Fiziksellik, Hız ve Birinci Sınıf Sezi

Transferinin açıklanmasından kısa bir süre önce, Manchester City'nin kadrosuna Erling Haaland gibi bir oyuncuyu koyarsanız, Haaland’a hazırladıkları pozisyonlarla Norveçli oyuncunun 40 gol atabileceğini tahmin etmiştim. Nedenini açıklayayım.
Fiziksellik, Hız ve Birinci Sınıf Sezi

City, santraforu olmadan da çiçekler açan iyi bir takım ama bir tane bitiricileri olsa neredeyse mükemmel olurlardı. Sezonun bu zamanında büyük maçlarda daha iyi bir rakiple karşı karşıya olduğunuzda birinci sınıf bir santraforun neler sunabileceğini görürsünüz.

Liverpool'a karşı FA Cup yarı finalinde City, iki tane karşı karşıya pozisyonu kaçırdı. Bir keresinde topu güzel bir şekilde kazandılar ve Gabriel Jesus'a karşı karşıya pozisyon hazırladırlar, ancak kaleci kurtardı. Şampiyonlar Ligi yarı finalinin ikinci ayağında Real Madrid'e karşı da hikaye benzerdi- birçok kaçırılmış fırsat vardı.

City ön alan baskısıyla oynuyor ve bu sayede sık sık üçüncü bölgede top kazanıyor ve Haaland bu fırsatlardan çokça yararlanacak. Hızı, defans oyuncularını akıllıca geçme şekli ve kendine has bitiricilik yeteneğiyle, ön alan baskısı sonucu kapılan toplardan birçok gol attığını şimdiden görür gibiyim. O harika bir oyuncu.

Elbette hepimiz Haaland'ın bitiriciliğinin harika olduğunu biliyoruz, çünkü onun attığı golleri gördük. Güçlü sol ayağıyla, sağ ayağıyla veya kafasıyla gol atabiliyor.

Ama benim için önemli olan, kendisine alan yaratmasını sağlayan hareketleri. Bir merkez forvet olarak bu yetiye mutlaka sahip olmalısın. Statik olduğunuzda, marke edilmeniz kolaylaşır. Haaland'ın düzenli olarak iki-üçü kişiyi çalımlayarak ekarte ettiğini görmeyeceksiniz- ki ben de çok nadiren yaptım - ancak 1.93 bir oyuncu için hareketliliği harika. İlk düşüncesi her zaman, “Boşluk nerede? Nereden defansın arkasına koşabilirim?”

Borussia Dortmund için Eintracht Frankfurt'a karşı bu golü, Jesus’un kaçırdığı golle benzer bir açıda.

İlk olarak koşusunun kıvrımı ve zamanlaması ile ofsayta düşmemeyi başarıyor.


İkincisi dümdüz koşup sol ayağıyla vurabilirdi, bu vuruş açısını ciddi şekilde kısıtlardı. Bunun yerine, defans oyuncusunun kendisine müdahale edemeyeceğini bilerek defans oyuncusunun karşısına geçer. Müdahale yaparsa muhtemel bir penaltı ve kırmızı kartla oyundan atılır. Bu defans oyuncusu için bir kabus demektir.


Şimdi Haaland kalenin ortasında ve seçenekleri artıyor. Kalecinin üzerinden aşırtabilir, sola gidebilir veya sağa gidebilir.


Pek çok takımın City karşısında sürekli olarak defans hattını önde kurmayacağı Premier Lig'de bu bire bir fırsatlardan kaç tanesini elde ettiğini görmek ilginç olacak. Ancak bu, Pep Guardiola'nın tarafının size beklemediğiniz anda vurmayacağı anlamına gelmiyor. Gittikçe daha fazla takım geriden oyun kurmak ve ön alan presi üzerinden oynamak istiyor. Bunu yaptıklarında, City arkasına yaslanıp rakibi oynamaya teşvik edebilir. Düşündüğünüzden daha çok kontra atak yapan bir takım olabilirler.

Hareketini izlerseniz, Haaland'ın nadiren ceza sahasının dışına çıktığını fark edeceksiniz. Tüm iyi merkez forvetler, bunun daha eğlenceli olduğunun farkındadır. Ceza sahasında pozisyon bulmak için defans oyuncusundan bir-iki saniye daha hızlı olması gerekiyor, Şampiyonalar Ligi’nde Beşiktaş’a karşı oynadıkları maçta bunu gördük.




Yakın direğe bu ilk koşuyu yapmasının nedeni, defans oyuncusunun onunla koşacak kadar aptal olması. Defans oyuncusu topun nereye gittiğine baktığında, Haaland onun nerde olmasını istiyorsa oraya götürüyor. Arkasında boşluk olacağını bilerek onu yakın direğe götürüyor ve şimdi tek ihtiyacı olan topun havalanması ve defans oyuncusuna kadeh kaldırması. Savunma oyuncusu hiçbir oyuncunun marke alanında değil: aynı anda hem topu hem de oyuncuyu izleyemiyor.

Haaland, kafa vuruşunu -hepimizin çocuk yaşta öğrendiği gibi- topun geldiği yöne doğru yapıyor. Haaland’ın açısını kapatmak için arka direğe yönelen kalecinin merkezin gerisini kapatması neredeyse imkansız, bu harika bir teknik.

Servis, açıkçası Haaland'ın büyük bir parçası. Kendi boyunda bir forvet için beklediğiniz kadar fazla kafasıyla gol atmıyor, ancak bu onun havada güçlü olmamasından ziyade oynadığı takımla alakalı olabilir.

Haaland'ın stoperleri zekice yollarla yenmesine dair pek çok örnek var. Mesela RB Leipzig'e karşı bu gol, defans oyuncusu Haaland'dan bir metre konumlanmış ve çok mutlu çünkü topu ve Haaland’ı görebiliyor.


Haaland defans oyuncusunun arkasına, bek ve stoper arasına koşu atıyor. Defans oyuncusu kendisini yarım bir dönüşle yeniden konumlandırıyor ve Haaland’ı tekrar yakaladığını düşünüyor. Ancak Haaland küçük bir yarım adımla topa doğru ilerliyor ve defans oyuncusu “Onunla gideceğim” diye düşünüyor. Bu tek adım, defans oyuncusunun dengesini bozuyor ve Haaland'ın arkasından koşabileceği bir alan açıyor.



Defans oyuncusu için bir koşu yaparsın, sonra kendin için başka bir koşu yaparsın. İyi bir forvet oyuncusu olmanın anahtarı bu koşudur.

Doğuştan bir golcü olmasına rağmen, Haaland'ın takım arkadaşlarına baktığı zamanlar oluyor ve bencil bir forvet oyuncusu olarak, o pozisyonlarda pas vereceğimden emin değilim! Çevresinde olup bitenler konusunda büyük bir farkındalık gösteriyor.




Burada koşuyor ve arkada boşluk buluyor ancak açısı muhtemelen şut çekmek için imkansız. Sol ayağıyla erkenden orta açarsa arka direte kimsenin olmadığını fark ediyor. Bu yüzden, "Tamam, topu sağ ayağıma alıp öyle orta açacağım" diye düşünme bilincine sahip. Haaland’ın ayağını değiştirdiği zaman aralığında arka direğe pozisyonu bitirmek için bir oyuncu koşu atıyor.

Haaland'ın zayıf sağ ayağını kullandığını gördüğümüz tek zaman bu değil. Bayern Münih'e karşı yaptığı şu muhteşem vuruşa bakın:


Bu pozisyonda topu sol ayağına almayı seçerse, dar bir açıdan gol atma şansı daha da azalır. Ama onun kadar yetenekli birinden bekleyeceğiniz gibi sağ ayağını kullanmaktan korkmuyor. Kalecinin şansı kalmaması için direğin dışından başlayan ve sonradan içeri kıvrılan kavisli bir vuruş yapıyor.

Halihazırda daha güçlü olan sol ayağını mükemmelleştirmeye çalışması bazen garip görünebilir. Sağ ayaklıydım ve bu yüzden her topu sağ tarafıma almaya çalışırdım. Sol ayağımda çalışmak yerine sağ ayağımı durdurulamaz hale getirmem söylendi. Haaland çoktan sol ayağını durdurulamaz hale getirdi.

Hücuma çıkarken, Haaland sabit bir şekilde bekleyen bir hedef adam değil. Topu veriyor ve koşu atıyor. Tüm dokunuşları onu geri alabilmesi için bir takım arkadaşına bırakmak üzere tasarlanmış gibi. Hareket halinde, sırtı dönükken, mümkün olan en kısa sürede o pası geri almak istiyor.

Bu hareketlilik sayesinde defans oyuncuları iyice kalelerine yaslanıyorlar. Bu sayede topa dokunup, aksiyon almanız için küçük boşluklar oluşuyor.


Bu ara sıra başıboş dokunuşlara ve top kayıplarına yol açar, ancak akan oyunda çok sıklaşmadığı sürece, bir şeyler denemek sorun değil. Kimse mükemmel değil. Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo ne kadar iyi olursa olsun, dripling yaparken topu kaptırabiliyorlar. Herkesten birkaç saniye önde olmaya çalışmak için kumar oynamalısınız ve bu her seferinde işe yaramayacaktır. Üçüncü bölgede Guardiola herkesin gidip yaratıcı bir şeyler denemesini istiyor, değil mi?

Bu Haaland'ın geliştirmesi gereken bir konu var ama hala zamanı var. Manchester'a gittiğinde 22 yaşında olacak. Uzun vadeli bir anlaşma imzalıyor ve hala zirvede sekiz ya da dokuz yılı var. Bu süre içinde çok daha fazla gol atacağına dair kanıtları var: gücü, boyu, defans oyuncusundan üç ya da dört metre uzakta aldığı aksiyonlar ve çekeceği şutu çok erkenden belirlemesi.

Manchester City'ye transfer olan oyunculara tek tek bakarsanız, Pep’in onları çok geliştirdiğini ve Haaland için de böyle olacağını görürsünüz, buna hiç şüphem yok.

Net bir 9 numaraya sahip olmak City'i de geliştirmeli. İsterlerse geriye yaslanıp kontra da oynayabilirler. Üst seviyede yaptıkları ön alan baskısıyla topu geri kazanabilirler ve Haaland'ı gol pozisyonuna rahatlıkla sokabilirler. City'nin şu anda çok fazla kafa golü yok, ancak 1.93 bir forvetleri olduğunda, kendisine sıkça orta yapmalarını talep edecek.

Ayrıca onun varlığının ve hareketinin yarattığı alanlardan yararlanan oyunculara da sahip olacaklar. Seçiminizi yapın, Raheem Sterling, Phil Foden, Bernardo Silva… City'nin sahip olduğu seçenekler inanılmaz.

Atletico Madrid'in Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde yaptığı gibi rakipleri otobüsü park ettiğinde Haaland'ın derin blok savunmasıyla nasıl başa çıkacağını merak ediyorum. Premier Lig'de bunu yapmakta Atletico kadar iyi olan çok fazla takım olmasa da Premier Lig’de de bununla nasıl başa çıkacağını merak ediyorum.

Haaland'ın santrfor olarak yeteneğinden şüphem yok. Onun varlığını, fizikselliğini, ilk iki ya da üç metrede yaptığı hızlı çıkışları ve nereye ne zaman koşması gerektiğini bilmesini seviyorum. Bunları çok sık göreceğiz ve bu çok eğlenceli olacak.

Bu Haaland için, City için ve Premier Lig için çok heyecan verici bir transfer - onu her hafta izlemekte öyle.

Ve sezonda 40 gol atması hakkında söylediklerimin arkasındayım.


NOT: Metnin orjinali The Athletic'te yayınlanmıştır. Görsellerin tamamının kaynağı The Athletic'tir.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Alan Shearer'ın Gözünden Erling Haaland

Tartışma: Lucas Paqueta x Newcastle United?

19 May 2022

Alan Shearer'ın Gözünden Erling Haaland

YAZARLAR

Enes Yılmaz

Author @This is England.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR