. M.Ö. 2. ve 3. yüzyıllarda, Demonisos adlı bir madenci, Heybeliada’da bakır ve göz taşı çıkarırken, insan gücünün yanında eşekleri de kullandı. Eşekler; arpa, buğday, mısır gibi tahıl ürünleri ekilen tarlalarda, bağlarda, su taşımada adaların en büyük emektarıydı. Eşek, insana güç katıyordu.
İstanbulluların 19. yy’da buharlı, yandan çarklı gemiler ile tanışması, Şirket-i Hayriye’nin tarifeli seferleri, ulaşımın 2 saate kadar düşmesi Adalar’daki yerleşim karakterini kökten değiştirdi. Artık Adalar, İstanbullular için bir sayfiye yeri; İstanbullular yazlıkçı, günübirlikçi oldu. Eşek de yazlıkçılar için ev eşyalarının taşınmasını kolaylaştıran bir konfor ve günübirlikçiler için de gezi turu haline geldi.
Bu süreç içerisinde eşekçiler güçlendi. Eşekçiler loncası, adaların en güçlü esnafı olur. Ta ki, atlı faytonların adaya ayak basmasına kadar. Eşekçiler, düzenin bozulacağının farkına varıp atlı faytonları meydandan kovmak için büyük mücadele verir. Birçok kez meydan savaşı yaşanır.
Akillas Millas, ‘Büyükada, Ada-ı Kebir’ isimli kitabında şöyle yazıyor:
“… 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Ada yollarında özel atlı araba ve faytonların sayısı artmaya başlayınca, eşekçiler hemen tepki gösterdiler. İki esnaf grubu arasında çok ciddi kavgalar çıktı, eşek sahipleri araba sahiplerine bir de iyi dayak attılar. Hatta daha ileri gidip yeni düzenin atlarla ilgili edavatını tahrip ettiler. Ancak Cox’un anlattığına bakılırsa (1886), eşek anırtıları zengin Rum bankerlerin altınlarıyla başa çıkamadı ve Büyükada’da özel faytonlar çok kısa zamanda artmağa başladı. Buna karşılık ‘yeşillikler diyarı’ Heybeli’de âlimlerin ve ruhanilerin babaca nasihatlerine rağmen olaylar eşek sahiplerinin galibiyeti ile neticelendi ve bu hakimiyet uzun yıllar devam etti.”
Bununla birlikte Ada sakinleri kendi özel faytonlarına sahip olmaya başlar. Adalarda atlı faytonlar gitgide gücünü artırırken eşekçi esnafı da boş durmaz. Eşeğin daha popüler olması için ellerinden gelen mücadeleyi verirler. Dövüşerek kazanamayacaklarını anlamışlardır. Artık 1930’larda ‘eşek propagandası’ medyada yerini alır.
1934 tarihli bir haberde eşek besleme merakının özellikle hanımlar arasında büyüdüğü ifade edilse de benzer bir habere başka bir günde başka bir gazetede rastlamak mümkün değil. Habere göre, “Hususi eşek beslemek merakı bilhassa hanımlar arasında gün geçtikçe büyüyormuş. Himayei Hayvanat Cemiyeti'ne de günde bir iki kişi hasta eşeğini tedavi için getiriyormuş.”

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 28 Temmuz 1935 Tarihli Tan gazetesinde yayımlanan eseri
24 yaşındaki Bedri Rahmi Eyüboğlu imzalı bir izlenim yazısında ise adalardaki eşeklerin ne kadar sempatik hayvanlar olduğundan bahsedilir:
“Gözleri ceylan gözlerinden hiç de aşağı kalmayan sempatik eşekler…”
“Eğer takımı kırmızı, Gemi ve bütün kayışları işlemeli idi. Kara gözlerinden sonsuz bir tevekkül akan kırmızı eğerli beyaz eşek…”
“Adanın çamları bu kadar yeşil, denizi bu kadar mavi ve eşekleri bu kadar cana yakın…”
Yine aynı yıl yayımlanan başka bir haberde Ada'da düzenlenen eşek yarışının çok parlak geçtiği, yarışı seyretmeye gelenlerin çok eğlendiği anlatılır.
Eşek yarışlarını takdir edenler kadar beğenmeyen de birçok gazeteci oluyordu. Özellikle eşeklere canları çıkıncaya kadar dayak atılmasına karşı çıkıyorlardı:
“Büyükada eşek yarışları! Haydi hepsi neyse ne amma seyrine, zevkine doyulmaz bu yarışlar yok mu! Adaları o kadar güzelleştiriyor ve şöhretini o kadar artırıyor ki on binlerce halk İstanbul’dan kalkıp İngiltere’nin Derby at yarışlarını gölgede bırakacak kadar şa'şaalı ve heyecanlı olan bu eğlenceye nasıl bir tehalükle (can atma ile) koşuyor, bilsen! Yarı aç yarı tok, kimisi uyuz, kimisi yaralı şu zavallı Büyükada eşekleri, yevmi kıyamette Adaları Güzeleştirme Cemiyeti azasının yakalarına yapışarak, yalnız bu yarış günü değil, papazlardan ve mehtap geceleri de sürücülerden canları çıkıncıya kadar yedikleri dayakların bir hesabını soracak olsalar vay o muhterem azanın hallerine!..."
“Çiçek ve eşek yarışı: İkisinin arasındaki zevksizlik farkının birleştiği noktayı yalnız tahrib edicilik ve can yakıcılığa göz yumabilmek vasıflarında buldum. Her ikisinin de kudretinden hiçbir şey göremedim. Hele eşek yarıştırmanın Adaları nasıl güzelleştirebileceğini zihnimde evirdim çevirdim bir türlü bulamadım.”

Gazete sayfalarına yansıyan ‘eşek tartışması’ İstanbul Belediye Meclisi'ne kadar uzanır. 9 Nisan 1937 nüshalı Son Posta gazetesindeki haber başlığı şu şekildedir: "Şehir meclisi eşek davasını gene halledemedi!"
O gün mecliste müzakere edilecek on mazbata vardı. ancak bunların dokuz tanesi en ufak bir itiraza uğramadan ya encümene havale edildi ya da uygun görüldü. Ancak eşeklerin şehir sınırları içinde nakil vasıtası olarak kullanılmasının yasaklanmasına yönelik teklif, hararetli itirazlara, ateşli müdafaalara ve şiddetli münakaşalara sebep olmuştu.
- Bu suratsız hayvanın sevk ve idaresi...
- Efendi, eşek suratsız değildir!
- Affedersiniz yanlış okumuşum, sûratsız olacak…- Eşek, neden medeni bir şehrin sokaklarına yakışacak niteliği olan bir hayvan değilmiş? Onun medeniyete uymayan nesi var? Ona iyi çeki düzen verilse pekâlâ hayvandır ve her sokağa yaraşır.
- Eşeğin nasibi artık medeni diyarlardan sürgün edilmektir.
- Eşekle şehirde eşya nakli memnu (yasak)! Eşeğe şehirde binmek memnu! Fakat birisinin keyfi ister de eşeğini yularından tutup şehirde gezdirirse ne olacak? Bu da memnu mu?
- Eşek, cins köpek gibi bir zinet hayvanı değil ki tasmasından tutup gezdirilsin!
- Eşek neden zinet hayvanı olmuyormuş? İsteyen köpeği bağrına basar ister eşeğini sever. Gözünüzün önüne iyi tımar edilmiş, şık palanlı, parlak tüylü besili bir eşek getirin. Böyle gelin gibi bir eşeğin sokaklarımızda dolaştıran birçok mahluklardan ne eksiği kalır.
- Fantezi itirazlarınızdan vazgeçip fikirlerinizi bildirin.
- Sırt hamallığını kaldırmaya çalışıyoruz. Fakat birçok eşekçiler, eşekler ortadan kaldırılınca, eşeklerine taşıttıkları yükleri sırtlanmak mecburiyetinde kalmayacaklar mı?
- Bizce eşek medeni bir nakil vasıtası değildir...
Tartışmalar bu şekilde devam ediyor. Ancak eşeğin yasaklanmasına dair karar meclisten çıkmıyor. Mazbata ileri bir tarihe erteleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Büyükada turu, Yorgali'nin Türkçesi Yörükali, eşekçiler loncası, faytonların İstanbul'a gelişi, eşekçiler ile atçılar arasında meydan kavgası, Terkos'ta bekleyen doktor, Taşdelen suyunu içen ölmüyor, KarDes uygulaması
02 Ağu 2022

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



