Görüşmemek Üzere!

Newcastle United taraftarının Ashley'e karşı olan nefretinin sebebi ne?
Görüşmemek Üzere!

Newcastle United’ın bir dönem çıkmaza girse de sonu mutlu biten sahip değiştirme süreci tamamlanır tamamlanmaz kendimi taraftar forumu Toontastic.net’e attım ve bir sayfada şu mesaj dikkatimi çekti: ‘14 yıl boyunca bu anı bekledik!’

Arap iş adamlarının Manchester City ve Portsmouth ile başlayan Premier League macerası, olumlu ve olumsuz birer örnekle günümüze kadar uzandı. Prens Muhammed bin Salman’ın başlangıçta yarattığı etki ise bugün için olumlu örneklere bir yenisinin daha ekleneceği tahminini yaptırıyor.

Manchester City’nin sermaye gücüyle ligin dengesinde yarattığı etki, başarılarla doğru orantılı şekilde antipati oranını yükseltti ve yükseltmeye devam edecek. Yine bir Arap sermayesinin ortaya çıkıp dinamikleri tehdit etmesi, 'kendi yağında kavrulan' takımlar için yeni bir nefret objesi doğuruyor. Tüm bunların yanında; Newcastle’a gönül veren milyonlar anın tadını çıkartırken 14 sene boyunca Ashley saltanatında katlandıkları acıları hatırlatıyorlar: Peki Ashley’den neden nefret ediyorlar? Alt başlıklardan bazıları; Kevin Keegan meselesi, Sports Direct sponsorluğu, Benitez’in kaybı ve çok daha fazlası...

Tüm bu alt başlıklar, çoktan oluşmuş bir fay hattındaki gerilimi arttıran ögelerdi. Newcastle United taraftarlarının Ashley’den haz etmemesinin başlıca nedeni; düzenli olarak ilk 6 takım arasında yer alan kulübün bu imajı tamamen yitirip küme düşme yarışında zayıflamış bir markaya dönüşmesiydi.

Kronolojik olarak gittiğimizde; Kevin Keegan’a gösterdiği antipatik tutumun fitili ateşlediğini söyleyebiliriz. 

Keegan, kulüp tarihindeki kült karakterlerden biridir. 2008’de menajer olarak atandığında taraftarlara ‘yeni bir şafak’ı işaret etti, ancak umduğu şey bu değildi. Kendi otobiyografisini yazdığı ‘My Life In Football’ kitabında Mike Ashley ile ilk görüşmesini anlatan Keegan: “Duyduğum şeyler hoşuma gidiyordu fakat sıra kontratımı konuşmaya geldiğinde, belki de bu insanlarla daha ileri gidemeyeceğimi fark etmeliydim” diyerek özetliyor.

Görsel: Chroniclelive


Takımı ligde tutma başarısına tezat şekilde görevinde 1 seneyi bile tamamlayamayan Keegan, Futbol Direktörü Dennis Wise ve Mike Ashley’in kuyusunu kazdığını basına servis ettirerek ikiliyi açık hedef haline getirmişti. Keegan’ın apar topar ayrılığının ardından yapılan Joe Kinnear hamlesi, takımın Championship yolculuğunu hızlandıran bir denemeydi: 4 yıldır menajerlik yapmayan Kinnear’ın son Premier League tecrübesinin 10 yıldan uzun bir süre önce olması, Championship şokunu hafifleten nedenlerin başında geliyor.

Shay Given'in otobiyografisindeki beyanına göre, 2008'de Joe Kinnear'ın Newcastle menajeri olarak atanması, oyuncular tarafından büyük bir hayal kırıklığıyla karşılanmıştı. Menajerliği sırasında bir röportajında N’Zogbia’ya ‘Insomnia’ şeklinde hitap eden Kinnear -oyuncu bunun ardından transferini istedi- 2013’te Cabaye’a ‘Kebab’ demek için Futbol Direktörü olarak kulübe döndü ve başarısızlık zincirini devam ettirdi.

Keegan'ın ardından Kinnear’ın yaşattığı sportif çöküş, Ashley & Wise’a 2 milyon sterlin ederindeki tazminatı ve Premier League’i kaybettirirken bir lakap kazandırdı: ‘The Cockney Mafia’!

Daha sonradan Ashley’nin de hata olduğunu kabul edeceği, kırılma noktalarından biri olarak sayabileceğimiz 2011 yılındaki ‘Sports Direct Arena’ projesinin taraftarların hoşuna gitmeyeceği tahmin etmek zor değildi. Tepkilerin nedenini anlamanız için minik bir not: St James’s Park’ın adı açılışını yaptığı 1892 yılından bu yana değişmiyordu.

Genel Müdür Derek Llambias’ın yaptığı, “Artık kulüpler stat isim haklarından önemli gelirler elde ediyorlar, bu Newcastle için önemli bir dönem olacaktır” açıklaması taraftarı tatmin etmedi. Avans kredisi şirketi Wonga’nın aynı dönem kulübün forma sponsoru olması ise Newcastle’ı politik tartışmaların içine çekti.

Güvenilirliği tartışılan şirketin sponsorluğuna birkaç milletvekili karşı çıktı ve Newcastle’ın taraftar grubu lideri The Guardian'a, kulübün "yasal bir tefeci" ile bir anlaşma imzaladığını söyledi. Temmuz 2013'te Papiss Cissé'nin Wonga sponsorlu formayı ‘mide bulandırıcı’ bulduğunu açıklaması ve giymeyi reddetmesi, yankı uyandıran gelişmelerden biriydi. Anlaşma, tepkilerden dolayı uzun süreli olamasa da Ashley'nin hanesine yazılan bir eksi olarak hatırlanıyor. 

İngiliz kriketçi Steve Harmison’ın o dönemki gelişmeler üzerine yaptığı, ”Bütün bunlar Mike Ashley döneminde gerçekleşti. Onun kulübe yaptıklarını taraftar asla unutmayacak ve affetmeyecek. Takımın siyah beyaz olan renklerini bile neredeyse kırmızı beyaza çevirdi ve Sunderland gibi görünmeye başladık. St James Park büyülü bir yerdir. Oyuncular, yöneticiler gelir, gider ama St James’ın Park hep olduğu yerde kalacaktır” açıklaması ise taraftarlar arasında karşılık bulan ve bugün bile hatırlanan bir açıklama olarak tarihteki yerini aldı.

Fun88 adlı bahis şirketinin akademide giyilen formalara sponsor olmasına izin verdiği için para cezasına çarptırılan Ashley, sportif kararlarda da en az sponsorluk ilişkilerinde olduğu kadar başarısız.

2010’da 102 puanla Championship’i domine eden Chris Hughton’ı bir sonraki Premier League sezonunun ortasında; 11. sıradayken şaşırtıcı şekilde görevinden alan Ashley, kulübün hedeflerinin büyümesi gerektiğine inandı. Kader onu Alan Pardew ile bir araya getirdi. Hughton’ın koltuğunu devralırken 5 yıllık bir kontrat imzalayan Pardew, başarılı geçirdiği iki sezonun ardından 2012’de yeni bir kontratı kaptı; anlaşmaya göre 2020’ye kadar Newcastle United, Pardew’a emanetti. Kontrat süresinin aldığı eleştirilerin ardından Derek Llambias, Alex Ferguson ve Arsene Wenger örneklerini sunmaktan da çekinmemişti. David Meyler’a kafa atma, Pellegrini’ye canlı yayında küfür etme gibi olaylara karışan Pardew’un bileti ise çok geçmeden, 2014’te, sözleşmesinin bitimine 6 yıl kala kesildi.

Mike Ashley için çalışmak isteyen bir menajer bulmak yeterince zorken, küme düştükten sonra gönüllü olarak kulüpte kalan eski bir Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi şampiyonunu bulmak mucizenin kendisiydi.  Ashley bunu korumak için elinden gelen her şeyi yapar mıydı? Görüşüne göre hayır.

Rafa Benitez kuzeydoğuda çok sevildi; kadrosunun durumu göz önüne alındığında mucizeler yaratan bir Premier League ikonuydu. Ancak bu Ashley'i, Benitez’in sözleşmesinin uzatılmayacağı konusunda resmi bir açıklama yapmaktan alıkoymadı. Benitez ise, yönetim kurulunun kararındaki 'güven eksikliğini' gerekçe göstererek Dalian Yifang'a katılmak için şehirden ayrıldı. Bu da bardağı taşıran son damla oldu.

Ashley’nin sabıkalarının detaya inildiğinde artığını görebilirsiniz; Shearer’ın kendisi hakkındaki sert açıklamalarına misilleme olarak stadyumdaki Alan Shearer Bar’ın adını değiştirmesi ve heykelinin yapımını veto etmesi, kanser tedavisinin ardından takıma katılan Jonas Gutierrez’in serbest bırakıldığını bir telefon görüşmesinde rastgele işitmesi, kulübün sahip değişikliğini yıllarca geciktirmesi bir çırpıda akla gelen maddeler.

Ashley, ‘bir heves’ olarak adlandırdığı Newcastle United hikayesinin sonuna, arkasında pek çok başarısızlık biriktirerek geliyor ve Premier League’de küme düşmeyen Newcastle’a bu duyguyu iki kere yaşatarak tarihe geçiyor.

Görüşmemek üzere Ashley!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

This Is England Mini Seri: 'A New Era Begins' #2

Steve Bruce'un Yolu, Mike Ashley Döneminin Özeti.

13 Eki 2021

This Is England Mini Seri: 'A New Era Begins' #2

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR