Gazetecileri etki ajanlığından sonra 'siber güvenlik' soruşturmaları bekliyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Türkiye’de gazetecilik zor. Yürütülen soruşturmalarda çok tepki çektiği için TBMM gündeminden iki kez geri çekilen “etki ajanlığı” düzenlemesinin bile rahatça kullanılabildiği bir ortamda daha da zor. Etki ajanlığı düzenlemesinin geri çekilmesi için büyük emek veren gazeteciler şimdi de Siber Güvenlik Yasası riskiyle karşı karşıya… TBMM Genel Kurulu gündemine alınan ve kısa süre içinde yasalaşması beklenen düzenlemeye göre gazeteciler veri sızıntısı iddialarını haberleştirdiklerinde hapis cezası ile cezalandırılabilecek. Kurulacak Siber Güvenlik Başkanlığı’na, log kayıtlarına el koyma dahil geniş yetkiler tanınacak.
Yeni yılın ilk günlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı kararnameyle Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Siber Güvenlik Başkanlığı kuruldu. Kararnameye bakıldığında, başkanlığın görevleri sınırlı ancak kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanmasından sadece 3 gün sonra, 10 Ocak’ta TBMM’ye sunulan kanun teklifi yeni bir sistemle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor.
Siber güvenlik elbette ülkeler açısından olmazsa olmaz bir alan, özellikle Türkiye gibi sürekli veri hırsızlığı iddialarının gündeme geldiği bir ülkede. Emniyet ve jandarma başta olmak üzere pek çok kurum siber güvenlik alanında çalışıyor. Yakın zamanda bütün Türkiye’nin verilerinin çalındığı, çeşitli platformlardan bu verilere kolayca ulaşılabileceği, e-Nabız sisteminin ele geçirildiği haberleri gündeme geldi. Bugün Telegram ve farklı kanallar üzerinden anlaşma yapabileceğiniz kimi hesaplar, ücret karşılığında kişisel bilgilerin yer aldığı panelleri kullanıma açabiliyor. Bu konuda gazeteciler çok sayıda habere imza attı. Söz konusu hesapların kullanıma açtığı panellerde gerçekten de kişisel bilgilerin yer aldığı görüldü.
- Aslında benzer sistemler Rusya, Çin ve ABD’de başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin tamamında var. Sorun, Türkiye’deki pratiğin nasıl olacağı konusundaki endişe.
Siber Güvenlik Başkanlığı'nın görevleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla 7 Ocak’ta Resmî Gazete’de yayımlanan kararnameye göre kurulacak başkanlığın görevleri şöyle:
"Siber güvenliğin sağlanması amacıyla politika, strateji ve hedefleri belirlemek, eylem planları hazırlamak, mevzuat çalışmalarını yürütmek, ilgili faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamak, bunların etkin şekilde uygulanmasını takip etmek.
Siber güvenlik konusunda bilinçlendirme, eğitim ve farkındalığı artırma çalışmaları yürütmek.
Siber güvenlik ve bilgi güvenliğini destekleyici projeler yürütmek.
Siber güvenlik alanında kamu, özel sektör ve üniversiteler arasındaki işbirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapmak.
Siber güvenlik ekosistemi ile yerli ve millî ürün ve teknolojilerin geliştirilmesine ve yerli girişimcilerin dünya pazarında rekabetçi konuma gelmesine yönelik çalışmalar yapmak.
Siber güvenliğe ilişkin ihtiyaç duyulan alanlarda Ar-Ge ve teknoloji transferi yapmak.
Siber güvenlik ile ilgili yurtiçinde veya yurtdışında düzenlenen tatbikat, etkinlik ve fuarlara katılımın özendirilmesine yönelik çalışmalar yürütmek.
Siber güvenlik zafiyetlerinin tespit edilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek.
Siber güvenlik alanındaki kapasitenin kritik alanlara yönlendirilmesi ve mükerrer yatırımların önlenmesi için öncelikli siber güvenlik alanlarını belirlemek.
Siber güvenlik acil durum ve kriz yönetim planları oluşturmak, bu planlar çerçevesinde ortak operasyon merkezleri kurmak.
Siber güvenlik alanında kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilecek teşviklere ilişkin görüş bildirmek."
Ancak kararname, TBMM’ye sunulan teklif açıdan bir tamamlayıcı. AKP’nin 10 Ocak’ta Meclis’e sunduğu Siber Güvenlik Kanunu Teklifi, ifade özgürlüğü ve dijital haklar açısından endişelere yol açtı. Teklifte yer alan şu hükümler özellikle tartışılıyor:
Teklifin 8. maddesiyle Siber Güvenlik Başkanlığı’na, "bilişim sistemlerindeki log kayıtlarını toplama, saklama ve inceleme," "veri ve belgelerin kurumların rızasına bakılmaksızın temin edilmesi" gibi yetkiler tanınıyor. Aynı maddeye göre bu kayıtlara hâkim kararı olmadan el konabilecek.
Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Başkan'ın yazılı emri ile konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilecek. Kopya çıkarma ve el koyma işlemi gerçekleştirilebilecek.
Teklifin 16. maddesinde, "Siber uzayda veri sızıntısı olmadığı hâlde veri sızıntısı yapılmış gibi bu yönde algı oluşturmak suretiyle kurumları veya şahısları hedef almaya yönelik faaliyet yürütenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir" hükmü yer alıyor. Buna göre, başkanlık veri sızıntısı olmadığını söyler ancak buna rağmen veri sızıntısı olduğu yönünde haberler yapılırsa gazeteciler de diğer iddia sahipleri de hapis cezası ile karşı karşıya kalacak.
“Başkanlık, kanun uyarınca yürütülen iş ve işlemler kapsamında kişisel veriler; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde, doğru ve gerektiğinde güncel olmak kaydıyla, belirli, açık ve meşru amaçlarla, işlendiği amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmak kaydıyla ve işlendiği amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmek üzere işlenir. Bu Kanunda belirtilen yetkiler çerçevesinde elde edilecek kişisel veriler ve ticari sırlar; bu verilere erişilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde resen silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.”
Teklifle Siber Güvenlik Kurulu kurulacak. Kurulda Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı, Savunma Sanayii Başkanı ve Siber Güvenlik Başkanı yer alacak.
Başkanlığa bağlı ekiplerin ve denetim görevlilerinin görev ve yetkileri kapsamında istedikleri bilgi, belge, yazılım, veri ve donanımı vermeyenler veya bunların alınmasına engel olanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 500 günden 1.500 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Tartışılan düzenlemelerden biri de Siber Güvenlik Başkanlığı’na internetle ilgili verilen yetki. Teklifte, “Kurum, görevleri kapsamında, içerik, yer, erişim sağlayıcılar ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla koordinasyon sağlar, gerekli tedbirlerin aldırılması konusunda faaliyet yürütür ve ihtiyaç duyulan çalışmaları yapar" düzenlemesi yer alıyor. Başkanlığın bu konuda yetkilendirilmesinin sosyal medyanın da denetim altına alınmasına yol açabileceği eleştirileri yapılıyor.
Millî güvenliğin ayrılmaz parçası
Teklifle, siber güvenliğin "millî güvenliğin ayrılmaz bir parçası" olduğu tanımı getiriliyor. SOME adında birimler kurularak, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın siber saldırılara karşı müdahale etmesi sağlanacak.
Başkanlık, kamu kurumlarındaki siber güvenlik önlemlerini de belirleyecek ve yürütecek. SOME’ler, kamu kurumlarına yönelik saldırılarda elde ettiği veri, imaj veya log kayıtları üzerinden saldırılara ait izleri takip edecek, bunları inceleyerek delillendirecek ve suç teşkil ettiği değerlendirilen bulguları adli makamlar ve diğer ilgililer ile paylaşacak. Bilişim sistemlerindeki log kayıtlarını bünyesinde toplayabilecek ve saklayabilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Menajer Ayşe Barım'a tutuklama. Gazeteci Suat Toktaş'a tutuklama. Gazetecilere gözaltı, Şirin Payzın'a terör soruşturması. Ekrem İmamoğlu'na soruşturma. İstanbul Barosu YK Üyesi Epözdemir'e tutuklama. CHP'nin yol haritası.
30 Oca 2025

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




