"Gerçek" balçıkla sıvanır mı?

Gazeteci Barış Pehlivan, 5. kez hapse girdi Pehlivan kararın "SS" isimli kitabın intikamını almak için verildiğini söyledi.
"Gerçek" balçıkla sıvanır mı?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Gazeteci Barış Pehlivan, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner'in ismini kodlayarak yazdığı yazısı nedeniyle 30 Mart’ta açılan bir davanın, denetimli serbestliğini bozması gerekçesiyle 8 aylığına açık cezaevine girdi. Pehlivan cezaevine götürülmeden önce yaptığı açıklamada "Ben bir cinayet hükümlüsünden bir tecavüz hükümlüsünden daha tehlikeli görülüyorum. Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır, içeride gazetecilik yapmaya devam edeceğim." ifadelerini kullandı. 

Neden? 

Barış Pehlivan, 15 Mayıs'ta cezaevine girmesinin nedenini şu cümlelerle açıklamıştı: 

"Şu cümleyi yine kurmak zorundayım: Cezaevine giriyorum. 

Bu sabah kapım çalındı. İstanbul Anadolu 4. İnfaz Hâkimliği’nin bir kararı tebliğ edildi. 

Özetle… 

Bilen bilir, 15 Şubat 2022 tarihinde denetimli serbestlik tedbiriyle cezaevinden çıkmıştım. Oradaki risklerden biri, denetimli serbestlik süresi boyunca hakkımda dava açılmamasıydı. Kanun, geçtim ceza almayı hakkımda dava açılmasını bile tekrar cezaevine girmemle beni tehdit ediyordu. 

Elbette ki, yazılarımdan ve açıklamalarımdan dolayı bu süre boyunca hakkımda birçok dava açıldı. 19 yıldır olduğu gibi, hayatımın önemli bir bölümünü adliyede geçirmek durumunda kaldım. Ancak bu davalar görmezden gelindi, yargı benim için 'cezaevi hakkını' kullanmadı. 

Ta ki… 

'SS' kitabımızı yazdıktan sonra… 

30 Mart 2023 tarihinde açılan bir dava gerekçe gösterildi ve açık cezaevine teslim olmam gerektiğine karar verildi. Yargıtay Üyesi Ömer Faruk Aydıner’in ismini kodlayarak Cumhuriyet’te kaleme aldığım köşeye dair açılan bu dava, 19 Nisan 2023’te verilen kararla cezaevine girmeme gerekçe gösterildi. 

Hiç kuşkum yok ki “SS” kitabının intikamı alınıyor. 

Avukatlarım 'açık cezaevine girip, Covid-19 izni nedeniyle birkaç saat içinde çıkacağımı' söylüyor."

Pehlivan'ın yazısında anlattığı şekilde yasadan faydalanmak için avukatları başvuruda bulunmuş, Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumundan gelen yanıtta Pehlivan hakkında denetimli serbestlik şartları oluşmadığı öne sürülmüş ve talep reddedilmişti. Pehlivan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, Nöbetçi İnfaz Hakimliğine başvurarak Marmara Cezaevinin verdiği karara itiraz etmiş ve yeniden denetimli serbestlik talebinde bulunmuştu.

Pehlivan cezaevine girdi; ancak denetimli serbestlik talebi hâlâ yanıtlanmadı. 

MİT Davası: Neler oldu? 

Dönemin Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, muhabir Hülya Kılınç, Libya'da hayatını kaybeden Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) personeline ilişkin yaptıkları haber nedeniyle Mart 2020'de gözaltına alındı ve ardından da tutuklandı. 

Aynı günlerde Yeniçağ yazarı Murat Ağırel, Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik ve Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser tutuklama talebiyle sevk edildikleri mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Ancak savcılığın itirazıyla üçü de tutuklandı.

Tutuklanan Terkoğlu, Pehlivan, Kılınç, Çelik, Keser ve Ağırel haklarında hazırlanan iddianameyle, "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklama" ile suçlandı.

İlk duruşmada Barış Terkoğlu, Ferhat Çelik, Aydın Keser İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel ve Eren Ekinci'nin tutukluluğu devam etti.

İkinci duruşmada Aydın Keser, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel MİT Kanunu'nu ihlal ettikleri gerekçesiyle 4 yıl 8 ay 7 gün, Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç ise 3 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Gazetecilerin cezası 28 Ocak 2022'de onandı. Cezaları onanan Ağırel, Pehlivan ve Kılınç teslim olarak cezaevine gönderildikten sonra serbest bırakıldı. 

Tabii aslında bu suçlamalarda sorun, herhangi bir yalan haber değildi. Haberdeki bilgiler, yalan değil "gizlenmesi gereken" bilgilerdi; ancak sorun yukarıdaki haberden önce aslında bu şehidin kimliği ortaya çıkmıştı. 6 Ocak'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan "MİT Libya'da üzerine düşen görevleri hakkıyla yerine getiriyor." açıklamasıyla Libya'da MİT'in görev yaptığını bildirmiş, şubat ayında Libya'da bir şehit olduğu haberi sosyal medyada yayılmış, aynı gün Manisa'da bir muhtar şehidin adını soyadını, ne zaman, nereye defnedileceğini sosyal medyada duyurmuş ve Libya'da şehit olduğunu paylaşmıştı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da "Libya’da birkaç tane şehidimiz var" açıklamasını yapmıştı.

  • Şimdi ne olacak? Barış Pehlivan'ın denetimli serbestliği talebinin reddedilmesi hâlinde Pehlivan 8 ay daha cezaevinde kalacak. 

Suç mu, ceza mı? 

Barış Pehlivan'ın aldığı ceza ve hakkında açılan davalara bakıldığında, her biri yaptığı haberlere ve ulaştığı bilgileri kamuoyuyla paylaşması üzerine yapılan suçlamalara dayanıyor. Kamu yararına yapılan gazetecilik mesleğinde, gazetecinin edindiği bilgilerin hangilerini kamuoyuyla paylaşıp paylaşmayacağı uzun zamandır etik üzerinde tartışılan meselelerden biri. 

Ancak söz konusu yeniden cezaevine girme kararının Pehlivan'ın yaptığı haberlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı da bir soru işareti. Aksi şekilde Pehlivan söz konusu durumun "yaptığı haberlerle rahatsız ettiği kişilerin bir intikamı" olarak nitelendiriyor. Bu hâliyle de ceza biçilen suçun tanımı, söz konusu davanın ötesine taşınıyor. 

Pehlivan'ın ceza aldığı MİT Davası konusu kamuoyunda hâlâ tartışılan bir dava örneği, kimileri "gizli kalması gereken bir bilginin halkla paylaşılmaması" gerektiğini savunurken kimileri de kamuoyu yararının devlet sırlarının üstünde tutulacağını savunuyor. Buradaki tartışma bir kenara bırakıldığında Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun Nisan ayında yayımladığı eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Milletvekili Süleyman Soylu'nun ilişkilerini anlattığı SS isimli kitabın ardından bir hapis kararı alınması muhalif çevrelerin de dikkatini çekti. 

Bu ceza bir başarı sağlayacak mı? 

Görünüşe göre hayır. Zira bir süre önce Mezopotamya Haber Ajansı çalışanı 16 gazeteci gözaltına alınmış, bir kısmı tutuklanmıştı. 

Henüz geçtiğimiz haftalarda Evrim Kepenek başta olmak üzere 5 gazeteci de "retweetledikleri haber" nedeniyle gözaltına alınmıştı. Haberi yapan muhabir ise tutuklanmıştı. 

Günümüzde bu gibi örnekler artsa da gazetecilik mesleğini "kamuoyu" faydasına gerçekleştiren isimler, gözaltılar ve tutuklamaların ardında gerçeği aramayı sürdürüyor. Günün sonunda bu gibi haberlerden rahatsız olan çevrelerin yapması gereken, gazetecileri hapse atmak değil; manşetlere taşınacak işlere "kendi yararları için" değil, "kamu yararına" imza atmaları gibi görünüyor.

Barış Pehlivan'ın mesajında da söylediği gibi: 

"Mesele benim meselem değil, mesele Barış Pehlivan meselesi değil. Mesele aslında Türkiye'de yaşayan bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının haber alma özgürlüğünü, bilgi alma özgürlüğünün gasbı. Ben girerim ama mutlaka çıkacağım. 'Enseyi karartmamanızı' ümit ediyorum."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🖊️  "Gerçek" balçıkla sıvanır mı?

Gazeteci Barış Pehlivan'a yönelik hapis kararı, bir suçun cezası mı, yoksa bir intikam mı?

18 Ağu 2023

Fotoğraf: BirGün

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti tartışmaları: Bir logo siyasetin neresinde durur?

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Rauf Kösemen

·

29 Tem 2026

Yeni Parti tartışmaları: Bir logo siyasetin neresinde durur?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Avrupa kimliğini yeniden tasarlıyor: Yeni Euro banknotları bize ne anlatıyor?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Nart Özel

·

28 Tem 2026

Avrupa kimliğini yeniden tasarlıyor: Yeni Euro banknotları bize ne anlatıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti’nin ekonomi vizyonu: Kalkınmacı devlet, planlı ekonomi, bağımsız Merkez Bankası

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.

Pelin Cengiz

·

27 Tem 2026

Yeni Parti’nin ekonomi vizyonu: Kalkınmacı devlet, planlı ekonomi, bağımsız Merkez Bankası
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

Gizem Kıygı

·

23 Tem 2026

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?