Fan kültürüne derin dalış: Bir başkadır platonik aşklar

Fan olmak bir kimlik arayışı mıdır yoksa içimizdeki saklı duygulara ulaşma çabamız mı?
Fan kültürüne derin dalış: Bir başkadır platonik aşklar

Yazı: Bensu Cangüler

Görsel: Meltem Dinar 

Hepimiz hayatımızın bir döneminde en az bir film ya da kitap karakterine aşık olmuş ya da onlara derin bir hayranlık beslemişizdir. Hatta bazı zamanlarda sevdiğimiz her karakterin bizim gibi davranmasını bekleyip, o karakter herhangi bir ters davranış yaptığında kızıp, küsüp, terk etmiş bile olabiliriz bu kurgusal karakterlerimizi. Kurgusal ya da ünlü birine yoğun duygularla bağlanmanın ardındaki nedenleri hep merak ettim. Çünkü varoluşumdan itibaren fanmışım gibi hissediyor. Bu bir kimlik arayışı mıydı? Yoksa biz bir şeylere hayran olarak içimizdeki saklı duyguları mı yaşamaya çalışıyoruz? Bilinmez. Ama ben hala  bize fiziksel olarak uzak olan şeylere çok yakın hissetmemizin altını kazmaya devam ediyorum. Hakkını vermem gerek bu konuya çok mesai harcadım. O yüzden bugün hayali dostlarımıza, çocukluk aşklarımıza ve yetişkinlikte bile kopamadığımız fan kültüründe platonik aşklar konusuna değineceğim. 

Kissi Ussuki, "I L U!"


Neden hayran oluruz?: Hayatımızdaki ana karakter eksikliği

 Bazı insanlar ‘hayatının ana karakteri olmak’ konumuna zorlu koşullarla gelir. Bazı kişiler ise kendi hayatında figüran gibi hisseder. Figüran gibi hissettiğimizde başka birinin yaşadığı ve ana karakter olduğu bir şeyler izlemek/ okumak isteriz. Hayranlığın kökeni bir noktada kendi hayatımıza olan merakımızdır. Hayran olduğumuz her şeyde, bizden, hayallerimizden, ortaya çıkaramadığımız potansiyelimizden bir iz ararız. Çünkü biz çoğunlukla eksikliğini hissettiğimiz konuları okumaya, izlemeye ve sevmeye çekiliriz.

 Refinery 29’da yayınlanan bir makalede Santa Barbara, CA merkezli bir medya psikoloğu olan Karen-Dill-Shackleford, kurgusal karakterleri ya da ünlü kişileri önemli bulmanın aslında doğal olduğunu söylüyor. Karen-Dill-Shackleford, fan olmanın genel olarak hayatımızdaki şeyleri ne kadar derinlemesine araştırdığımızla ilgili olabileceğini belirterek ekliyor:

“Hikaye anlatmak bizim için önemli olan fikirlere dokunmanın bir yolu olduğundan, bir hikaye ve onun karakterleri ile bağlantı kurmanın önemi büyüktür ve çoğu zaman bir hikaye için günlük hayatımızdaki şeyler ve insanlar için normalden daha fazla empati hissederiz’’

Fan olma yolculuğuna başladığımda bir şeyleri neden sevdiğimi algılayamayacak bir yaştaydım. Sadece bana yeni dünyalar açacak, çocuksu merakımı giderecek yeni bir şeyler bulmak istiyordum. Dünya sıkıcıydı, yetişkinler koşuşturuyordu. Öyleyse dünyanın içinde pek de buralardan olmayan başka geçitler de olmalıydı. Evet! Fan olmak tam da aradığım bir yerdi. Bambaşka kişiler, dünyalar, sihirler vardı burada. Kendimden bir şeyler bulamazken bile mutlu olabiliyordum. Ve zaman içinde büyüyüp, bir şeyleri fark edebilecek yaşa geldiğimde aslında her karakterle aşırı hassas bir empat gibi bağ kurabildiğimi gördüm.

 Fan kültürüne daha derinlemesine bir bakış attığımızda, bir şeyleri koyu bir bağlılıkla sevmenin kendimizde keşfetmediğimiz bazı ‘yeni’ özellikler olduğunu da görebiliriz. Yani bir yönden fan olmak bizim karakterimizi geliştiren ve ‘genç yetişkin’ kimliğimize atıfta bulunan bir aktivitedir. İlkokulda, lisede hatta üniversitede kendime fanlığım ile bir dünya yarattım. Lise de yıllığıma “Bensu seni ve fanlığını seviyorum” yazanlar bile vardı. Analitik Psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’un Keşfedilmemiş Benlik kitabında bahsettiği, içimizdeki alt dünyaları ve farklı personaları ise çok sonradan öğrendim. Ben kendime saklamak istediğim her şeyimle yeni bir alt kültür oluşturmuştum aslında.

Kissi Ussuki


Kurgudan dünyaya yeni bir yol

Kurgu karakterlere aşık olmamızın yüzlerce nedenini sayabilirim ama bunların başında dış dünyada  kendimizi yeterince açabileceğimiz, empati kurup, kendimiz olabileceğimiz kemik bir ortam olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kendimizi açabileceğimiz rahat bir ortam olmaması ise tahmin edilebileceği gibi zorlu ve yıpratıcıdır. Bu yüzden kendimize her zaman bizimle olabilecek sanal bir arkadaş grubu seçeriz. Friends ve How I Met Your Mother gibi klasik dizilerin bugün bile hala aynı coşkuyla izlenebilmesinin nedeni, dizilerin içindeki  yakın arkadaş grubu  kültürünün bize samimiyet duygusunu yansıtabilmesidir. Bu da bizim onların yaşadığı aşkları, duygusal karmaşaları ve arkadaşlık sorunlarını aynen hissetmemizi sağlar.

Bu karakterler hayatımızın zor bir bölümünde, final sınavlarına çalışırken ya da işten eve gelince akşam rutinimizin bir parçası olarak yıllarca bize eşlik etmiş olabilirler. O halde onlar yaşamımızın ve bizim hayat neşemizin de önemli bir  parçası olurlar – onlar bunu bilmeseler bile –  bu tek taraflı aşk bize iyi gelir.  Ayrıca hem kendimizle hem de bizim dışımızda bir şeylerle duygusal aidiyet bağı kurmamıza da yardımcı olur. Aidiyet hissetmek varlığımızın temel bir ihtiyacıdır. Teen Vogue’da yayınlanan bir makalede fan gruplarına katılmanın neden aidiyet duygumuza yararlı olduğu vurgulanıyor. Habere göre her zaman 'kabilenin' bir parçası gibi hissetmek isteriz.  Ama bu çoğu zaman kolay değildir. Bu yüzden bizimle aynı şeylere umarsızca aşık olan insanları gördüğümüzde, heyecanlanırız çünkü bu duygularımızı genişletmek için parlak bir başlangıç noktasıdır.

Teen Vogue’a  konuşan Columbia Üniversitesi'nde psikoloji profesörü Dr. Laurel Steinberg, fan kültürünün ortak bir amaç bulmak duygusunu geliştirdiğini belirterek ekliyor:

"İnsanlarla ortak tutkular ve ilgi alanları üzerinden bağlantı kurmak zihinsel ve duygusal sağlık için iyidir çünkü kardeşlik benzeri veya aile benzeri bir güvenlik duygusu yaratmaya yardımcı olur."

Uzmanların cümlelerinden de anlaşıldığı gibi fan kültürüne ait olmak, birilerine platonik bir aşk beslemek, bizim hayata olan sevgimizi ve çeşitli nedenlerden dolayı körelen umudumuzun ve amaçlarımızın yeniden yeşermesine sebep olabiliyor. Buna katılıyorum çünkü benim ergenlik yıllarım boyunca hissettiklerim de farklı şeyler değildi.

Aşık olmak istediğimde dış dünyadan değil bu kurgusal dünyadan birini seçtim. Karnımı doyurmasının dışında pek tabii her ihtiyacımı karşılıyordu bu dünya. Bir başkadır platonik aşklar dedim. Kalbini kıran yok, hayal kırıklığı yok. Belirli bir son var her seferinde ve sen bu sonla birlikte o hikayeden payını alıp gidiyorsun.

Fan olmak, kendimizden beklediğimiz çoğu şeyin dışarıdaki paketlenmiş haliydi belki de… Çocukluğumuzun, gençliğimizin fotojenik bir albümüydü. Şimdi bile sevdiğimiz bir şarkıyı açtığımızda veya en sevdiğimiz gruplara baktığımızda aynı parlak hislerle dolabiliyoruz. Ve bu geçmişin bize acı vermediği en sıradan ama mutlu anlardan biri oluyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

👩‍🎤Hayranlı Bülten👩‍🎤

Harry Potter, Bihter Ziyagil ve 'Fan' Kültürü

07 Tem 2022

Hiroko Yoshimoto

YAZARLAR

Bensu Cangüler

Yazar - 20lik

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR