
Görsel: Frances Cannon
Bu 24 Kasım’da geriye bakıp 22 senedir beni etkileyen öğretmenlerimi düşünüyorum. O kadar çok isim aklıma geliyor ki, kendimi fena hâlde şanslı hissediyorum. Birçoğunu uzun zamandır göremediğime hayıflanıyorum.
Sonra bir de her gün görüştüğüm, konuştuğum, yaşıtım öğretmenlerim geliyor aklıma; yani arkadaşlarım. “Arkadaşlar iyi ki varlar!” diyorum, benim için sürekli öğrenciliğin, yaşadıkça öğrenip, öğrendikçe yaşamanın anahtarı onlar.
Okullarda esamesi bile okunmayan o kadar çok konuyu arkadaşlarımdan öğrendim ki! Örneğin ilkokulda düzenlenen “regl semineri” geliyor aklıma, tüm kızlar aynı odada toplanınca deliren erkek öğrencilerin camlardan kapılardan attığı bakışlar, ergenliğin verdiği utanç, ve havasız bir odadaki baş ağrım eşliğinde dinliyorum anlatılanları. Hiçbir şey anlamıyorum. Sonraları mahalleden bir arkadaş ped nedir, nasıl takılır anlatıyor da, rahata eriyoruz.
Benzer ruh hâlleri içinde feminizmi, politikayı, iklim krizini ilk kez arkadaşlarımla konuşuyorum yıllar içinde. Aramızdan biri konu uzmanı olduğundan değil ama beraber öğrenme gayemiz sayesinde çok besleniyoruz. Bazen de teorisine hakim olduğumuz konuların pratiğini yaparken destek atıyoruz birbirimize.
Benim için bunun en net örneklerinden biri taciz - mobbing anıları. Böyle toksik davranışların tanımlarını kitaplardan pek iyi biliyoruz da başımıza gelince kilitleniveriyoruz. Benzer zamanlarda iş hayatına girince, birbirimize çokça işyeri hikâyesi anlatıyoruz. Kimi vakalarda bir yöneticinin haddini aştığını beraber keşfediyoruz. Ya da daha erken yıllarda, bir gün okuldan çıkıp dershaneye yürürken lise üniformamız üzerinden sözlü tacize maruz kalıyoruz, ilk şok geçince başımıza geleni konuşa konuşa bir dahaki sefere vereceğimiz tepkileri planlıyoruz.
Feminist literatür bu günlük dayanışmalardan ve kadınlar arasında yaratılan kız kardeşlik ilişkisinden bolca bahseder. Ancak esas etkilerini üniversitelerimizin, aile evlerimizin güvenli ortamından çıkınca anlıyoruz. 20’li yaşlarım arkadaşlarımın canını yakan taciz, sözlü-fiziksel şiddet, mobbing, sevgiliden/eşten ayrılma hikâyeleriyle dolup taşıyor. Tek yapabileceğimiz dayanışma ve birbirimizi korumayı öğrenme.
Öğrenmemiz kriz zamanlarına sınırlı kalmıyor neyse ki! Kendimizi geliştirmeyi de öğreniyoruz beraber. Mesela bendeniz yıllardır vegan olmak istiyor ama korkuyorum, vicdanım rahat etmediği hâlde süt ve yumurta tüketmeye devam ediyorum. Vegan beslenmeyi beceremem, vücudumu iflasa sürüklerim sanıyorum. Sonra bir arkadaşımın desteğiyle ilk adımı atınca gerisi kolaylıkla geliyor. Tabii öğrenmem, araştırmam gerekiyor, ama ilk tariflerimi arkadaşlarımdan topluyorum. Spora başlarken danışabileceğim bir başka arkadaşım, araba sürüş becerilerimi geliştirmeme yardım eden bir başka arkadaşım, bana okuduğum en etkili kitapları öneren bir arkadaşım daha…
Okullarda karşıma çıkan öğretmenlerime müteşekkirim, ancak bu 24 Kasım’da arkadaşlıklarımı kutluyorum. Bildiğim şeylerin çoğunu bana öğreten okul arkadaşlarımı, mahalle arkadaşlarımı, öğrenci kulübü arkadaşlarımı, yurttaki oda arkadaşlarımı, iş arkadaşlarımı, ev arkadaşlarımı, ve daha nicesini!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Merve Nur Okutan
Yazar @ 20'lik

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




