Gezip görmeyi bizim için özel ve farklı kılan şey ne?

Size cevap yazmaya kendime bu soruyu sorarak başladım.
Gezip görmeyi bizim için özel ve farklı kılan şey ne?

Sevgili Merve, Sevgili Derin- 

Öncelikle, mektuplarınızı büyük bir keyifle okudum! Ve tabii ki okurken bolca düşündüm. 

Derin’in, ‘Şehirden çıkıp ormanda olduğumuzda, yol yaptığımızda, farklı yerlerde yaşayan insanlarla tanıştığımızda, bir şekilde doğayı daha iyi mi tanımaya başlamıyor muyuz?’ sorusunda bunları yapınca doğayı daha iyi tanımamızı sağlayan, bizi sürdürülebilir kılan ne diye düşünerek başladım.  

Anlayacağınız, gezip görmek ve sürdürülebilir olma ilişkisini düşünürken önce ‘gezip görmek’ konusunu düşüneyim ilk bir dedim. Gezip görmek dediğimiz, bence en temel anlamıyla keşfetmek. Bence seyahat etmekte hoşumuza giden keşfetme moduna girmek, günlük hayatta izlediğimiz ‘otomatik pilot’ modundan çıkmak. Çevreni tanımaya zaman ayırmak. Ayaklarımın bastığı yeri tahmin etmemek, bakmak. Karşı karşıya geldiğin bir insanın yabancı olması. Nereye gideceğini bilmemek. Sonsuz seçeneğe sahip olmak, ve hayatına dair kontrolde hissetmek. 

Kalıplara ve alışkanlıklara, rutinlerimize çok bağımlıyız. O kalıplardan çıkabilmek, sıfırdan düşünüp tercih yapabilmek belki de seyahatte bizi sürdürülebilir kılan ve hoşumuza giden. Seyahatler yeni birer sayfa benim için. Ama bence bunun için illa çok uzun yolculuklara ihtiyacımız yok, çok uzaklara gitmeden de gezip görebiliriz, keşfedebiliriz, tazelenebiliriz. Yeter ki meraklı gözlerle bakalım, keşfetme hevesi güdelim, dünyayı anlamaya çalışalım. Özgürce düşünelim.

Merve hemşirem, sonra da senin sorularına geçti zihnim. Bize ‘ideal tatil rotalarından’, ‘like alacak destinasyonlardan’ bahsettin. ‘Neden?’ sorusu canlandı yine zihnimde. Kendi deneyimlerimi düşündüm, ve farkına vardım ki bahsettiğin durumlarda aslında ilgimi çeken şey o gördüğüm, kusursuz görünen lokasyondan ziyade ‘orada olduğum kusursuz anın’ hayali. Tıpkı ‘mükemmel insanların ve ailelerin’ olduğu otel reklamları gibi, bize sunulan şey bir lokasyondan ziyade bir hayal aslında. Hem de paketlenmiş, tüketilmeye hazır bir şekilde sunuluyor. O kadar hızlı ve ‘otomatik pilotta’ yaşıyoruz ki bazen, hayalin bile hazırını tercih ediyoruz. Dediğin gibi, bu paketlenmiş hayalleri gerçekleştirmeye çalışmak hiç sürdürülebilir değil. Kalıplardan çıkıp özgürce hayal edebilsek, o ‘herkesin’ gittiği yere gitmek, o trene binmek mi isterdik gerçekten? Sanmıyorum. Herkes o kadar biricik ki, her seyahat hayali nasıl aynı olsun?  

‘Mükemmel aile’ hayali derken ne kast ettiğime kısa bir bakış 👆

Çok gezen mi sürdürülebilir olur, çok okuyan mı?’ sorusuna cevabın ne peki diyecek olursanız, bence ikisi de değil. Kendini ve çevresini anlamaya çalışan sürdürülebilir olur bence. Gezmek de okumak da buna yardımcı olduğu için, sürdürülebilirliğimize katkıda bulunur diyebiliriz tabii.  

Bu arada, bu kadar seyahat konuşmuşken, seyahat konusunda düşündüğüm bir şey var. Adalar çok iyi hissettirmiyor mu? Gerçekten ayak bastığım an zamanın yavaşladığını hissediyorum. Acaba adaları mı konuşsak bir dahakine? 

 

Sevgiler,

Naz 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Burada olay seyahat mi, yoksa keşfetme hali mi?

‘Çok gezen mi sürdürülebilir olur, çok okuyan mı?’ sezon finali!

29 Eyl 2022

Burada olay seyahat mi, yoksa keşfetme hali mi?

YAZARLAR

Naz Yaman

https://aposto.com

İLGİLİ OKUMALAR