Girne gemi faciası: Kazadan kurtulanlar ve kayıp yakınları yaşananları anlattı

Girne-Taşucu seferini yapan FİLOJET feribotunun alabora olması sonucu en az sekiz kişi hayatını kaybetti, 20 kişi ise hâlâ kayıp. Kazadan kurtulanlar ve kayıp yakınları yaşananları Aposto’ya anlattı. FİLOJET’in kötü hava koşulları nedeniyle seferini ertelediği 29 Ağustos’ta aynı hatta seyahat eden bir yolcu ise o gün hava koşullarının kazanın yaşandığı 30 Ağustos’tan daha ağır olduğunu söyledi.
Girne gemi faciası: Kazadan kurtulanlar ve kayıp yakınları yaşananları anlattı

30 Ağustos Pazar günü Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere yola çıkan FİLOJET isimli yolcu feribotu, limandan ayrıldıktan yaklaşık 15 dakika sonra su almaya başlayarak alabora oldu. 259 yolcu ve sekiz mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğu gemide en az sekiz kişi hayatını kaybetti, 241 kişi kurtarıldı. En az 20 kişiyi arama çalışmaları ise sürüyor.

  • Kazanın ardından sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, feribot henüz seyir hâlindeyken yolcuların geminin geri dönmesi için bağırdığı, içeri su girmesinin ardından ise panik yaşandığı görülüyor.

Kazadan kurtulan yolcular da geminin hareketinden kısa süre sonra şiddetli şekilde sallandığını, ardından içeri su girmeye başladığını, can yeleklerine ve çıkış kapılarına ulaşmakta güçlük yaşadıklarını anlatıyor.

Kazanın kesin nedeni hâlâ bilinmiyor. Kaptan ve mürettebat, dalgaların geminin ön bölümünün kopmasına neden olduğunu savunurken, geminin neden su almaya başladığı, yolcuların geri dönme taleplerine neden karşılık verilmediği ve tahliye sürecinin nasıl yürütüldüğü yanıt bekleyen sorular arasında.

  • Kazanın ardından kaptan ve yedi mürettebatın da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında soruşturma başlatılırken geminin teknik durumu, bakım geçmişi, sefer kararı ve güvenlik prosedürleri de incelemeye alındı.

Kazazedeler ve kayıp yakınlarına yaşadıklarını sorduk. FİLOJET’in kötü hava koşulları nedeniyle seferini ertelediği 29 Ağustos’ta aynı hatta yolculuk yapan bir yolcu o günkü hava koşullarının kazanın yaşandığı 30 Ağustos’tan daha ağır olduğunu söyleyerek, "Dalga boyları çok daha yüksekti, hava kapalı ve yağışlıydı. Gemi çok şiddetli sallanıyordu. Hayatımda yaptığım en zor yolculuktu. Yolcular arasında büyük bir panik vardı, bazı yolcular fenalaştıdedi.

Kayıp yakınları anlatıyor: ‘Bize açıklama yapmıyorlar, kardeşlerim nerede?’

Kazadan bu yana haber alınamayan en az 20 kişi arasında Mustafa ve Mahmut Demir kardeşler de bulunuyor.

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yaşayan ve ahşap kalıp ustası olarak çalışan iki kardeş, yaklaşık üç ay önce çalışmak için KKTC’ye gitmişlerdi. İki çocuk babası olan kardeşlerden Mustafa Demir’in eşi ise üçüncü çocuklarına hamile.

Mustafa ve Mahmut Demir, izin alarak ailelerinin yanına dönmek üzere Girne-Taşucu seferine bindi ancak kazadan bu yana kendilerinden haber alınamıyor.

Aposto’ya konuşan kardeşlerin ağabeyi Mehmet Demir, aileye henüz ayrıntılı bir bilgi verilmediğini söylüyor.

Demir, konsolosluk tarafından arandığını ve kardeşlerinin hayatını kaybedenler veya hastaneye kaldırılanlar arasında olmadığının, kayıp olarak arandıklarının kendisine bildirildiğini aktarıyor: 

“Şu anda herhangi bir açıklama yapmıyorlar. Bugün saat 10.30’da konsolosluk beni aradı. Kardeşlerimin hastanede veya hayatını kaybedenler arasında olmadığını, kayıp kişiler arasında olduklarını söylediler. Bunun dışında bize verilen başka bir bilgi yok.”

Kendisi Reyhanlı’da olan Demir’in bir diğer ağabeyi ise arama çalışmalarını takip etmek üzere bölgede bulunuyor. Aileye, 1 Eylül'de Türkiye’den gelecek bir gemiyle batan feribotun çıkarılmasının planlandığı ve ardından kendilerine bilgi verileceği söylenmiş:

“Abim orada, çalışmaların devam ettiğini söylüyor. Bize yarın Türkiye’den bir gemi geleceğini, batan gemiyi çıkaracaklarını ve ondan sonra bilgi vereceklerini söylediler.”

Mehmet Demir, kardeşleriyle son kez kazanın yaşandığı sabah saat 10.00 civarında konuştuğunu söylüyor:

“En son saat 10.00 civarında konuştuk. ‘Abi, biz birazdan yola çıkacağız’ dediler. Hava şartları nedeniyle sefer gecikti, saat 12.30’da yola çıktılar. O saatten beri kendilerinden haber alamıyoruz.”

‘Can yeleği bulamadık, kapıları üzerimize kapattılar’

Kazadan kurtulan Deniz Özpolat ise kaza sırasında yaşananları şöyle anlatıyor:

“Gemi dalgaların üzerinde sekerek gidiyordu. Suyun içinde ilerlemiyordu, adeta uçuyordu, dalgaların üzerinde zıplaya zıplaya gidiyorduk. Daha çok açılmamıştık. Bir süre sonra içeriden, deliklerin olduğu yerlerden sular fışkırmaya başladı. Biz ‘Sahil Güvenlik’i arayın’ diye bağırdık. Bir kişi gelip ‘Sorun yok, bu normal’ dedi.”

İçeri su girmesinin ardından yolcuların paniğe kapılarak çıkış kapılarına yöneldiğini anlatan Özpolat, bu sırada can yeleklerine ulaşamadıklarını ve kapıların kapalı olduğunu belirtiyor:

“İnsanlar panik yaptı, çıkış kapısına doğru ilerledik. Orada personel vardı. Beyaz gömlekli biri de vardı, kaptan olduğunu düşündüm. Can yeleği bulamadık. Kapıya gittiğimizde kapıyı üzerimize kapattılar, ‘Bekleyin, sizi çıkaracağız’ dediler. Çıkamadık. Kapıyı daha sonra açtılar.”

Kapılar açıldığında can kurtarma botlarının denizde olduğunu ve yolcuların bunlara ulaşamadığını söyleyen Özpolat, gemiden denize mazot boşaldığını da aktarıyor:

“Kapı açıldığında botların hepsi denizdeydi, hiçbirine ulaşamıyorduk. İnsanlar atlamakta zorlandı. Suya mazot boşalmıştı. Biz de suya atladık. En büyük korkumuz gemi batarsa bizi de suyun altına çekmesiydi.”

Geminin yan yatıp batmaya başlamasının ardından bazı yolcuların içeride sıkıştığını söyleyen Özpolat, diğer yolcularla birlikte camları kırarak insanları çıkarmaya çalıştıklarını anlatıyor:

“Birçok insan geminin içinde kaldı çünkü bazı kapılar kapalıydı. Gemi batmaya başlayınca camı kırıp insanları çıkardık. Suda çocuklu bir aile vardı. Anne ve baba da oradaydı. Çocukları kurtarıp can kurtarma botuna aldık, hep beraber çıktık.”

Kurtardıkları arasında çok küçük bir bebeğin de bulunduğunu söylüyor:

“Çok küçük bir bebek vardı. Ben de elimden geldiğince Sahil Güvenlik’i o tarafa yönlendirmeye çalıştım.”

‘Hayatımda yaptığım en zor yolculuktu’

Hava koşulları soruşturmanın önemli başlıklarından biri ancak kazanın doğrudan nedeni olduğuna ilişkin henüz bir kanıt yok. FİLOJET’in seferinin aslında 29 Ağustos Cumartesi günü yapılması planlanıyordu. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, kötü hava şartları nedeniyle yolculuğun bir gün ertelendiğini söyledi.

  • Ancak FİLOJET’in seferinin kötü hava koşulları nedeniyle ertelendiği 29 Ağustos’ta Girne-Taşucu hattındaki seferler tamamen durmadı.

Aposto’ya konuşan Mehmet, 29 Ağustos Cumartesi saat 12.00’de Girne-Taşucu hattında sefer yapan feribottaydı. Mehmet, olumsuz hava koşullarına rağmen seferin yapıldığını söylüyor.

Mehmet’e göre, o gün hava koşulları FİLOJET kazasının yaşandığı 30 Ağustos’a kıyasla çok daha ağırdı. Yüksek dalgalar, yağmur ve kapalı hava nedeniyle gemi şiddetli şekilde sallanırken yolcular arasında büyük panik yaşandı:

“Dalga boyları çok daha yüksekti, hava kapalı ve yağışlıydı. Gemi çok şiddetli sallanıyordu. Hayatımda yaptığım en zor yolculuktu. Yolcular arasında büyük bir panik vardı, bağırışlar, korkular vardı. Bazı yolcular fenalaştı.”

Mehmet’in de aralarında bulunduğu yolcular, koşulların ağırlaşması üzerine geminin geri dönmesini istedi. Ancak bu talep karşılık bulmadı:

“Biz geri dönülmesi gerektiğini söyledik. Bize gerekli tüm önlemlerin alındığını, hava koşullarının sefer için olağan olduğunu ve herhangi bir olumsuzluk bulunmadığını söylediler. Yolculuğun ilerleyen saatlerde daha rahat geçeceğini belirttiler. Ancak gemi çok kötü sallanıyordu ve panik giderek büyüyordu.”

Mehmet, “Kaza o gün, yani 29 Ağustos'ta yaşansaydı hava şartları nedeniyle bize ulaşmaları çok daha zor olurdu” diyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR