Gerçekliğin Riskli Senaryoları:Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?

Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?
Gerçekliğin Riskli Senaryoları:Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?

18 Şubat - Mey|Diageo - Piksel
Mey|Diageo ile birlikte

Bu sayı Mey|Diageo ile birlikte ulaşıyor.

Daha fazlasını öğren

Dijital teknolojilerin neredeyse her olasılığı mümkün kıldığı günümüzde, “gerçek nedir?” sorusunun cevabı günden güne muğlaklaştı. Sayamayacağımız kadar fazla veriden kompakt ilişkiler ve alternatif gerçeklikler kurabilme özelliğine sahip bu dijital teknolojiler, gündelik hayatımızın akışını geri dönülmez bir biçimde değiştirdi.  En genel anlamıyla “dış dünyada nesnel bir varoluşa sahip olan varlık, var olan şeylerin bütünü; bilinçten, bilen insan zihninden bağımsız olarak var olan her şey” anlamına gelen gerçeklik, dijital dünyanın gerçekliğiyle iç içe geçti. Ayırt edilemez, aktarılamaz, çoğu zaman da tanımlanamaz hale geldi. Teknoloji, bilim ve sanatın kaçınılmaz yoldaşlığı, içinde yaşadığımız dünyaya dair pek çok bilinmezliği aydınlatırken, gerçeklik ise giderek sorgulanması gereken bir kavrama dönüştü. Tüm bunların yanı sıra hayatın her alanında değişimlere yol açan dijital teknolojiler, sanat ve teknoloji kesişiminden beslenen ifade biçimlerine büyük olanaklar sağladı. Ars Electronica küratörlüğü ve Piksel.Creative Solutions prodüktörlüğünde gerçekleşen “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi de tam buradan temelleniyor. Medya sanatının sağladığı geniş olanaklarla, gerçeklik kavramına yeni anlamlar ve potansiyeller kazandırabilmenin yollarını araştırıyor.

Tarihi 1950’lere dayanan ve İBB Miras projeleri kapsamında İstanbul’a Çubuklu Silolar Dijital Sanatlar Müzesi olarak kazandırılan mekânda gerçekleşen sergi, günümüz gerçeklik anlayışının dijitalleşme ve yapay zekanın etkisinde nasıl bir yöne doğru evrildiğini araştırıyor. Gerçek nedir? sorusu etrafındaki tartışmaların merkezinde yer alan araç ve teknolojileri üretim pratiklerine dahil eden sanatçılar, izleyiciye içinde bulundukları gerçeklik senaryolarını sorgulatıyor. Peki içinde soru işaretleriyle dolu bir geleceği ve gerçekliği barındıran bu senaryolar bize neler söylüyor? Dijital çağın avantaj ve dezevantajlarının farkında olarak gerçekliği sorgulamak, dünyaya ve parçası olduğumuz topluma nasıl bir katkı sağlıyor?

İzleyiciyi dijitalleşmenin ve yapay zekanın sanat üretimindeki yansımalarına tanıklık etmeye çağıran “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi, Ars Electronica’nın en prestijli ödülü Golden Nica’ya sahip olan Universal Everything, Prix Ars Electronica ödüllü Yatreda ve Honorary Mention almış Shinseungback Kimyonghun ve Quadrature ile Grand Prize kazanmış Alexandra Daisy Ginsberg’in yanı sıra; uluslararası ölçekte görünürlüğe sahip Theresa Reiwer, Nohlab, ha:ar ve Atıf Akın'ın son dönem eserlerini ağırlıyor. Sergide yer alan eserler; casus uyduların yörüngesini takip eden teknolojilerden sanal dünyada başıboş bir şekilde dolaşan yapay bir gergedana, önyargılarına ve toplumsal normlara yenik düşen hiper gerçekçi avatarlardan yapay zekanın sanatsal ifadeyi nasıl şekillendirdiği sorunsallaştıran heykellere kadar uzanıyor.

Quadrature, Supraspectives

Ars Electronica ve Piksel.Creative Solutions’ın omuz omuza verdiği, İstanbul’un tarihiyle diyaloğa giren bu işbirliğinin altını yeniden çizmekte fayda var. Zira farklı coğrafyalarda ve tarihlerde kurulmalarına rağmen benzer yaklaşım ve hassasiyetlerle yollarına devam ediyorlar. 1979 yılında Linz’de kurulan, Avusturyalı bir kültür, eğitim ve bilim enstitüsü işlevi gören Ars Electronica, kurulduğu tarihten beri dijital devrimin izlerini sürüyor. Sanat, teknoloji ve toplum arasındaki bağlantılara çözümlemeye odaklanan bu oluşum, uluslararası ölçekte işbirlikleri gerçekleştirirken dünya medya sanatına yön veriyor. Piksel.Creative Solutions ise sanatın her alanından sanatçılara dijital sanatların türlerini, üretim/düşünce biçimlerini ve  arkasında yer alan teknolojileri şeffaf bir şekilde aktarmak üzere 2020 yılında kuruluyor. Sanatçı ikilisi ha:ar (Hande Şekerciler ve Arda Yalkın) ve Türkiye Bilişim Vakfı’nın kar amacı gütmeyen inisiyatifi Başlangıç Noktası tarafından kurulan Piksel., misafir sanatçı programlarından sanat ve teknoloji odaklı bir kaynağa dönüşmesi planlanan aylık bültenlere uzanan çeşitli projelere sahip. Ayrıca Piksel.’in Türkiye’nin ilk uluslararası medya sanatı fuarı olan anılan Noise_Media Art ile olan işbirliğini de eklemekte fayda var. Günün sonunda Ars Electronica ve Piksel.Creative Solutions, sanat ve teknolojiyi de yanlarına alarak, yenilikçi, eşitlikçi ve birleştirici tutumlarıyla içinde bulunduğumuz dijital çağa umut aşılıyorlar.

Yapay zeka çağında gerçeklik söyleminin, yalnızca teknolojinin kendisine dair kapsamlı bir anlayış değil, aynı zamanda kullanımının etiği ve sorumluluğu üzerine derin bir kavrayış gerektirdiğini savunan “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi, 10 Mart 2024 - 10 Haziran 2024 tarihleri arasında Çubuklu Silolar Dijital Sanatlar Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Serginin temel motivasyonunu ve gerçeklik üzerinden kurguladığı evreni daha iyi anlamak için serginin küratörleri Martin Honzik, Daniela Duca De Tey ve Laura Welzenbach’a bazı sorular yönelttik.

Martin Honzik, Ars Electronica Baş Küratörü | Fotoğraf: ooen

Gerçeklik ya da hakikat, gündelik hayattaki kullanımına baktığımızda “var olan her şey” anlamını karşılıyor. “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisinin kavramsal çerçevesinde ise gerçekliği “çok yönlü, çelişkili ve çoğu zaman da nafile bir çaba” olarak yorumluyorsun. Yapay Zeka’nın tahakküm kurduğu, her geçen dakikanın büyük değişimlere sebep olduğu günümüzde bu zıtlık nasıl bir ifade alanı açıyor?

Martin Honzik: Gerçekliğin bireysel olarak yorumlanması, insanlık için her zaman bitmek bilmeyen bir varoluşsal meydan okuma olmuştur. Bize, nihayetinde kendimizi insan olarak konumlandırdığımız ve örgütleyebildiğimiz çerçeveyi sağlar. Kültürel kavramlarımızı bu da çerçeve dahilinde tanımlarız. Bu olgu, sanatsal düşünce, sanatsal üretim ve daha geniş anlamda sanatın toplumsal rolünün, diyelim ki “benim ilgimi çeken ve toplumsal açıdan geçerli olduğunu düşündüğüm sanatın” temel dayanağıdır.

Toplumumuzun kendini içinde bulduğu; teknolojinin, sıklıkla değinilen zeka teknolojisinin, özellikle de endüstriyel düşüncenin ötesine uzanan, gündelik varoluşa kolayca adapte olan otonom sistemlerin günden güne artan etkisiyle çevrili bu yüceltilmiş durum, yeni bir zorluk kategorisi ortaya çıkarmaktadır. Alternatif bir tartışma ve ele alma biçimi gerektiren bu durum, bizi bu zorlukların üstesinden gelmek için yeni beceriler ve yetenekler geliştirmeye zorlar. Sanatın, özellikle de medya sanatının, toplumun bu karmaşık manzarada yol almasında önemli bir yardımcı ve zenginleştirici unsur olabileceğine yürekten inanıyorum. İnsanlığın ve teknolojinin doğasını, yeniden elle tutulur ve belirgin bir şekilde ayrılabilir hale getirmeye yardımcı oluyor. Medya sanatçıları sanatçı ve yaratıcılardır, aynı zamanda mühendis, akademisyen ve günün sonunda da vatandaşlardır. Eğitim düzeyleri, zihniyetleri ve alternatif düşünme biçimleriyle, vatandaşların, bu gerçekliğin ve geleceğin ihtiyaç duyduğu bir tür prototiplerdir.

Bu doğrultuda insan faktörüne yeni teknolojiler, araçlar ve diller yaratan, gerçekliği birinci elden şekillendiren etkili bir özne olarak yaklaşıyorsun. “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi üzerinden düşünürsek, gerçeklik kolayca şekillendirilebilen bir şey mi yoksa çeşitli müdahalelerle yapı bozumuna uğrayan bir olgu mu?

Martin Honzik: “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi, aynı zamanda gerçekliğin inşasında önemli rol oynayan faktörleri göstermeyi amaçlıyor. Doğamızın ve eylemlerimizin bir parçası olarak insan varoluşunun mantıksal sonucunu araştırıp, bundan kaynaklanan yansımaları irdeliyor. Fakat sergi bağlamında tartışılacak asıl soru; insanlık olarak teknolojiye nasıl bir rol biçmek istediğimiz, onu nerede ve ne zaman etkili kılmayı seçtiğimiz ve onu hangi amaçlarla kullanmayı planladığımızdır. Odak noktası, teknolojinin gizemini ortadan kaldırmak ve var olmanın zorluğunda, bireylere kendi gerçekliklerinde gezinmelerine yardımcı olacak yollar yaratmaktır. Ayrıca bunu yaparken; açıklığın, işbirliğinin ve eğitimin önemini vurgulamaktır. Soruya cevap vermek gerekirse; gerçeklik her zaman pek çok etki ve faktörün sonucuyla ortaya çıkar, bu yüzden de kesinlikle bir delik olarak şekillenir. Fakat gerçekliği teoride inşa edilmiş, farklı element, faktör ve etkilerken olan bir şey olarak algılamak ve ona teorik olarak dışarıdan bakmak, farkındalık açısından oldukça önemli ve gereklidir. Bunun içinde yaşamak, gezinmek, önemli kararlar almak, kendine bir yön bulmak ve bir arada var olmak, her bir birey ve vatandaş için zorlu bir görevdir. Otonom sistemleri, makineleri ve yapay zekayı bünyesinde barındıran dijital faktörler, neyin doğru neyin gerçek olduğunu ayırt etme konusundaki algı sınırlarımızı öyle dramatik bir şekilde zorluyor ki, bununla başa çıkmak için umutsuzca kavramlara ve yöntemlere ihtiyaç duyuyoruz. Medya sanatı ve sanatçıları da burada devreye girebilir.

Laura Welzenbach, Ars Electronica Export Yöneticisi, Küratör | Fotoğraf: Theresa Wey

Sanat ve teknolojinin temas halinde olduğu geçmiş çalışmalarında ve projelerinde toplumsal olana dair önemli vurgulara rastlıyoruz. Ars Electronica’nın temel motivasyonunda da teknolojinin toplumsal etkisini sanat üzerinden araştırmak ve bu bağlamda yeni diller inşa etmek var. 

Birbirinden farklı coğrafyalarda temellenen Ars Electronica ve Piksel.Creative Solutions, “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi vesilesiyle bir araya geliyor. Kilometrelerce uzaklıktan kurulan ve fiziksel etkinliklerle desteklenen bu kıymetli işbirliklerinin toplumsal etkisini nasıl yorumluyorsun? 

Laura Welzenbach: Bireyleri daha önce hiç karşılaşmadıkları perspektifleri keşfetmeye davet eden fırsatlar, dönüşüm için katalizör görevi görüyor. ArtTechScience projelerine dahil olurken beni en çok tatmin eden, toplumsal etki konusunda büyük bir potansiyel fark ettiğim şey tam olarak buydu. Bu karşılaşmalar; düşünce sürecini, yansımayı ve hayal gücünü harekete geçiren bir dizi deneyimin önemli bileşenini oluşturuyor. Daha iyi, daha eşitlikçi bir gelecek tahayyülünün gücü, oraya ulaşmak için atılacak adımların tasarlanmasında kilit bir rol oynuyor. “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi, hayal gücü aracılığıyla güçlenmeye giden bu yolda önemli ve hayati bir adımı temsil ediyor.

Coğrafya ve kültürel farklılıklar, sanat ve teknoloji arasında ortaya çıkan dillerin kullanımını hangi yönde etkiliyor?

Laura Welzenbach: Dünya çapındaki medya sanatçılarının son dönem üretimlerini kutlayan bir ödül olan Prix Ars Electronica sayesinde, güncel olarak sanatsal manzarayı şekillendiren konulara, anlatılara ve medya trendlerine eşsiz bir bakış atma fırsatı yakalıyoruz. Kazanan projeleri incelemek, güncel eğilimleri ayırt etmemizi sağlıyor. Bir yandan bazı teknolojiler ve konular, geçmiş yıllara kıyasla o dönemde popüler olduğu için ortaya çıkmış olabiliyor. Öte yandan, farklı arka planlardan veya coğrafyalardan etkilenen üslup ve yaklaşımları da gözlemliyoruz. Bu paralellikler ve zıtlıklar, dünyanın farklı bölgelerinden eserlerin ve çeşitli disiplinlerin yer aldığı bir sergide, keşfedilebilecek ilgi çekici unsurlar olarak işlev görüyor.

Daniela Duca De Tey, Ars Electronica Proje Koordinatörü, Küratör

Küratörlük, edebiyat ve çeşitli kültürel çalışmalara uzanan geniş bir çalışma alanın var. Her ne kadar birbirlerinden bağımsız gibi görünseler de, sanat ve teknolojinin kesişiminde kendilerine sağlam bir zemin buluyorlar. Küratöryel yaklaşımına baktığımızda da geleneksel olana alternatif bakış açıları getirilmesi gerektiğine inanıyorsun. Bu bağlamda “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi senin pratiğinde nasıl bir yerde konumlanıyor? Yapay Zeka çağında son derece karmaşık ve tartışmalı bir kavram olan gerçekliğe nasıl bir perspektiften bakıyorsun?

Daniela Duca De Tey: “Epistemolojik ve felsefi açıdan gerçek ya da gerçeklik nedir?” sorusu, sadece cevapsız kaldığı için değil, aynı zamanda bu sorunun kendisine sürekli olarak kapsamını genişletmeye doğru iten sonsuz bir cevap çokluğu sağladığı için de böylesine ilgi çekici ve üretken bir sorudur.  Paradoks tam da burada yatar. Bu soruyu cevaplama eylemi ya da işlemi, sorunun kapsamını genişleten yeni gerçeklikler üretir. Rahatsız edici olan bu paradoks, soruyu boşa çıkarmaz, aksine geçerliliğini korur. Gerçekliğin anlamını ve dolayısıyla ortaya çıktığı sorunun kapsamını tüketmeyip genişleten yanıtlar üretir.

“Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” isimli sergimizin bir bakıma bu süreci somutlaştırdığına ve gerçeklikle ilişkilenmenin performatif doğasını görünür kıldığına inanıyorum. Başka bir deyişle; kişi kendini nesneleştirilen ve değerlendirilen bir gerçekliğin dışında değil, aynı zamanda şekillendirdiği veya ürettiği gerçekliğin içinde konumlandırır. En güçlü küratoryal ilgi alanlarımdan biri de sergilerin performatif, zamana duyarlı ve temsili olmayan halleri diyebilirim. Yeni medya sanatını da bu tür yaklaşımlar için doğru bir zemin olarak görüyorum. Bunu yeni medya sanatının sadece doğası gereği performatif olma durumuyla ilgili değil, tam aksine, "mecraya özgülük" kavramlarına ve (geleneksel) sanatın diğer geleneksel çerçevelerine karşı itaatsizliği sebebiyle de doğru buluyorum.

Öte yandan, dediğin gibi, geçmişime baktığımda, daha "geleneksel" olarak tanımlanan sanat pratikleriyle yakından ilgilendiğimi görüyorum; bu da geleneği dinamik bir kavram olarak, parçalara ayrılıp yeniden birleştirilebilen, yeniden biçimlendirilebilen ve icra edilebilen bir şey olarak gördüğüm anlamına geliyor. Dolayısıyla (gerçeklik ve bilinci yeniden kurmak) ile ilişkilendirdiğimiz “RE-”, nihai bir geri dönüş anlamına gelmiyor. Daha çok farklı zaman dilimlerinde yaşamaya ve geçmişle geleceği birbirine karıştırmaya işaret ediyor.

Yapay zeka çağında gerçeklik kavramına daha somut bir şekilde bakacak olursak, etik kavramının kaçınılmaz bir tartışma haline geldiği görünüyoruz, bu da küratöryel çalışmalarımın bir başka odağını oluşturuyor. Yapay zeka tarafından ortaya atıldığında nesnellik iddiası kazanan toplumsal önyargıların, açık bir tehlike olduğunu gözlemliyorum; bu da gerçekliği hareketli tutmak yerine onu daha da katı hale getiriyor, ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiriyor. Bunun dışında yapay zeka sistemlerinin belirli "insan" yeteneklerini geçersiz kılıp kılmadığını gözlemlemekle ilgileniyorum. Bilgelik, sezgi, duygulanım ve duyumsama gibi olgular, gerçeklikle başa çıkma konusunda her zaman çok önemli olmuştur. Yapay zekanın öngörüsel doğruluğunun doğuştan olduğu düşünülen bu "insani" yeteneklere karşı güvensizliğimizi artırıp artırmayacağını ya da aslında onları yeni ve beklenmedik şekillerde güçlendirip güçlendirmeyeceğini gözlemlemek ilginç olacağa benziyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Piksel.BültenPiksel.Bülten

BÜLTEN SAYISI

Gerçekliğin Riskli Senaryoları: Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?

Ars Electronica küratörleriyle bir söyleşi

10 Mar 2024

Mey|Diageo ile birlikte
Gerçekliğin Riskli Senaryoları: Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?

YAZARLAR

Piksel.Bülten

Medya sanatını odağına alan yazı dizileri, söyleşiler ve güncel sergilere dair eleştiri yazılarından oluşan zihin açıcı yeni bir Piksel.Bülten sayısı her ay sizlerle!

İLGİLİ OKUMALAR