Göçmen mahallelerinde yaşam

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Göçmen mahallelerinde yaşam
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer (…)
“Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi."
Edip Cansever, Mendilimde Kan Sesleri
Esra Kaya Erdoğan
Türkiye, özellikle 2010’lu yılların ortalarından itibaren aldığı yeni göç dalgalarıyla, dünyada en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda. 3,3 milyondan fazla Suriyelinin yanısıra başka ülkelerden 300.000’den fazla mülteci ve sığınmacı, ayrıca 1,3 milyondan fazla ikamet izinli yabancı ve bilemediğimiz sayıda düzensiz göçmen Türkiye’de yaşıyor. Bu tabloya rağmen göçmenler ve mültecilerin sayıları, yaşadıkları toplumsal koşullar, kamu ve özel sektör hizmetlerine erişimleri hakkında resmî veriler bilim insanları, gazeteciler ve sivil toplum örgütleri gibi aktörlerle çok sınırlı düzeyde paylaşılıyor. Bu konuda yapılan önemli akademik araştırmalar olmakla birlikte, onların da bazı doğal kısıtları var.
"Göçmen Mahallelerinde Yaşam" araştırması, Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin (HBSD) Almanya’da yapılan entegrasyon izleme raporlarına (Integrationsmonitor) benzer bir çalışmayı yapma önerisi ve Türkiye’deki göçmenlerin “sosyal uyumu veya entegrasyonu” hakkında bütüncül bir veri oluşturma ihtiyacıyla ortaya çıktı. Ancak, araştırma ekibi olarak, uyum ve entegrasyon kavramlarının içerdiği kategorikleştirme, yeknesaklaştırma ve çok yönlü etkileri yok sayma eğilimlerine mesafeli olmamız nedeniyle araştırmanın teorik ve yöntemsel tercihlerini “toplumsal katılım” eksenine yerleştirdik.
Toplumsal katılım kavramı ile temel haklar olan emek piyasasına dahil olabilme (çalışma), barınma, eğitim ve sağlık gibi haklara ulaşma ve dolayısıyla kamu hizmetlerine erişimi kast ediyoruz. Bunun yanısıra göçmenlerin ve mültecilerin toplumsal katılımı hakkında veri toplanacaksa bunun yerlilerin (diğer bir deyişle Türkiyelilerin veya ev sahibi toplumun) deneyimledikleri benzer süreçlerden bağımsız düşünülmemesi gerekiyordu. Bu açıdan göçmen ve yerlilere dönük bir karşılaştırmanın; resmî istatistikî ortalamalara göre değil, sınıflı bir toplumun yapısal nitelikleri bağlamında sosyo-ekonomik ve mekansal konumlandırmalarla yapılması anlamlı olabilirdi.
Toplumsal katılım kavrayışıyla, karma yöntemle tasarlanan (sayısal ve nitel veriden oluşan) araştırmanın veri toplama sürecini ağırlıkla 2022 yaz aylarında tamamladık. Sıcak bir yazdı. Pandemi öncesinde başlayan ve ardından derinleşen eşitsizlikler, işsizlik, ev kiraları başta olmak üzere temel gider ve tüketim kalemlerinde şok dalgaları biçiminde yaşanan ani fiyat artışları, gelirlerdeki kayıplar, toplumun 2023 Mayıs ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri atmosferine girmiş olması gibi bir dizi etken eşliğinde sayısal ve nitel veriyi topladık. Bilhassa seçim sürecine yaklaştıkça tonu ve yönü göçmen karşıtlığı temelinde yükselen popülist siyasal dil etki havzasını genişletirken göçmen nüfusu tedirgin edecek türden pratikleri de körüklüyordu. Bu arka plana rağmen, araştırmanın temel sonucu olan bazı tespitlerin izlerini sahada sürmek o günlerde de mümkündü. Mülteci ve göçmen topluluklar, yaşadıkları tüm olumsuz ve ağır koşullara rağmen Türkiye toplumunun bir parçası hâline gelirken, göçmenlerin yaşadığı yoksunlukların bir kısmı yerli komşuları tarafından da deneyimleniyordu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Göç çalışmalarına dair küresel bir resim ve Türkiye'de göçün hikayesi üzerine
10 Ara 2023

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR
Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.
26 Nis 2026

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.
12 Nis 2026

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.
29 Mar 2026

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.
08 Mar 2026

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.
15 Şub 2026



