Geç Roma’dan Erken Bizans’a Kapadokya Kırsalında Dönüşüm: Tarihi Bağlamında Sobesos

Sobesos mimari ve süsleme öğeleri açısından Roma İmparatorluğu’nun diğer bölgeleri ile benzer özellikler taşımakla birlikte, Geç Antik Çağ Kapadokya’sındaki bir yerleşimin değişim ve dönüşümü hakkında sağladığı veriler açısından oldukça değerlidir.
Geç Roma’dan Erken Bizans’a Kapadokya Kırsalında Dönüşüm: Tarihi Bağlamında Sobesos

Yazı: Can Erpek

Kapadokya bölgesinin Geç Antik Çağ’ına ilişkin yazılı belgeler günümüze ulaşmış olmakla birlikte, bu dönem kentlerine ait arkeolojik kalıntı birkaç kent dışında yok denecek kadar azdır. Birinci el tarihi kaynaklardan yola çıkılarak kentlerin Geç Antik Çağ’daki durumları hakkında bazı bilgiler edinilebilmektedir. Yapılan araştırmalar ile yerleri tespit edilebilen yerleşimler genel olarak köy bazen de kasaba ölçeğini geçmezler. Kapadokya bölgesinde bu döneme ait kalıntıların günümüze ulaştığı üç yerleşim yeri özellikle dikkat çekicidir. Bunlardan Mokissos ve Tyana kent statüsüne sahip, başkentlik yapmış yerleşim yerleriyken, Sobesos, VI. Leon Dönemi’nde piskoposluk olmuş küçük ölçekli bir yerleşim yeridir.

Şahinefendi yerleşimi lokalizasyonu.Hild, Restle, 1981

Damsa vadisi


Nevşehir ili Ürgüp ilçesi sınırları içerisinde yer alan Şahinefendi köyü arkeolojik kalıntıları köyün güneydoğusunda, Damsa Çayı’nın(1) kaynak noktasına yakın, köylülerce “Örencik” olarak adlandırılan mevkide bulunur (Görsel 1-2). Nevşehir Arkeoloji Müzesi tarafından 2002-2005 ve 2010-2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen kazılar sonucunda ortaya çıkarılan arkeolojik kalıntılar, dini yapılar, konutlar, mezarlar ve hamamdan oluşmaktadır (Görsel 3). Literatürde yaygın olarak Sobesos olarak kabul edilen Şahinefendi yerleşimi Kapadokya bölgesinin Geç Antik Çağ’ına ilişkin sağladığı veriler ile önemlidir.

Toponimi ve Lokasyon Sorunu

Sobesos isimli bir yerleşimin var olduğuna dair elimizdeki tek kayıt VI. Leon dönemine tarihlenen piskoposluk listeleridir. Piskoposluk listelerinde piskoposluk sayılarının zaman zaman arttırılmış olduğu kaydedilmiştir. İmparator VI. Leon (M.S. 886-912) döneminde Kapadokya’daki piskoposluk merkezi sayısı beşten, on beşe çıkartılmış ve Sobesos adında bir yerleşim de bu piskoposluk listesinde piskoposluk merkezi olarak görülmektedir. İmparator VI. Leon’un yerine geçen oğlu Konstantinos Porphyrogeniotos döneminde (913-955) ise piskoposlukların sayısı sekize düşürülmüştür. Bu dönem ile birlikte Sobesos’un adı piskoposluk listelerinde görülmemektedir.

Sobesos kelimesi, etimolojisi itibariyle Kapadokya bölgesindeki birçok toponimde de olduğu gibi Yunanca kökenli değildir ve Anadolu’nun kadim halklarından Hititler ya da Luvi’lerle ilişkilendirilebilir. Ancak bu dönemin yazılı kaynakları arasında böylesi bir isim benzerliğine işaret eden veriye ne yazık ki bugüne kadar rastlanmamıştır.

Toponimi dışındaki bir başka sorun Sobesos’un lokalizasyonuna ilişkindir. Kapadokya’nın Geç Antik Çağ ve Orta Çağ tarihi topografyası konusunda bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmalar Avusturya Bilimler Akademisi tarafından gerçekleştirilen Tabula İmperii Bizantini (Bizans, İmparatorluk Haritaları), Das Byzantinische Strassensystem in Kappadokien (Kapadokya’da Bizans Dönemi Yol Ağı) başlıklı çalışmalardır. Bu çalışmalarda Sobesos, Hild tarafından Venasa’dan (Avanos) Kyzistra’ya (Yeşilhisar) giden bölgesel öneme sahip bir yolun üzerinde gösterilmiş(2) ve Şahinefendi köyüne lokalize edilmiştir. Yerleşim Cumhuriyet’in ilk dönemlerine kadar Süveşe, Süveş, Söviş adları ile anılmıştır. Bu isimlerin Şahinefendi köyü için geçmişte kullanılmış olması, Sobesos adının zamanla fonetik değişime uğraması ile ilişkili olmalıdır.

Arkeolojik Veriler: I ve II Numaralı Villalar

Sobesos’ta gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında dini yapıların yanı sıra sivil yapılar da ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan zemini mozaik ile döşenmiş olan I numaralı konut, dönemin üst düzey yapıları hakkında değerli bilgiler sağlamaktadır.

Kapadokya’da konut mimarlığına baktığımızda Krallıklar Dönemi’nden itibaren bölgede geniş ve gösterişli çiftliklerin bulunduğu yazılı kaynaklardan bilinmektedir. Krallıklar Dönemi’nde krallar, hayvan yetiştiricisi olarak bilinirlerdi ve hayvan yetiştiriciliğine uygun bölgeleri kendilerine yerleşim yeri olarak seçerlerdi. Kapadokya bölgesinin Roma eyaleti olmasından sonra bu kraliyet mülklerinin pek çoğu imparatorluk mülkleri ve kamu mülklerine dönüşmüştür.

Geç Antik Çağ’da da yerel aristokratların zenginlik ve güçlerinin temel kaynağı kontrolleri altındaki çiftlikler ve üretimini yaptıkları çiftlik hayvanlarıydı. 4. yüzyıl boyunca soylular zenginliklerini göstermek için kırsal bölgelerde büyük çiftliklere ve gösterişli konutlara sahip oldular. Bu konutların zeminleri mozaik, duvarları fresko, tavanları ise altın varaklar ile bezeliydi. Bazı aristokratlar yazlık ve kışlık dönemlerde kullanmak için inşa ettirdikleri mevsimlik konutlar ve mülklerde mermer, bronz heykeller ile süslenmiş hamamlara sahiptiler. Dönem kaynaklarından bölgenin önemli isimlerine ait bu tarzdaki konutlar hakkında bilgi sahibi olabilmekteyiz.

Şahinefendi yerleşimi hava fotoğrafı


M.S. 3. yüzyılın ortalarında Kapadokyalı at yetiş tiricisi olan Palmatius bölgenin zenginleri arasında yer almaktaydı. Palmatius’un Tyana (Kemerhisar) yakınlarındaki Andabalis’teki konutunun bir imparatorluk sarayı kadar geniş ve çok zengin olduğu bilinmektedir ancak yapının mimarisine ilişkin detaylı bilgi yoktur.

Kilise Babaları(3) da bazı mülkleri ve evleri tasvir etmişlerdir. Onların kendi aileleri de bölgenin saygın toprak sahipleridir. Basileus’un ailesi Pontus, Kapadokya’da; Nazianzoslu Gregorius’un ailesi ise güneybatı Kapadokya’da mülklere sahipti. Gregorius’un kuzeni Amphilokhios’un da yakın bir bölgede mülkleri vardı. Aziz Basileus mektuplarında Pontus’taki mülklerinde av partileri düzenlendiğinden bahsetmektedir. Buradan yola çıkarak kırsal bir bölgede olduğunu değerlendirebileceğimiz villanın fiziksel görünümüne dair ise bilgimiz yoktur. Mülk ile ilgili tek bilgimiz yapının bir avlusunun ve şapelinin bulunduğudur.

Basileus ve Nazianzoslu Gregorius’un aileleri, zengin olmalarına rağmen, bölgenin en zenginleri arasında değillerdi. Konstantinapolis’te zengin bir dul olan Olympia’nın Kapadokya’da sahip olduğu mülkler, tüm Anadolu’ya yayılan mülklerinden sadece bir kısmını oluşturuyordu. Selekia isimli bir başka kadın ise Kaesarea (Kayseri) yakınlarında mülkler ve etrafı çevre duvarı ile koruma altına alınmış bir konuta sahipti.

Nyssalı Gregorius’un Vanesa’daki arkadaşı Adelphios’a ait olan villa oldukça iyi tasvir edilmiştir. Halys Irmağı’nın geçtiği yerleşimde bulunan villa kısmen ağaçlık bir alandadır. Gregorius ana yapının önünde bir şapelden bahsetmektedir. Gregorius buraya ziyarete geldiğinde inşa edilmekte olan şapelin çatısı henüz tamamlanmamıştır. Bu dönemde zengin konutların yakınında şapeller çokça görülen bir uygulamadır. Gregorius’un Pontus Anissa’daki ailesinin konutlarının önünde de bu dönemde inşa edilmiş bir şapelin varlığı bilinmektedir. Her iki yapıda da şapel bağımsız bir yapı olarak görülmektedir ve konuttan belli bir mesafe uzaklıkta bulunmaktadır.

I numaralı villa hava fotoğrafı.
Nevşehir Arkeoloji Müzesi Arşivi

Mozaikli mekân
Nevşehir Arkeoloji Müzesi Arşivi


Şapelin yanında, villanın ana girişinin önündeki ağaçların gölgesinde bir kameriye bulunmaktadır. Gregorius’un burada kastetmiş olduğu taştan veya ağaçtan yapılmış bir stibadium olarak değerlendirilmektedir. Ana yapı ile ilgili olarak dikkat çeken özellik ise villanın girişidir. Geç dönem Roma’sında görülen bu mimari öğeler dekoratif veya sembolik bir anlam taşıyorlardı. Ancak büyük oranda kulelerin inşası güvenlik ile ilgiliydi. Ana kapıdan içeri girildiğinde bir avlu ve merkezinde havuz bulunmaktaydı.

Villanın içinin yüksek tavanlı, oldukça gösterişli olduğu, mozaikler, duvar resimleri ve heykellerin bulunduğu verilen bilgiler arasındadır. Evin sahibi Hristiyan olmasına rağmen, Pagan ağırlıklı duvar resimleri ve opus sectile taban döşemeleriyle evin zen-gin biçimde dekore edildiği anlaşılmaktadır. Villada, altın yaldızlı tunçtan heykeller, resimler, kapılarda fildişi süsler ve sütun başlıkları dönemin üst sınıf konutları hakkında detaylar vermektedir. Adelphios’un villası kadar detaylı olmasa da Iulianus’un Kaesarea (Kayseri) yakınlarında altı yıl kaldığı ve Sozomenus tarafından imparatorluk karargâhı olarak nitelendirilen Macellum isimli yapı ile dönemin üst sınıf konutları hakkında bilgi edinebilmekteyiz.

Iulianus ve kardeşi Gallus’un altı yıl kaldıkları Macellum Argaios Dağı (Erciyes) eteklerinde bulunmaktaydı. Kaesarea (Kayseri)’dan uzak olmayan bir konumda, içerisinde etkileyici bir villa, hamamlar, bahçeler ve su kaynakları bulunan bir imparatorluk mülküydü. Burada statülerine uygun şekilde eğitim gördüklerinden, dil uzmanları ve kutsal kitap yo rumcuları tarafından iki kardeşe yaşlarına uygun olarak akademik ve bedeni eğitimlerin verildiğinden ve din adamları arasına kaydedildiklerinden, insanlara İncil’den pasajlar okuduklarından bahsedilmektedir. Iulianus’un bir Pers garnizonunda yaşıyor gibi hissetmesi de, çiftliğin yüksek güvenlik önlemlerine sahip olduğunun göstergesidir.

Şahinefendi yerleşiminin güneydoğusunda bulunan ve ilk evresinde konut olan I numaralı villaya baktığımızda yapı kaynaklarda geçen üst düzey konutlara özgü bazı özellikleri barındırmaktadır (Görsel 4). Dikdörtgen planlı doğu-batı yönünde uzanan yapının kuzeyinde beş sıra krepis bulunur ve krepislerden yapının kuzey cephesi boyunca uzanan portikoya ulaşılmaktadır. Kuzeybatı köşede bulunan kapı aracılığı ile konutun vestibulumuna oradan da diğer mekân ve avlusuna giriş sağlanmaktadır. Konutta hem avlu hem de güneybatı köşedeki odanın zeminindeki mozaikler günümüze ulaşmıştır. Özellikle güneybatı köşedeki odanın zeminindeki mozaikler oldukça iyi durumdadır (Görsel 5-6). Duvarlarda günümüze ulaşan sıva kalıntılarında görülen boyalar duvarlarının da resimli olabileceğini göstermektedir. Konut içerisinde bulunan merdiven alt yapısından yola çıkılarak konutun iki katlı olduğu anlaşılmaktadır.

I numaralı villa, güneydoğu köşe mozaikler
 I numaralı villa, şapel


İlk evresinde konut olarak kullanılan yapı muhtemelen bölgenin aristokratlarından birine ait olmalıydı. I numaralı villanın inşa edildiği alanın verimli Damsa Vadisi’nde bulunması, Damsa Çayı’nın kaynak noktasına yakın bir noktada olması, evin üst sınıf bir konut olması burada yaşayan kişinin bölgenin güçlülerinden olduğunu, dönemin idari yapısı içerisinde bölgedeki verimli arazilerin kontrolünü sağlayan bir imparatorluk yöneticisinin burada yaşamış olabileceğini düşündürmektedir.

Hamam hava fotoğrafı. Nevşehir Arkeoloji Müzesi Arşivi


Konutun ikinci evresinde bir bütün olarak kiliseye dönüştürülmüş olması ile birlikte yapıda birtakım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Yapının en geniş bölümünü oluşturan avlu kısmı bu evre ile birlikte kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. Doğuda oluşturulan apsis bölümü ve bu alanı naostan ayıran templona ait kaide ve bir templon levhası günümüze ulaşmıştır. Konutun ikinci evresinde bir bütün olarak kiliseye çevrilmiş olması ihtimalinin de zaten bir imparatorluk memuru olan ev sahibinin, evin yine bir kamu yapısı olan kiliseye dönüştürülmesini kolaylaştırdığı düşüncesindeyiz. Kilise evresi ile birlikte yapının etrafında bir mezarlık alanı oluşmuş, yapının hem içine hem de etrafında gömüler gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Geç 3. yüzyılda khorepiskopoilik Roma İmparatorluğu’nun Doğu kesiminde ortaya çıkmıştır. Küçük Asya’da oldukça çok sayıda bulunan khorepiskoposlar, bazı yerlerde bir piskoposun yetki ve işlevlerine sahipken, bazı yerlerde yerel piskoposun kontrolü altındaydılar. 4. yüzyılda Kaesarea (Kayseri) piskoposu Basileus’a bağlı elliden az olmayan sayıda kırsal piskoposa sahip olması, Kaesarea (Kayseri) hinterlandı içerisinde yer alan Şahinefendi yerleşiminin de bu dönemde kırsal bir piskoposluk olabileceğini düşündürmektedir. Eldeki verilerin yetersizliği nedeniyle bu konu hakkında kesin bir sonuca varmak mümkün değildir. Villanın kiliseye çevrilerek, kuzeyinde yeni bir konut ve hamamın inşa edilmiş olması, yerleşim yeri karakterinin değişmiş olabileceği sonucunu doğurmaktadır.

I numaralı villanın üçüncü ve son evresinde avluya şapel inşa edilmiştir (Görsel 7). Tek nefli ve uzunlamasına dikdörtgen planlı şapelin biri batıda diğeri kuzeyde olmak üzere iki girişi bulunmaktadır.

Batıdaki kapıdan giriş bölümüne ve oradan da naosa ulaşılmaktadır. Kuzeydeki kapı ise doğrudan naosa açılmaktadır. Apsis dıştan beşgen, içten ise Kapadokya bölgesinde yaygın olarak görülen at nalı şekline sahiptir.

Sobesos yerleşimindeki bir diğer üst düzey konut II numaralı villa olarak isimlendirilmiştir. Günümüze avlu ve odalarına ait kalıntıların ulaştığı yapı I numaralı villanın kiliseye dönüştürülmesi sonrasında hamam ile birlikte inşa edilmiş olmalıdır. Yaklaşık 72 metrekarelik düzgün kesme taşlardan oluşan avlunun doğusundaki üç oda ilk evrede villanın odaları olarak kullanılmışlardır. Konuta ait odalar sonraki evrelerde de kullanılmaya devam edilmiştir.

Hamam

Hamam, yerleşimin en kuzeyinde yer alır. Sıra tipi plana sahip olan yapı, apodyterium, frigidarium, tepidarium, caldarium ve praefurnium bölümlerinden oluşmaktadır (Görsel 8-9). Bunların dışında apodyteriumun güneyinde laconicum veya sudatorium olduğunu düşündüğümüz sauna bölümü bulunmaktadır. Yapıda ısıtma hypocaust sistemi ile sağlanmıştır.

Şahinefendi’deki hamam sıra tipinin bir çeşitlemesidir. Mekânlar “L” şeklinde birbirini takip edecek bir düzende inşa edilmiştir. Hamamın su ihtiyacı Damsa Çayı’nın kaynağından sağlanmış olmalıdır. Hamam yapısının doğusundaki cadde üzerinde ortaya çıkarılan pişmiş toprak künkler, hem hamam hem de yerleşime su sağlama amacı ile kullanılıyor olmalıydılar.

Hamam ile plan özellikleri açısından birebir örtüşen bir yapı tespit edilememiş olmakla birlikte Anadolu’da benzer özellikleri gösteren hamam yapıları bulunmaktadır. Şahinefendi’deki hamam yapısı, çiftlik evleri ve villalarda görülen ve genellikle mutfak mekânına bitişik olarak düzenlenen banyo mekânlarından farklıdır. Bağımsız bir yapı olarak inşa edilmiş olan hamam tek bir konut için büyüktür.

Hamam sandalet mozaiği


Hamama giriş kuzeydeki kapıdan apodyterium aracılığı ile sağlanmaktadır.

Hamamın apodyterium zemininde bulunan mozaikler büyük oranda tahrip olmuştur; mozaiklerden günümüze ulaşanlarda ise hayvan figürleri ile geometrik motiflerin yanı sıra bir çift sandalet motifi dikkat çekmektedir (Görsel 10). Konutta olduğu gibi apodyterium mozaikleri de oldukça iyi bir işçiliğe sahiptir.

Konutlar

Şahinefendi’de I numaralı villanın kiliseye dönüştürülerek kullanılmaya devam edildiği ikinci evresi ile birlikte, II numaralı villa ve hamam kullanılmaya devam edilmiş, daha sonraki süreçte ise hamam ve II numaralı villada işlev değişiklikleri olmuştur. Ayrıca yerleşime yeni mekânlar da eklenmiştir. Şahinefendi’de günümüze ulaşan mekânlarda kesin bir işlev tanımlaması yapmak ele geçen buluntunun azlığı nedeniyle güçtür. Yalnızca yapı 15 olarak adlandırdığımız mekânın işlik olarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Mekânda bulunan dibek taşları, taşların üst üste konulması ile oluşturulmuş bir tezgâh, fırın olduğunu düşündüğümüz ve kemerli açıklığının üzerinde sıvı akışının sağlandığı iki dairesel oyuk gibi kalıntılar bu mekânın işlik olarak kullanılmış olduğunu göstermektedir.

Mekânların duvar işçilikleri ve duvarlarında birinci evre ile ilişkilendirdiğimiz devşirme malzemele rin kullanılmış olması, ikinci evrede yerleşimin kırsal bir villa kompleksinden, küçük bir köy yerleşimine dönüştüğünü göstermektedir. Mekânların birbiri ile ilişkilerinden yola çıkarak toplam on dokuz yapı alanda tespit edilmiştir. Bu yapıların dışında mekân oluşturmayan duvar kalıntıları da bulunmaktadır ve konutlarda yerel malzeme kullanılmıştır.

Mezarlık Şapeli ve Mezarlar

Şahinefendi yerleşimindeki ikinci şapel, mezarlık şapeli olarak adlandırdığımız, villanın güneydoğusunda avlulu, narteksli ve tek nefli yapıdır (Görsel 11). Yapının güney duvarının dış cephesi toprak altındadır. Yapının inşasında düzgün kesme taşlar kullanılmıştır. I numaralı villanın içerisindeki şapele göre özellikle nefteki duvar işçiliğinin daha iyi olduğu görülmektedir. Yapının kesin olarak ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Öngörümüz, kilisenin etrafında gömülerin gerçekleştirilmeye başladığı dönemle birlikte şapelin inşa edilmiş olduğu yönündedir. Zaman içerisinde villanın etrafında gerçekleştirilen gömüler ile bağlantılı olarak yapı Mezarlık Şapeli olarak adlandırılmıştır.

Şahinefendi’de I numaralı villanın kilise evresinde, hem yapı içerisine hem de yapının etrafında toplam 80 gömü gerçekleştirilmiştir. Mezarlar, üzerinde blok tüf taşından yapılmış bir üst kapak, onun altında yaklaşık 50-60 cm. toprak tabakası, alt mezar kapağı ve kapağın altında da tüf kayaya oyulmuş mezardan meydana gelmektedir. Mezarlarda çoklu gömü uygulamaları tespit edilmesinin yanı sıra bir başka ilginç veri ise açılan mezarlarda tespit edilen kişilerin tamamının erkek olmasıdır.

Yapının etrafındaki mezarlar kuzey dış portikoda, villanın doğusunda ve yoğun olarak da güneyinde bulunmaktadır. Mezarlardan ikisi diakonlara aittir. Yapı içine gömülen özellikle kapı girişi ve mozaikli odanın önünde bulunan mezarlar da din adamlarına ait olmalıydı.

Mezarların kapak taşları dikdörtgen veya üzeri kemerli dikdörtgen gibi formlara sahip olup, üzerlerinde çeşitli tipte haç kabartmaları bulunmaktadır. Latin haçı kabartma dışında kemerli haçlar da mezar taşlarında kullanılmıştır (Görsel 12).

Mezar yazıtlarında geçen üç isim Kapadokya bölgesindeki Hristiyan din şehitleri (martir) ile bağlantılıdır. “Θήκη” ve “μνήμη” gibi terimlerin Geç Antik Dönem mezar yazıtlarında sıklıkla görülmesi, tahminimizce 4-5. yüzyıllardan başlayarak gömülerin gerçekleştirilmiş olacağı yönündedir.

Mezarlık şapeli


Mezarlardaki gömülerin tamamının erkek olması, Şahinefendi’de villanın kiliseye dönüştüğü ikinci evre ile birlikte burada bir manastır organizasyonunun ortaya çıkmış olup olmayacağı sorusunu akla getirmektedir. Ayrıca Şahinefendi yerleşiminin bir kırsal piskoposluk olabileceği düşüncemizi daha önce belirtmiştik.

Sonuç

Yerleşim bugün bilimsel literatürde genel olarak Sobesos adı ile anılmakla birlikte, yaptığımız çalışmalarda bunu kanıtlayacak herhangi bir veriye ulaşılamamıştır. Biz de tarihi ve antropolojik yaklaşımla yerleşimin adıyla Şahinefendi köyünün eski isimi olan Söveşe’nin köken olarak Yunanca Sobesos isminin evrilmesinden türemiş olabileceği varsayımını kabul ettik. Özellikle Anadolu topraklarındaki toponimleri etimolojik, coğrafi ve tarihsel bilgileri temel alarak açıklamaya çalışmak olumlu sonuçlar veren bir bilimsel metoddur. Yerleşim yerlerinin tespitinde yazılı kaynaklara ve yazıtlara sahip olunmadığı durumlarda, yöntem olarak kaynaklardaki yer adları ile modern dönemdeki yer adlarının ses uyumlarının lokalizasyonunu yapmak yaygın bir yöntem olarak kullanılmıştır. Kırk Martirler Kilise’sinde çalışma yapan Jerphanion bölgenin adının Sobesos olabileceği düşüncesindedir. Daha sonra da bölgede çalışma yapan araştırmacılar Sobesos adını kullanmaya devam etmişlerdir.

Mezar kapağı


Arkeolojik verilerden yola çıkarak yaptığımız değerlendirmeye göre Sobesos, Geç Antik Dönem’de M.S. 4. yüzyıldan itibaren yerleşim görmüştür. Mozaiklerin yanı sıra hamam kompleksinin benzer örneklerinin Geç Antik Dönem’e atfediliyor olması, ilk evre ile ilgili tarihlendirmemizde destekleyici argümandır. Bunların dışında mezar yazıtlarında kullanılan terimler, kesin bir tarih vermemekle birlikte I numaralı villanın ikinci evresinin de Geç Antik Dönem’e tarihlendiğini göstermektedir. Arap akınlarının başladığı 7. yüzyıl ile birlikte terk edilmiş olma ihtimali yüksek olan yerleşimin, kaçıncı yüzyıla kadar iskan edildiğine dair elimizde yeterli veri yoktur ancak İmparator

VI. Leon dönemi piskoposluk listelerinde (9. yüzyıl sonu 10. yüzyıl başı) Sobesos adının geçiyor olması, yerleşimin bu dönemde devam ettiğini göstermesi açısından önemlidir.

Can Erpek - NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ, SANAT TARİHİ BÖLÜMÜ

Kaynaklar ve dipnotlara buradan ulaşabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Toplumsal TarihToplumsal Tarih

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Bizans Kapadokya’sında Yaşam ve Maddi Kültür

Toplumsal Tarih'in 334. sayısından “Bizans Kapadokya’sında Yaşam ve Maddi Kültür” dosyası açılıyor

17 Mar 2023

YAZARLAR

Toplumsal Tarih

Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.

İLGİLİ OKUMALAR