Evlilik hesabı çarşıya uymadığında: Evlenmek isteyip evlenemeyenler anlatıyor

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye’de siyasetin gündemi sık sık değişse de ederinden hiçbir şey kaybetmeyen bir konu var: Evlilik, aile ve kadın. Gençler evliliğe teşvik ediliyor, aile kavramının önemi defaatle yineleniyor, kadının bu kurum içindeki öneminin altı çiziliyor. Aile Yılı ilan edilen 2025 yılında evlenmek kolay mı peki? Kadına yönelik şiddetin, genç işsizliğinin ve çocuk işçiliğin arttığı bugünlerde, bu sorunun cevabı, aileyi yücelten politikaları inşa edenlerin hesaplarına pek uymuyor.
“Türkiye yüzyılının hazırlıklarını güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartıysa hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hâl böyleyken aileyle kadını ayıran kadını ailenin karşısına yerleştiren kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz, farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil, tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”
Geçen yıl 8 Mart’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadın ve ailenin nasıl birbirinden ayrılamayacağını anlatıyor, aile üzerine kurulacak yeni politikaların sinyallerini veriyordu.
- Aile Yılı’nın temelleri atılırken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2024’te 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli ölüm meydana geldi.
2025’te Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni bir çağrı yaptı. Bu açıklamayla 2025’i “Aile Yılı” ilan ederken, 2007’deki “En az üç çocuk” talebinin gerekçelerini de açıkladı.
Türkiye’nin yaşlanan bir nüfusa sahip olduğu artık sıklıkla dile getirilen bir gerçek. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001’de yüzde 2.38 olan doğurganlık hızı, 2023’te en düşük seviyesine, 1.51’e geriledi. Hükümetin teşviklerine karşılık, evlilik oranlarında da uzun zamandır düşüş var. 2004-2023 yılları arası boşananların sayısında yüzde 89’luk artış, evlilik oranlarında ise yüzde 10’a yakın bir azalma söz konusu.
Bir istatistik de hane halkı sayısından: Türkiye'de tek kişilik hane halkı sayısı 2024’te 5,3 milyonu geçerken İstanbul, 943 bin 363 kişiyle yalnız yaşamın en çok tercih edildiği il oldu. AA’nın Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’de tek kişilik hane halkı sayısı sürekli yükseliyor. Yalnız yaşayanların sayısı 2015’te 3 milyon 113 bin 496’yken en yüksek artış 2021’de yaşandı. Son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısı yüzde 71 artış gösterdi.
Aile kurumunun sacayağı sayılan kadınlara yönelik şiddet rakamlarını verdik. Bir diğer sacayağı olan çocukların durumuna da İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerinden bakalım. İSİG Meclisi Genç İşçiler Raporu’na göre son 12 yılda en az 2 bin 664 genç işçi yaşamını yitirdi.
'Seviyorsan git evlen bence'
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 14 Şubat’ta X hesabından Aile Gençlik Fonu’nu duyurdu. Ancak Bakanlığın fonu duyurmak için öncesinde attığı “Seviyorsan git evlen bence” postu, eleştirilerin de hedefi oldu.

Bakanlığın “Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi” ile 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, faizsiz 150 bin liralık kredi imkanı sunuluyor. Bu krediye başvurabilmek için 18-29 yaş arasında olmak gerekiyor. Çiftlerin son altı aylık toplam gelirlerinin ortalamasının ve son aya ait gelir toplamlarının asgari ücretin 2,3 katından fazla olmaması da bir diğer şart.
Başka verilere de bakalım:
- Türk-İş, Ocak 2025 Açlık-Yoksulluk Araştırması’na göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 22 bin 131 lira; yoksulluk sınırı 72 bin 88 lira.
- DİSK-AR’ın açıklamasına göre, 2024 dördüncü çeyreğinde gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 15,7.
- TÜİK verilerine göre, 15-24 yaş arası genç nüfusta geniş tanımlı işsizlik oranı 2024 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 37,3. Geniş tanımlı genç işsizliği dar tanımlı genç işsizliğinden 21,6 puan fazla. Geniş tanımlı genç kadın işsizliği yüzde 46,7.
- OECD’nin açıklamasına göre Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki her 3 gençten biri (yüzde 31,1) ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Türkiye’de 18-24 yaş aralığında ne eğitimde ne istihdamda olan kadınların oranı yüzde 41,4 iken, erkeklerin oranı yüzde 21,4. OECD ortalamasında ise ne eğitimde ne istihdamda olan kadınların oranı yüzde 14,4, erkeklerin oranı ise yüzde 13,1.
Evlenmeyi beklerken 30’umu geçtim
Peki hâl böyleyken evlenmek, aile kurmak isteyenler neler yaşıyor?
Furkan, 33 yaşında ve evlenme hayali için bu yazı bekliyor. 4 yıldır süren ilişkisinde nişanlısıyla ilk niyetleri o senenin yazında uzatmadan evlenmekmiş. Ancak evlilik giderek uzak bir beklentiye dönüşmüş, Furkan’ın hayalleri kırılmış ve bugün ilk günkü hevesiyle yaklaşamıyor evliliğe:
“Nişanlım Adıyaman’da öğretmenlik yapıyordu. Evliliğe niyetlendik, ilk yıl onun tayini olmadı. İkinci yıl ben işsiz kaldım. Üçüncü yıl deprem oldu. Bu yıl benim işim var, nişanlımın tayinini bekliyoruz. Tabii gelince nereye gelecek, biz nereye yerleşeceğiz, ev kirası ne olacak, bütün bunlar soru işareti.”
Abisi evlenirken ona aile evi verilmiş.
“Bana babam sana ya bir ev alalım ya da eşyalarını hazırlayalım demişti. Bunu teklif ettiğinde evler hâlâ alınabilir durumdaydı. Aradan geçti 4 sene, ev fiyatları uçtu gitti. Eşya fiyatları uçtu gitti. Babamın 5 yıl önce ‘ev alalım’ diye düşündüğü para 500 bin liraydı. Bugün 500 bin liraya evlenmek imkansız gibi.”
Yine de beyaz eşyaları alınmış. Bunu da bir kâr sayıyor:
“En azından bir kalem eksik. Ben nikahsız bir birlikteliği hoş görmüyorum. Her şeyi kuralına uygun yapmak için de çok gayret ettim. Arkadaşlarım arasında dinî nikahla evlenip sonra hiç sorumluluk almadan boşananlar var. Düzgün, çerçevesi belli bir ilişki istiyorum. Evlilik hayatına böyle adım atmak istiyorum. Fakat bu kadar söylenen söze karşılık, bunun kolaylaştırıldığını iddia etmek de en hafif tabirle söylüyorum, ayıp oluyor.”
Bu utanç benim değil, 'aile aile' diyenlerin
55 yaşındaki Halime Hanım, hem aileye hem geleneklerine çok önem veren biri. Yıllardır Fatih Çarşamba’da yaşıyor. Göçmen kültürünün de etkisiyle “Dinim ve ailem benim iki kutsalım” diyor:
“Aile çok güzeldir, çok destektir demiyorum. Özellikle bizde mal kavgası, küslüğü çok olur. Fakat sonuçta kanından canından insanlar. Ne kadar birbirini yersen ye, günün sonunda musalla taşında başında olacak olanlar da onlar. Ben o yüzden kime kırılırsam kırılayım meseleyi uzatmamaya, duracağım yeri bilmeye özen gösterdim. Buna karşılık en büyük üzüntülerimi de bana yine ailem yaşattı.”
Bu aralar Halime Hanım’ın en büyük üzüntüsü evlilik meselesinden:
“Bir kızım bir oğlum var. Kızım bizi hiç üzmedi. Evlendi, üç çocuğu oldu, yıllardır bir düzen tutturdular. Damadım zengin değil ama ailesini seven biri. Oğlum da güzel yetişmiş bir çocuktu ama üniversite hayatı içinde değişti. Değişmesini de acayip bulmuyorum. Çocuk kitap alacak, para yok. Bir yere gidecek, para yok. Staja girecek, torpil istiyorlar. İşe giriyor, hakkını vermiyorlar. Bunları sorgulaya sorgulaya giderek bir sürü şeyden koptu.”
Oğlunun uzaklaştığı şeyler arasında “evlilik” de var. Geçen yıl kız arkadaşıyla aynı evi paylaşmaya başlamışlar ve bu Halime Hanım için dayanılmaz bir üzüntü:
“Bizim ailemizde böyle bir şey hiç olmadı. Aldık karşımıza konuştuk, sizi evlendirelim dedik. İkisi de istemedi. Ben ‘Oğlan çocuğudur, elinin kiridir’ diye asla bakamam. Sonuçta kız için de erkek için de aynı kurallar geçerli. Oğlum diyor ki, ‘Bizi neyle evlendireceksiniz?’ ‘Sonuçta aynı evde yaşıyorsun, bir nikahın eksik, nikahın olsa ne olacak’ diyorum. ‘Belki yurtdışına gideceğiz, belki ayrılacağız, istemiyoruz sorumluluk’ diyor. Ben oğlumu savunmuyorum ama geldiği noktaya itildiğini de düşünüyorum. Gençlere sürekli şunu yapın bunu yapın deniyor, nasıl yapacakları konusunda hiç yol gösterilmiyor. Çocuklar sosyal medyada zenginlerin hayatını görüyor ve bu çifte standardı kabullenmiyor. Bu utanç benim değil, aile aile diyenlerin.”
Daha evlenmeden evlilikten soğudum
Beyza 25 yaşında, Ankara’da yaşıyor. Kendini “yeni dünya nesli” diye tanımlıyor. Şu anda bankada çalışıyor, bir yandan da KPSS’ye hazırlanıyor. Muhafazakar bir ailede büyüdüğü için üniversite sonrası evlilik ihtimali ortaya çıkmış:
“Ailelerin tanışıklığı üzerinden gelenler de oldu, sosyal medyadan ‘yürüyenler’ de. Bir kere erkekler, genç kızların beklentilerini anlamıyor. Ben mesela kiralık ev istemiyorum, çünkü sürekli kira düşünmek istemiyorum. Bana gelip ‘Çalışma’ diyorsan, evin de olsun. Sonra ben evde oturduğum için sürekli makarna yiyeceksek buna hiç gerek yok. Böyle söyleyince ‘paragöz’ diyorlar. ‘Gel sen de çalış ben de çalışayım, ortaklaşa bir bütçemiz olsun, öbür türlü çok zor’ deyince de, ‘Sen de çok modernsin’ diyor. Bu da beğenmeme gerekçesi yani. Vallahi ben ailemin evinde otururken kazandığım parayla çok güzel yaşıyorum. Bir de kendi asla sorumluluk nedir bilmeden bana sürekli vazifeler yükleyen bir ilişkiye ihtiyacım yok. Daha evlenmeden evlilikten soğudum.”
Bekir, Osmaniyeli. Mersin’de nakliyat firmasında çalışıyor. Bu yaz nişan atmış:
“Benim ailem evliliğe çok önem verir. Ne lazımsa yapılır. Eski nişanlımın ailesi de öyleydi. Ama bir yandan kız tarafının beklentilerinin yüksekliği, bir taraftan sürekli artan maliyetler derken, baktım bu iş bize tuzluya mal oluyor, vazgeçtik. Bir gelinliğe 100 bin lira vermenin mantığını anlamıyorum gerçekten. Ben de her şeyin en iyisi olsun istiyorum ama bugün artık böyle bir ihtimal yok. Benim burma bilezik taktığım insanlar bana ‘Ya çabuk evlen, bir çeyrek bile takamayacağız’ diye takılıyordu. Cumhurbaşkanımızı çok seviyorum gerçekten ve madem 2025 yılı aile yılı, evlenmek de istiyorum ama bu ekonomiyle, bu sosyolojiyle zor.”
Beyza ve Bekir’in ortaklaştığı sorun, karşı cinsin gerçekçi olmayan beklentileri.
İki oğlum da evlilikten kaçıyor
Saliha Hanım, 58 yaşında, üç erkek çocuğu annesi. Adapazarı’nda yaşıyor. Kendi de çevresindekiler de erken yaşta evlenmiş. Buna karşılık sonraki jenerasyonlarda evlilik kurumunun eskisi gibi görülmediğini söylüyor:
“Bizim ailede boşanma diye bir kavram yoktu. Hiç olmamıştı. Son yıllarda boşanmayan kalmadı neredeyse. Üniversiteye gitsin gitmesin herkes erken evlenirdi. Bu da bitti. En son oğullarım da evliliğe sıcak bakmadıklarını açıkladılar bana.”
Ortanca oğlu evlense de 28 yaşında olan küçük oğlu Ahmet ve 35 yaşında olan büyük oğlu Ömer aileleriyle olmaktan mutlu:
“Ortanca oğlum hemen, okul biter bitmez evlendi. O liseden itibaren evleneceğini söylüyordu. Diğer oğullarımsa bu fikirden giderek uzaklaştı. Konuştuğumuzda söylediklerine hak veriyorum. Küçük oğlum ‘35 bin lira maaşla nasıl ev geçindireceğim’ derken, büyük oğlum ‘Şu anda böyle bir ilişkiye girmek bana riskli geliyor’ diyor.”
Saliha Hanım’a göre, kendi gençliğinde yaşadığı teslimiyet hissi bu jenerasyona yabancı. Bunu da ‘millî ve manevi değerler’ kavramının aşındırılmasına bağlıyor.
Ailemize bizi evlendirin mi diyelim?
32 yaşındaki Deniz, muhafazakar biri değil ama uzun zamandır birlikte olduğu sevgilisiyle evlenmek istiyor:
“Uzun zamandır beraberiz ve hep evlenme niyetimiz vardı. Ha bugün ha yarın derken, giderek zorlaştı.”
Aileleri onlara yardımcı olmayı teklif etmiş ama Deniz’e de erkek arkadaşına da bu fikir çok yabancı:
“Ben hayatımı kendim kazanıyorum, erkek arkadaşım da öyle. Her şeyi kendi imkanlarımızla yapmak istiyoruz. Zaten ailelerimiz de emekli insanlar. Bir günlük bir organizasyon için istenen paralar o kadar yüksek ki onlara ‘Gelin birikimlerinizi buraya harcayın’ diyemeyiz. Bir de mesele sadece o günden ibaret değil. Bir kere oturduk, bir sürü kalemi eleyerek bir hesap yaptık. En son 700 binde durduk. Herhalde biz bu parayı kazanana kadar 700 bin 7 milyon olur.”
Evlilik kutsal, aile önemli, çocuk mühim. Fakat işin ekonomi politiği her zaman ideolojik heveslerle örtüşmüyor. Peki hedeflerle hayaller nerede buluşabilir? Bu soruya belli ki 2025 Aile Yılı da cevap veremeyecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Ayça Örer
Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.



