Fikri Hürriyeti Etkileyen İki Algoritma

New America, 1999’da kurulan ve değişen dünyada hak ihlallerini araştıran bir düşünce kuruluşudur. En fazla odaklandıkları konulardan biri de siber güvenlik ve internet dünyasında gizlilik hakları. Yeni Yayınladıkları “Konu İçerik Yönetimi Değil, İş Modelinin Ta Kendisi: Demokrasinin Çevrimiçi İfade Sınavı” raporu, siber gözetim odaklı iş modellerinin demokrasilere olan etkilerini açık bir şekilde ortaya koyuyor.
- Adını Koyalım
Ranking Digital Rights’ın beş senelik araştırmasını baz alan rapor, fikri hürriyeti etkileye 2 algoritmayı “içerik şekillendirici” ve “içerik denetleyici” olarak ikiye ayırıyor. İçerik şekillendirici algoritmalar, platformdaki davranışımızı inceleyerek bize en “uygun olduğu düşünülen” içerikleri karşımıza çıkarıyorlar. Yani Google, Instagram ve Twitter’da gördüğümüz hiçbir içerik rastgele orada bulunmuyor. Hepsinin arkasında bir matematik var.
İçerik denetleyici algoritmalar ise, platformda güvenlik kurallarını denetleyen ve uygunsuz içerikleri hemen ortadan kaldırmak üzere çalışan algoritmalardır. Ranking Digital Rights’ın araştırmasına göre bu algoritmalar, en iyi sert ve hızlı kurallar çerçevesinde oluşturulduklarında çalışıyor. Örneğin, Facebook’un her kadın göğsü içeren fotoğrafı hızlıca sansürlerken, şiddet içeren görselleri ortadan kaldıramaması, bu algoritmanın ne kadar başarısız çalıştığının kanıtı.
Raporun savunmasına göre, toplumsal huzur ve demokrasi için zararlı olan içerikleri tanımlama ve ortadan kaldırma, otomatik karar verme sistemlerinin tekelinde olmamalı. Bunları ancak her gün toplum içinde yaşayan insanlardan oluşan bir komite belirleyebilir.
- Tek Bildiğimiz Şey Yeterli Şey Bilmediğimiz
Raporun tekrar tekrar altını çizdiği konu, yeterli bilgimizin olmadığı. Dijital sosyal ağ şirketleri bu algoritmaların nasıl düzenlendiği ve çalıştığı üzerine bilgileri katiyen paylaşmıyorlar. Zukerberg senatonun önüne çıksa da paylaşmıyorlar, Google’a 2 milyar dolar antitrust cezası kesilse de paylaşmıyorlar. Bunun özel mülkiyet olduğunu iddia ediyorlar. 2015’te algoritmalar hakkında hiçbir şey bilmezken, 2019’da yalnızca küçük bir kısmını biliyoruz. Bunun için Frances Haugen gibi şirketlerin içinden gelerek gerçekleri deşifre eden aktivistlere çok ihtiyacımız var. Eğer verinin etik kullanımı üzerine bir değişim yaşanacaksa, bu algoritma transparanlığından geçiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Kırılım Çağı
Teknolojinin sosyal ve çevresel sorunları nasıl çözebileceğine dair tartışmalara aşinalığın olsun. Her ayın 2’inci ve 4’üncü Perşembe günü, yeni bir disiplin olan teknoloji sosyolojisine dair her konuyu burada yakalayabilirsin.
İLGİLİ OKUMALAR



