Faili meçhul yüklemler: Özne-yüklem uyumsuzluğu üzerine

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Özne ya da eski adıyla fail, bir cümlede yüklem ile bildirilen işi, eylemi veya oluşu yerine getiren ya da yüklem aracılığıyla hakkında bilgi verilen ögedir. Özne (fail), yükleme sorulan “kim” ve “ne” sorularıyla bulunur. Gerçek özne, gizli özne ve sözde özne türleri vardır. Bazen de failin meçhul olduğu durumlarla karşı karşıya kalırız! Bir örneğe bakalım.
Bir gazetenin ekonomi sayfasında şöyle bir haber cümlesine rastladım:
“…oto sanayi sitesinin temeli Ekim ayında atılacak ve 2028’in ilk çeyreğinde faaliyete geçecek.”
Öncelikle cümlede kesin tarih bildirmeyen ay adı olduğu için “ekim”in küçük harfle yazılması gerekir. Bu cümlede “ve” bağlacıyla bağlanmış iki cümleden ilkinin öznesi, “oto sanayi sitesinin temeli”dir. “… 2028’in ilk çeyreğinde faaliyete geçecek.” Cümlesinde ayrı bir özne kullanılmadığından ilk cümlenin öznesi bu cümle için de geçerli demektir ve şöyle bir anlamsız ifade oluşur: “oto sanayi sitesinin temeli ... faaliyete geçecek". Cümlenin düzeltilebilmesi için özne eksiğinin giderilmesi gerekir: “…oto sanayi sitesinin temeli ekim ayında atılacak ve sanayi sitesi 2028’in ilk çeyreğinde faaliyete geçecek.” Ya da “sanayi sitesi” sözcüğünü yinelememek için şöyle denebilir:
“Temeli ekim ayında atılacak olan oto sanayi sitesi, 2028’in ilk çeyreğinde faaliyete geçecek.”
Feyza Hepçilingirler, Öğretenlere ve Öğrenenlere Türkçe Dilbilgisi adlı kitabında, özne-yüklem ilişkisine değinirken şu haber başlığını örnek vermişti: “Göktepe öldürmek için mi dövüldü?” Hepçilingirler, Metin Göktepe’nin “öldüren” değil, “öldürülen” kişi olduğunu hatırlatarak doğru başlığın, “Göktepe öldürülmek için mi dövüldü?” olması gerektiğini yazmıştı.
Dilde gerek sözcük gruplarının, gerek cümlelerin ögeleri arasında belli bir uyum vardır. Örneğin, sayılarla kurulan sıfat tamlamalarında, belli durumlar dışında, belirtilen ismin tekil biçiminde olması gerekir. “Beş kalemler” denmez; denirse sıfatla isim arasında bir uyumsuzluk doğar.
Cümlede veya çekimsiz fiil gruplarında isimler fiile belli hâllere girerek bağlanırlar. “Okula gidilir”, “okulda çalışılır”, “evden çıkılır”. Okula çalışmak yahut okulda çıkmak denirse isimle fiil arasında uyumsuzluk var demektir. Uyumsuzluk, cümle yanlışlıklarına yol açan, anlatımı bozan en önemli kusurdur ve bu kusura çok sık rastlanmaktadır. Uyumsuzluğun en çok rastlanan türü ise “özne-yüklem uyumsuzluğu”dur.
- Türkçe bir cümlede özne ve yüklemin, kişiler bakımından, tekillik-çoğulluk ve olumluluk-olumsuzluk yönünden uyumlu olması durumuna özne-yüklem uyumu diyoruz. Özne-yüklem uyumsuzluğu, sık karşılaştığımız bir anlatım bozukluğudur.
Cümlede dile getirilen eylemi gerçekleştiren özne mutlaka yalın hâlde bulunur. Eğer özne yalın hâlde değilse özne-yüklem uyumsuzluğu ortaya çıkar. Ayrıca özneyle yüklem arasında tekil-çoğul ve kişiler bakımından da uyum olması gerekir. Konuşma sırasında zaman zaman bu uyumların da bozulduğu görülür.
Uyumsuzlukları birkaç farklı başlık altında inceleyebiliriz.
Kişi yönünden
Dil bilgisi kurallarına uygun bir cümlede özne ve yüklemin kişi yönünden uyumlu olması gerekir. Bu durum yüklemin, özneye ait kişi eklerini alması anlamına gelir. Türkçedeki kişi ekleri -m, -im, -n, -in, -sin, -k, -iz, -niz, -iniz, -siniz, -ler ve -sinler'dir. Bunlar büyük ve küçük ünlü uyumlarına uyacak şekilde değişiklik gösterir:
- (Ben) Yarın Datça’ya gideceğim. (1. tekil kişi)
- Sen neden teyzenlerle dolaşmıyorsun? (2. tekil kişi)
- Aslı benim en iyi dostum(dur). (3. tekil kişi. -dur ek-fiildir.)
- Biz bu meyhanenin en eski müşterilerindeniz. (1. çoğul kişi)
- Siz lütfen kendi sıranıza geçin(iz). (2. çoğul kişi)
- Konuklar odalarına yerleşti(ler). (3. çoğul kişi)
Tekillik-çoğulluk yönünden
Türkçede bir cümlenin öznesi tekil ise yüklemi de tekil, çoğul ise yüklemi de çoğul olur. Ancak bu kural her zaman aranmaz. Tekillik-çoğulluk uyumu çoğul ekleri ve 3. çoğul kişi eki ile sağlanır.
- Karpuz denize düştü . (tekil-tekil)
- Öğretmenler sınav kağıtlarını değerlendirdiler. (çoğul-çoğul)
Tekillik-çoğulluk uyumu her cümlede bulunmaz. Örneğin öznesi hayvanlar, bitkiler, soyut kavramlar gibi "insan olmayan" cümlelerde yüklem genellikle tekildir:
- Bu yıl kuşlar erken göç edecek. (çoğul-tekil)
- Üst kat komşumun kedileri bahçede oynuyordu. (çoğul-tekil)
- Sararıp solan yapraklar okul bahçesini kaplamıştı. (çoğul-tekil)
- Atanma yazılarımız elimize ulaştı. (çoğul-tekil)
Ancak edebî sanatların kullanıldığı ve varlıkların insanlaştırıldığı cümlelerde özne insan olmasa dahî yüklem çoğul olabilir:
- Karabataklar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
Bazen saygı veya alay amacı ile, özne tekil olduğu hâlde yüklem çoğul kullanılabilir:
- Küçük beyimiz hâlâ uyanamadılar mı? (doğru)
- Sayın Bakanımız tören alanını teşrif ediyorlar. (doğru)
Özneyi oluşturan varlıkların adedi belirtilmişse yüklem tekil olur:
- Bu sabah iki müfettiş seni sordu.
- Genel kurula sadece bin iki yüz on sekiz delege katıldı.
Cümledeki eylem "toplu halde" yapılmışsa yüklem genellikle tekil olur:
- Protestocular valilik binasının önünde toplandı.
- İşçiler düşük ücret nedeniyle greve başladı.
Ancak eylem kişiler tarafından "teker teker" yapılmışsa yüklem genellikle çoğul olur:
- Milletvekilleri mazbatalarını elden teslim aldılar.
- Askerler nöbet çizelgelerini dolduruyorlardı.
Özne belgisiz zamir olduğunda yüklem tekil olur:
- Çoğu, yanına kimliğini almamıştı.
- Herkes okulun arka bahçesinde toplansın.
- Kimse kompozisyon ödevini yapmamış.
Olumluluk-olumsuzluk yönünden
Türkçede özne olarak kullanılan bazı sözcükler sürekli olarak olumlu, bazı sözcükler ise sürekli olarak olumsuz anlam taşır. Bu nedenle, "olumlu" bir özne ile "olumsuz" bir yüklem birlikte kullanıldığında anlatım bozukluğu oluşur.
- Askerlik yemin törenime ne annem ne de babam gelebildi.
- Herkes mezuniyet törenine katıldı.
- Apartman toplantısına kimse katılmadı.
- Hiçbir şey rastlantı değil.
Bazı dil bilimciler çok sayıda özel durum sıralayarak bu istisna hâlleri kurala dökmeyi çok sever. Bu çalışmalar bilimsel anlamda yararlı olsa da öğrenme zorluklarını da beraberinde getiriyor. Dilde çok fazla zorlama olamayacağını vurgulayarak Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanındaki seslenişine kulak verelim:
“Yeni bir dilbilgisi kitabı çıktı mı bugünlerde? Öznenin, yüklemin filan başka bir düzen içinde yerleştirilmesini sağlayarak beni istediğim anlama kavuşturacak böyle bir kitap. Ne diyorlarsa, yalnız onu demek isteyenler için geliştirilmiş düşünce ve ifade kuralları ne zaman bulunacak?”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Suha Çalkıvik
Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





