
Değiliz. Bu eşitsizlik kazanç, karar sürecinde dikkate alınma veya nasıl göründüğümüz konularında iyice ortaya çıkıyor. Mevcut eşitsizliklere ilişkin birkaç şey paylaşmadan önce, olimpiyat ve kadın konusunda araştırma yaparken denk geldiğim ve tek kelimeyle (iki kelime ama neyse) “akıl almaz” eski bir haberi paylaşıyorum. 2012 yılında Japon kadın Olimpiyat takımı olimpiyatlara ekonomi sınıfında (economy class) giderken, erkek futbol takımı birinci sınıfta (business class) uçmuş. Komik duruyor değil mi? Aslında hiç komik değil ve tam anlamda sporda eşitliğin nasıl içselleştirilemediğinin göstergesi. Gelelim günümüz eşitsizlik problemlerine.
Eşitsizlikten bahsederken akla ilk gelen şeylerden biri kazanç eşitsizliği. Kadın ve erkek sporcular arasındaki eşitsizlik birçok dalda kendini gösteriyor. Öyle ki 2019 yılının en çok kazanan erkek oyuncusu Messi 127 milyon dolar kazanırken, en çok kazanan kadın oyuncu Serena Williams’ın kazancı 29.2 milyon dolar. Olimpiyat sporcuları bakımından da durum pek iç açıcı değil. Olimpiyat sporcusu olsalar bile kadın oyuncuların erkek oyunculardan az kazanması sorunu sıkça dile getirilmekte. Örneğin ABD kadın futbol takımının, erkek futbol takımından daha başarılı olmasına rağmen (tanıdık geldi mi) daha az kazanması eleştiri konusu. Bu eşitsizliği yalnızca doğrudan kazançlar açısından da düşünmemek lazım. Olimpiyat koşucusu Allyson Felix, “Nike’ın tanıtımını en fazla yaptığı sporculardan biriyim. Ben annelik korumalarından faydalanamıyorsam kim faydalanabilir (I’ve been one of Nike’s most widely marketed athletes. If I can’t secure maternity protections, who can?)” sorusuyla giriş yaptığı yazısında 2019 yılında Nike ile yaptığı sponsorluk anlaşması uyarınca hamilelik sonrasında Nike’ın kendisine %70 oranında daha az para ödemeyi önerdiğini açıkladı. Okuyucular arasında sponsorun kendi parası ister öder ister ödemez diyenleriniz çıkabilir. Bu yazıdaki amacım liberal (!) argümanları değerlendirmek değil. Fakat bu yaklaşım farklılığının kadın ve erkeğin sporda eşitsiz konumlara düşürüldüğünü gözler önüne sermek bakımından önemli olduğu konusunda uzlaşabiliriz sanırım.
Eşitsizlikle ilgili ele alınması gereken bir diğer konu da bazı politikalara karar verilirken kadınların dikkate alınmaması. Tokyo 2020 olimpiyatlarında, itiraz üzerine değiştirilene kadar, Covid-19 kısıtlamaları sebebiyle yeni anne olmuş kadınların çocuklarını Tokyo’ya getirmesinin yasaklanması bunun bir örneği. İnsan soruyor, yahu hiç kimsenin mi aklına gelmedi bu kadınların emzirmeyi tercih edecekleri diye.
Eşitsizlik çözülemez değil. Farkındalık arttıkça ve hak talep ettikçe bir şeyler değişmeye başlıyor. Örneğin, Nike tepkilerden sonra politikasını hamile kadınlar lehine değiştirmeye başladı. Ya da günümüzde önemli dört tenis turnuvasında kadın ve erkek kategorilerinde eşit ödül verildiği görülüyor. Eşitlik sağlanana kadar da mücadeleye devam edileceğine inancımız tam. Bahsettiğim üzere, kadın sporcuların çocuklarını getirme yasağının itiraz üzerine kaldırılması ya da ABD kadın futbol takımının ABD Futbol Federasyonu’na ayrımcılık davası açması da bu mücadelenin devam edeceğinin göstergeleri.
Eşitsizlik başlığında ele alınabilecek bir diğer konu da erkek sporcuların nasıl gözüktüğü önemsenmezken kadınların nasıl gözüktüğünün gündem olması. Gelin bu konuya ayrı başlıkta bakalım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gelin bu ay güne olimpiyatlarda kadın konusu üzerinden bakalım. Bu arada, bu sene olimpiyatlarda madalya alan sporculara günebakan buketi verildiğini fark ettiniz mi? Evet, her yerdeyiz!
10 Eyl 2021

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


