Umumun talep ve israrı üzerine meşhur müzisyen Açelya bu akşam Zevk Gazinosu’nda hayranlarını mest edecek. Bu kere en muktedir hanendeler tarafından okunan ve pek kıymetli bestekarların eserlerini ihtiva eden mutena şarkı, gazel ve fantezi plaklarını çalacak.
Açelya Hanımın Berlin’den en asri şarkıların yer aldığı plaklarıyla geldiğini evvelce yazmıştık. Açelya Hanım, gecenin neticesine doğru çarliston, lindy hop, swing dans parçaları da çalacak.
Program saat 9’da başlayacak.
Yarın gazetesi, 3 Eylül 1929
Bu yazı, hayal ürünüdür…
1929’da, tam da gramofonun yaygınlaşmaya başladığı yılda plaklardan, kayıtlardan, mahkemelere yansıyan telif süreçlerinden, “benim istediğim şarkıyı çalmadın” kavgalarından, gramofona ahlaken karşı gelenlerden, gazetelerin kampanyalarından bahsedebiliriz, ancak bir kişinin playlist'ine göre plaklarını çaldığı bir DJ performansından bahsedemiyoruz. O günlere gelmemize daha var.
Müzik kaydettiğimiz ve dinlediğimiz teknolojiler arasında insanı en uzun süre oyalayan gramofon oldu. Rekabete girdiği radyoya karşı bazen taşınabilir, bazen de daha elit bir zevk olduğu için öne çıkarken 1960’larda rekabete başladığı kasetlere 1970’lerde yenildi. En az yarım asır ana akım müzik kayıt ve çalma teknolojisi oldu.

Türkiye’nin ilk plak fabrikası, Feriköy’deki Orfeon Plak Fabrikası
1929’a giden süreçte plak ve gramofon
20. yüzyılın başından 1929’a uzanan gramofon teknolojisinin yolculuğunda bazı dönüm noktaları bulunuyor.
- 1900’de İstanbul’da ilk gramofon plak kayıtları gerçekleşti. The Gramophone Co. ve Alman firmalarının gönderdiği teknisyenler aracılığı ile kayıtlar yapılmaya başlandı.
- Blumenthal ailesi plakçılık işine girdi. 1904 yılından itibaren Disc Pour Zonophone ve Odeon firmalarının Türkiye temsilciliğini yaptılar.
- Gramophone Co. firması Türkiye piyasalarına etkin olarak 1907-08 yıllarında girdi.
- Blumenthal ailesi 1912’de ilk Türk plak fabrikası ve stüdyosu olan Orfeon Record’u kurdu. Alman patenti ile çalışan bu fabrika savaş yılları da dahil olmak üzere 10-11 yıl kadar çok önemli kayıtlar gerçekleştirdi.
- Dinî gerekçelerle Türkiye'deki Müslüman kadınlarının seslerini kaydetmeleri uygun bulunmuyordu. Ancak 1926-27 yıllarında kadınların da kayıt yapması gerçekleşebilmişti.
- Gesaryan ailesi, His Master’s Voice (Sahibinin Sesi) adı ile faaliyet gösteren The Gramophone Co. Türkiye temsilcisi oldu. Bu firma yeni teknoloji ile çalışan bir fabrikayı 1927-28 yıllarında İstanbul’da kurdular.

Yaprak Dökümü’nde gramofon
Gramofon bu yolculuğunda toplumsal direnç ile de karşılaşır. Her yeni teknolojide (otomobil, fotoğraf vs…) olduğu gibi, kadınların kayıt özgürlüğünü kazanması 30 yıllık bir zaman kaybına neden olur. Bu süreci Yaprak Dökümü romanından iki pasaj güzel özetler.
1929 yılında Vakit gazetesinde tefrika olarak yayımlanan Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü romanı, Osmanlı Devleti'nin batılılaşma çabasına girdiği dönemdeki toplumsal bunalımlarının aile üzerindeki etkilerini konu alır. Romanın baş kahramanı Ali Rıza Bey ve büyük kızı Fikret değişime direnen "eski"ye körü körüne bağlılığın, kızları Necla ve Leyla ise "yeni"nin simgesi karakterler olarak "değişime umarsızca kendini kaptırmanın” temsili olurlar.
Romandaki sahnelerden bazılarında gramofon bu değişimin bıçak sırtını oluşturur:
İlk bahardı. Cuma pazar günleri evlerinin önünden kadın, erkek alay alay insan geçiyor; karşı ağaçlıklarda danslı kır ziyafetleri oluyordu. Kızlar (Necla ve Leyla) gramofon sesini işittikçe kuduruyorlar, evin içi birbirine giriyordu. Fikret cılız vücudundan ağır tabiatından hücuma başlamıştı; ailenin şerefi vardı. Ali Rıza Bey'in evine dans, sosyete, daha bilmem neler giremezdi!
Uzaktan sesi gelen gramofon ilerleyen sayfalarda artık evin içine girmiştir:
Gramofon bütün gece çalar, çılgın kahkahalar çığlık çığlığa boğuşmalar içinde durmadan dans edilirdi, temelinden sarsılıyor gibi olan evin harap tavanlarından toz yağmuru yağardı.

Dönüm noktalarından sonra 1929’larda artık kahvelerde gramofon çalıyor, postane önlerinde seyyarlar plaklar satıyor, plaklara ders kaydı alınıyor, gramofonlar öğretmen eksikliğini gideriyor, yerli malı haftasında tanıtım ve propaganda amaçlı gramofondan plaklar çalınıyordu… Sadece müzik değil, gündelik hayatın bir parçası oldu...
Bir yerde kendisini görmeseniz de uzaklardan bir yerden gramofon sesi gelir olmuştu. Bir arkadaş topluluğu bir parka, bahçeye giderken yanlarında gramofon taşıyordu. Kısa bir vapur seyahatinde bile yolculardan biri gramofonunu kuruyor, iğnenin altına plağını yerleştiriyordu.

1932, postane önü seyyar plakçı
Akşam gazetesinin gramofon ile savaşı
Gramofon İstanbullu için yaygınlaşan bir eğlence aracı olsa da Akşam gazetesi negatif propaganda yapmaya devam ediyordu.
Mesela 6 Haziran 1929 tarihli bir boşanma davası haberine göre, kocasının kendisine yeteri kadar ilgi göstermediğini iddia eden kadın ihtiyaçlarını sıralarken sözlerini şöyle bitiriyor: “... gramofon ve dans!”
15 Temmuz 1929 tarihli, "Çirkin Manzaralar" başlığının atıldığı haberde ilk cümle: "Vapur güvertesi Balıkpazarı meyhanesi değildir." Haberin devamında rakı masası da kurduklarını anladığımız yolcular hakkında şu satırlar yazılmış: "Güvertenin bir köşesine bir gramofon kurarak, diğer köşesinde berbat bir ut ve uda refakat ile gazel söyleyerek, yolcuların kulaklarını patlatacak derecede gürültüden çekinmiyorlar.”

Akşam gazetesi ise asıl ‘efsane’ haberini 23 Ekim 1929’da patlatıyor. Bir cinayetin suç ortakları bir anda içki ve gramofon oluveriyor. Bu haberle birlikte müzik ve alkolün bir araya gelmemesi için çabaların epey eskiye dayandığını anlıyoruz.
Gazetelerden gramofon kampanyaları
Akşam gazetesi gramofona çeki düzen vermeye çalışadursun, diğer gazeteler 1929 yılında kampanya üzerine kampanya düzenliyor.

Vakit, gazetenin kulak kısmına ayırdığı kupon ile okuyucularını ismini verdiği dükkanlardan indirimli alışveriş yapmaya davet ediyor. Bu dükkanlardan biri de İnci Gramofon Mağazası. En önem verdikleri indirim bu olacak ki gazetenin ilk sayfasında bu mağazanın fotoğrafını yayımlamışlar.

Cumhuriyet de bu kampanya furyasından geri kalmıyor; okuyucularına anlaşmalı mağazalarda indirim yapan bir “ucuzluk kuponu” hediye ediyor. Bu kupon Türkiye’nin birçok ilinde geçerli. Bu sebeple anlaşmalı mağazaların sattıkları ürünlere göre alfabetik sıralı listesini de yayımlıyorlar. G harfinde yer alan GRAMAFON, PLAK ve AKSESUARLARI maddesinde tam olarak dokuz mağazanın ismi yer alıyor. Mesela bu sayı indirim listesinde ismi geçen kasaplardan fazla, kunduracılarla eşit, parfüm dükkânlarından az…

Milliyet ise gramofon kampanyasını apayrı bir yere taşıyor: Sorulara doğru cevap veren 1000 Milliyet okuyucusuna ücretsiz gramofon yolluyor.
Rakı alana gramofon hediye

Bir başka ilanda ise Baküs rakısı bir kampanya düzenliyor. Rakıyı ancak açtıktan sonra erişebilen bir kağıt üzerinde 11 farklı hediyeden birini yakalamak mümkün. İlk sıraya Sahibinden Sesi marka gramofon yazılmış.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
istanbulun üzüm bağları, bağ bozumu, hafız sami, gramofon
27 Eyl 2022

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



